Öne çıkan

Bir Başkadır dizi müzikleri

Yapımcı ve yönetmenliğini Berkun Oya’nın yaptığı, günlerdir konuşulan “Bir Başkadır” adlı Netflix dizisi hikayesi, oyunculukları ve çekimleri kadar müzikleriyle de dikkat çekiyor. İşte Türkiye’nin çok konuştuğu bu dizide geçen müzikler..

Bir Başkadır Dizi Müzikleri

Fragman

Canicule – Francis Lai

1.Bölüm

19:35 Bir Başkadır (Açılış Kredisi Teması) – Cem Yılmazer

43:19 Gündüzüm Seninle – Ferdi Özbeğen

Clair De Femme – Jean Musy

Emmanuel – Michel Colombier

2.Bölüm

04:16 Mourir D’aimer – Franck Pourcel

23:59 Mary’nin Teması – Stelvio Cipriani

41:33 O Günler – Ferdi Özbeğen

Gustavo – Cem Yılmazer

3.Bölüm

Canicule – Francis Lai

Mercury Falls (A) – West One Müzik Grubu

Rendezvous (A) – West One Müzik Grubu

Northbound Again (A) – West One Music Group

4.Bölüm

TYTB – Cem Yılmazer

Çölün Nefesi (A) – West One Music Group

Deprem – Cahit Berkay

hiçbiryer – Cem Yılmazer

Kuru Martini – Philippe Sarde

Ödüğümde Mezarıma Gelir Misin – Zerrin Özer

Re-Shashkin – Omar Faruk Tekbilek

Bosphore – Yönetmen Maurice Pialat

5.Bölüm

cembir – Cem Yılmazer

1 Adelfi – Stamatis Spanoudakis

Fidayda – Naz Müzik

Un Homme Qui Me Plait (Concerto Pour La Fin D’un Amour) – Francis Lai

6.Bölüm

Nuit Du 17 Ekim 2017 (Sıra 8) – Jean Musy

La Maison Est En Ruine – Claude Morgan, Michel Delpech, Jean-Michel Franck Rivat

Wrecking Ball (A) – West One Music Group

JM-SM009 – Jean Musy

Pacific Bliss (A) – West One Müzik Grubu

Beyaz Yıldırım – Charles Berstein

Seni Terk Edeceğim – Ferdi Özbeğen

7.Bölüm

TYTB – Cem Yılmazer

Un Homme Qui Me Plait (Concerto Pour La Fin D’un Amour) – Francis Lai

dayko – Cem Yılmazer

Garip Atmosfer – Setuniman

Clair De Femme (A5) (Tema Joue Au Toregatto) – Jean Musy

Arkadaşım – Cahit Berkay

8.Bölüm

Clair De Femme – Jean Musy

La Maison Est En Ruine – Claude Morgan, Michel Delpech, Jean-Michel Franck Rivat

Ceaser & Kleopatra Teması – Russ Örneği

L’ultima Neve Di Primavera – Franco Micalizzi

Clair De Femme (A5) (Tema Joue Au Toregatto) – Jean Musy

Han Sarhoş Hancı Sarhoş – Mahzuni Şerif

Çoban Yıldızı – İstanbul Gelişim Orkestrası

Sürü – Yılmaz Güney

Öne çıkan

Selda Bağcan : Üretmek beni dinçleştiriyor!

Protest müziğin önemli öncülerinden bir dünya starı Selda Bağcan çıkardığı ’40 Yılın 40 Şarkısı 2′ isimli albümüyle müzik dünyasını hareketlendirdi.

Usta sanatçı Selda Bağcan, “Karantinanın başlarında iyi değildim ama bu albüm çıkınca moralim bir anda düzeliverdi. Ürettikçe dinçleşiyorum. Kimse şu süreçte bir şey yapmazken ben yapmak istedim” dedi. ’40 Yılın 40 Şarkısı 2′ albümü kısa sürede hem müzik marketlerde hem de dijital platformlarda ilk sıraya kadar yükseldi.

Müzik otoriteleri ve müzik severler tarafından tarafından da aldığı güzel yorumlar karşısında da çok mutlu olduğunu dile getiren Selda Bağcan, kendine bir veliaht seçip seçmediğini de “Veliahttım var mı ? Bu ağır bir söylem olur ve benim seçebileceğim bir şey değil. Fakat yeğenim Serenad Bağcan çok iyi yetişiyor. El verdiğim çok isim var. Ben yardım etmeyi severim. Tüm sanatçılarımızdan memnunum.” diye konuştu.

Öne çıkan

Berkay “Kırgınım Ona” diyor

Türk Pop Müziğinin üretken isimlerinden Berkay yeni bir şarkıya daha imza attı. Sanatçı, yeni teklisi “Kırgınım Ona” ile sevenleriyle buluştu. 

“Taburcu”, “Lolita”, “Ömrümün Yarı Kalanı”, “Ele İnat”, “İzmirli”, “İnanırım”, “Gel Gel”, “Benim Hikayem”, “Sen Varsın”, “Ey Aşk”, “Yaz”, “Deliler” şarkılarıyla “Arabest” ve “İz” adını verdiği konsept albümünde yer alan şarkısıyla milyonların kalbini fetheden söz yazarı ve besteci Berkay, yeni şarkısı “Kırgınım Ona” ile yine adından söz ettirecek gibi gözüküyor.

 Son olarak geçtiğimiz kış çıkardığı “İki Hece” ismini verdiği şarkısı ile karantina günlerinde bile uzun bir süre müzik listelerinin zirvesinden inmeyen Berkay’ ın yeni şarkısı “Kırgınım Ona” nın sözü Mert Carim & Ece Ölçer, müziği Mert Carim, düzenlemesi ise Serkan Ölçer imzası taşıyor. 

Öne çıkan

Sezen Aksu’dan sürpriz: “Konduramadım”

Sezen Aksu’nun Okay Barış ile birlikte dinleyicileriyle paylaştığı yeni şarkısı “Konduramadım”, dijital platformlarda yerini alırken sanatçı dostlarıyla birlikte hazırlanan özel bir video klip de Youtube’da yayınlandı. Sezen Aksu, yeni şarkısıyla ilgili bir de mesaj yayınladı.

Tekrar merhabalar,

Bu yeni demo projesinde üstelik de tam pandemiye denk gelen süreçte sunduğumuz hüzünlü şarkılar muhtemelen içinizi kıymıştır, en azından benim içimi kıydı. J Bu nedenle bu hafta Demo 2 projesine küçük bir ara verip hareketli, hafif, neşeli ve yepyeni bir şarkı seçtim. Okay Barış ile düet yaptığımız bu şarkının adı: KONDURAMADIM. Muhtemelen bu sunumun altında başka bir yazı olacaktı ancak son anda büyük bir sürprizle karşılaştım. Normalde sürpriz sevmem pek ama bu defa sevinçten ağzımı toplayamadım resmen. Seyrettiğiniz video başta sevgili dostum Demet Akbağ olmak üzere klipteki sırayla; Zeynep Bastık, Şanışer, Simge Sağın, Murda, Ayşe Özyılmazel, Kalben, Edis, Ezhel, Mabel Matiz’in bana doğum günü hediyesi. Her birini canıma sokmak istediğim, her birinden öğrendiğim yeni bilgiler için şükran duyduğum bu güzel insanlara teşekkür yetmez elbette… Bu yüzden yüksek müsaadelerinizle bu haftanın şarkısı önce onlara gelsin, sonra ömürlük sizin zaten. J Kendinize ve birbirinize iyi bakın…

Bu arada sınavlara girecek olan genç arkadaşlara başarılar diliyorum. Koşulları değiştirmenin mümkün olmadığı bazı zamanlar vardır, rasyonel düşünce böyle zamanlarda çok önemlidir, çözüm odaklı olmak ve neden-sonuç ilişkisini doğru analiz etmek gerekir; bunu yapabilmek güdülerimizi kontrol etme imkanı da sağlar bize. Kalbim ve dualarım sizinle, sınava girdiğinizde de dua ediyor olacağım… Mevlana’nın sözleriyle bitiriyorum: “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var…”

Not: Şarkımızın iki versiyonu var, bu versiyon Ozan Bayraşa’nın Rework’u. (“Rework” teknik bir terim, bir tür yeniden üretim anlamını taşıyor.)  Orijinal versiyonunu ise Okay Barış’ın düzenlemesiyle bütün müzik platformlarından dinleyebilirsiniz.  

Öpemiyom, öpüşmek yasak…

SEZEN

Öne çıkan

Arabeskin yeni starı

Arabesk müziğinin yeni ismi Meltem Erensoylu, Ferdi Tayfur’un ‘Sevda Yelleri’ adlı şarkısını piyasaya sundu.

2019 yılının son yarısına önce Cameron Cartio feat Khaled’in söylediği ‘Henna’ şarkısının Türkçe adaptasyonu ‘Hey Ya’ ile müzik dünyasında adını duyuran Meltem Erensoylu, Ferdi Tayfur’un ‘Sevda Yelleri’ adlı şarkısını yeniden yorumladı. Şarkının düzenlemesini Mustafa Ceceli yaptı.

Başarı grafiği günden günde yükselen müzik eleştirmenleri tarafından arabesk müziğin yeni kadın starı olarak gösterilen Meltem Erensoylu ilk albümümün de prodüktörü olan aynı zamanda albümde hem vokal yapıp, gitar çalan ve klibinin de yönetmenliğini yapan Ferdi Tayfur’ vefa örneği göstererek onun şarkısı olan “Sevda Yelleri”ni yeniden yorumladı. Ferdi Tayfur’a sonsuz teşekkürlerini ileten ve en büyük isteğinin Ferdi Baba ile bir düet olduğunu söyleyen Meltem Erensoylu’nun şarkısı dijital platformlarla da en çok dinlenilen listesinde yerini aldı.

‘KİMYAMIZ UYUŞTU’

Meltem Erensoylu’yla kimyalarının uyuştuğunu belirten Mustafa Ceceli, proje ile ilgili şöyle konuştu: “Meltem inanılmaz güzel okudu bu şarkıyı. Geçtiğimiz sene Ferdi Tayfur’un ‘Bana da Söyle’ şarkısının yüksek başarısına tanıklık ettik. İnşallah bu sene de ‘Sevda Yelleri’nin başarısına tanık oluruz.” Ferdi Tayfur’un uzun zamandır sektörde olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu belirten Ceceli, “Biz o eksikliği hissettirmemek adına duayenin, şarkısını Meltem Erensoylu’yla seslendirdik.” dedi.

Öne çıkan

Efza’dan “Şairin Kelimeleri”

“Hüzün Kokar Bu Şarkı”, “Isınsın Biraz” ve “Düzen” teklileri ile müzikseverlerle buluşan ve  İki Kafa Bi’ Ruhdaş isimli EP yi yayımlayan Efza, yeni bir şarkısını müzikseverlerin beğenisine sundu.

İronik ve oldukça şüpheci ancak bir o kadar da sıkıcılıktan uzak ve her bir yüklemin değeri bilenerek yazılmış “Şairin Kelimeleri”nde Efza’nın neredeyse imza niteliğine sahip form ve denge konularında genç bir söz yazarının ustaca yaklaşımını görüyoruz.

“Şairin Kelimeleri”nde yeniden hikayeleştirdiği şarkı sözleri ile elektronik sesler, drum kitler ve canlı enstrümanların birliktelikleri, yer yer perküsyonlar, Jazzy Hop ritimleri tadında aksak bir üslup dikkat çekiyor.

Efza yeni single’ı “Şairin Kelimeleri”ni, ‘’bazı hayatlar vardır… Öncesi, sonrası ya da andayım. Ben anda mıyım?’’  cümleleriyle tanımlıyor.

Öne çıkan

Buket Bengisu’dan yeni tekli: “Asla Asla”

Başarılı sahne performanslarıyla tanınan güçlü yorumcu Buket Bengisu, söz
ve müziği Doğan Kospançalı’ya ait “Asla Asla” isimli ilk teklisiyle karşımızda.2002 yılında Türkiye’yi Eurovision’da da temsil eden sanatçı güçlü yorumu ile dikkat çekiyor.

Düzenlemesi Eser Taşkıran ve Doğan Kospançalı tarafından yapılan şarkıya
gitarda Erdem Sökmen, flütte ve vokalde Doğan Kospançalı, perdesiz bas gitar
ve piyanoda Eser Taşkıran katkıda bulunan isimler. Kayıt ve miks de yine Eser
Taşkıran’a ait.

Yapımcılığını Cem Sayar’ın üstlendiği şarkının klibi, zorunlu ev istirahatı
sürecinde Doğan Kospançalı tarafından stok görüntülerle, sıfır maliyetle
oluşturulmuş.

Buket Bengisu’nun “Asla Asla” isimli ilk teklisi, CS Music & Media etiketiyle
tüm dijital platformlarda yayına girerken video klibi de Youtube’da yayınlandı.

Öne çıkan

Sertab’dan yeni İngilizce şarkı

12 Haziran’da yayınlanacak yeni albümünde ‘Who’s Gonna End’ adlı İngilizce şarkısının olacağını söyleyen Sertab Erener, “Öyle güzel oldu ki. Başı rap ve müziği duymanız lazım” dedi.

BİRLEŞMİŞ Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye, sosyal medyada “Yeni Ufuklar COVID-19 Sohbetleri” serisi başlattı. Proje kapsamında önceki akşam Instagram’da yapılan canlı yayına Sertab Erener konuk oldu. UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi Mert Fırat’ın sorularını yanıtlayan ünlü sanatçı, karantina günlerine ilişkin şunları söyledi: “Bu ömre bir depandemi sığdırmış olduk. Annemi çok özledim. Ne kadar korunursak o kadar hızlı atlatacağız. Bunun bilinciyle evde oturuyoruz.”

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye, sosyal medyada “Yeni Ufuklar COVID-19 Sohbetleri” serisi başlattı. Proje kapsamında önceki akşam Instagram’da yapılan canlı yayına Sertab Erener konuk oldu. UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi Mert Fırat’ın sorularını yanıtlayan ünlü sanatçı, karantina günlerine ilişkin şunları söyledi: “Bu ömre bir depandemi sığdırmış olduk. Annemi çok özledim. Ne kadar korunursak o kadar hızlı atlatacağız. Bunun bilinciyle evde oturuyoruz.”

FİNALDE LANSE EDECEKTİK
Müzik çalışmalarından da bahseden Sertab Erener, “Who’s Gonna End” adlı İngilizce şarkısının çıkışının salgın nedeniyle ertelendiğini açıkladı: “15 Mayıs’ta single’ım çıkıyor. Adı ‘Bu Dünya’. İngilizce şarkım ‘Who’s Gonna End’ var bir de. Öyle güzel oldu ki. Aslında planlarımız çok büyüktü. Amacımız şarkıyı İstanbul’da oynanacak Şampiyonlar Ligi final maçında lanse etmekti. 3-4 yıllık projenin sonuna gelmiştik. Onu da 12 Haziran’da çıkacak albümümde kullanmaya karar verdim. Başı rap ve müziği duymanız lazım.”

PROFESYONEL HASTAYIM
Sertab Erener, koronavirüsle mücadelede ön cephede savaşan sağlık çalışanları için şöyle dedi: “Ben profesyonel hastayım. Çocukluğumdan bu yana doktor ve hemşirelerleyim. Verdikleri emeği iyi biliyorum. Onlar kanatsız melekler. Onları pamuklara sarmamız, iyi bakmamız lazım.”

Öne çıkan

Deeperise & Jabbar’dan yeni bir hit: “Güzelliğin On Para Etmez”

Yayımladıkları şarkılarıyla adından sıkça söz ettiren Türk Elektronik müziğinin sevilen ve başarılı müzisyenleri Deeperise & Jabbar’ın yeni hiti “Güzellin On Para Etmez” Avrupa Müzik markasıyla 1 Mayıs Cuma günü tüm dijital platformlar ve radyolarda yerini aldı.

Sözü ve müziği tarihimizin en önemli halk ozanlarından Aşık Veysel’e ait “Güzelliğin On Para Etmez, Jabbar’ın yorumu ve müziğinde öne çıkan drumlar, bass – gitar, saz ve brass gibi canlı enstrümanlarla dinleyicilere tam bir müzik şöleni sunuyor. Şarkının kaydı ise Mehmet Cem Ünal imzası taşıyor.

Deeperise, daha önce yayımladığı “Raf (feat. Jabbar)”, “Move On (feat. Jabbar)”, “Geçmiş Değişmez (feat. Jabbar)”, İngilizce versiyonu “One By One (feat. Jabbar)” ve “Bildiğim Gibi (feat. Nilipek.)” isimli çalışmalarıyla büyük beğeni topladı ve 80 milyondan fazla izlenen video klipleriyle uzun bir süre müzik listelerinin zirvesinde kaldı.

Öne çıkan

Corona günlerinin çalışkan ismi Cerem Onurluer

Sahnelerin genç assolistlerinden Cerem Onurluer, Corona günlerinde sevenlerine moral olmak için şarkılarını birbiri ardına yayınlıyor. Genç sanatçı “İnsafsız” şarkısının hemen ardından yeni bir single hazırladı. “Zamanı Değil”, 28 Nisan’da Azka Müzik etiketiyle yayınlandı ve dijital platformlarda yayına girdi. Klip de aynı gün müzikseverlerin beğenisine sunuldu.

Liseyi İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın Çalgı Bölümü’nde okuyan, şu an aynı okulda Piyano ve Viyolonsel Bölümü’nde üniversite eğitimi alan Cerem Onurluer, korona günlerinde müzik çalışmalarına hız verdi.

Merhum sanatçı İbrahim Erkal’ın unutulmaz eseri “İnsafsız”ı seslendirerek müzik listelerini altüst eden Onurluer, sevenlerini fazla bekletmeden yeni bir şarkı hazırladı. Etkileyici yorumuyla büyük beğeni toplayan sanatçı, büyüleyici sesiyle yine bir duygusal şarkıya hayat verdi: “Zamanı Değil”.

TARİHİ BİNADA KLİP

Söz ve müziği Hüsniye Kaya’ya ait “Zamanı Değil” şarkısının aranjesine Umut Açıkgöz imza attı. “Sahnelerin en genç assolisti” olarak adından söz ettiren Cerem Onurluer, şarkının klibi için İstanbul Kadıköy Lisesi’nin tarihi binasında kamera karşısına geçti. Çarpıcı sahnelerin yer aldığı klibin yönetmen koltuğunda ise Emrah Özbilen oturdu.

Öne çıkan

Kenan Bilgiç’ten “Düğüm Düğüm”

Türkiye’nin köklü progresif rock grubu Gevende’nin sesi olarak tanınan, yaptığı film müzikleri ile adından söz ettiren, LU Records’un kurucusu, prodüktör, besteci ve gitarist Ahmet Kenan Bilgiç yeni albümünün ilk teklisi “düğümdüğüm”ü LU Records etiketiyle 15 Mayıs’ta yayımlıyor.

Bilgiç, solo albümünün ilk teklisinde alternatif bir akustik-elektronik ses dünyası ile dinleyici ile buluşurken bizi nasıl bir albüm beklediğinin ipuçlarını veriyor. Her projesinde farklı yaklaşımlarla karşımıza çıkan sanatçı, bu teklisinde şarkıcı – söz yazarı kimliğini elektronik davul ve synthesizer evreniyle buluşturuyor. Melankolik bir iç hesaplaşmayı anlatan parça cesurca dansa evriliyor.

Albümü pandemi sürecinde paylaşacak olan Bilgiç, kapağı dinleyicileriyle ortak bir hatıra olarak tasarladı. Sanatçı, izolasyon döneminde evde kalan dinleyicilerine bir çağrıda bulundu ve herkesin evinden görebildiği gökyüzünün fotoğrafını çekmesini istedi. Kapak hiç müdahale edilmeden, gönderildiği hali ile kullanılan iki yüze yakın görselin kolajından oluşuyor.

Geçtiğimiz sonbaharın başında “Şey Şey Şey” isimli teklisini yayımlayan Bilgiç, Mart ayında da dünya prömiyerini New York Indian Film Festivali’nde yapan Amerikan bağımsız filmi Draupadi Unleashed için bestelediği müzikleri soundtrack olarak yayımlamıştı.

Biyografi

Ahmet Kenan Bilgiç, Sundance Film Festivali’nde prömiyerini yapan Sarmaşık (2015) ve aynı festivalden Büyük Jüri Ödülü ile dönen Kelebekler (2018) filmlerinin müziklerini besteledi ve müzik süpervizörlüğünü üstlendi. 2011’de yaptığı ilk uzun metraj film müziği Atlıkarınca (2010) ile 30. Istanbul Film Festivali’nde Altın Lale En İyi Film Müziği Ödülü’nü aldı ve birçok film ve görsel projeler için müzik besteledi.

Bilgiç, 2018’de film müziklerini odağına alan LU Records’u kurdu ve birçok soundtrack albümü yayımladı. Almanya’nın önemli avangart tiyatrolarından HAU’da sahnelenen Serenade müzikalinde hem besteci hem oyuncu olarak yer alan Bilgiç, 2019 Tallinn Film Festivali’nde jüri olarak yer aldı ve geçtiğimiz yıl, Serkan Emre Çiftçi ile, İngiltere yapımı “Substratum Live Mapping & Dance” projesi için yaptığı müzik ve ses tasarımı ile “U.K. Theatre & Technology Awards – Best Innovation in Sound” ödülünü aldı. Ayrıca Ahmet Kenan Bilgiç, 39. İstanbul Film Festivali Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde yer alacak.

Öne çıkan

One Love Festival 15 Geri Döndü…

4 yıl aradan sonra “Birlikte Güzel” tarafından “Pozitif” deneyimi ile 15.’si gerçekleştirilen One Love Festival’li resmen kucakladık.

1563786269_OneLoveFestival15_BB_22072019

Ne kadar özlemişiz festivallerde buluşmayı… Hep beraber eğlenmeyi, gerçek samimiyeti, kavgasız, gürültüsüz 7/24  müzik sesleriyle dans etmeyi fark ettim ki; hep beraber bir şeyler yapmayı özlemişiz…

Aslına bakarsanız her sene bir çok festival oluyor ülkemizde ama yaşı benim gibi 30’ları geçen bir nesil var ve bizlerin alışkın olduğu havayı yeniden soluyabilmek bundan 4 sene önceye büyük bir özlemle geri dönebilmek ve yeniden tazelenmek için inanılmaz keyifli bir atmosfer yaratılmıştı.

One Love Festival 15; İstanbul Parkorman ve Volkswagen Arena olmak üzere 2 ayrı mekanda, Birlikte Güzel, Kendine Has, Redbull, Audioban Music Embassy ve King sahnelerinde toplam 30 performans sergilendi. 25 bin müziksever, Years&Years, The Blaze, Michael Kiwanuka, Michael Kiwanuka, Gaye Su Akyol, Oh Land, Al’york, Palms Trax, The Black Madonna ve Black Merlin gibi yerli ve yabancı birçok müzisyen sahne aldı.

Geçmişteki bir çok festivali ne kadar özlediğimizi hatırlattığınız için ve bize güzel bir hafta sonu yaşattığınız için teşekkürler…

 

1563786056_Michael_Kiwanuka__2_

İnstagram: @iremezgimen

 

 

 

Öne çıkan

Saden “Aşkım” ile romantik günlere götürüyor

Uzun zamandır sevenleriyle buluşmayı bekleyen Saden, sıcak ve romantik bir aşk şarkısı olan “Aşkım” ile bizi geçmişin tatlı günlerine götürüyor. Saden’in ses rengi ve yorumuyla dinleyenlere masalsı bir hava yaratan “Aşkım” ın söz ve müziği Saden’e, aranjesi ise Okan Akı’ya ait.

DNC Yapım olarak tüm dijital platformlardaki yerini alan “Aşkım” şarkısına şarkının enerjisini yansıtan nostalji tarzında keyifli bir klip çekildi. Erkan Nas yönetmenliğinde Beykoz Kundura Fabrikası’nda çekilen klipte Saden, eski döneme ait renkli kıyafetler içinde oyunculuk gücünü sergiledi ve pozitif enerjisini ekranlara yansıttı. Klip dijital platformlardaki ve müzik kanallarındaki yerini aldı.

Öne çıkan

Melis Danışmend: “Bazı Günler Unutulmaz”

2016 çıkışlı “Ve Ev” albümüne hiç klip çekmeyen fakat bu kararını bir dinleyicisinden gelen duygu yüklü mesaj sebebiyle değiştiren Melis Danişmend, üç yılın ardından Bazı Günler Unutulmaz’a yönetmen Levent Sevi ile birlikte bir video hazırladı.

1962 yılında Heybeliada’da çekilen ve müzisyen Jak Esim’in ailesine ait olan çok özel görüntüler Bazı Günler Unutulmaz’ın hikayesini çok hisli bir noktaya taşırken, Melis Danişmend videonun ortaya çıkış hikayesini şöyle anlattı:

“Aklımda eskilere ait bir plaj görüntüsü, naif insanlar vardı. Yönetmen arkadaşım Levent Sevi’ye bu fikrimden bahsettiğimde harika bir öneriyle geldi. Yıllardır Sefarad müziğini eşi Janet Hanım’la mükemmel şekilde yorumlayan Jak Esim’in babası Nesim Esim tarafından çekilmiş eski aile görüntüleri. Heybeliada, 1962… Jak Bey büyük bir incelikle videolarını kullanmamıza izin verdi. Levent’le oturduk, gözlerimiz dola dola kurgusunu yaptık. Eskilere aşık, eski zamanlara hayran bir insan olarak en sevdiğim kliplerimden biri oldu bu” diyen Danişmend, albümün ilk ve son videosuyla ona veda etmek istediğini ve artık yeni şarkılar için hazırlık yaptığını söylüyor.

Öne çıkan

Berkay’dan sürpriz şarkılar

Berkay, sevenlerini bu defa “İZ” adını verdiği yeni albümüyle selamlıyor. Berkay’ın geçmiş yılların çok sevilen ve bugün hala çok dinlenen şarkılarından seçtiği 11 parçayı içeren “İZ” albümü, sanatçının müzikal kariyerindeki en güçlü albümlerden biri olmaya şimdiden aday. Başarılı sanatçı merakla beklenen yeni albümünü Avrupa Müzik markasıyla 31 Mayıs tarihinde yayınlıyor.

“Taburcu”, “Lolita”, “Ömrümün Yarı Kalanı”, “Ele İnat”, “İzmirli”, “İnanırım”, “Gel Gel”, “Benim Hikayem”, “Sen Varsın”, “Ey Aşk”, “Yaz”, “Deliler” şarkılarıyla ve “AraBest” adını verdiği konsept albümündeki şarkılarıyla müzik severlerin kalbinde yer edinen şarkıcı, söz yazarı ve besteci Berkay dinleyenlerine “İZ” adını verdiği albümü ile sürpriz yapıyor.

Geçmiş yıllarda müzikseverlerle buluşan ancak bugün hala çok dinlenen, dünden bugüne uzanan 11 şarkıyı “İZ” adını verdiği albümünde yorumlayan Berkay’ın ilk çıkış şarkısı yıllar önce Aşkın Nur Yengi tarafından seslendirilen sözleri Sezen Aksu’ya, müziği Gioanis Parios ve Antonios Vardis’e ait olan “Ayrılmam”. Berkay’ın Türk Pop Müziğinin özel şarkılarını kendine özgü yorumuyla seslendirdiği “İZ” albümünde düzenlemelerde Çağrı Telkıvıran ve Bora Uzer imzası bulunuyor. “İZ” albümün klibini ve fotoğraflarını ise Murat Joker çekti.

Birbirinden hit 11 şarkının yer aldığı albüm “İZ” tüm dijital kanallar ve radyolarda yerini alıyor.

Öne çıkan

İrem Derici’den “Mest Of”

Pop müziğin beğenilen sesi İrem Derici, bir süredir yoğun bir şekilde hazırlandığı yeni albümünü çıkardı. “Mest Of” adını verdiği albümünde kendisinin en sevdiği, mest olduğu şarkıları seslendiren genç şarkıcı albümü için ‘Bu albümdeki şarkılar beni mest eden şarkılar. Dinleyicime hediyem olsun’ diyor.

“Kalbimin Tek Sahibine, Düşler Ülkesinin Gel Git Akıllısı, Dantel , Aşk Eşittir Biz, Evlenmene Bak, Zorun Ne Sevgilim, Bazı Aşklar yarım Kalmalı , Meftun” gibi bir çok şarkısıyla dinlenme ve izlenme rekorları kıran yeni nesil Pop Star İrem Derici geçmiş yılların sevilen şarkılarını yorumladığı yepyeni bir proje albüme imzasını attı. “Mest Of” adını verdiği yeni albümünde Aşkın Tuna, Ayhan Çakar, Feyyaz Kuruş, Kenan Doğulu, Sadun Ersönmez, Seda Akay, Sibel Alaş ve Sezen Aksu’nun sevilen şarkılarının yorumlandığı 8 ayrı İrem Derici şarkısı yer alıyor.

“Mest Of” albümü için Türk Pop Müziği’nin geçmişten günümüze kulaklarımızda yer eden şarkıları arasından ‘söylemekten hoşlandığı şarkılar’ arasından seçim yapan İrem Derici, şarkı seçiminde tercihini kendisini mest eden şarkılardan yana kullandığını söylüyor: ‘Bu şarkılar hakikaten beni ezelden beri mest eden şarkılar. Benim kendi mest of’ um… Dinlerken mest olduğum bu güzel şarkıları bir de ben seslendirmek istedim. Bu albüm dinleyicime benden bir hediye’ cümleleriyle duygularını ifade ediyor.

Prodüktörlüğünü ünlü iletişimci Özgür Aras’ın yaptığı Mest Of albümünü geçtiğimiz gün müzikseverlerle buluşturan İrem Derici şarkıların düzenlemelerinde Alper Atakan ve Mustafa Ceceli ile çalıştı. DMC etiketi ile müzik marketlerde yerini alan geçmiş yılların en sevilen şarkılarını kulaklarımızın pasını alacak yorumuyla yeniden seslendiren İrem Derici’nin “Mest Of” albümünün fotoğraflarını Lara Sayılgan çekti.

Öne çıkan

Sabancı Üniversitesi “Offtown” festivali 4 Mayıs’ta!

Sabancı Üniversitesi, bu yıl geleneksel bahar şenliği konseptine meydan okuyan alternatif bir festival düzenliyor: “OffTown Festival’19”.

Offtown Festival, bu sene 4 Mayıs 2019 Cumartesi günü özgür ruhları şehirden kaçmaya davet ediyor. Offtown Festival öğlen 12.30’da kapılarını ziyaretçilerine açıyor.
Sabancı Üniversitesi kampüsünde gerçekleşen Offtown Festival hepsinin kendine göre bir konsepti olan dört farklı ‘Town’dan oluşuyor:

Dünya mutfaklarından çok çeşitli tatlar ile tanışacağınız Food Court alanında misafirler çok lezzetli zamanlar geçirmeye bekleniyor.

Kendine vakit ayırmak isteyenler Town of Arts and Hobbies ile sosyal ve kültürel etkinliklerin bir araya geldiği, birçok farklı tasarımcının bulunduğu standlarda keyifli vakit geçirebilecek.

İçindeki dansçıyı ortaya çıkarmak isteyenlere Town of Dance and Chill: Özgürce dans edebileceğiniz, dans hocalarıyla workshoplar yapabileceğiniz, çimlerde rahatlayıp uzanıp takılabileceğiniz Town of Dance&Chill. Zaman durmuşcasına sizleri hep beraber dans etmek için doğru adres.

Rekabeti sevenlere ve sınırları zorlayanlara ise Town of Sports: Meydan okumayı sevenleri, benim hayatım spor diyenleri, “profesyonel değilsek ne olmuş ben bunların altından kalkarım” diye kendine güvenenleri Town of Sports ağırlıyor. Korfball oyun alanına, Penaltı yarışmalarına, Archery Tag ile hedefleri on ikiden vurmaya, denge benim işim diyenler için Slackline alanına, Frizbi oynamaya ve daha birçok aktivitenin gerçekleşeceği Town of Sports da gençler farklı spor dalları için bir araya geliyor.

Gün boyu çimlerin üzerinde müzik dinleyip, dans edenlerin olmazsa olmazı Town of Music!

Ve festivali doruk noktasına ulaştıran ünlü sanatçıların ağırlandığı The Main Stage! Alandaki aktiviteler ziyaretçileri festival atmosferiyle bütünleştirirken 15.45’te Main Stage’de müziğin sesi duyulmaya başlıyor.

Offtown Festival Konser Programı :

Main Stage
15.45-16.45- Birileri
17.00-18.00- Zeytin
18.30-19.30 – Mind Shifter
19.45-20.30 – Deniz Tekin
20.45-21.30 – DJ Funky “C”
22.15-23.30 – Son Feci Bisiklet
23.50-01.05 – Hey! Douglas

Tarih: 4 Mayıs Cumartesi 2019
Saat: 12.30
Yer: Sabancı Üniversitesi Kampüsü /Tuzla

 

Öne çıkan

Telli Turnam’a yeni versiyon

Elif Buse Doğan ve müzisyen Tarık İster, Türk halk müziğinin en sevilen eserlerinden biri olan “Telli Turnam” eserine yeni bir versiyon yaptı. Avrupa Müzik markasıyla dijital platformlarda dinleyiciyle buluşan ve söz ve müziği ünlü halk ozanı Musa Eroğlu’na ait olan türkünün bu yeni versiyonunun aranjörlüğünü ise Tarık İster üstlendi. Çalışmada batı müziğinin düzenleme ve çok sesli anlayışının başarılı bir şekilde uygulanması dikkat çekiyor.

Eren Yolcu’nun sazıyla renk kattığı teklinin kamera arkasına ise Alişan Günay Yıldırım geçti. Küçük yaşlardan itibaren halk müziğine gönül veren, kadife sesi ve eğitimiyle müzik piyasasında kendisine bir yer edinen Elif Buse Doğan, yeni çalışmasıyla türküleri gençlere sevdirmeyi amaçladığını belirtti.

Öne çıkan

Bilal Sonses ve Bengü’den “İçimden Gelmiyor”

Yaptığı şarkılarla adından söz ettiren ve her geçen gün başarı grafiği hızla yükselen Bilal Sonses ile Türk pop müziğinin önemli temsilcilerinden annelik heyecanıyla gün sayan Bengü yeni bir şarkı için biraraya geldi. Sözü, bestesi ve aranjesi Bilal Sonses imzalı “İçimden Gelmiyor” şarkısında düet yapan ikilinin video klibi de gösterime girdi. Wovie etiketiyle yayınlanan “İçimden Gelmiyor” şarkısının videosu Ahmet Can Tekin yönetmenliğinde Beykoz Kundura Fabrikası’nda çekildi.

Öne çıkan

Ceren İdil “Düşünme” diyor

Uzun zamandır sanatla iç içe bir hayat yaşayan ve eğitimini hala Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde sürdüren 24 yaşındaki genç müzisyen Ceren İdil, ilk single’ı “Sessiz Sakin”i 2018 yılında müzikseverle paylaşmış ve kısa sürede müzik sahnesinin dikkatini çekmişti.

2014 – 2015 yılları arasında punk grubu Zoo’da vokalistlik yaptıktan sonra yolu prodüktör Eren Erdol ile kesişen Ceren İdil, çalışmalarını hızlandırarak müzik kariyerine güçlü bir giriş yapmayı başardı.

Kendi kurduğu plak şirketi olan Bachi Bouzouk’tan yeni teklisi “Düşünme” yi yayımlayan Ceren yaşamına ve çalışmalarına Prag’da devam ediyor.

Öne çıkan

Can Bonomo’dan 5. albüm: “Ruhum Bela”

Her projesinde farklı ve yenilikçi işlere imza atmasıyla tanınan Can Bonomo “Ruhum Bela” adını taşıyan 5. albümünü Avrupa Müzik markasıyla müzikseverlerin beğenisine sundu. Yaklaşık bir senedir çalışmalarını sürdürdüğü “Ruhum Bela” albümünde 10 şarkıya yer veren Can Bonomo’nun yeni albüm kayıtları The FatLab’de Ali Rıza Şahenk, tarafından yapıldı.

Albümde bulunan 7 şarkının düzenlemesini, diğer albümlerinde de beraber çalıştığı Can Saban, 2 şarkının düzenlemesini Sabi Saltiel ve 1 şarkının düzenlemesini sahne arkadaşı Emre Kula yaptı. Albümün bazı şarkılarında vokal ve vokal koçluğunu ise Fatma Turgut ve Özge Fışkın üstlendi.

Albümlerindeki şarkılarda çeşitlilik sunan Can Bonomo, Nazım Hikmet’ten Atilla İlhan’a, Ulvi Cemal Erkin’den Peter Doherty’ye kadar yıllardır beslendiği sayısız değerli ismin çok kültürlü YakınDoğu müziğini “İstanbul müziği” olarak tanımlıyor.

Bonomo, müzikseverlere yayınladığı mesajında albüm haberini şu sözleriyle duyurdu :

Merhaba Rock’n Rolla;

5. stüdyo albümümüz ‘’Ruhum Bela’’ 5 Nisan’da çıktı. Yemin ediyorum bir heyecan fırtınası yaşıyoruz. Kimsenin ruhu bela filan değil şu an. Bilakis göç mevsimini bekleyen heyecanlı küçük güvercinler gibiyiz. ”Güvercinler göç eder mi?’’ yazmak durumunda kaldım google’a. Kafam o denli çalışmıyor artık. Elbette ederler. Jiroskop’un çalışma prensibine benzer bir yöntemle buluyorlarmış yollarını da. Vay şu ağırlığa, şu havalılığa bak. Hiç albüm çıkarmadıkları ne kadar da belli. Google’a ‘’jiroskop nedir?’’ yazanların gözlerinden öpüyor, esas meselemize geçiyorum. ‘’Meczup’’ albümünden beri düzenli olarak yaşıyoruz bu göç heyecanını. Nereden baksanız güvercinler kadar sürekli. Hoş, biz vardığımız yerde iki sene kadar kalıyoruz. Önümüzdeki iki sene de ruhumuz bela olur, iştirakınızı dört gözle bekleriz konduğumuz dallara. Ne çok aerodinami metaforu oldu. Bunları bir kerede bilinç akışıyla yazmadım mı çok uzun sürüyor, işin içinden çıkamayıp vazgeçiyorum. Bütün bu boş muhabbet zaten yazının ilk cümlesi içindi. 5. stüdyo albümümüz ‘’Ruhum Bela’’ 5 Nisan’da çıktı. Bu. Maksat ilk cümle yalnız kalmasın, üşümesin. ”Lorem ipsum” yazsam da olurdu yani gerisini.

Hala okumakta olan ve benden umidini yitirmemiş güzel dotlarım;

Bu albümü ilk dinleyişte ‘’Meczup’’ albümüne benzettik. Sanki onun evrilmişi, büyümüşü, biraz daha hatlı, biraz daha köşeli ve epey modern bir hali gibi duyduk. Enteresan bir mevzu da yaşandı. ‘’Meczup’’ şarkısı albüm çıkmadan iki ay önceye kadar yoktu. Yazdığım günün akşamı Can Saban’a gönderip dinlettim. ‘’Bunu albüme koymamız lazım.’’dedi. Albüme adını veren şarkıyı kaydetmek için bir daha stüdyoya girdik, dolayısıyla albüm tahmin ettiğimizden bir iki ay geç çıkmış oldu. Benzer şeyleri bu albümde de yaşadık. Albümü çıkaracağımızı söylediğimiz güne yaklaşık bir ay kadar kala ‘’Ruhum Bela’’yı Can Saban’a dinlettim. ‘’Bunu albüme koymamız lazım’’ dedi. Dolayısıyla azıcık geciktik ama geç olsun, güç olmasın. 

Albümde on şarkı var. Söz ve müzikleri bana ait. Yedi şarkıyı Can Saban düzenledi. iki tanesini Sabi Saltiel, bir tanesini ise Emre Kula. Alirıza kaydetti albümü ‘’The FatLab’’de. Mix’ini mastering’ini yaptı. Sevgili canlarımız Özge Fışkın ve Fatma Turgut’un back vokal yaptığı şarkılar var içlerinde. Vokal koçluğu da yaptılar bana. Aslanlar aslanı oldukları için oldu bunların hepsi. Team Bonomo başta olmak üzere emeği geçen herkese bir kere daha kucak dolusu teşekkürler ederim. Yeni albümün habercisi olan ‘’Bardak Taşıyor’’ un klibinde oynayan Rock’n Rolla’ları en sona sakladım. Teşekkürler, teşekkürler!!!

Konserlerde, orada, burada görüşmek dileğim

Ve muhabbetle…

CAN BONOMO

Öne çıkan

Can Uyan’ın Hata’sı

İlk şarkısı “Hadi Sus” ile dikkatleri üzerine çeken Can Uyan, sözü kendisine müziği Kaan Karaca’ya düzenlemesi Gökhan Holat’a ait yeni şarkısı “Hata” tüm dijital platformlarda yerini aldı. 100’e yakın şarkı dinlediğini dile getiren Can Uyan, kendi şarkısını kendi yazmaya karar verdi ve şarkıyı ilk dinleyen ve çok seven Gülben Ergen’in uğuruna inanarak Hata üzerinde çalışmaya başladı. Şarkı sözleri yazmaya devam eden Uyan, müziğin mutfağında olmanın daha heyecanlı olduğunu dile getirdi. Emrah Özbilen yönetmenliğinde çekilen klipte kısa sürede sosyal medyada ilgi gördü.

Öne çıkan

Almanya’dan İran’a bir “Saz” yolculuğu

Sazın öyküsü uğruna, Almanya’dan İran’a uzanan bir yolculuğa çıkan Berlinli genç müzisyen Petra Nachtmanova, “Saz” belgeselinin 38. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleşecek dünya prömiyeri kapsamında sazıyla konser veriyor.

2.000 yıldır kuşakları bir araya getiren sazın, yüzyıllardır nasıl hâlâ birçok kültürün kalbinde yer aldığını öğrenmek isteyen müzisyen Nachtmanova, Berlin’den yola çıkıp yedi ülke, 10.000 kilometre aşarak sazın doğum yeri Horasan’a gidiyor. Yönetmen Stephan Talneau’nun bu yolculuğu bir belgesel haline getirdiği “Saz”da Nachtmanova, sazın öyküsünü Erkan Oğur, Erdal Erzincan, Murat Ertel, Gjovali Shani, Bosnalı Saz grubu “Sevdah”, Suat Kaya, Ayşe Sewaqî, Aşık Mübariz Aliyev ve Seyed Arash Shahriyari gibi müzisyenlerle birlikte keşfediyor.

Petra Nachtmanova, 6 Nisan 2019 Cumartesi saat 20.00’de, Fransız Enstitüsü’nde sazıyla dinleyici karşısına çıkacak.

Öne çıkan

Bedük’ten yeni şarkı: “Hayvan”

Her yaptığı yeni şarkıda popüler müziğe yön veren isimlerin basında gelen Bedük, sözü, müziği ve aranjmanı kendisine ait yeni şarkısı “Hayvan”ı müzikseverlerin beğenisine sundu.

Bedük, kayıtlarını Londra’da yaptığı şarkı için; 2016 yılında çıkarttığı Bi Dans Etsek albümündeki Oynayalım, Bi Dans Etsek ve MFO’nün efsane parçası Sude yorumunun başarısından üç sene sonra tekrar Türkçe hareketli bir şarkıyla karşımızda olmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu belirtirken; önümüzdeki günlerde konser ve festivallerde yoğun bir şekilde dinleyicileriyle buluşacağının müjdesini verdi.

Yeni teklisinin görsel kapak tasarımını da kendisi yapan Bedük, yönetmenliğini kendisinin üstlendiği Hayvan’ın klibini ise yakın arkadaşı Okan Bayülgen’in Mecidiyeköy’deki mekanı Dada Salon’da çekti. Sosyal medya hesabından takipçilerini klibe davet eden Bedük, yoğun ilgiyle karşılaştı ve birlikte kamera karşısına geçtiler. Yıllar önce “Koyver Kendini” klibinde kendisine eşlik eden genç oyuncu Uğur Kurul da yepyeni bir karakter olarak klipte yıldızlaştı.

Sanatçı, “Hayvan” şarkısında her insanın içinde bulunan ama toplum kuralları gereği sürekli içimizde tutmak durumunda olduğumuz hayvanı, içgüdüsel tarafıyla ikilem yaşayan birinin içinde geçirdiği gel-gitlerini yorumluyor.

Öne çıkan

Nilipek.’ten 35mm film ile yeni klip

Son yılların önde gelen kent ozanları arasında sayılan Nilipek., ikinci stüdyo albümü Döngü’den gizli melankolik bir şarkı olan Defne’nin klibini yayınladı. Yönetmenliğini Berkay Küçükbaşlar’ın üstlendiği Defne, tamamen analog kamerayla çekildi ve dijital olarak kurgulandı.

Nilipek.’in Aralık 2017’de yayınlanan ikinci albümü Döngü’nün ilk yarısında yer alan Defne, yalnızlaşma ve yabancılaşmayı bir umudun ışığında anlatıyor. Söz ve müziği Nilipek.’e ait olan Defne’ye gitarlarda Can Aydınoğlu, tuşlularda Ozan Tekin, bas gitarda Umut Çetin ve davullarda Berkay Küçükbaşlar eşlik ediyor. Tamamı Lomokino ile 35mm filme çekilen klip, Nilipek.’e davullarda da eşlik eden Berkay Küçükbaşlar tarafından çekildi ve kurgulandı. Atina ve Selanik’te gerçekleşen çekimlerin ardından kareler tek tek dijital olarak işlendi ve bir araya getirildi.

Lomokino nedir?
Lomography tarafından piyasaya sürülen Lomokino, 35mm film ile analog videolar çekebilmeyi sağlıyor. Saniyede 3-5 fotoğraf çeken Lomokino ile 35mm filmde 30 saniyelik video elde edilebiliyor.

Yönetmen: Berkay Küçükbaşlar

Söz – müzik: Nilipek.
Düzenleme: Nilipek., Can Aydınoğlu, Ozan Tekin, Tufan Büyükgüngör, Berkay Küçükbaşlar
Tuşlular: Ozan Tekin
Elektrik gitar: Can Aydınoğlu
Ukulele: Nilipek.
Bas: Umut Çetin
Davul: Berkay Küçükbaşlar
Miks: Berkant ‘doktor’ Kılıçkap
Mastering: Everett Young

Öne çıkan

İzel “Kendiliğinden Olmalı” albümüyle geri döndü!

Türk pop müziğinin güçlü sesi İzel, 7 yıl aradan sonra Arpej Yapım etiketiyle yayınlanacak “Kendiliğinden Olmalı” adlı albümünü hayranlarıyla buluşturmak için hazır. İzel, yepyeni bir sound ile dinleyici karşısına çıkarken hayranlarına şu cümlelerle sesleniyor: “Siz sabırla bekleyen dinleyicilerim; her günümde arkamda bir sevgi ordusu oluşturduğunuz için hep minnettar kalacağım. Hepiniz her duamda olacaksınız. Kalbinizden öper güzel günlerde dinlemenizi dilerim.”

KLİPTE 600 METRE KUMAŞ KULLANILDI

Albümün ilk klibi Yüzdeyüz Film ortaklığıyla Gökhan Palas yönetmenliğinde; sözleri Meral Turan, müziği Gökçer Turan, düzenlemesi Serdar Ayyıldız’a ait Bizim Ağaç adlı parçaya çekildi. Özgür Mete ve ekibi tarafından 3 ay süren çalışmalar sonucunda 4 özel kostüm hazırlandı ve 600 metre tül kullanıldı. 2 ayrı etapta çekilen klibin ilk bölümü Gümüşsuyu’nda tarihi bir apartmanda diğer bölümü ise Kandilli’deki Adile Sultan Sarayı’nda çekildi.

İZEL ÇELİK ERCAN YILLAR SONRA BU ALBÜMDE BULUŞTU

12 şarkının yer aldığı albüme adını veren aynı adlı şarkının sözleri Sezen Aksu’ya, müziği Ercan Saatçi’ye ait Bırakın isimli şarkının söz-müzik ve düzenlemesi ise Çelik Erişçi’ye ait. Böylece efsanevi İzel – Çelik – Ercan üçlüsü yıllar sonra Kendiliğinden Olmalı albümünde bir araya gelmiş oldu.

Mehmet Güreli’den dinlemeye alıştığımız Kimse Bilmez, İzel’in tutkulu yorumuyla Serdar Ayyıldız’ın farklı düzenlemesiyle yepyeni bir ruha büründü. Daha Ne Kadar, Bugün Erkenden ve Yerine Sevemiyorum adlı parçaların ise söz ve müziği Sinan Akçıl’a ait.

Fersah ve Yas Mühürümdür adlı parçalarda ise Alper Narman ve Onur Özdemir işbirliği var. Aranjeler ise Serdar Ayyıldız, Alen Konakoğlu, Çelik Erişçi ve Sinan Akçıl imzası taşıyor.

Öne çıkan

Kesmeşeker’den “Kadıköy”e plak!

Cenk Taner kaptanlığında 1990 yılında kurulan Kesmeşeker’in geçtiğimiz yıl Ada Müzik etiketiyle çıkan 10. albümü Kadıköy, şimdi Long Play formatında yayınlanıyor. Albümde söz ve müzikler yine Cenk Taner‘e ait olan 10 şarkı bulunuyor: Değişti Zaman, Keçi, Önce Nar Sonra Pancar, Kadıköy’de Çok Güzel Solduk Biz, O, Sonbahar, Litra, Dahi Çocukları Düşlerinden Vururlar, Kadıköy’de Zen ve Az Ya Da Çok.

Kadıköy kayıtlarında, Cenk Taner (gitar, vokal), Canay Cengen (bas gitar, geri vokal, ilginç enstrümanlar) ve Gökhan Özcan’dan(davul) oluşan Kesmeşeker kadrosuna, Cansun Küçüktürk (gitar, geri vokal), Özgür Ulusoy (Hammond, piyano, keman, viyola) ve İlkay Özboyar (Hammond, piyano) eşlik ediyor.

Tüm düzenlemeleri Kesmeşeker’e ait olan albümün kayıt ve mixi Canay Cengen (2017), masteringi Levent Büyük, Çağdaş Şenel (Stüdyo 18), kapak tasarımı ise Engin Güneysu imzasını taşıyor. LP edisyonu için remasteringi İhsan Apça tarafından yapılan albüm 180 gr olarak basıldı. Kesmeşeker “Kadıköy” LP, bugünden itibaren esenshop.com üzerinden ön satışta ve 1Nisan Pazartesi gününden itibaren plak dükkanları ve müzik marketlerde olacak.

Öne çıkan

Fatma Turgut’tan ilk solo albüm habercisi

Model grubunun solisti olarak ünlenen ve grubun dağılmasının ardından solo kariyerine başlayan Türk rock müziğinin başarılı kadın vokallerinden Fatma Turgut, Nisan ayında Avrupa Müzik markasıyla yayınlayacağı ”Elimde Dünya” isimli ilk solo albümü için gün sayıyor. Albümün habercisi niteliğindeki ”Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı teklisini yayınlayan Turgut’un bu yeni şarkısında söz ve müzik Can Bonomo’ya ait. Turgut, şarkının düzenlemesinde ise Barış Ertunç, Hüseyin Deniz ve Ozan İnam ile çalıştı.

Hem “Bir Varmış Bir Yokmuş”un hem de Nisan ayında yayınlanacak olan ”Elimde Dünya” isimli yeni albümün prodüktörlüğünü Fatma Turgut, Tarkan Gözübüyük, Cihan Barış ve Ozan Tügen üstlenirken, single ve albüm kayıtları ise Babajim Stüdyosu’nda gerçekleştirildi.

Murat Onbul’un yönetmenliğinde kamera karşısına geçen Fatma Turgut’un görüntü yönetmenliğini ise Veli Kuzlu üstlendi. Klipte bir fotoğrafçıyı canlandıran Fatma Turgut’un dikkat çeken kostümleri Tanju Babacan tarafından  tasarlandı.

 

Öne çıkan

İrem Derici’den sürpriz 90’lar projesi

Popüler müziğin iddialı seslerinden İrem Derici, hız kesmeden yeni projelerine devam ediyor. Kısa bir süre önce yeni albümünü çıkaran başarılı şarkıcı, şimdi de 6 şarkılık bir cover albümle hayranlarını sevindirecek.

Kalbimin Tek Sahibine, Düşler Ülkesinin Gel Git Akıllısı, Dantel , Aşk Eşittir Biz, Evlenmene Bak, Zorun Ne Sevgilim ve Bazı Aşklar yarım Kalmalı gibi bir çok şarkısıyla sevilen İrem Derici prodüktörlüğünü ünlü iletişimci Özgür Aras ‘ın yaptığı sürpriz bir projeye imza atıyor.

Söylediği aşk şarkılarıyla kendine özel bir kitle yaratan Derici , 90’ların şarkılarından oluşacak yeni cover albümü için şimdiden çok heyecanlı olduğunu söylüyor. İrem Derici, “6 şarkılık 90’lar cover albümü yapıyorum. Benim 90‘larda en sevdiğim şarkılardan oluşan bir albüm olacak. İki slow şarkı, dört tane de hoppa cubba şarkıların olduğu, biraz yırtık aranjmanların olacağı bir albüm olacak. Albüm yapmayacağım diyorum ama kendimi tutamıyorum, bilinçsizce yine albüm yapıyorum” cümleleriyle heyecanını paylaşıyor.

Öne çıkan

Sibel Tüzün albümleri yeni soundlarıyla dijital platformlarda

Türk pop müziğinin önemli isimlerinden Sibel Tüzün’ün unutulmaz 4 albümü yeni soundlarıyla hayranlarıyla tekrar buluşuyor. Müzisyenin 27 yıllık kariyerindeki özgür ve cesur tarzının öncüsü olarak, yayınlandıkları dönemin iddialı yapımları arasında yer alan Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda (1998), Kırmızı (2003), Kıpkırmızı (2004) ve Superstar (2006) albümleri, günümüz ses teknolojisiyle yenilendi.

Opera eğitimiyle başladığı müzik hayatında pop, caz ve rock gibi türleri güçlü vokal tarzıyla harmanlayan, kariyerini müzikal tiyatro oyunculuğu, şarkı yazarlığı ve prodüktör kimliğiyle de devam ettiren sanatçı, Nisan 2019’da yayınlanacak yeni single öncesi hafızaları tazeliyor, duygulara dokunuyor.

Sibel Tüzün’ün yapım şirketi Arinna Müzik etiketiyle ve Videomite dağıtımcılığında Spotify, Apple Music & iTunes, Shazam, Muud, fizy Müzik, Last.fm, Tidal, Deezer ve Youtube kanallarında dinleyiciyle buluşan albümlerin ‘remastering’leri Ender Akay ve Tanju Eren imzası taşıyor.

 

Albümlerden Notlar :

HAYAT BUYSA BEN YOKUM BU YOLDA

1998 yılında piyasaya çıkan albüm, Sibel Tüzün’ün ilk prodüktörlük çalışması. Şarkıların büyük kısmının sözleri yine Sibel Tüzün’e ait. Tamamen analog kaydedilen albümün mixleri New York’ta, Grammy ödüllü ses mühendisi Howie Wienberg tarafından gerçekleştirildi. Çek Cumhuriyeti’nde plak olarak da basılan albüm, müzik sektöründe kaset ve CD egemenliğinin sürdüğü dönemde neredeyse onlarca yıl sonra basılan ilk plaktır. Ülkemizin en önemli müzisyenlerinden Yavuz Çetin, Gür Akad, Demir Demirkan, Cengiz Köroğlu, Levent Candaş, Hakan Caneroğlu, Volkan Öktem, Turgut Berkes’in  de albüme katkılarıyla Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda, Türk Rock Müzik tarihinin önemli ve dikkat çeken albümlerinden biridir.

KIRMIZI

Sibel Tüzün’ün söz ve besteleri, Tansel Doğanay’ın düzenlemeleriyle 2003 yılında piyasaya sunuldu. Albümle aynı adı taşıyan “Kırmızı” şarkısının sıcak ve kıvrak melodileri, Ege Denizi’nin diğer tarafına kadar ulaştı. Sibel Tüzün albümde yer alan “Kırmızı”, “Hakikaten” ve “Yediveren Gülü” isimli şarkılarını Michael Kuyucu’nun sözleriyle yeniden, Yunanca olarak seslendirdi. Radyoların, albümün neredeyse bütün şarkılarını listelerine alması, albümde yer alan 6 şarkının da kliplenmesini sağladı ve albüm Türk Pop Müziğinin unutulmazları arasına girdi.

KIPKIRMIZI

Kıpkırmızı, yayınlandığı 2004 yılında oldukça cesur bir albüm olarak listelere girdi. Bir önceki yıl yayınlanan, Kırmızı (2003) albümündeki şarkıların remix ve versiyonlarından oluşan bu proje, yanında Sibel’in klipleri ve Sibel Tüzün fanları için hazırlanan, sanatçının bir gününü konu alan VCD ile birlikte yayınlandı. Club, trance, dance gibi farklı remix anlayışlarıyla kaydedilen albüm Ege’nin iki tarafında da büyük ilgi gördü.

SUPERSTAR

Albüm, Sibel Tüzün’ün 2006 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışması için hazırladığı “Superstar” adlı şarkının Türkçe, İngilizce ve Yunanca versiyonlarından oluşuyor. Özellikle Eurovision fanlarının özlemle beklediği bu albümle Sibel Tüzün o dönem Yunanistan, Finlandiya, İsveç, İspanya, Güney Kıbrıs, Litvanya, Hırvatistan ve daha pek çok Avrupa ülkesinde konserler vererek TV şovlarına katıldı. Atina’da gerçekleşen  yarışmadan 11.likle dönen Sibel Tüzün, Eurovision Fan Kulüplerinin oluşturduğu en iyi Eurovision şarkıları listelerinde yer almaya devam ediyor.

Öne çıkan

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “ ŞENAY LAMBAOĞLU”

SENAY_LAMBAOGLU_MT (5)

Türkiye’de çok özel sesler var ve onlardan biri  “Şenay Lambaoğlu” aranızda yeni tanışanlar var ise kendisinin müziğe nasıl başladığı, bu zamana kadar neler yaptığı tüm detaylar keyifli röportajımızın içinde…

Bu röportajı hazırlarken tüm albümlerini baştan sona dinleyerek hazırladım ve sizlerden de rica etsem sizde son albümü “Rüyalarıma Gir”i açıp dinlerken okur musunuz? :)

İrem Ezgimen: Öncelikle Şenay Lambaoğlu’nu tanıyabilir miyiz?

Şenay Lambaoğlu: Kendimi tanıtmak çok kolay olmasa da şarkı yazıp söyleyen, müziğe tutkun, hayalperest, inatçı ve umutlu biri olarak tarif edebilirim.

İrem Ezgimen: Müzik serüvenin nasıl başladı?

Şenay Lambaoğlu: Çocukluğum Almanya’da geçti ve 10 yaşında gitar çalarken müziğe olan ilgim gelişmeye başlamıştı. Sonrasında okul korosu ve orkestra şarkıcılığı olarak devam ettim. Pera Güzel Sanatlar Akademisinde Müzikal ve Yıldız Teknik Üniversitesinde Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik Toplulukları bölümünde Şan eğitimi aldım. Yine aynı Üniversitede Yüksek Lisansımı tamamladım. Bu süreç içinde birçok kıymetli Caz müzisyeniyle çeşitli projelerde yer almaya başlamıştım. 

İrem Ezgimen: 2012’de “İçimde Aşk Var“, 2014’de “Zarf Tümleci”, 2015’de “Başka Türlü Birşey” ve 2018’de “Rüyalarıma Gir” ile serüvenine devam ediyorsun. “Rüyalarıma Gir” i diğer albümlerinden ayıran nedir?

Şenay Lambaoğlu: “Rüyalarıma gir” albümü bundan önceki albümlerime kıyasla popüler müzik türlerine biraz göz kırpmakta. Yani bu albümde caz müziği ile diğer popüler müzik tarzları arasında bir köprü kurduğumuzu ve her açıdan son derece barışçıl ve köşeleri olmayan bir albümün ortaya çıktığını düşünüyorum

İrem Ezgimen: Bu albümde kimlerle çalıştınız?

Şenay Lambaoğlu: “Rüyalarıma gir” çok şahane bir ekiple hazırlandı. Müzik direktörlüğünü Tolga Bedir ve  Kaan Bıyıkoğlu üstlendi. Aranjmanlarda yine bu iki isim dışında Adem Gülşen yer aldı. Serhan Erkol, Korhan Futacı ve Batu Şallıel saxafon, Caner Üstündağ bas gitar Matthew Hall kontrbas ,Derya Türkan kemençe, Sedef Erçetin Cello, Erdinç Şenyaylar ve Bora Çeliker gitar, Ekin Cengizkan ve Erdem Göymen davul’da, Tolga Bedir, Kaan Bıyıkoğlu piyanoda yer aldı. 2,5 günde kaydedilen albümde mix’i Erim Arkman, mastering’i Cem Büyükuzun albüm fotograflarını da Mehmet Turgut çekti.

SENAY_LAMBAOGLU_MT (12)

İrem Ezgimen: Müzikal hayatınızda sizi en çok motive eden ve yönlendiren kimi kimdir? Bu motivasyonu nasıl sağlıyorsun?

Şenay Lambaoğlu: Müzik hayatımda beni en çok yaşama olan tutku motive ediyor. Kendimi müzikle ifade etmek bildiğim en iyi iletişim yolu.

İrem Ezgimen: Caz Türkiye’de çok emek isteyen bir müzik türü ve sizin gitmek istediğiniz nokta neresi?

Şenay Lambaoğlu: Caz müziği dünyanın her yerinde çok emek ve özen isteyen bir müzik türü. Aslında her şey öyle değil mi? Müzikal yolculuğumda kendimce ilerlemek istiyorum. Varılacak noktadan ziyade tüm bu yolculuk beni heyecanlandırıyor. Yaşamakta olduğum an ve beraberinde biriktirdiklerim, öğrendiklerim kıymetli olan. Konserlerdeki buluşmalar beraberce aynı duygular için atan kalpler paha biçilemez güzellikte. 

 İrem Ezgimen: Başarılı bir caz sanatçısısın kimleri dinlersin? İdolüm dediğin biri var mı?

Şenay Lambaoğlu: Çok farklı türlerde müzikler dinlemek beni besliyor aslında. Ama şu günlerde ölüm haberini aldığım bir Aretha Franklin; bir Bill Evans, Miles Davis’in yeri elbette başka. Erkan Oğur, Müzeyen Senar, Aydın Esen şu an aklıma gelen isimler.

İrem Ezgimen: Bir müzisyen olarak hayallerini bize anlatır mısın? 

Şenay Lambaoğlu: En büyük hayalım müziğimle dünyayı gezmek. 

SENAY_LAMBAOGLU_MT (14)

İrem Ezgimen: Türkiye’deki müziği ve müzisyenliği eleştirebilir misiniz?

Şenay Lambaoğlu: Asla eleştiremem. Bizim coğrafyamızda öyle zor şartlarda ayakta duruyoruz ki gerçek bir müzik emekçisi olduğumu gururla söyleyebilirim.

İrem Ezgimen: Şenay Lambaoğlu nasıl biridir bir günü nasıl geçer?

Şenay Lambaoğlu: Önce kadın sonra anne, dahası bir evlat ve sevgili. Erken kalkan erken uyuyan, sağlıklı beslenen, sigara içmeyen, doğa aşığı gibi gibi şeyler…

İrem Ezgimen: Müzisyenliğe ve caz müziğine gönül verenlere nasıl bir yol gösterirsin?

Şenay Lambaoğlu: Çok dinlesinler, çok çalıp söylesinler. İç seslerine kulak versinler. Kendi doğrularını bulsunlar. Kusur gibi gözüken şeyler sizi siz yapan farklar olabilir bunu unutmasınlar. Ve asla vazgeçmesinler. 

İrem Ezgimen: Yakın zamanda seni nerelerde dinleyebiliriz?

Şenay Lambaoğlu: En yakın 23 Ağustos tarihinde Gökçeada Caz Festivalinde yer aldık. Önümüzdeki günlerde de 1 Eylül Bodrum Caz Festivali sahnesindeyiz.

İrem Ezgimen: Sosyal Medya hesaplarını rica edebilir miyiz?

Şenay Lambaoğlu: Senay Lambaoglu olarak Twitter, instagram ve Facebook hesaplarımdan beni bulabilirler.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz…

Öne çıkan

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “Sertab ERENER”

Sertab Erener çocukluğum, gençliğim ve yetişkinliğim…. Küçücük bir kız çocuğu olduğum dönemde “Şşt şşt sakin ol! Sinirlerine hakim ol!” diye başlayan serüvende sesine, sahnedeki duruşuna,hayran olunan kadın Sertab Erener’le dile kolay 25 seneyi geride bıraktık.

Yıllar önce “bir gün, bir yerde kendisi ile sohbet etme fırsatın olacak.” deselerdi inanmazdım ama geçtiğimiz günlerde kendisinin “Bastırın Kızlar” isimli şarkısının tanıtımında hep beraber oturup dünya üzerindeki müzik türlerinden, Türkiye’deki müzisyen ve müzik türlerinden bahsettik.

Herkese karşı çok ama çok açık davrandı içinden nasıl geçiyorsa öyle… Özellikle “Bırakın 25 sene sonra istediğim türde, istediğim gibi müzik yapayım.” dediği sırada “İşte en büyük güç ÖZGÜRLÜK!” dedim içimden… Keşke herkes onun kadar ve onun kadar açık olabilse… Neyse…

“Bastırın Kızlarla” aynı gün içerisinde Oceans Of Noise‘un da “Not Safe” dijital medyada yerini buldu. Tabii ki; tüm radyo ve tv kanalları “Bastırın Kızlar” şarkısına yer verdi ama Oceans Of Noise’un ” Not Safe”  adlı şarkısını hatta EP’sini spotify aracılığı ile dinliyorum. Sizlere de tavsiye ederim.

oceansofnoise_16_9_1531390904-880x495

İtiraf etmeliyim ki; Oceans Of Noise’u daha çok dinliyorum bir de “Olsun” şarkısının ingilizce versiyonu da “Not Safe”  EP ‘de yer almakta bence bir kulak verin derim. Umarım muhteşem samimiyeti ve misafirperverliği ile bir gün yüz yüze bir röportaj yapma şansım olur.

Sevgili Sertab Erener; yüreğinden nasıl müzik yapmak geçiyorsa öyle devam et. Bizlerin kalbi, kulağı hep seninle… Nice 25 yılların olsun!

 

Öne çıkan

Yeşim Salkım ve Ercüment Vural’dan düet: Senden Geçemem

Türk popunun önemli yorumcularından Yeşim Salkım ile aşk şarkılarının büyük bestecisi Ercüment Vural sahnelerde yaptıkları, büyük beğeni toplayan düetlerini şimdi müzikseverlerle buluşturuyorlar. İkili, 1994 yılında yayınlanan Yeşim Salkım’ın ‘Hiç Keyfim Yok’ adlı ilk albümünde yer alan “Senden Geçemem” isimli şarkılarını bu defa düet olarak yeniden yorumladılar. Sahnelerde dikkatleri üzerlerine çeken ikili; “Düet çalışmalarına ve aşk şarkılarını yorumlamaya devam edeceklerini” söylediler.

Yapımcılığını Hakan Eren’in üstlendiği, sözleri 90’ların bir çok hit şarkısında imzası bulunan Leyla Tuna’ya, bestesi Ercüment Vural’a ait olan ‘Senden Geçemem’ single çalışması Ossi Müzik etiketi ile digital platformlarda yerini aldı.

Son zamanlarda çektiği kliplerle beğeni toplayan genç yönetmen Mustafa Özen’in kliplerdirdiği ‘Senden Geçemem’ in video klibi tüm müzik kanallarında gösterime girdi. Kartonet tasarımını Galip Aksular’ın yaptığı çalışmada, fotoğraflar Eren Yiğit imzası taşıyor.

Yeşim Salkım & Ercüment Vural’ın devam edecek düet çalışmalarının ilk habercisi olan ‘Senden Geçemem’ 2018 yazının en romantik çalışması olacak. İkili; ”Senden Geçemem’ birlikte ilk single’ımız. Aşk şarkılarını birlikte yorumlamaya devam edeceğiz” dedi.

Öne çıkan

Yalova Müzik Festivali 2-5 Ağustos tarihlerinde

Yalova Müzik Festivali 2-5 Ağustos tarihlerinde arasında Yalova sahilinde ‘Yalova TatilPark’ta gerçekleşecek. Türk rock ve alternatif müziğin en iyilerini bir araya getiren festival organizasyonunda 30’a yakın performans ve eğlenceli etkinlikler gençlerle buluşuyor. İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta şehrin karmaşasından uzaklaşarak, denizin ve ormanın birbirini kucakladığı Yalova’nın en güzel sahilinde gerçekleşecek müzik festivalinde sahne alacakların arasında milyonların sevgilisi olan Şebnem Ferah, Bülent Ortaçgil, Teoman, Kurtalan Ekspres, Haluk Levent, Manuş Baba, Aylin Aslım, Can Gox, Ceylan Ertem, Redd ve İstanbul Arabesque Project gibi isimler yer alıyor. Festival hakkında bilgi sahibi olmak isteyen müzikseverler için adres: http://www.yalovamuzikfestivali.com/
.
Biletlerin Biletix’ten temin edilebileceği festivalin programı şöyle:

2 Ağustos
Açılış Partisi

2 Ağustos
Cümbüş Cemaat
Dj Duygu Çiftçioğlu
Dj Ozzy
Selçuk Balcı
Kurtalan Ekspres

3 Ağustos
Haluk Levent
Manuş Baba
Aylin Aslım
Gazapizm
Can Gox
İstanbul Arabesque Project
Keti
Dejavu Fead ve Derdiyok Ali
Fezadan
Yaşlı Amca
Mert Erşahin

4 Ağustos
Şebnem Ferah
Bülent Ortaçgil
Redd
Melek Mosso
Murat İlkan&Metin Türkcan
Timsahın Gözyaşları
Necati ve Saykolar
Vera
Naz Ölçal
Barlas Tan Özemek

5 Ağustos
Teoman
Ceylan Ertem
Adamlar
Ahmet Aslan
Sena Şener
Emir Can İğrek
Sözeri
Teneke Trampet
Can Kazaz
Can Oflaz

Öne çıkan

Demet Sağıroğlu herkese “Açık Çay” söylüyor

Benzersiz ve duygu yüklü sesi ile Türk Pop Müziği’nin en eşsiz yorumcularından biri olan Demet Sağıroğlu uzun süren sessizliğini bozarak bu yaz kendisini özleyenlere “Açık Çay” isimli yepyeni single çalışması ile sesleniyor.

Müzik çalışmalarına bir süredir Amerika’da devam eden Demet Sağıroğlu’ nun hazırlamakta olduğu yeni albümü öncesi paylaştığı şarkısı “Açık Çay” gerek sözleri ve gerekse düzenlemesi yönünden birçok sürprizi içinde barındırıyor. Ülkemizde örneği nadir bulunan “Gipsy Jazz” türündeki şarkının bestesi Sadettin Dayıoğlu’nun, sözleri ise Demet Sağıroğlu ve Sadettin Dayıoğlu’ nun ortak imzasını taşımakta. “Açık Çay” herkesin aşina olduğu “Katibim” isimli eserin introsu ile açılırken, “Buluşsak Sokaklar Gibi” dizelerinde ise ölümsüz şair Cemal Süreyya’ yı anıyor.

Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan single çalışmasının prodüktörlüğünü Hakan Eren üstlenirken düzenlemede Feryin Kaya ve Burak Irmak imzası bulunmakta. Blue-Kit Stüdyolarında kaydedilen şarkının mix ve masteringi Özgür Yurtoğlu’na ait. Gürkan Kahraman’ın fotoğrafladığı single çalışmasının kapak tasarımı ise Özlem Semiz’in imzasını taşıyor.

Son zamanlarda çektiği başarılı kliplerle adından sıkça söz ettiren Gökhan Özdemir yönetmenliğinde çekilen video klipte, Demet Sağıroğlu’na swing dansçıları ve Akay Üstünel koreografisi ile modern dansçılar eşlik ettiler. Klibin finalinde ise Sağıroğlu’nun sanatçı dostları ile kamera karşına geçtiği video klip Ossi Müzik youtube kanalında ve TV’lerde gösterimde.

Demet Sağıroğlu, herkesin içini coşturan yeni single çalışması ile bu yaz hem sevenlerinin hasretini sonlandırıyor hem de onlara bir “Açık Çay” söylüyor.

Öne çıkan

Ayşe Hatun Önal “Dur Dünyam” dedi

Türk pop müziğinde imza attığı cesur işlerle dikkat çekmeye devam eden Ayşe Hatun Önal, “Selam Dengesiz” albümünün üçüncü video klibini müzikseverlerle buluşturdu.

Sözü ve müziği kendisine, düzenlemesi ise yaptığı işlerle son zamanlarda sadece Türkiye’de değil dünya listelerinde de zirveye tırmanan DJ prodüktör Mahmut Orhan’a ait olan “Dur Dünyam” şarkısını kliplendiren Ayşe Hatun Önal, bu kez klip için Karadeniz’in doğa harikası yerlerini tercih etti.

Yönetmenliğini Serhat Hayri’nin yaptığı klipte Ayşe Hatun Önal’ı; Rize Gito Yaylası, Artvin Borçka, Karagöl ve Arhavi’nin cennet köşelerinde görüyoruz. Ayşe Hatun Önal’ın Sudi Etuz, Mehmet Korkmaz, Zeynep Gök ve Zeynep Erdoğan imzalı tasarım kıyafetlerle Karadeniz’in tertemiz doğasında kamera karşısına geçtiği klipte Önal’ın stil danışmanlığını Rabia Yaman üstlendi. Çekimleri 3 günde tamamlanan “Dur Dünyam” klibinde Ayşe Hatun Önal’a oyuncu Alper Sümer eşlik etti.

Klibin en dikkat çeken sahneleri ise; manzarası ile göz kamaştıran bir uçurum kenarına kurulan salıncakta doğa aşığı olarak bilinen Ayşe Hatun Önal’ın korkusuzca sallandığı sahneler oldu.

Öne çıkan

“Vay Be” Kenan Doğulu…

Kenan Doğulu yepyeni bir soundla hazırladığı “Vay Be” adlı albümünü 20 Temmuz Cuma günü hayranlarıyla buluşturdu.

Sımsıcak bir yaz albümü olan ‘’Vay Be’’de yepyeni 7 Kenan Doğulu şarkısı yer alıyor.

Kenan Doğulu, yeni albümü “Vay Be”nin ilk video klibini “Issız Ada” şarkısına çekti. Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğinde, Dominik Cumhuriyeti’nin Samana Bölgesi’nde bulunan Las Terrenas adlı sahil kasabasında 3 gün süren video klip çekimlerine 25 kişilik bir ekip eşlik etti.

1531145012_KENAN_DO__ULU__3_

Prodüktörlüğü Doğulu Productions tarafından yapılan albümde sözü ve müziği Kenan Doğulu‘ya ait olan beş şarkının yanı sıra, Doğulu‘nun Bora Uzer ve Ozan Turgut‘la yazdığı “Issız Ada” ve Tuğrul Eylül Cerrahoğlu ile bestelediği “Vay Be” şarkıları dinleyiciler tarafından çok ilgi görecek.

Pop, elektronik, etnik ve house tarzlarını birleştiren, her şarkısıyla dansın ritmini hissettiren Doğulu, “Vay Be”albümünde Ozan Doğulu, Bora Uzer, Tuğrul Eylül Cerrahoğlu, Tamer Pınarbaşı, Cenk Erdoğan, Mehmet İkiz, Orhan Topçuoğlu, Şenova Ülker,Orhan Deniz, Erkan Adlin, Caner Güneysu, Onur Nar, Gökay Semercioğlu ve Murat Çekem gibi birbirinden değerli müzisyenlerle çalıştı. Albümün vokal koçluğunu Cihan Okan yaptı.

Albümün fotoğrafları ünlü fotoğrafçı Candaş Arın tarafından çekildi. Styling Merve Kırşan tarafından yapıldı.

1531145004_KENAN_DO__ULU__2_

Öne çıkan

Sertab Erener’den “BASTIRIN KIZLAR”

Müzik dünyasındaki 25. yılını geride bırakan Sertab Erener, bu yaza damgasını vuracak yepyeni bir şarkı ile hayranlarına sürpriz yapıyor. Sözlerini Can Bonomo’nun yazdığı, müziğini Ersel Serdarlı’nın yaptığı, prodüktörlüğünü Emre Kula’nın üstlendiği, geri vokallerini Özge Fışkın ve Gaye Biçer’in yaptığı ve sayısız Grammy adaylığı bulunan Joel Hamilton’un mix’lediği ‘Bastırın Kızlar’, bu yazın marşlarından biri olmaya aday.IMG_2929
 

Dijital Sanatlar prodüksiyonuyla, Sinan Tuncay’ın kreatif direktörlüğünde çekilen video klip ise, Beyhan Murphy’nin koreografisinde gerçekleşti. Sertab Erener’e klipte ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan kalabalık bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. 10 profesyonel dansçı, 10 farklı tipte kadın ve müzisyenlerden oluşan ekibe, bir de sanatçının yakın dostu Fatma Turgut eklendi.

DMC etiketiyle 20 temmuz cuma günü yayınlanacak olan şarkı, bir erkeğin gözünden yazılan, bir kadın şarkısı olarak da dikkat çekiyor.

IMG_2948
 
Öne çıkan

ŞAMPİYON DAVULCULAR BELLİ OLDU!

144330462018-191b3-dae95-b0861-ecbbdTÜRKİYE’DE BİR İLK!

ROLAND V- DRUMS CHAMPIONSHIP JUNIOR”  ŞAMPİYON DAVULCULAR BELLİ OLDU!!

Dünya genelinde neredeyse tüm müzisyenlerin ve müzik tutkunlarının merakla takip ettiği, dijital müzik ekipmanlarında yaptığı icatlar ve getirdiği yeniliklerle her zaman çığır açan Roland markası ve Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir “1” numaralı müzik mağazası Zuhal Müzik işbirliği ile Türkiye’de “ilk kez” çocuklara özel ulusal çapta bir davul yarışması gerçekleştirdi.

100’e yakın genç davulcunun gönderdiği birbirinden etkileyici katılım videoları arasından finale kalacak toplam 20 yarışmacıyı seçmek, Türkiye’nin en iyi davulcularından Cengiz Tural, Burak Gürpınar, İlker Baliç ve Kerem Sedef’ten oluşan jüriyi oldukça zorladı.

3 Haziran 2018 Pazar günü gerçekleşen yarışmanın finalistleri canlı performanslarını jüri ve seyirciler önünde sergilediler. Yarışma finalinin 5-11 yaş arası kategorisi İstanbul Akasya AVM’deki KidZania İstanbul’da, 12-17 yaş arası kategorisi Akasya Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdi.

161149462018-g7agg-c85e1-afgbe-da2g9

5/11 Yaş Kazananları

  1. Reis Ali Eroğlu
  2. Ege Karslı
  3. Can Birinci

144150462018-5d96g-0e451-f3f2e-2f169

 

12/17 Yaş Kazananları

  1. Kutay Bür
  2. Furkan Konuk
  3. Cemal Özulu

 

Juri Özel Ödülü

Ilgım İlayda Özkan

14420462018-755gb-260ec-0cbb9-47eg4

Öne çıkan

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “SELÇUK BASA”

SELCUK BASA (Fotograf Fethi Karaduman).jpg

İtiraf etmeliyim ki; dinlemek için çok geç kalmışım…

“Keşke daha önceden dinlemeye başlasaydım.” dediğiniz isimler illa olmuştur. Sevgili Prof. Dr. Selçuk Basa’da benim için öyle oldu… Canım arkadaşım sevgili Yeliz Tingur ( Kendisi “Bkz İletişim” dendir.)  sayesinde tanıdım Selçuk Bey’i… Albüm su gibi akıp gitti çok uzun zamandır bu şekilde soluksuz albüm dinlememiştim. Konuyu çok uzatmayacağım ama eğer benim gibi geç kalanlarınız varsa Selçuk Bey’in şarkılarına bir kulak verin. Sakin, naif ve huzurlu….

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

İrem Ezgimen: Ünlü bir Prof. olup müzik hayatına atılmak nasıl gerçekleşti?

Selçuk Basa: Küçük yaştan bu yana müzik de hayatımda vardı.  Enteresan bir şekilde ikisi birden yürüdü. Yani müzik hayatıma sonradan dahil olmadı. Asla bir hobi gibi görmedim. Eğer ki hayatımda hekimlik olmasaydı, tek başına müzik olabilirdi.

İrem Ezgimen: İkisi beraber zor olmuyor mu?

Selçuk Basa: Hiç zor değil! Aksine hayatı kolaylaştıran, güzelleştiren, rahatlatan bir şey… Tek zorluk vakitle ilgili… Müzik için vakit bulmak, ona kafa patlatmak zaman alıyor ama ne bileyim TV seyretmiyorum, 24 saat ameliyata girmiyorum, 24 saat ders vermiyorum ve bunlardan kalan çok ciddi zamanım oluyor.

İrem Ezgimen: Bir de dekanlık yapmışsınız bunların arasında. Çene cerrahisi, müzik tamam… Peki dekanlık zor olmadı mı?

Selçuk Basa: Dekanlık yaptığım sırada müzik yaparken zorlandım. Açıkçası hem ameliyat, hem idari görev zor oldu. Çünkü aktif görev, operasyonlar, dersler, idari görev zorladı. Fakat o dönemde de çok güzel şarkılar yaptım. Aslında müzikle ilgili olan kısım şarkı yazmak olduğu için birikiyor. Oradaki yürüyüş şu şekilde; birikiyorsunuz, aklınıza bir şey geliyor ve şarkı yazmak da dinlenmek oluyor. Piyanonun başına oturuyorsunuz ve o sizi rahatlatıyor. Evdeki masamda (piyanom zaten orada) çalışıp, üretebiliyorum beni dinlendiren bir süreç oluyor.

4 Mevsim Bir Hikaye (1)

İrem Ezgimen:  Müzik yapmak; ruhunuzun dinlendiği bir zaman dilimi diyebilir miyiz?

Selçuk Basa: Evet

İrem Ezgimen: Geride bırakılan 2 tane albüm, 1 single var. Albümlerin genel soundu caz ama türk ezgileri ve türk enstrümanlarına da yer vermişsiniz. Bu soundu nasıl belirlediniz?

Selçuk Basa: Aslında kendiliğinden olan bir şey… Son albüm oldukça caz tınılarından oluştu. Özellikle o yola girdik. Konsept ona daha yakındı, klasik hatta bazı müziklerden esintiler bile var. O da zaten Burçin Büke’nin olağan üstü yorumu ve düzenlemeleriyle oldu. Hep beraber çalıştığımız müzisyenler caz müziğe daha yakın… Ben de öyleyim. Caz dinleyerek büyüdüm, onun için de algım caz müziğe daha yakın fakat şarkılar Türkçe… Türkçe şarkılar yaptığınız zaman ritmik olarak hep anadolu esintilerinden etkileniyorsunuz. Bu topraklarda yaşıyoruz ve buradan aldığımız esintiler oluyor.

İrem Ezgimen: Ney sololarını dinleyince o ezgi ve esintiyi alıyoruz. Albümlerinizi dinlerken çok keyif aldım. Dersimi çalışıp geldim yani… :)

Selçuk Basa: Çok sevindim. :) Aslında bir kişiden bile “çok beğendim” demesini duymak beni çok mutlu ediyor. Sanatçı tarafından hep bu düşünülüyor albüm ya da yaptığı iş ne uyandırdı, dinleyene ne hissettirdi? 1 kişi ya da 1 milyon insan dinlemesi tabi çok fazla insana ulaşmak popüler olmak o başka bir şey… Resim yaptığınızı ve bir sergi açtığınız düşünün. Sergiye gelen 1 kişinin yaptığınız resmin önünde durduğunda onun hislerini görmek çok ilginç, o yüzden albümü dinlemen çok hoşuma gitti.

İrem Ezgimen: Soruları albümlerinizi dinlerken hazırladım. Müzik dinlerken iş yapıyor olabilmek algımı etrafa karşı daha çok açıyor ve albümü dinlerken ney solosuna geldiğimizde elimdeki kalemi bıraktım, gözümü kapattım başa sardım dedim ki “ beni alıp götürebilen bir şey var…” Bir anda ney solo ve farklı farklı enstrümanlar, farklı tınılar, insanları daha fazla bir araya getiriyor yani illa bir şarkı sözünden yola çıkarak değil arada ney ya da arada başka enstrümanlar, etnik müzikal yapılar ve bu farklılıklar bence bu bütünlüğü oluşturmuş. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Selçuk Basa: 3 albüm de 25 sene önce yazılan şarkılardan var. Albümü Yağmur Başar’a ait sözlerle yapmıştık.  “Albüm yapar mıyız?, Yapalım mı?” derken yaptık. Düşünün 25 sene önceden hazır her şey ama o albümde perküsyonlar davul yok mesela daha etnik caz daha akustik tarzda benim de dinlemekten hoşlandığım müzik türü bu…

İrem Ezgimen: Dinlendirici… Hani gerçekten insanlara soluk aldırabilecek bir albüm olmuş. Aslında bakarsanız; 3 albümünüzde de bu his barınıyor. Albümlerinizde sadece bir tane remix var onun dışında bütün şarkılar aynı yapıda olmuş. Yaptığınız remix de zaten bilindik remix formatında değil.

Selçuk Basa: Yaptığımız remix farklı, elektronik müzik alt yapısından oluşmuyor. Bir tane single çıkardık, o single da albüme almak için tekrar kaydederken; mix mastering yapan kişi kendi hisleri doğrultusunda mixledi. Albüm işi yapmak aslında son derece inanılmaz bir ekip işi… Çünkü  albüm; çalıştığın insanlarla gelişen bir iş…

İrem Ezgimen: Her şey ekip işi… Eğer ki; ekipten bir tane bile fire verirseniz o bütünlük bir anda ister istemez bozulur diye düşünüyorum. Haksız mıyım?

Selçuk Basa: Doğru! Herkesin birbirini anlayıp, tamamlıyor olması işi mükemmel  yapan en büyük etmenlerden biri…

İrem Ezgimen: “Amor” albümünüzde Ajda Pekkan’la bir düet var, sonrasında da Burçin Büke gibi önemli isimlerle çalışıyorsunuz. Bu kadar önemli isimler nasıl bir araya geldi?

Selçuk Basa: Ajda Pekkan’la düet değil de back vokal yaptık.  Ajda; şarkıları dinledi ve beraber söylediğimiz şarkıya bayıldı dedi ki “Ben hiç back vokal yapmadım. Hep yapmak istedim.” dedi ve şarkıyı okuduk. Back vokal gibi değil de; düet yapmış gibi oldu. :)

Burçin Büke ile ilk albümümden itibaren çalışıyorduk. İlk albümün düzenlemelerini ve prodüksiyonunu da Cem Erman yaptı. Her biri çok değerli bir müzisyenler… Aslında şöyle oldu; Cem Erman’la çalışmaya başladık. Yağmur Başar şarkı sözlerini yazdı. Bir arada oturuyoruz Yağmur söz yazarı, ben besteciyim, diyoruz ki şarkıları albüm yapalım, sonra süreç başlıyor.

İrem Ezgimen: Son albümünüzde “4 Mevsim 1 Hikaye” de tüm şarkı sözleri size ait. Besteler de sizin…  İlham kaynağı nerden geliyor?

Selçuk Basa: Şarkılar yazılıyor… Mesela “Buzdan Hayaller” diye bir parça var aslında bu yedi, sekiz sene önce yazdığım bir şehirde geçen bir şarkı…  Bir, iki sene önce “Boş Zamanlar” diye bir parça yazdım mesela onun içinde de kendimi iyi hissettiğim su sporlarından bahsediyorum mesela o şarkıda sörfle alakalı keyboard’la ilgili sözler var.

İrem Ezgimen: Şarkı sözlerinizi hayattan alıp, hayatın içinden anılar ve anlardan alıp yazmışsınız …

Selçuk Basa: Hep kendimin ve etrafımda yaşanılan şeylerden esinlendim. İstediğim an, istediğim konu ile alakalı şarkı sözü yazabiliyorum. “İlkbahar şarkısı olsun” diye düşünüyor; ardından da gerçekten o hisle devam edince “İlkbahar şarkısı”nı besteleyebiliyorum. Etrafımda ki insanlar çok iyi sanatçılar; mesela Celil Nalçakan… Albüm yayınlanmadan önce bütün şarkıları dinliyor ve Celil’in albümün içinde yer almasını gerçekten çok istemiştim.

Selcuk Basa -Celil Nalcakan (1)

İrem Ezgimen: Şimdi Celil bey ile olan projeniz nasıl oluştu?  Nasıl oldu?

Selçuk Basa: Proje değil aslında Celil ile arkadaş ortamında tanıştık. Bir gün Celil’le otururken elime gitarı aldım “gel bir dörtlük yapalım” derken bir şarkı oluştu… Celil’le böyle şarkıları çok yaptık. 20, 30 tane vardır, hatta biz kayıtlarına bile başladık. Bir albümümüz çıkacak, o da enteresan bir iş olacak. Celil’in sözlerini, benim bestelerini yaptığım bir şeyler var ve ilerlemeye devam ediyoruz. Güvenç Dağüstün’ün de yer almasını isterken; o da back vokalleri yaparak dahil oldu.

Guvenc Dagustun - Selcuk Basa (2)

Celil albümü dinlerken bir dörtlük yazdı. şarkıların onda uyandırdığı bir his anlatan bir dörtlük… Ardından biz enstrümantal parça yapmıştık ve albümdün bonus şarkısıydı ve onun üzerine bir baktık ki; Celil’in yazmış olduğu sözler oturuyor ve o şarkımızda birbirimizle yaptığımız hikaye ortaya çıktı.

Celil çok iyi bir oyuncu olmasının yanında; hem müziğe kabiliyeti çok fazla, hem de kalemi çok kuvvetli bir adam… Celil’le çalışmamız devam edecek gibi görünüyor.

İrem Ezgimen: o zaman ben Celil bey ile bir albüm bekliyorum sizinle.

Selçuk Basa: Kesinlikle, yakında gelir.

Selcuk Basa (2)

İrem Ezgimen: İyi bir müzisyen ve besteci olarak; Türkiye’nin müzikal gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Selçuk Basa: İnsanlar neyi seviyorsa, onu dinliyor ve çok iyi de müzisyenler var. Bu muhteşem bir şey… Başka eserlerin yorumlanması anlamında hem klasik, hem caz, hem de orijinal eserler… Ben bunu müzikle daha profesyonel ilgilenmeye başladıkça daha da farkına vardım. Yetenekli insanların Türkiye’de müzik yaptığını ve güzel üretimler yaptığını gördüm.  Böyle iyi müzisyenlerin; Türkiye’de yolunu açması gerekir. İyi müzisyenleri yaptıkları şeyleri önceden duyurmak, tanıtmak gerekmektedir. Mesela çok enteresan bir şey, kendimde olan bir anı… Bundan bir önceki albümü dinlediniz; bir gün Twitter’dan  Michael Kuyucu’dan -hiçbir tanışıklığım yok- bir tweet geldi “albümünüzü dinledim.” demiş ve yorumlarını yazdı. Her şarkıyı tek tek dinlediğini belirtmiş.

İrem Ezgimen: Michael Kuyucu Numberone Türk’ten (eski adıyla Radyo Klas’tan) benim eski müdürümdür. Kendisi takip etmeyi ve araştırmayı sever.

Selçuk Basa: Öyle mi… O kadar zarif ki; orda yazdıklarını internetten okudum “Albüm geldi baktım ismi bir garip… Acaba nasıl bir albüm bakalım bir dinleyeyim dedim karşıma inanılmaz bir albüm çıktı” dedi Yazdığı diğer yorumlar çok dikkatli dinlemiş olduğunu ortaya koyuyordu “arada kaybolmuş gitmiş yazık! Keşke daha önce elime geçseydi…” gibi yorumları vardı.

İrem Ezgimen: peki siz kimleri dinlersiniz.

Selçuk Basa: Yaptığım müzikteki ilham kaynağım özellikle jazz ve müzisyenler dinlediğim müzisyenler ise Myles Davis, ben saksofon da çalıyorum o yüzden Charlie Parker’da  benim için önemlidir. Şarkı bestelemekle ilgili Sting… Onu dinlemek inanılmazdır. Eric Clapton;  özel bir isim… Eskiden beri aynı… Benim yaptığım müzikteki gibi pop jazz havasında yürüyor.  Pop jazz’ın dünyada belki de en iyi şarkı yazarlarından bir tanesi belki de en iyisi Michael Franks… Benim hayatımda çok önemli etki uyandıran insanlar… Onların eserlerini hala dinliyorum, Türkiye’de de olağanüstü hem Rock , hem de  Jazz’da isimler var ve hepsini severek dinliyorum.

Selcuk Basa - Ece Basa

İrem Ezgimen: Peki deminki soruya geri döneyim müziğe yeni başlayacak olan yeni yetenekleri, hem de aynı zamanda bir baba olarak siz çocuğunuzu müziğe nasıl yönlendirirdiniz? Bir profesyonel ağzından duyalım.

Selçuk Basa: Benim de bir kızım var ve anne ve babanın iyi yönlendirmesiyle başarılı sonuçlar alına bilir.

Burcin Buke - Selcuk Basa - Guvenc Dagustun -Celil Nalcakan (4)

İrem Ezgimen:Canlı performans akustik projeler yapmayı düşünüyor musunuz?

Selçuk Basa: Canlı performanslar evet ara ara düşünüyoruz. Belli bir zamanımız yok bunun için bir takvim yapmadık ama geçen sene oldukça sık konser yaptık. Hayal kahvesinde, Bodrum’da… Özellikle Celil, Güvenç ve ben oturduk konuşuldu ve hatta rastladınız mı bilmiyorum ama böyle bir konsept oluşturduk. Neredeyse 1.5 – 2 seneye yakındır hem İstanbul’da hem Bodrum’da sağlam konserler verdik. Tabii bu projeler devam edecek.

Geçen seneden daha fazla konser vermeyi düşünüyorum. Bunlar biraz farklı işler olacak. Müzikal drama gibi çünkü konseptler böyle olduğu için işin içinde aktörler de olacak, farklı işler dinleyiciyi bekliyor.

İrem Ezgimen: O zaman bizi şuanda bir müzikal drama bekliyor, bir albüm bekliyor hem de sürprizli bir albüm. Şu anda yolumuzda bunlar var gibi gözüküyor. Peki sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Selçuk Basa: Gerçekten üretim durmadan  devam ediyor… Ekibimizle, özellikle bahsettiğimiz insanlar ve müzisyenler çalışmaktan mutluluk duyuyorum.

İrem Ezgimen: Her şey için teşekkür ederim.

Selçuk Basa: Ben teşekkür ederim…

SELCUK BASA_4 MEVSIM 1 HIKAYE

 

Öne çıkan

Bu Çarşamba: %100 Açık Sahne

Tolga Akyıldız‘ın ev sahipliğinde gerçekleşen ve müdavimlerinin “bir gecelik festival” olarak nitelendirdiği  “%100 Açık Sahne”, 21 Mart Çarşamba akşamı 16. kez  sahne alıyor. IF Performans Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek gecede alternatif ve rock müziğin yıldızları sahne alacak. Bu tek gecelik festivalde pek çok grup ve isim de özel sahneleriyle yer alacak.

Bugüne dek 150’yi aşkın müzisyeni ağırlayan ve müzik sektörüne pek çok yeni isim kazandıran organizasyonda bu kez sahneye; Gripin, Kalben, Hey Douglas, Can Gox, Ayben, Gülşah Erol, Hedonutopia, Emre Akbay ve Merve Çalkan çıkacak. Etkinlik biletleri mekânın gişesinden, Leman Kültür Beşiktaş’tan veya Biletix’ten alınabilir.

Öne çıkan

Durum Şarkıları, Nazan Öncel’den

Türk popunun en üretken müzisyenlerinden biri olup şarkıları dilden dile ve kuşaktan kuşağa geçen sayılı isimlerden Nazan Öncel’in yeni albümünün çıkış tarihi belli oldu. DMC etiketiyle 19 Mart’ta piyasaya çıkacak olan albüm “Durum Şarkıları” adını taşıyor.

“Durum Şarkıları” albümünde Hakan Kurşun’un düzenlemeleri eşliğinde; “Girizgah”, “Umut”, “Bana Bir Sen Yetersin”, “Yaniler”, “İllegal”, “Mükemmel Kusur”, “Kısa Çöp”, “Ben Bir Küçük Harfim”, “Gezgin” ve “Kuşlar Da Gitti”; Can Güngör‘ün aranjmanıyla “Siyahlar” isimli şarkılar yer alıyor. Sanatçının ayrıca geçtiğimiz yılın en çok ses getiren yeni seslerinden Manuş Baba ile de “Kimler Gelmiş” adlı şarkıda bir düeti mevcut.

Albüm kartoneti, her şarkının durumunu resmeden usta karikatür sanatçısı Ergun Gündüz tarafından çizildi. Albüm geçtiğimiz Mayıs ayında kaybettiğimiz Nazan Öncel’in bir ömür müzikal yolculuk yaptığı Akşit Togay’ın anısına ithaf edildi. Nazan Öncel; ‘O herkesin Akşit Abisidir, üzerimde sonsuz emeği vardır, ona olan vefa borcumu bir ömür ödeyemem, yaşadıkça minnettarım’ diyerek hissettiklerini dillendiriyor.

Öne çıkan

Okan Tok: “İhanet Ettin”

Farklı tarz ve imajı ile müzik piyasasına hızlı giriş yapan Okan Tok, Demet Sağıroğlu’nun 1996 yılında okumuş olduğu “İhanet Ettin” isimli şarkısını Latin Akustik versiyon ile yeniden düzenleyerek dinleyicinin beğenisine sundu. Söz-Müzik ve düzenlemede Tansel Doğanay imzası taşıyan şarkı Bahçekat Stüdyoları’nda kaydedildi. Şarkının kayıt ve mix işlemleri Serkan Ayman’a, mastering’i Bora Ebeoğlu’na ait. Fotoğraf çekimleri ve kapak fotoğrafının tasarımında ise Namık Kemal Ünal’ın imzası var. Video klibinin yönetmenliği ise Eyüp Birlik ekibinden Ümit Tokat tarafından çekildi. 20 kişilik bir ekiple çekilen klipte Bosnalı model Alma Zaimoviç rol aldı.

Uzun yıllardır makyaj sanatçılığı yapan Okan Tok, uzun bir süredir yürüttüğü ve performanslarında sergilediği İngilizce, Almanca, Fransızca ve Bulgarca gibi pek çok farklı dildeki repertuara sahip sahne çalışmalarıyla tanınıyordu. Okan Tok’un, Arpej Yapım etiketiyle yayınlanan “İhanet Ettin” isimli tekli çalışması, video klibiyle netd müzik’te yayına girdi.

Söz & Müzik: Tansel Doğanay
Düzenleme: Tansel Doğanay
Yönetmen: Ümit Tokat
Kayit – mix: Serkan Ayman
Gitar: Emrah Koçak
Akordeon: Tansel Doğanay
Geri vokaller: Gizem Gonca Kaya
Mastering: Bora Ebeoğlu

Öne çıkan

Fide’den Ege ruhu taşıyan yeni albüm: “Meşk”

Çalışmaları yaklaşık iki yıl önce Amerika`da başlayan ve Yunanistan`da tamamlanan Fide’nin merakla beklenen yeni albümü “Meşk” DMC etiketiyle dijital platformlarda ve müzik marketlerde yerini aldı.

İkisi remiks olmak üzere on şarkının yer aldığı albümde iki tane de Yunanca şarkı bulunuyor. Geniş ve zengin bir repertuvara sahip albümün düzenlemelerini Nassos Sopilis, mix ve mastering’ini ise Stefan Konstantinidis yaptı. 12 yıllık Yunanistan deneyimini yeni albümü “Meşk”te harmanlayan Fide`ye Atina`daki albüm kayıtlarında Yunan müzisyenler eşlik etti. Meşk`in video klibi de yine Atina`da ödüllü yönetmen Michael Demetrius tarafından çekildi. Klipte Fide`ye kristal küreyle yaptığı show`larıyla Yunanistan`da adından söz ettiren Mike ContArt eşlik etti.

Etnik, pop ve akustik ögelerin dengeli bir şekilde birleştirildiği “Meşk”te yer alan şarkılar, Fide’nin duru ve sakin vokal performansı ile dinleyicisine sıradışı bir lezzet sunuyor.

Üç yeni Ara Dinkjian bestesi…

Amerika’da yaşayan Türkiye kökenli dünyaca ünlü müzisyen Ara Dinkjian’ın üç bestesine Türkçe ve Yunanca sözler yazan Fide, şarkı yazma konusunda ne kadar başarılı olduğunu da gözler önüne serdi. Yunanistan`da geniş bir dinleyici kitlesine seslenen Fide, yeni albümü Meşk’le yarattığı dünyanın içinde büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.

Biyografi

İzmir`de doğdu. Lise yıllarında TRT İzmir Çoksesli Gençlik Korosunda yer aldı. Marmara Üniversitesi İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler eğitimine paralel olarak Müjdat Gezen Sanat Merkezi`nde Meltem Taşkıran`dan şan dersleri aldı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal sınavlarını birincilikle kazandıktan sonra 2 yıl bu bölüme devam eden sanatçı, 2006`da Yunanistan`a yerleşerek Mimis Plessas, Nikos Kypourgos, George Dalaras, Maria Farantouri, George Perris, Pantelis Thalassinos, Savina Yannatou, Haig Yazdjian gibi pek çok Yunan sanatçıyla yorumcu, söz yazarı ve besteci olarak çalıştı. 2008 yılında Yunan Alpha TV`de, Dido Sotiriou`nun Türkiye`de “Benden Selam Söyle Anadolu`ya” adıyla yayımlanan “Matomena Homata” adlı kitabından uyarlanarak aynı adla çekilen tv dizisinde rol aldı. Dizi albümünde George Dalaras`la çalıştı, ve Vassilis Dimitriou`nun 2 bestesini kendi yazdığı sözlerle seslendirdi (“Dertli Topraklar” ve “İzmirli Yarim”). 2012`de Chrysovalantis Stamelos tarafından çekilen “Hello Anatolia” filminde yer alan Fide, Türk-Yunan dostluk ilişkilerine katkılarından dolayı pek çok kez plaketle onurlandırıldı. 2010 Kasım’da “Bridges” ve 2013 Mart’da “Büyü” albümü Yunanistan ve Türkiye`de piyasaya çıktı.

Müzisyenler / Musicians:

Violin / Keman & Viola: Fotis Siotas
Oud / Ut & Lute: Nikos Passalidis
Duduk: Vahan Galstyan
Gitarlar / Guitars: Marios Mourmouras
Kontrbas / Contrabass: Petros Varthakouris
Perküsyon / Percussion: Vagelis Karypis
Davul / Drums: Vassilis Podaras
Piano / Rhodes: Nassos Sopilis

Öne çıkan

“Klipte hikayeye çok önem veriyorum”

Gökhan Türkmen, 16 Şubat’ta yayınladığı “Lafügüzaf” şarkısının klip çekimini Damla Yolaç yönetmenliği ve Arınç Arısoy görüntü yönetmenliğinde gerçekleştirdi.
Başarılı sanatçı, geçtiğimiz gün müzikseverlerin beğenisine sunulan yeni şarkısı Lafügüzaf’ın klibi ile ilgili düşüncelerini : ” Klip çekimini Yalova Tersanesi’nde bulunan sıvı yük gemisinde, iç ve dış çekimler olmak üzere iki günde tamamladık. Klip çekmeden önce gemideki kaptanın, yardımcı kaptanın, tüm mürettebatın neler yaşadıklarını, nasıl bir iş hayatları olduğunu ve nasıl zorluklar içerisinde çalıştıklarının hikayelerini dinledim. Her iş zor tabii fakat bu işte iki sene boyunca gemide hayatınızı devam ettirdiğiniz oluyor. Düşünsenize ailenizden, sevdiklerinizden uzak sosyal hayatınızın neredeyse olmadığı bir ortamda yaşıyorsunuz. Bazen odalarına uğrayamadıkları zamanlar bile oluyormuş. Çok çalışıyorlar ve şartlar da bir o kadar zor. Biz de elimizden geldiğince bu konulara biraz olsun değinmek ve dikkat çekmek istedik. Başlı başına bir belgesel konusu aslında. ” sözleriyle anlattı.
Lafügüzaf şarkısının klip çekimi için Damla Yolaç ile çalıştığını ve klasik kadın erkek ilişkilerinin dışında; başka aşklardan, başka hayatlardan ve özlemlerden bahsetmek istediklerini dile getiren Gökhan Türkmen, klibin hikayesine her zaman çok önem verdiğini, bu konuda titizlikle çalıştığını ve alt metnin kendisi için çok önemli olduğunu vurguladı.
Sözleri Ozan Turgut’a ait olan Lafügüzaf şarkısının klibinde farklı hissiyatlara dokunmaya çalışan Gökhan Türkmen, yeni klibini sinema ile müziğin buluştuğu bir klip olarak tanımlıyor.
Klipte kendisine yakın arkadaşları olan Ayhan Aktaş, Berkay Özideş, Cihan Erel ve Serkan Emre Çiftçi’nin eşlik ettiği Lafügüzaf şarkısının klibi 19 Şubat’ta GTR Müzik Youtube kanalında ve müzik kanallarında yerini aldı.

Öne çıkan

Yeliz Geceler şarkısı ile Kayahan’ı andı!

Bekle Yağmur Geliyor teklisiyle uzun bir aradan sonra sevenleriyle tekrar buluşan sanatçı Yeliz, geçtiğimiz hafta sonu Kanal D ekranında yayınlanan Şule ile Vitrindekiler programının konuğu oldu.

Sanat camiasının arsızı değilim !

Program esnasında çarpıcı açıklamalarda bulunan Yeliz, sanat camiası ile ilgili sorulara: ”Bu camiaya aklım ermiyor, iyi ki de aklım ermemiş. İyi ki bu alemin arsızı olmamışım. Belki de bu yüzden uzun süre ara verdikten sonra bile kaldığım yerden devam ediyor, 10 yıldır da aynı mekanda sahne alarak orayı tıka basa doldurabiliyorum.” dedi.

Geceler şarkısını canlı söyleyerek Kayahan’ı andı !

Başarılı sanatçı, Kayahan’ın kolay kolay kimseyle oturup konuşmadığını, birbirleriyle çok iyi anlaştıklarını ve sohbetlerinin sonunda hep şarkılar söylediklerini belirtti. Programda usta ismin Geceler şarkısını canlı okuyarak Kayahan’ı andı.

Öne çıkan

İREM’LE HER Bİ’Şİİ DE “KEREM SEDEF”

“Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmuyor…”

2017 yılı benim için çok sert ve fırtınalı geçmiş, hatta çoğu zaman kendimle karşı karşıya kalmıştım. Ayağa kalkarken kendimi daha iyi tanıdım ve hayatta gerçekten ne istediğimi anladım. Aslında ne dostlukların, ne de maddi manevi hiç bir şeyin sonsuza kadar olmadığını gördüm ve hep söylerim; “Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmuyor…” Samimiyetine ve gerçekçiliğine güvendiğim Kerem Sedef ‘le sizin için yapmış olduğum röportajı sunuyorum.
Öncelikle Kerem Sedef’e hem röportaj için, hem de samimiyeti için ve tabii sizlere de zamanınızı ayırıp okuduğunuz için size teşekkür ederim. Yüzünüzde bir parça gülümseme ve umut oluşturabilirsek ne mutlu…
Buyurun; Kerem Sedef’in gözüyle hayata hep beraber bakalım

—————

İrem Ezgimen: Kerem nerede doğdu, neler yaptı? Biraz kendini anlatır mısın?

Kerem Sedef: 1982 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde; ilk, ortaokul ve liseyi ablamla birlikte okudum. Kendisi benden üç yaş büyüktür. (Bu detayı neden verdiğimi bilmiyorum ama ona da gönderme yapmış olalım. :) ) Babam; 1969 senesinde “Altın Ses Kralı” olmuş. Dönemin sevilip sayılan ünlü müzisyenleri arasındadır ve birçok 45’liğe imza atmıştır. Hatta bir zamanlar Sinan Erkoç’la çalmak için tanışmaya gittiğimde; sen “Cevat Sedef’in neyi oluyorsun?” diye sormuş, oğlu olduğumu öğrendiğinde çok şaşırmış ve benden çok babamla ilgilenmişti. :)

Müzik geçmişim babamdan geliyor. Evde sürekli; Ray Charles, Blues Brothers, Aretha Franklin dinletirdi fakat davul konusunda kimsenin bir fikri yoktu ve seneler sonra, çocukluğumda ritim tutma huyum olduğunu ve 5 – 6 yaşlarımdayken evde sağa sola vurup durduğumu itiraf ettiler. Davulla tanışmam ise şu şekilde oldu; babamın arkadaşlarıyla “Eskici Bandosu” isimli bir müzik grubu vardı ve grupta davulu babamın çok yakın arkadaşı, rahmetli Tekin abi çalıyordu. Davulu ilk gördüğüm an; “Bir şekilde bunu elde edip, çalmam lazım.” demiştim. O kadar etkilenmiştim ki anlatamam. Davulun başında çaldığım ilk parçayı hatırlıyorum da, sadece floor tom’a ve trampete vuruyordum. O zamanlar kick’e ayağım yetmiyordu. :)

Annem naçizane ev hanımıdır. Zamanında çalışmış, ama bizler olunca işi bırakıp bizimle ve eviyle ilgilenmiş. Aynı zamanda çok iyi bir ressamdır, dedem de (annemin babası) ressammış. Sanırım oradan da el geçmiş diyebilirim. Ben de üniversitede konservatuvar istiyordum fakat olmadı ve sonra mimarlık bölümünde okudum. Bir şeyleri renk ve uyum olarak birleştirmeyi çok seviyorum. Mesela kendi evlerimin iç dekorasyonunu yaparken (sanayide ve Yeniköy’de oturduğum) kimseyle çalışmadım. Sanırım o yeteneğimi annemden almışım. :)

İrem Ezgimen: Aslında sanatçı bir ailenin evladısın…

Kerem Sedef: Evet, ama başlarda benim de sanatçı olmamı hiç istemediler. :)

İrem Ezgimen: Neden?

Kerem Sedef: Anne ve baba, çocukları için her şeyin daha iyi ve garantili olanlarını istiyor. İlk başlarda bu duruma çok sinirleniyordum. Karşı çıkmalarına kızıyordum ama zaman geçtikçe anladım neden istemediklerini… Hayatlarımızı daha garantisi yüksek işlerden kazanmamızı istiyorlar. Mesela mimarlık, müzisyenliğe göre garantisi yüksek bir meslek, kesinlikle kabul ediyorum ama beni mutlu eder miydi? Kesinlikle etmezdi! Hiç unutmuyorum; 2 – 3 ay kadar Kanyon’un yapılışında çalıştım ve karlı bir Pazar gününde oradan o kadar hızlı kaçtım ki… :) Ardından babamın arkadaşının yanında iç mimarlığı denedim. Kendim bir şeyler yapayım istedim ama o da olmadı. :) Zaten 17 yaşımın sonunda ufak tefek bir yerlerde çalmaya başlamıştım. Gecede 5 – 10 lira kazanıyor, inanılmaz mutlu oluyordum. Bir süre sonra hayatıma “Ayna” grubu girdi. Müzik adına ilk profesyonel işim “Ayna” ile oldu. Bu gün ne öğrendiysem, onlarla öğrendim. Türkiye’de turneye ve sahneye çıkmaktan tutun da, “sahnede nasıl hareket etmen gerekiyor?”, “turne için nasıl bavul yapman gerekiyor?” kısmına kadar her şeyi orada öğrendim. Çünkü çok yoğun bir dönemde konserler yaptık ve inanılmaz deneyimler kazandım.

İrem Ezgimen: İlk gözbebeğin “Ayna” denilebilir o zaman…

Kerem Sedef: Elbette… İnanılmaz müzisyen ve sanatçılar… Her anlamda iyi olduğu kadar, kötü ve kırıcı tecrübelerim de oldu. Bu tecrübeler sayesinde hayatın tozpembe olmadığını ve kötü tecrübelerin sonunda, onlarla nasıl başa çıkmam gerektiğini öğrendim. Ayna ile üç, dört seneyi geçirdikten sonra hayatıma “Circus” girdi. “Circus” o dönemin en popüler bar grubuydu. Başka bir okuldu “Circus” benim için… Yanılmıyorsam; “Circus” Türkiye’de alt yapıyla çalan ilk bar grubu olması lazım. Alt yapıyla çalmayı ben de onlarla öğrendim. Bütün öğrencilerime söylerim, her şeyi sahnede öğrendim. Tabii ki arka planda evimde kapanıp çalıştığım dönemler de var ama hep kendimden iyi isimlerle çalıştığım için ve yaşımın da küçük olmasından dolayı birileri beni hep yönlendiriyordu. Daha önce karşılaşmadığım zor durumlarda da  mecbur kafamdan anlık bir çözüm bulup öğrenmem gerekiyordu.

İrem Ezgimen: Yaratıcılığını geliştirdi yani…

Kerem Sedef: Öğrenmezsen, o iş senden gidiyor. O kadar hızlı öğrenmen gerekiyor ki… Mesela müzisyenler arasında “kanlı takip” denilen bir şey vardır. Herkes onu sahnede öğrenir. Ama o kadar saçma şeylerle öğreniyorsun ki; alt yapı bozuluyor o an “ne yapacağım, panik yapmamam lazım” diyorsun ve çok acayip denemeler yaşıyorsun. Bunlar “Model” zamanında başıma çok geldi ve bu tecrübeleri daha önce yaşamış olmak çok işime yaradı. “Circus” tan sonra bir çok farklı projeyle çaldım sonra da askere gittim, geldim ve ardından “Model” başladı. 4,5 – 5 seneye yakın bir süreyi, hep beraber çok yoğun geçirdik.

Kerem Sedef 4

İrem Ezgimen: Babanın müzik hayatına etkisi olduğunu biliyorum. Hem bunu yaşayan bir müzisyen hem de öğretmen olarak; sence çocukları aileleri nasıl yönlendirmeli?

Kerem Sedef: Müzik ve ritim çocuklarda analitik zekayı çok geliştiriyor. Her çocuk bir şekilde profesyonel olmasa bile, önce enstürmanları denemeli. Çünkü; çocukların çok küçük yaşlarda seçici olamayacağını biliyoruz. Tabii ki istisna olan bazı çocuklar ne istediğini çok belli edebiliyor ama müzikle uğraşacak olan bir çocuğun, öncelikle sevdiği bir enstürmanı bulup, enstürmanı ile vakit geçirmesi gereklidir. Sanatala ilişki sadece müzikal açıdan değil; çocuğun pedagojik gelişimi açısından da oldukça önemlidir. Notaları duyması, ritmi duyması çocuğun hayatı içerisinde hem sosyo kültürel, hem de analitik zekasını etkileyip şekillendiriyor. Bununla ilgili birçok araştırma var. Davul dersi vermeye başlayalı 12 sene oldu. 12 senelik öğretmenlik hayatımda gördüğüm şu ki (davul çalmanın dışında) müziğe zaman ayıran ve ayırmayan çocuk arasında ciddi farklar oluyor. Bunu birebir gözlemledim. Aynı ailenin iki kardeşi, ya da arkadaşlar arasında bir hayli fark ediyor. Onun için; spor kadar, müziği de bir şekilde (dayatmak şeklinde ya da çocukları proje haline getirerek değil) hayatlarının içine dahil etmeleri gerekiyor. Dinleterek bile başlayabilirler hiç önemli değil. O da bir kültür, sonrasında ise çocuk hangi enstürmanı istiyorsa, o enstürmanı çalmasını sağlayarak daha ileri götürmesine yardımcı olabilirler.

İrem Ezgimen: Ciddi bir müzik takipçisi ve dinleyicisisin. Müzik yelpazen çok geniş. Daimi değişen bu çeşitliliğe nasıl ayak uyduruyorsun?

Kerem Sedef: Az uyku uyuyorum ve bu durum bana zaman kazandırıyor ama doğruyu söylemek gerekirse eskisi kadar takip etmiyorum. 20’li yaşlarımda, her gün yeni bir şey öğrenip, onu paylaşıyordum. Özellikle bulunduğum arkadaş ortamım da benim gibi, ciddi şekilde müziği takip eden ve müzik konuşan insanlardan oluşuyordu ve durum böyle olunca da daha çok şey öğrenebildik. Şimdiki çocuklar bilmez ama bizim çocukluğumuzda kaset çekilir, hediye edilirdi. Biz kasetlerin kitapçıklarını okuyan bir jenerasyon olarak büyüdük. İlgimiz de bu yönde olduğu için; “albümde kim çalmış, nerede kaydetmişler, prodüktörü kim” bunları hep merak edip bakıyorduk. Okan diye bir arkadaşım; sadece üç beş kişinin dinlediği albümlere kadar bilirdi. Hayatımda araştırmacı insanların var olduğu, dolu bir dünyadan geldim. Mesela Spotify playlistim bayağı değişiktir. Çünkü babam; R&B, Funk, Jazz’la büyüttü. O zamanlar çok sıkı bir Hip-Hop dinleyicisiydim. Old School Hip-Hop’â bayılır, hala takip ederim. Bir süre sonra hayatıma metal ve rock müzik girdi. Bu tarz bir müzik olduğunu biliyordum ama o düşünce yapısıyla dinlemiyordum. Bir anda içine girince “Bu çok acayip bir dünya!” dedim. Düşünün ki; bugün hala en çok canlı izlenen ve insanların gittiği konserler metal konserleridir. O dünyaya bu bakış açısıyla bakmak, Türkiye’nin dışına çıkmaktan geçiyor. Bunu fiziki olarak düşünmeyin. Ellerimizde bulunan telefonlarla her şeyi yapabiliyorsunuz. Tabii burada istekli olmak çok önemli… Mesela benim aklıma bir şey takıldığı an, telefondan bakıyorum. Bir şeyleri bilmeyi ve öğrenmeyi seviyorum. Bana göre tek tarz müzik dinlemek, her gün aynı şeyi yemek gibi… Olmayacak bir şey değil, tabi ki olabilir. Bu konuda saygım sonsuz ama iyi ve çok sayıda beslenebileceğimiz farklı lezzet var ve hepsinden bir şey almak, kendi yaptığın tarzda da seni çok ileri götürebilir. İnsanlar bunu yapmaya üşeniyor. Spotify ve Itunes’da sen hiç bir şey yapmasan, onlar sana öneriyor. Mesela, kayıt zamanları iki gün öncesinden jazz dinlemeye başlarım. Konfor alanımın dışına çıkmak ve başka bakış açısıyla bakabilmek için doğru bir yöntem olduğunu düşünüyorum.

İrem Ezgimen: Benim gözümde Türkiye’de müzik yapan bir müzisyenin bu kadar sağlıklı, düzenli bir yaşam stili olması çok zor, sen bunu nasıl başardın?

Kerem Sedef: Benim de 20’li yaşlarım herkes gibi geçti. Bu durum 20’li yaşların verdiği bir heyecan… Açıkçası, düşüncelerim 30 yaşına geldikten sonra değişti. Beslenme konusunda da, askerden sonra çok kilo almıştım. Döndüğümde kendime “Ben ne yapıyorum?” dedim ve ardından hayatıma “Model” girdi ve tekrar sahneye çıkmaya başladım. Tekrar göz önünde olmaya başlayınca, insan iyi görünmek istiyor ve dikkat etmeye başlıyor. Her şeyi sorgulamaya başladım. Ne istediğime karar verdim. Her şeyden önce kendim için yapmam lazımdı. Bir gün eniştem (kendisi doktordur) bana “35 yaşına nasıl girersen, öyle bitirirsin bu hayatı ve ona göre dikkat et çünkü sağlıklı bir şey değil.” dedi ve bunun üzerine kararımı verdim. Bu kararın sonucunda da çok mutlu oldum. Giydiğim şeyin bana yakışmasından, iki adım merdiven çıkınca nefes nefese kalmamaktan mutluluk duydum. Durumumu avantaja dönüştürebileceğimi gördüm. Bir süre sonra da beslenme okudum ve sertifikasını aldım. Sağlıklı yaşamın bir müzisyen için de gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir olduğunu gördüm. Emin ol, hayatında “gerçekten” bir şey yapmak istiyorsan onu yapmak için zaman, güç buluyor ve yapmak istedikten sonra yapıyorsun. Sadece dezavantajı, avantaja çevirmeyi bilmek gerekiyor. Zamanı doğru kullanma konusuna takıntılıyım. Unutmamak lazım, zaman geçiyor ve geri gelmiyor.

İrem Ezgimen: Profesyonel olarak sporla ilgilenmeye ne zaman başladın?

Kerem Sedef: Aslında şöyle; hiperaktif bir çocuk olduğum için aileme demişler ki “bu çocuğu bir yere verin yoksa ileride zorlanırsınız.” :) onlarda sağ olsunlar basketbola vermişler. :) Benimde çok hoşuma gitti hoplayıp, zıplamak. Uzun süre basketbol oynadım. Basketbolun ardından kısa bir süre futbol oynadım ama futboldan nefret ettim. 4 yıl Amerikan futbolu oynadım. Aklına gelebilecek her sporu denedim ama profesyonel olmadım. Hiçbir zaman profesyonel olma durumum olmadı ama profesyonele yakın spor yaptım. Özellikle basketbolda yoğun antreman yaptığım ve oynadığım zamanlar oldu. Yeni şeyleri denemek, o deneyimlerin disiplinlerini öğrenmek hoşuma gidiyor. Tek bir şey yapmak bana sıkıcı geliyor. Yapılabilecek bir sürü şey var ve onları bir araya getirdiğin zaman bence inanılmaz bir karışım olmaya başlıyor. Denememektense, deneyerek onun neden senin için olmadığını görebiliyorsun.

Örneğin; hayatım boyunca mutlaka bir dövüş sporu yapmak istedim. Kick boks, boks hepsini denedim ama en son Cihan Yılmaz ve Ertan Balaban’ın önermesiyle “Juijitsu” yu denedim ve hoşuma gitti. “Aradığım buymuş!” diyebildim. Juijitsu’nun çok önemli olan ve benimle çok uyan bir felsefesi var. “Yolculuk önemli olan…” yani derdi siyah, mavi, kırmızı kuşak değil. Benimde derdim öğrenmek ve yaptığım işin sürdürülebilir olması.

İrem Ezgimen: Sporcusun anladık :) ama gecenin geç saatinde Okan Sungu ile beraber 22 km yol koştunuz. Onun hikayesini anlatır mısın?

Kerem Sedef: Okan yanımda olmasa, ben o 22 km’yi çok zor bitirirdim ama Okan’la öyle ya da böyle bitti. Günün sonunda ne yaparsan yap, başarma hissiyatı çok güzel bir şey… Hayatta paradan daha önemli bir şey varsa, o da başarmak. Çünkü başardığın zaman (iş konusunda ya da herhangi bir konuda) istediğin şeyler akabinde geliyor ama başarma duygusu dünyada başka hiçbir şeyde yok!

İlk Ayna ile turneye çıktığımızda gece herkes araçta uyurken gözümü açtım ve “ İşte bu!” dedim. Model’le yaptığımız turneler… 50.000 kişinin önde çalıyorsun ve onun karşılığını alıyorsun. Gerçekten bunun para ile alakası yok.Kerem Sedef 1

İrem Ezgimen: Seninle ortak hislerle yaptığımız bir iş öğretmenlik ve bundan yola çıkarak geçenlerde kendim söylemiştim, birkaç gün sonra senin ağzından da duydum “bir şey öğretiyorsun ve anında karşılığını alıyorsun.”

Kerem Sedef: Aynen öyle… Birisi senin söylediğin bir şeyi yapıp başarıya ulaşıyor. Bunu onun yüzünde görebiliyorsun. Buna sebep olabilmek bile çok önemli. Aslında başarı, onun başarısı ama senin yönlendirmelerin doğrultusunda başarıya ulaşıyor. Sen de birine bir şey öğretmiş ve onun hayatına dokunmuş oluyorsun. Belirli bir yaştan sonra fark ediyorsun ki, hayatta en güzel şey birinin hayatına dokunabildiğini görebilmek.

En sevdiğim şey bir okula gidip küçük, büyük insanlarla konuşmak. Çünkü herkes sana bir şey öğretiyor. Hiç kimseyi kendinden aşağıda görmene gerek yok. 5 yaşındaki çocuktan bile bir şey öğrendiğimi biliyorum. İnsanların hayatına dokunabilmek, büyük bir başarı ve bunun hiçbir karşılığı yok.

Hayatta insanlar boşu boşuna karşına çıkmıyor. Hayatımda iki dakikalığına bile karşıma çıkan biri hayatımı değiştiren şeyler söylemiştir. Mesela hayatımı değiştiren şarkı “Michael Jackson – Man in the miror” oldu ve bunlar boşu boşuna gelmiyor kulağına… Sokakta görüp “Merhaba” dediğin adam bile boşu boşuna “Merhaba” demiyor sana…

İrem Ezgimen: V-log videoların var. Neden çekmeye devam etmiyorsun?

Kerem Sedef: Var-dı. :) O dönem çok şey yapıyordum ve paylaşmak çok hoşuma gidiyordu. İnsanlara ilginç bir şey sunabiliyordum. Avrupa turnesine gittiğim zaman belki izleyen kişi hiç oraya gitmemiş olabilir diye düşünüp videolar çekiyordum. Gelen yorumlarda insanlar kendilerini orada gibi hissedebildiğini söylüyorlardı.(Bunları insanların söylediği yorumlardan yola çıkarak söylüyorum.) Hayatım boyunca her zaman yaptığım şeyin bir amacı olması gerektiğini düşünüyorum. 2017 benim için durağan bir yıl oldu hayatımdan birçok şey değişti. Bu yüzden kamerayı açayım, saçma sapan konuşayım, millet beni izlesin falan bana göre değil…

İrem Ezgimen: Canlı yayın yapmayı sevmiyorsun.

Kerem Sedef: Aslında canlı yayın yapmayı seviyorum. Cihan Yılmaz ile başlamıştık fakat Cihan’ın işleri ve yoğunluktan devamlılığı sağlayamadık. O hala aklımda ama daha düzgün ve oturaklı bir konsepti olması gerektiğine karar verdim. Kendi düzenimde yaptığım her şeyi devam ettireceğim, ama bugün ama yarın, bakacağız. :)

İşin açıkçası bir de şöyle bir durum var; YouTube’ta para vermediğinde, seni takip eden adama bile erişmene engel olan algoritma olduğu müddetçe bir yol kat edilemiyor. Bu durum yanlış anlaşılmasın; YouTube’tan milyonlar kazanmak derdinde değilim ki öyle olsa bir sürü yöntemi var yapılacak.

İrem Ezgimen: Peki… Kerem Sedef’in bir günü nasıl geçiyor?

Kerem Sedef: Sabah 04:30/ 05:00 gibi uyanıyorum. Son bir senedir sabah uyandığımdaki ruh halime göre 10 dakika– 15 dakika meditasyon yapıyorum. Kendi kendine kalmak güzel bir şey… Su sesi ve su bana çok iyi geliyor. Bu aralar hafif hafif yoga ile uğraşıyorum.. Esnek bir adam değilim ama artık yavaş yavaş o esnekliği vücuduma katmam gerektiği konusunda çok ciddi sinyaller görüyorum. Spora gidene kadar günlük araştırmalarımı yapıyorum, ardından spora gidiyorum sonrasında günlük koşuşturmalar başlıyor. Dersler, toplantılarla geçiyor. Akşam ise gece sosyal olmamı gerektirecek bir şey olursa orada oluyorum ama olmayacaksam evime gidip ne yapacaksam onları yapıp yatıyorum arada çalışabilirsem davul çalışıyorum.

Kerem Sedef 2

İrem Ezgimen: Kerem Sedef’le ilgili ilerleyen süreçte bizi neler bekliyor?

Kerem Sedef: Övünç Dan ile beraber kurduğumuz “Gaddar”ı zaten herkes biliyor ama ben bir single kaydettim. :) Şarkı söyledim… :) Hatta şimdi ikinci şarkıyı bitiriyoruz. :) Sahnenin arkasından, önüne geliyorum. :) Biz çok eğlendik ve ilginç oldu. :) Herhangi bir iddiam yok ama bizim eserimiz oldu, benim oldu! Eğrisi ve doğrusu ile Suat Yılmaz, Övünç Dan ve benim bir araya gelip, konuşup, birbirimize güvenebilmemizle gerçekleşti. ( Gerçekten Suat ve Övünç’e çok güvenirim. Çünkü adamlar, eğer bir iş olmamışsa “olmamış” der. Bana mutlaka kötüyü söylerler ve direk söylerler.)

Bir davulcu olarak sert bir tuşe ile hareket etmeme rağmen, yaptığımız single şarkının onunla hiç alakası yok. Çalan Kerem ve söyleyen Kerem arasında bir fark var. Single ile ilgili herhangi bir kaygı taşımıyorum. Sadece yapmak istedim ve yaptım. Bir süredir sessiz kaldım ama bu süreçte boş oturmadım. Çalıştım ve ürettim…

2017’nin sonlarına doğru fark ettim ki; hayatımın taşları yerine oturuyor. Gerekli insanların hayatıma girip, gereksizlerin çıktığı bir dönem başladı ve hayatım çok güzel bir döneme doğru gidecek…

İrem Ezgimen: Öğretmenlik… Zuhal Müzik Akasya’da davul dersleri veriyorsun. Öncelikle öğretmenlik sana kendini nasıl hissettiriyor?

Kerem Sedef: Öğretmek gerçekten başka bir şey… Öğretebilmek bir meziyet ve ben herkesin öğretebileceğine inanmıyorum. Çünkü; birine bir şey anlatabilmek, gerçekten çok zor ve yıllar içinde bunu nasıl yapman gerektiğini öğreniyorsun. Öğretmek benim açımdan inanılmaz keyifli… Biri geliyor ve sana diyor ki “Bana bildiğin şeyi aktarabilir misin?” sen de bir yerden başlıyorsun. Seneler sonra bu edindiği bilgi için “Bana bunu ….. kişi öğretti” demesi muhteşem bir duygu. İnsana tamamlanmışlık hissi veriyor. Her konuda bir şeylerin paylaşıldığı zaman ilerlediğine inanıyorum. O enerji herkesten, herkese geçiyor ve o karma hayatında mutlaka sana geri dönüyor. Bunu maddi olarak söylemiyorum ama karşındaki insanın yüzündeki “Başardım!” gülümsemesini görmek bile sana anlatılmaz bir duygu yaşatıyor.

Zuhal Müzik’le de, Roland dolayısıyla beraber çalışıyorduk. Ortak bir iş yapmayı istiyorduk ama benim çok zamanım yoktu ve bir işi eğer düzgün yapamayacaksam, yapmamayı tercih ettiğim için projelerimizi gerçekleştirememiştik. Bu dönemde de hazır ben müsaitken, yeniden bir araya geldik ve derslere başladım. Her şey güzel gidiyor ve Zuhal Müzik Akasya şubesinde haftanın 3 günü dersler devam ediyor.

IMG_E3241

İrem Ezgimen: Kerem Sedef çocukluğundan bu zaman hayal ettiği noktaya gelebildi mi? Nasıl hayalleri vardı ve şuan nerde?

Kerem Sedef: Hayal ettiğim noktanın ilerisine geçtim ama o hayaller hep değişiyor. Öncelikle her şeyden önemlisi, sevdiğim işi yapıyorum. Yurtiçi ve yurtdışında 40.000 – 50.000 kişiye konser vermek, insanların yaptığın işin karşılığında seni tanıyıp, tebrik etmesi bile çok güzel bir duygu. Onun için çocukluğumda düşündüğümden, daha iyi bir yerdeyim ama başardıkça ve başarabildiğini gördükçe devam ediyorsun ve esasen “büyümek” zaten bu demek… İnsanın ruhani olarak büyümesi bunu gerektiriyor.

İrem Ezgimen: Fanların çok fazla ve seni çok seviyorlar. Sen de hayatı dolu yaşayan, net ve açık bir adamsın. Samimiyetine, içtenliğine inanarak soracağım bu sorumu… Onlara hayatla ilgili bir şeyler söylemek ister misin?

Kerem Sedef: Hayatta her şeye açık olun! Eskiden kızdığım şeylere, şimdi “iyi ki, olmuş.” diyebiliyorum. İyi ki, mimarlık okumuşum. Çünkü yine müzik yapıyorum ama başka bir bakış açısıyla bakabiliyorum. Diyorum ya; hayatta hiç bir şey boşu boşuna olmuyor. “Hayallerinizden vazgeçmeyin” gibi bir şey söylemeyeceğim ama kendinizi geliştirin! Hayal ettiğiniz şey için çalışın, bol bol çalışın. İnsan sevdiği ve hayal ettiği şey için çalıştığı zaman en kötü durumda bile olsa bu histen güç kazanıyor. Zor zamanlardan geçtiğim oldu ama bu zamanlarda “Bunu başaracağım ve durum değişecek!” dedim ve bence orada değişim başlıyor. Çünkü hayatta her şey varken, hiçbir zaman onlar bitmeyecekmiş gibi düşünüyoruz. Hep ceplerimizde zannediyoruz ama onlar gittiği zaman ortada kalıyoruz. Onlar gittiği zaman, zaten kim olduğumuz ortaya çıkıyor. O her şeyimiz varken etrafımızda olan insanlar, her şeyimiz varken dışarıdan gelen etkiler, her şeyimiz varken ki dünyaya bakışımızla; o her şey elimizden alındığı zaman dünyaya bakışımız öz kimliğimizi ortaya çıkarıyor ve öz kimliğimiz güçlü olmaz ise o zaman yıkılmaya başlıyoruz. Onun için hayatta en önemli şey; okumak, kendini geliştirmek ve ileriye gitmek.Çünkü hayatta sadece kendine güvenebilirsin ve yarın, öbür gün kendinle baş başa kalacaksın. Hayatının herhangi bir noktasında mutlaka herkes kendi ile birkaç kez baş başa kalacak. İşte o zaman “Düştüm!” demekle, “Hadi abi!” demek arasındaki farkı anlıyorsun!

İnsan fiziksel ve mental olarak ne kadar sağlıklı ise; o kadar güçlü olup kuyruğunu dik tutabiliyor. Bugün hiç param olmasa; bir yerde garsonlukta yaparım, limon satarım. Yaparım! Bunu yapabileceğini bilmek çok önemli!

İrem Ezgimen:Hayatında her şeyin çok iyi gittiği dönemler de olmuştur ama kötü gittiği süreçler de yaşamışsındır. Hayatına özenen insanlar illa vardır ama senin dışarıdan gözüken güzel hayatının yanında kötü yaşadıkların da var ve her şey kusursuz değil…

Kerem Sedef: İnsanlar hep her şeyin bitmiş halini görüyorlar. O ürünün bitmiş haline nasıl, hangi süreçlerle geldiğini kimse bilmiyor. Arkadaşlarım dışarıdayken, benim saatlerce davul çalıştığımı, geceleri sahnede çaldığımı, kaç paraya çaldığımı ve oraya gelebilmek için neler yaşadığımı bilmiyorlar. Kimsenin hayatı kolay değil. Kimsenin! Sadece kendimden söylemiyorum, ne hayatlar var dışarıda görüyoruz, duyuyoruz. Önce elinde olanlara şükretmek gerekiyor ve elinde olanları cepte saymamak gerekiyor. Sanki her gün onlar, senden alınacakmış gibi yaşamak gerekiyor. İnsan hayatı bir saniyede değişebiliyor ve gerçekten kendini rahat bırakmamak gerekiyor. Çalışmak, öğrenmek ve geliştirmek gerekiyor.

İnsanın kendini geliştirebilmesi önemli! Adabı muaşeret bilmek, konuşmayı bilmek, herhangi bir yabancı dil bilmek, bir yere gittiğinde nasıl davranılması gerektiğini bilmek… Bunlar çok küçük detaylar gibi gelse de hayatın bütün bölümünde insanları bir adım ileri götüren detaylar ve maalesef ki; bu dönemde bütün çocukların özendiği şeylerin dışında kalıyorlar.

Herkes zengin, ünlü, blogger vb. bir şey olmak istiyor. Onları olmak zaten kolay, çalışıp oluyorsun ama sen bunların dışında ne yapıyorsun? Sen kimsin? Ben seninle oturup bir şey konuşabiliyor muyum? Turneye çıkmayı dünyanın en güzel şeyi sanıyorlar ama turneye çıkmak dünyanın en zor şeyi… İnsanlarla sen beraberken nasıl vakit geçireceğini biliyor musun? Ne zaman susman gerektiğini, ne zaman konuşman gerektiğini, ne zaman ayrı kalman gerektiğini… Bunların hepsini öğreniyorsun ve bunları öğrenmezsen, hayat sana zorla öğretiyor. Onun için de hayat öğretmeden, öğrenin diyorum. :)

İrem Ezgimen: O zaman minik bir oyun oynayalım seninle :) minik sorularıma tek kelimelik yanıtlar istiyorum senden :)

İrem Ezgimen: En kızdığın şey

Kerem Sedef: Aptallık

İrem Ezgimen: En mutlu olduğun şey

Kerem Sedef: Her şey

İrem Ezgimen: Örnek aldığın biri

Kerem Sedef: Michael Jackson

İrem Ezgimen: Aile

Kerem Sedef: Çok önemli!

İrem Ezgimen: Lady Pera ( :) )

Kerem Sedef: Aaa Hastasıyım! Çok seviyorum! Ölürüm! Canımı veririm!.. :)

( “Lady Pera” dedikten sonra tek kelimeyi aştı durduramadım. :) )

Kerem - Pera - Carlos

İrem Ezgimen: Carlos & Keşkül

Kerem Sedef: Sarılırım :)

İrem Ezgimen: Hayatının “iyi ki” si

Kerem Sedef: İyi ki, her şey böyle olmuş :)

İrem Ezgimen: Hayatında eksik kalan bir nokta

Kerem Sedef: Aile… Kendime bir aile kurmak çok isterim.

İrem Ezgimen: Hem kendi fanların, hem de Dikkat Müzik takipçilerine söylemek istediğin bir şey var mı?

Kerem Sedef: Öncelikler sağ olsunlar okudukları için… Güzel şeyler geliyor. Mutlu olsunlar, çalışsınlar, hayat güzel n’olursa olsun yaşamaya değer!

İnstagram:www.instagram.com/keremsedef

Facebook: www.facebook.com/keremsedefrocks

Twitter: https://twitter.com/keremsedef

IMG_3919

Öne çıkan

Olmaz Böyle Şey, Yoksa Rüya mı?

Her çaldığında içimizi kıpırdatıp yüzümüzü güldüren “Olmaz Böyle Şey”in, o çok yakıştığı Yeşilçam filmlerinden firar edip aramıza geri dönüşünü kutlayalım mı?
Evet, o tatlı sesiyle bir kuşağa şarkılarını sevdiren ve her daim özlenen Yeşim’in en sevilen şarkılarıyla hasret gidermek için işte fırsat..

Müziğe çocuk yaşlarda başlayan Yeşim, ilk 45’lik plağı olan ‘’Olmaz Böyle Şey-Aşk Alfabesi’’ni 1974 yılında yayınladı. Türk popunun sevilen yorumcularından olan Yeşim’in müzik kariyerinin başlangıcından bugüne kadar yaptığı şarkılar orijinal plak kayıtların yanında, yeni yaptığı kayıtlardan oluşuyor bu albüm.

Yeşim’e çıktığı anda şöhret kazandıran “Olmaz Böyle Şey” ile açılan albümde, “Aşk Alfabesi” ve “Küçük Bey”, ‘’Aklın Neredeydi’ gibi hit şarkıların yanı sıra 80’lerde başlayan disko modasının ürünü olan ‘Her Yerde Kar Var’ devam eden bu albümde Çiğdem Talu’dan Şanar Yurdatapan’a, Şemi Diriker’den Sefa Ulaştır’a kadar bir çok önemli söz yazarı ve bestecinin de imzası varken bir çok şarkısında Yeşim söz yazarı olarak yer almış.

Yapımcılığı Hakan Eren’e ait olan ve Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan “En İyileriyle YEŞİM” albümünün şarkılarını plaklardan dijital ortama Bora Ebeoğlu aktarırken, kartonet yazısını Yavuz Hakan Tok kaleme almış.

Öne çıkan

Tüm Zamanların En Çok Coverlanan Şarkıları

Cover konusu müzikseverleri kuşkusuz pek çok zaman ikiye bölen bir konu olmuştur. Nitekim kimisi bir şarkıyı ilk kez kimden dinleyip sevdiyse bir daha başkasından dinlemeye -bırakın şans vermeyi- tahammül bile edemez ve her ortamda nefretini kusmaya hazırdır, ilk söyleyen daima ve kata “özel”dir ve “en iyisi o”dur. Kimisi de, farklı yorumlara, farklı düzenlemelere ve denemelere açık bir kulağa sahiptir ve dolayısıyla bir şarkının yeniden sunumuna da açık olabilir. Cover konusunda derya deniz olan YouTube,  bu konuda bir araştırma yapmış ve bugüne değin en fazla coverlanan parçaları listelemiş. YouTube için teknik olarak çok da zor bir araştırma olmamıştır diyor ve sizleri bu listenin ilk 10 şarkısıyla başbaşa bırakıyoruz.

Adele’in pek çok şarkısının yer aldığı listede John Legend´in “All of Me” ve Leonard Cohen’in “Hallelujah” şarkıları da YouTube’daki içerik üreticilerinin ilgisini çeken diğer şarkılardan. Tüm zamanların en çok cover’lanan şarkıların listesi şöyle:

All of Me / John Legend
Love Yourself / Justin Bieber
Radioactive / Imagine Dragons
Hallelujah / Leonard Cohen
Someone Like You / Adele
Hello / Adele
Say Something / A Great Big World
Jar Of Hearts / Christina Perri
Stay With Me / Sam Smith
The Scientıst / Coldplay

Öne çıkan

Levent Yüksel’den “Hayatıma Dokunan Şarkılar”

Popüler müziğe 90’ların başında merhaba diyen ve sadece ilk albümü “Medcezir” ile yarattığı büyük etkiyi -döneminde çıkan pek çok sanatçının aksine- sonrasında yayınladığı pek çok albüme rağmen hala o ilk çıkış albümüyle günümüze dek taşımayı sürdüren  Levent Yüksel, uzun bir aradan sonra yeni bir albümle karşımızda. Poll Production’dan çıkan ”Hayatıma Dokunan Şarkılar”da bu kez müzik tarihimizden seçtiği arabesk şarkıları kendine özel yorumuyla bizlere sunuyor. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses gibi isimlerin şarkılarını dinlediğimiz 10 şarkılık albümü için Levent Yüksel, yönetmenliğini Tülay İbak’ın yaptığı ilk video klibini sözü Tahir Paker, müziği Burhan Bayar’a ait olan ”Yalan”a çekti.

Albümdeki parçalar :

  1. Kaderimin Oyunu 
    Söz ve Müzik: Orhan Gencebay
  2. Yalnızım
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  3. İtirazım Var
    Söz: 
    Behlül Bektaş – Müzik: Rıfat Şallıel
  4. Yalan
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  5. Mutlu Ol Yeter
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  6. Hor Görme
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay
  7. Bir Kulunu Çok Sevdim
    Söz: 
    Fethi Demir – Müzik: Burhan Bayar
  8. Sus
    Söz: 
    Mehmet Tahir Paker – Müzik: Burhan Bayar
  9. Beni Böyle Sev
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay
  10. Yorgun Gözler
    Söz ve Müzik: 
    Orhan Gencebay