Röportaj: Esin İris

10615402_10152618130167159_5970231313044723130_nHerkese Merhaba,

Yine vakitsizlikten sizlere neredeyse ayda bir kere ulaşabiliyorum ama umarım yakın zamanda daha da sık sizlerle röportaj ve yazılarımı paylaşacağım. Hep derim “Esin, benim için bir başkadır.” yıllarca görüşemeyip, yıllar sonra yan yana geldiğimiz de sanki dün berabermişiz gibi dostluğumuzu devam ettirebildiğimiz, aynı sahnede şarkı söylemenin keyfine vardığımız, birbirimize özgürce ve yanlış anlaşılma korkusu yaşamadan şımarmışlığımız vardır. Fakat en güzeli şu ki; içinde hiç kötü niyet barındırmadan elinden geldiğince çevresi ve dostlarına yardım etmekten keyif alan ve sahnede izlediğiniz, televizyonda gördüğünüz Esin İris’le; gündelik yaşamındaki Esin İris arasında hiç bir fark olmadan yaşar. Tanımayan ve merak eden herkes için buyurun size Esin İris :)

Esin İris kimdir?

26 yaşındayım. Kendimi bildim bileli hem yazdım, hem söyledim. Müzik ve edebiyat benim için en harika ifade yöntemi oldu. 16 yaşımdan itibaren reklam müzikleri, 19 yaşımdan itibaren reklam yazarlığı yaptım. Bu süreç içerisinde sayısız müzik projesinde yer aldım, her birinden inanılmaz keyif aldım. İlk solo albümüm “Yine Mavi”, Samuray Gökce prodüktörlüğünde, Sony Music Türkiye etiketiyle 3 ay önce sizlerle buluştu. . Hayatın bir “kendini deneyimleme” süreci olduğuna inanıyorum. Bu yüzden “Esin İris kimdir?” sorusunu bir ömür boyunca soracağıma inanıyorum. :)

Müzikle uğraşmaya nasıl başladın?

Evde şarkı söyleyerek. Annemle küçüklüğümden beri Türk Sanat Müziği şarkıları söyleriz evde. Sonra çocuk yaşta başka müzik tarzlarını da keşfediyorsun. Müzik dünyasının inanılmaz geniş, ihtimaller ve inceliklerle dolu bir dünya olduğunu anlıyorsun, büyüleniyorsun. O sırada kendi şarkılarını yazmaya başlıyorsun. Boş zamanlarında yaptığın bir şeyden, yapmak için zaman ve fırsat yarattığın, fedakarlık yaptığın bir şeye dönüşüyor. Organik bir hikaye aslında. Kendiliğinden gelişen bir yolculuk. Neye emek vermeyi seçtiğinle ilgili her şey. Onca yıldan sonra bir baktım ilk albümümü elimde tutuyorum.

Rap müzikte çok başarılı olduğunu biliyoruz öncelikle rap müzik yolculuğunu bize anlatır mısın?

Teşekkür ederim. J İlk dinlediğim rap şarkısı Manau grubunun “Le Tribu De Dana” şarkısının hardcore cover’ı idi. Sonra orijinalini dinleyip çok sevdim. Çocukluk arkadaşlarım, 11-12 yaşlarımızdan bugünlere kadar birlikte geldiğimiz Sansar, Pit10 ve daha nice rap sanatçısı. Diğer çocukluk arkadaşlarım hardcore, punk gibi müzik tarzlarını icra ediyor. Hardcore’cularla sahneye çıktım, rapçilerle şarkı kaydettim. R&B ve soul da söyledim. Yeri geldi hepsini birbirine karıştırdım. Electro/rave grubu da kurduk, alternatif rock gruplarında da vokal oldum. Ama kayıtlı olanlar rap şarkıları oldu. Onlar kalıcı oldu, onlar çok ilgi çekti, onlar sayesinde de sanırım birçok insan ismimi duymaya başladı. Her yerde söylüyorum, ben genre ayırt etmeye pek inanmıyorum. Müziği seviyorum, müziği deneyimlemeyi seviyorum.

Peki rap müzk tarzından bir anda pop müzik tarzında bir albüme karar verme aşamalarını ve yolculuğun boyunca neler yaşadığını anlatır mısın?

O “bir anda bir şeye karar verme” durumu benim hayatımda hiç olmadı. Başkalarıyla yaptığım projelerde genellikle türlü tarzlarda müzik yapıyordum. İçimde birikmiş genel geçer bir öfke olduğu dönemde hatta bir EP yapıp internete salmıştım, rap ağırlıklı, bol küfürlü. (Artık küfürlü şarkı sözü yazmıyorum. :) ) Ama kendim için yazdığım ve sakladığım, paylaşmaya cesaret edemediğim şarkılar alaturkadan, soul’dan, pop müzikten beslenen şarkılardı. “Yine Mavi” albümünde, 15 yaşımdayken yazdığım, sonra yeniden düzenlediğimiz bir şarkı var mesela. :)

Albüm çalışmalarında kimlerle çalıştın?

Aslında albümü iki kişi yaptık diyebilirim. Albümün prodüktörü Samuray Gökce, aynı zamanda yıllardır müzikal ikizim olarak gördüğüm, müzik elmamın diğer yarısı olarak gördüğüm çok candan bir dostum, manevi kardeşim. Ben yazdım, o ete kemiğe büründürdü. Hatta yer yer o da yazdı, ekledi, çıkardı. Birlikte hayal ettiğimiz şarkıları yarattık. Dolayısıyla en çok onunla çalıştım. Bunun dışında bir Koray Candemir düetimiz var. Mix’lerde Arzu Alsan ve Samuray var. Mastering’de Çağlar Türkmen. Yaylılarda Gündem Yaylı Grubu, üflemelilerde Hasan Gözetlik, kanunda Göksel Kartal, buzukide Ali Yılmaz gibi çok değerli müzisyenler bize eşlik ettiler. Bunların dışında neredeyse her şeyin canlı kayıtlarını Samuray gerçekleştirdi.unnamed

Koray Candemir’le düet yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Koray öncelikle çok hayran olduğum bir sanatçı, sonra aşağı yukarı 5 yıl önceki tanışmamızdan beri abim gibi sevdiğim, harika bir insan. Albüm kayıtları süresince de beni yalnız bırakmadı, arayıp “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sordu. Ben de “Sesine çok ihtiyacım var.” dedim, çünkü “Senin Şarkın”a kesinlikle bir erkek vokal gerekiyordu. Biz o şarkıda bir kontrast duymak istiyorduk Samuray’la. Koray ise bence Türkiye’nin en iyi seslerinden biri. Daha şanslı olabilir miyim? Bizi kırmadı ve kalktı, stüdyoya geldi. Benim için de onunla şarkı söylemek hayatımın en güzel deneyimlerinden biri oldu.

İlk klibin “Bu Gece” şarkına çekildi. Klipte çok sevdiğin arkadaşların yer aldı peki çekimler ve hikaye konusunda kimlerle çalıştın?

Senaryoyu klibin yönetmeni Güçlü Gülan ile birlikte yazdık. Ben hali hazırda reklam yazarı da olduğum için ilk klibimin senaryosunu ele geçirmek istemiş olabilirim. :) Müzik kariyerimin “resmi” olarak başlamasını sağlayacak ilk klibimizde yıllardır birbirimize inandığımız müzisyen dostlarımın ve yıllardır bana “Kendi albümünü yap artık!” diyen can dostlarımın olması benim için çok önemliydi. Hatta açıkçası ben bu arkadaşlarla klip çekme işini çok sevdim, mümkün mertebe her klibe birkaç dostu saklamak isteğindeyim. :)

İkinci klip olan “Özledim”in de hikayesini alsak…

İkinci klip “Özledim” isimli şarkımıza geldi. Dediğim gibi, bu eş dostla klip çekme işini ben çok sevdim. Klibin orasına burasına arkadaşlarımı, orkestramı filan sıkıştırıyorum. Mis gibi yakışıklı, güler yüzlü dostlarım varken başkasını aramaya ne gerek var dedik. :) “Özledim” klibinde de böyle oldu. Evren Arasıl’ın harika bir fikri vardı, onu hayata geçirdik. Albüm fotoğraflarımı Evren çekti, ikinci klip için de kendisinin kapısını çaldık. :) Ellerine, aklına sağlık onun da şimdiden! Ben acayip memnunum, bakalım siz sevecek misiniz? :)

Peki hayatını değiştiren olay ya da kişiler desek… Bize biraz onlardan bahseder misin?

Hayatım hem hep aynı, hem her dakika değişiyor. Hayatımı bugünkü noktasına kadar değiştiren onlarca harika insan var. Annem ve babamla başlarım listeye, mesela Samuray’la tanışmamız, mesela Koray’la tanışmamız, mesela Sony Music’e ilk adımımı attığım an, mesela Yine Mavi ’yi ilk elime aldığım an… Ben hayatımı acısıyla tatlısıyla çok seviyorum, yaşadığım her şey için ve tanıdığım herkes için hayatın akışına minnettarım.

Esin İris kimlerin hayatını değiştirdi? Bu zamana kadar kimlere şarkı sözü yazdın?

Birilerinin hayatını değiştirdim mi, bilemiyorum. Çok iddialı bir cümle o. :) Ama şarkı sözü yazdığım bir sürü sanatçı var. Gökçe, Kolpa, Keremcem, Koray Candemir, Ayhan Sicimoğlu, ve daha bir sürü isim var… Bir kısmı henüz yayınlanmadı, yayınlanınca duyururum. :)

Esin İris ‘in hayranlarına yakın zamanda ne gibi sürprizleri var?

28 Ocak’ta Jolly Joker İstanbul sahnesindeyiz. Her konser için ekipçe çalışıp yeni şeyler eklemeye çalışıyoruz. Dolayısıyla öncekine geldiyseniz, sonrakine de gönlünüz rahat bir şekilde gelin. :) Bunun dışında Özledim klibi geldi, daha ne olsun? :)

Dizi, film, reklam gibi televizyon önü işlerinde olmak ister misin?

Tabii ki ben oyuncu değilim, işim bu değil, öyle bir iddiam olamaz. Ama ben “Asla yapmam.” diyemiyorum. Mesela diyelim ki öyle bir senaryo, rol, vs. olur ki ben, oyuncu olmadan, kendim olarak hakkını verebilirim, duyunca sevinçten kahkaha atarım, o kadar hoşuma gider… Neden olmasın o zaman? İlginç bir deneyim olur. Ama işte bizimki varsayım… :)

Konser ve imza günlerin var mı yakın zamanda?

5 Şubat Jolly Joker İstanbul konserlerimiz var. Gelsenize, çok eğleniyoruz. Cidden bak! :)

Peki Dikkat Müzik okuyucuları için Esin İris’in söylemek istedikleri nelerdir?

Hiçbir şeyi çok ciddiye almayın, seviyorsanız sonuna kadar yapın, mutlu olun, keşfetmekten, denemekten çekinmeyin derim. Ben mümkün mertebe bunu yapıyorum, çok iyi geliyor, referans olabilirim bu eyleme. Onun dışında konserlere bekliyorum, Twitter’a bekliyorum, imza günlerine bekliyorum… Görüşelim. :) Öptüm!

Teşekkürler…

 

Esin İris – Özledim

https://www.youtube.com/watch?v=QcU32tjQZc8

Her Karanlığın Ardı “YİNE MAVİ” … İrem’ Rock 03.10 14

10615402_10152618130167159_5970231313044723130_nHerkese selam;

Onunla yaklaşık on yıldır tanırız birbirimizi ve aralarda uzak kalsak bile, ilk görüştüğümüz anda sanki dün berabermiş gibi keyifli, güler yüzlü, melek kalpli biridir…O benim birtanecik “Meleğim” diye nitelendirdiğim canım dostum! Bazı albümleri, konserleri anlatmak çok güçtür ve şuan bunu yaşıyorum. Bugün sizlere Esin İris’in hem albümünden, hem de albüm lansmanından bahsedeceğim.

Esin’in yakın çevresindeki herkes onda bir albüm bekliyordu ama kimse “pop” tarzında bir albüm beklemiyordu. “Yine Mavi” daha yayınlanmadan önce bir gün ev toplaşması yaptık biraz lafladık onunla ve bana “İrem albüm pop” dedi yüzüne baka kaldım fakat şarkıları ve yorumunu dinleyince ne önemi var ki tarzının dememe sebep oldu.

Şarkıları sizden biraz daha önce dinleyip, bu albümün oluşum dönemini az, çok biliyorum ama bilmenizi isterim ki Samuray Gökçe’nin emeği büyüktür. Esin’de, Samuray’da bu iş için tüm güçlerini birleştirdi ve sonunda “Yine Mavi” bizimle buluştu.

Esin’nin de çocukluğundan beri hayali olan bu albümü elime geldiği ilk gün stüdyoda gözlerimden yaşlar süzüldü. Hemen kendisini aradım ama toplantıdaydı sanki benim albümüm kadar değer veriyorum bu albüme ve Esin’i bu konuda çok taktir ediyor şunun şurasında en fazla iki sene sonra ben, Cemre ve Esin turneye çıkacağız ama iki sene daha beklemeniz lazım bunu izlemek için :D

Esin’nin albümünde on şarkı var. Albümün prodüktörlüğünü Samuray Gökçe yaptı. Aynı zamanda albüm Sony Müzik’ten çıktı. Dinlemeye başladığınız da kesinlikle sıkılmadan, şarkı atlamadan dinleyebileceğiniz bir albüm “Yine Mavi”2

 

“Yine Mavi” nin lansmanın da Esin İris ve sahnedeki ekibi  enerjileri ile göz doldurdular. Sanki albümün lansman konseri değil de Esin’nin albümden sonraki konserlerinde olacağı gibi insanlar şimdiden şarkıların sözlerini ezberlemiş ve Esin’le beraber söylüyor olmaları çok etkileyiciydi.7

İlk bölümde hep albüm şarkılarına yer verirken bir de sürpriz yaşandı. Esin’in albümde de düet olarak yorumlanan “Senin Şarkın” da Koray Candemir’ de sahnede ki yerini aldı ve tadından yenmez güzellikte bir müzik ziyafeti yaşattılar.unnamed

Lansmanın ikinci yarısında daha önce sahnede de yorumladığı şarkılar dışında “Çok Aşığın Var Diyorlar” şarkısının da cover halini dinleme fırsatımız oldu. Bu güzel konseri kaçıranlar üzülmesin 4 Kasımda Esin İris yine Jolly Joker Sahnesinde olacak.

Gelecek günlerde onunla röportaj da yapıp bol bol albümün detaylarını konuşacağız. Bugünlük benden bu kadar… Önümüzdeki günlerde görüşürüz :)

9

Öz Eleştiri ve yeniler… İrem’le Rock (16.08 14)

309978_10151357871523984_1909986306_n

Uzun zamandır yazmadım yine :) Benim yazılarımın ne kadar ciddiye alındığı konusunda bir fikrim yok açıkcası “bunu dert ediyor musun?” dersen etmiyorum :D Neyse konumuza gelelim bu hafta hem yeni albümlerden ve güzel konserlerden bahsedeceğim hem de biraz öz eleştiri de bulunacağım.

Öncelikle öz eleştiri ile başlamak istiyorum bir radyo programcısı ve bir müzisyen olarak devamlı popüler müzik dinlemek ve dinletmek zorunda bırakılmaktan ve müzisyenleri de izleyici ve dinleyici kitlesine popüler müzik yapmaya zorlamaktan çok rahatsız oluyorum. Dünya üzerinde bir çok müzik dinleyicisi  var ve bu insanlar Dünya çapında ünlü olabiliyorlar ama bizim ülkemizde popüler müzik yapmıyorsan asla şarkıların radyo ve tv’ler de paylaşılmıyor. Sebebi; yaptığınız işin iyi ya da kötü olması değil iş popüler müzik dinleyicisine hitap etmiyor  olması ve rock, r&b, hip- hop, soul yani kısacası alternatif olarak nitelendirilen işlerinde başarı görmüyor olması. Faakat bence bu konuda ki başarı göreceli… Herkes her şeyi sevecek ve dinleyecek diye bir zorunluluk yok! Ben rock müzik, klasik müzik dinlerken en yakın arkadaşım popüler müzik ve arabesk dinliyor ve seçimlerimizi kendimi yapabiliyoruz her normal insan gibi…

Aslında sorun hem yapımcı firmalarda hem de radyo- tv yöneticilerinde insanları 7/24 zorunlu gibi aynı şeyleri izletir ve dinletirseniz bir süre sonra buna alışır istemeseler bile bunları kabullenirler sonrasında kimse kalkıp ” Neden biz yurt dışına açılamıyoruz?” demesin. Tv, radyolar ve yapımcı firmalar her tarz iyi ve kaliteli müziğe eşit ilgi, alaka, önem ve saygınlığı gösterirse. Müzik piyasası daha kaliteli hale gelecektir. İşin en kötüsü piyasada popüler olarak dinlediğiniz her şarkının sözünü ortadan kaldırın ve işin aslını görün… Büyük bir hayal kırıklığı…  Bu sebepten artık İrem’le Rock bloğun içerisinde her türlü beğendiğim müzisyen ve şarkılarından bahsedeceğim. Derdimi iyi anlattığımı düşünüyorum ve konuyu burada kapatıp güzel haberler ve yeni albümlerle devam ediyorum.

Öncelikle ilk haberim Borusan Filarmoni Orkestrasından geliyor. Dünya’nın en ünlü festivallerinden biri olan “BBC Proms” a BBC’nin davetlisi olarak Royal Albert Hall sahnesinde konser veren ilk orkestra oldu onları çok ama çok tebrik ederim. Bu güzel haberlerinin devamını dilerim.p18mmpor5g3d55p3v8h8741la23

http://www.borusansanat.com/__Orkestra/Bifo_Bilgi.aspx?ln=tr

Ayrıca geçtiğimiz günler de canım arkadaşım, güzel yürekli, pozitif enerjisi yüksek, farklı ses tonu ve yorumu ile sevenleri ile buluşan sevgili Aydilge’nin yepyeni single ve klibi çıktı. Şarkının adı “Aşka Gel” gerçekten benim de aşka geldiğim sıralarda oldu. Umarım sizde bu yaz ya da yakında “Aşka Gel” i dinlersiniz ve aşka gelirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=6jVGsPQUu4Q

Ege Çubukçu’nun yepyeni single şarkısı “Kanatlanıp Uçacaksın” bir enerji içeceği sponsorluğunda geçtiğimiz günlerde yayınlandı bu şarkıyı da kaçırmayın derim :)

http://www.redbull.com/tr/tr/music/stories/1331671480247/ege-%C3%A7ubuk%C3%A7u-kanatlan%C4%B1p-u%C3%A7acaks%C4%B1n-video-klibi

Buara inanılmaz derecede dinleyip, keyif bulduğum bir şarkı var. Sevgili Oğuzhan Uğur ve Ege Çubukçu’nun düet şarkısı ” Dengi Dengine” moralinize enerjinize enerji katacak harika bir şarkı… Oğuzhan Uğur’un mimiklerini takip ederken gülmekten kendinizi alamayacaksınız.

http://www.youtube.com/watch?v=muhH0dfeaD4

Aynı zamanda “Gece” yeni albümü ” İyi Niyetli Bir Gün” ü çıkardı albüm çok eğlenceli ve keyifli. İlk klip “Derbeder” şarkısına çekildi. İkinci klip ” Bomonti Sokakları” şarkısına geldi ve klipte sürpriz bir isim olan ” Cahit Berkay” da yer alıyor.

http://www.youtube.com/watch?v=Zm6WtUZCXCk

Bilen bilir; bütün kış sezonunu Koray Candemir konserlerinde geçirdim aramızda kalsın ama konsere gitmemin asıl sebebi sevgili arkadaşım Cemre Kabaş’ tır. ( aman Koray ve Cem duymasın :D )  Cemre benim çok eski arkadaşımdır o da ilk albümünün hazırlığında ondan da çok fena bir albüm beklemekteyim ki öyle de olacağına eminim işte Cemre Kabaş’ın şarkılarından biri…

http://www.youtube.com/watch?v=9i6JJ2I4wKw

Başka bir şarkısı da gitar da Koray Candemir’in eşlik ettiği ve benim sözlerine bayıldığım ” Labirent”

Ve geldik bir çocukluk arkadaşımın, çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu ilk albümün habercisi single şarkısını anlatmaya…

Esin İris..

Esin; benim çok ama çok eski arkadaşımdır. Zaman zaman birbirimizi kaybeder sonra bir anda yeniden bir araya geliriz. Kendisini ilk tanıdığımda rap müzikle uğraşıyordu ve gerçekten de o dönemin en çok bilinen rap müzisyenleri ile tanışıp beraber projeler yaptılar. Ardından bir çok tanıdığımız ünlü isme şarkı sözleri verdi, şarkı sözlerine minik dokunuşlar yaptı. Bir gün konuşurken “kendi albümümü hazırlıyorum” dedi. Herkes gibi bende ondan bir rap albümü  bekleyenlerden biri olduğum için bana çok normal geldi bu durum ama albüm tarzının rap olmadığını duyunca çok şaşırdım. Şarkılarını dinledik ve gerçekten onun içinde yatan ışığı orada yakalım onu yakından tanıyanlar bilir bir prenses gibidir. Sevimli, neşeli, pozitif  ve albüme de bunlar yansımız şimdi onu ilk çıkış single şarkısı olan “Bu gece” ile sizlere sunuyorum.

Şarkının klibinde bir çok ünlü müzisyene rastlamak mümkün. Ege Çubukçu, Oğuzhan Uğur, Cana Çankaya gibi Esin’nin yakın arkadaşlarının yer aldığı bu ilk kliple size veda ediyorum. Bu haftalık benden bu kadar yakında yine görüşürüz ;)

 

“Allah’ım çok tatlıyız!”

Herkese selam;

Koray Candemir röportajının ardından etkisi hala geçmemesi (:)) ve bununla beraber de işlerin yoğunluğu sebebiyle anca yeni yazımı yazabiliyorum. ( Kıymetinizi bilin hesap verdim. :) )

Geçtiğimiz hafta sonu, Gezi Parkı’ nın birinci yılında bir çok kişi orada bulunmak istedi ama alınan güvenlik önlemleri dolayısıyla Gezi Parkı kapatıldı, İstanbul halkına fazla fazla artan bir polis güvenliği sağlandı, İstiklal Caddesine çıkış var giriş yoktu. Gözümüz kulağımız oradaydı ben ofiste bir yandan çalışıyor, bir yanda da orada olanları takip ediyordum.

Karşıma bir “Vine” videosu çıktı ve delinin biri videoda polisler yanında, sağında, solunda bulunurken selfie ( Özçekim) videolar çekiyor “Allah’ım çok tatlıyım!” diye bağırıyordu. Bir anda yüzümü bir gülümseme aldı ve kahkahalara boğuldum. “Deli bu! :) Kesinlikle bu adamın kim olduğunu bulup; bunu nasıl ve neden yaptığını öğrenmeliyim. Deli yahu bu kesinlikle bizden!!!”  (:D) dedirtti ve akşam kendisine ulaştım. Sizin için bu deli adamla röportaj yaptım.

Hepimiz kadar deli olan bu adamın adı Hasan Basri Keleş… Bir Finans Manager, fotoğrafçı, sözlük yazarı, fenomen, eğlenceli, komik…  :) Röportaj için kendisine çok teşekkür ederim. Hadi bakalım buyurunuz… IMG_1069

 

İrem Ezgimen : Barva kimdir?

Hasan Basri Keleş: Barva 27 yaşında, özel bir şirkette “Finans Manager” olarak çalışan bir beyaz yakalı kişi :) İstanbul’ a 4 sene önce yerleşti. Adeta yılların İstanbullusu yani :)

İrem Ezgimen : Gezi süresince çok aktif paylaşımlarda bulunan birisin ve sosyal medyada paylaştığın video çok konuşuldu. Böyle bir video çekmek nerden aklına geldi?

Hasan Basri Keleş: Evet… Geçen sene Gezi Direnişinde baya aktiftim, direniş boyunca Gezi Parkı’nda kaldım. Eve gitmek ihanetmiş gibi geliyordu o yüzden geçen senenin bende psikolojik travması daha fazla, olumlu yönde tabii bu… Unutamıyorum o güzelliği keşke arkadaşlarımız öldürülmeseydi de güzel hatırlayabilseydik Gezi Direnişimizi!

İrem Ezgimen : Video ile insanlara “Özçekim” kelimesini sevdirmeyi başardın. Bu kadar beğeni toplayacağı tahmin etmiş miydin?

Hasan Basri Keleş: Kesinlikle hayır! Zaten videonun tutacağını bile bu kadar düşünmemiştim. Hani “lan şöyle bir şey yapayım bugün…” gibi düşüncem olmadı zaten. O anlık bir sivil itaatsizlik eylemiydi. “Özçekiiiiimm” dememin sebebi de işte biraz da TDK ’yı ti’ye almaktı ama insanlar artık “Özçekiiiim” diye fotoğraflar çekiyor bu da güzel bir şey.

İrem Ezgimen : Bir röportajında gözaltına alınmaktan korkmadığı söylemişsin. Videolarda herhangi yanlış bir şey olmamasına rağmen alınsaydın ne yapardın?

Hasan Basri Keleş: Bilmiyorum ki emniyete götürülür, muhtemelen herkese yaptıkları gibi darp edilir, avukatlarımın gelmesini beklerdim. O kadar olağan ki artık keyfi gözaltılar bunu önceden kestirebilmek imkansız zaten.

İrem Ezgimen : “Allah’ım çok tatlıyım.” Arkadaşlarınla aranda geçen bir geyik muhabbetinden mi, yoksa bir anda aklına gelen bir cümle mi? Bu fikir nasıl oluştu?

Hasan Basri Keleş: Arkadaşlarımız arasında sürekli dönen bir geyik muhabbeti aslında. bu zaten o günde bir anda aklıma geliverdi böyle bağırarak söylemek. Normalde kendimi biliyorum. Evet, tatlıyım (Kahkaha) Onun dışında “bu ne özgüven!” diyorlar da sadece kendim ile barışık bir insanım, o kadar barışığım ki; o gün işte polisler beni ruh hastası sanmış olabilir. :)

İrem Ezgimen : Aynı zamanda birçok kişinin severek takip ettiği “ekşi sözlük” yazarlarındansın isminin açığa çıkması sözlük açısından sorun oldu mu?

Hasan Basri Keleş: Yok olmadı, bilenler biliyor zaten ekşi’de de bu sefer daha fazla insan tanımış oldu, çok tebrik mesajları aldım hepsine selamlar..

İrem Ezgimen : Sosyal medyayı aslında çok aktif kullanan ve çok fazla takipçisi olan birisin. Bunun sana olumlu ve olumsuz etkileri neler oluyor?

Hasan Basri Keleş: Benim bir sözüm vardır ve  tüm biolarımda yazardı yeni yeni kaldırdım. O da şu: “Hiç ciddi olamadım şu hayatta, burada da olmayı düşünmüyorum” yani ben kendi kendime konuşan, eğlenen birisiyim ee bu da insanların ilgisini çekiyor, takip ediyorlar sağ olsun. Olumsuz bir etkisi sadece ailevi çünkü; yaptığım trollükleri babam, annem anlamıyor çok kızıyorlar.. :(

İrem Ezgimen : Sosyal yaşantında ve sözlükte insanların duruma bakış açıları nasıl oldu?

Hasan Basri Keleş: Sözlüğümüzden de o kadar çok olumlu şeyler geldi ki; evlenme teklifi bile geldi. Kabul ettim evlençez işte birbirimizi görmeden. :) Şaka bir yana sözlük benim için her zaman farklı bir yer olmuştur. Çok severim canıııım sözlüğümü :)

 

İrem Ezgimen : Video ile alakalı çok olumlu olduğu kadar olumsuz da yorumlar aldın bununla ilgili sen ne demek istersin?

Hasan Basri Keleş: Olumsuz yorumlardan bahsedeyim aslında ya çok küfür, hakaret ve az miktar da olsa tehdit geldi ama normal tabii bu şeyler, mizahı herkes kaldıramayabiliyor. Bugün mizah yapan insanlar öldürülüyor falan.

İrem Ezgimen : Bu arada “Babam peşimde” diyorsun birazda sanırım babandan çekinme durumları söz konusu bunun sebebi nedir?

Hasan Basri Keleş: Evet kendisi emekli bir Emniyet Mensubu olduğundan yaptığıma kızdı. Bizi madara ettin dedi. Sonuçta komşunun oğlu böyle bir şey yapmaz ya ondan galiba. :)1

İrem Ezgimen : Bir firmada çalıştığını biliyorum ama en çok keyif aldığın işinde fotoğrafçılık olduğu konusunda bilgim var. Fotoğraf merakı nerden geliyor?

Hasan Basri Keleş: Aslında keyif değil benimkisi Fotoğrafçılık mesleğim… Bunu yapmak bana çok zevk veriyor ama hayat şartları işte beni bir firmada beyaz yakalı olmaya itti. 2048

İrem Ezgimen : Anladığım kadarıyla hayatını bir fotoğrafçı olarak devam ettirmek gibi planların var. Bununla ilgili çalışmaların neler?

Hasan Basri Keleş: Bir planım yok. haftasonu tatil günlerimde zaten mesleğimi icra ediyorum. Teklifler olsa keşke, hayat bayram olsa.:) Evet, Sokak Fotoğrafçılığı ve konserlerde fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Sanatçının şarkıyı söylerken kendinden geçtiği anlarda ben de geçip basıyorum deklanşöre… 2

İrem Ezgimen : Fotoğraflarını çekmek istediğin kimse var mı?

Hasan Basri Keleş: Öyle ünlüleri çekeyim gibi bir derdim yok. Piyasa da bir malum şahıs var. Normalde “fotoğrafçı” demem ona ama işte çekiyor ne yapalım.. Büyük konuşuyorum gibi ama öyle değil sürekli tanındık simaları çekersen haliyle seninde marka değerin yükseliyor ha ben de çekerim o ayrı ama sürekli değil işten işe… Fotoğraflarını çekmek istediğim bir kaç kişi var. Mesela,  Ceylan Ertem, İrem Sak, Haluk Bilginer, Serkan Keskin.. Son olarak Ara Güler’in çok güzel bir sözü var, onunla bu soruyu kapatayım. ” Zaten hayat da küçük insanların hayatı. İngiltere Kraliçesi’nin hayatı bir b*ka benzemez ama küçük insanların hayatı hayattır.” 5

İrem Ezgimen : Bir fotoğrafçı olarak devam ettirebilirsen ulaşmak istediğin ve hayalini kurduğun nokta neresi? ( Deli adama da böyle soru olmaz ama idare et. :) )

Hasan Basri Keleş: Fotoğraf çekmek sonu görünmeyen bir şey çektikçe yenisi geliyor, yeni çekim teknikleri öğreniyorsunuz, yeni bakış açıları kazanıyorsunuz falan… Sonu gelmesin aslında bakarsan o ana ulaşmak bir son gibi. Her şeyin sona ermesi gibi bir şey ama ulaşmak istediğim şeyler de var tabii mesela kendime özgü fotoğraflarımın tanınması olabilir. Bu Barva ‘nın demeleri gerek bu da çok zor tabii gerçekten fotoğraf aşığı kimseler anlayabilir bunu.. Özgünlük güzel şey…9

İrem Ezgimen : Peki sosyal hayatında nasıl biridir Barva?

Hasan Basri Keleş: Konuşmayı pek sevmiyorum aslında yazmak daha güzel geliyor ama eğlenceliyimdir. Çok çok insan trollerim. Bir kalabalık ortamda bir şey tartışılıyorsa çoğunluğun aksine zıttı savunurum çünkü trollük bunu gerektirir böyle zevk alıyorum ne yapayım, evet manyak ve ruh hastasıyım. :) Arkadaşlarım ile gayet eğlenceli vaki geçiriyorum bu sebeple o hallerimizi Vine çeksek aslında o zaman olay olur ama istemiyorum bundan sonra sadece polislerin siniri bozacağım.
İrem Ezgimen : Peki müzik… Kimleri dinler, takip eder ve konserlerine gidersin?

Hasan Basri Keleş: Protest müziği çok severim, sanat müziği de severim ruh halime göre şekilleniyor… Kendimi bir müzik türü ile sınırlandırmıyorum.

İrem Ezgimen : Seni takip etmek isteyenler için iletişim bilgilerini verir misin?

Hasan Basri Keleş: Tabii ki

Twitter: http://www.twitter.com/barva

Vine: Barva

İnstagram: http://www.instagram.com/hsnbsrk

Röportaj: Koray Candemir

DSC_5179Herkese merhaba;

Bir süredir sesim soluğum çıkmıyordu farkındayım  ama bu röportaj için bekliyordum:)

Herkesin çocukluğunda ya da  gençlik döneminde hayranı olduğu ve sırf onu görebilmek için konserlere, filmlere , organizasyonlara gittiği biri vardır. Sanırım ben bir çok kişiden daha şanslıydım bu konuda çünkü aradan yıllar sonra bir gün onunla oturup röportaj yapma şansım oldu. :)

Kendimi bildim bileli,  “Koray Candemir” hayranıyım. 18 yaşıma ilk girdiğim sene (O zamanlar basınla hiç bir alakam yoktu konservatuar’ın piyano bölümünde geçen bir ömrüm vardı.) ilk gittiğim bar “Kemancı” ilk gittiğim konserde “Kargo” konseri olmuştu. Benim için unutulmaz , rüya gibi bir konserdi. Konserden iki gün önce Koray’a kendi boyum kadar bir atkı örmüş ve hatta annemle de iddiaya girmiştik “o kalabalıkta o atkıyı veremezsin!” demişti. Konser günü arkadaşımı ve beni yaşımız küçük sanıp içeri almamışlar ve ben kapıda hüngür hüngür ağlarken, bir anda sevgili menajerleri Simla ve Koray’ı kapıda gördüm kendimi tutamayıp “Koray” dedim ve durdu, konuştuk atkıyı teslim ettim. Ardından da kapıda ki güvenliklere yaşımızın tuttuğunu anlatıp Kemancı’ya girebilmiştik. (İnsanın yaşı küçük gösterince böyle sorunlar yaşayabiliyor. :) ) 18 yaşında böyle hayran olduğu kişiye ulaşan birinin inanılmaz heyecanı ve mutluluğu ile  o konseri dinlemiştik.  Benim için unutulmaz bir anı olduğu için sizlerle paylaşmak istedim. :)

Ve şimdi  sohbetimize geçelim.. :)

DSC_8244

 

İrem Ezgimen: Belki birçok kişi biliyordur fakat Koray Candemir müzikal yaşamına nasıl başladı?

Koray Candemir:  Müzikal hayatıma lise döneminde okul orkestrasında başladım. :) “Milliyet Müzik Yarışması”na katıldık, bayağı ödüller aldık. İcrada “Türkiye İkinciliği”, Ceynur da  grubun solisti olarak “Türkiye Birincisi” olmuştu. Hatta şarkı da Tolga Çevik’in programında piyano çalan “Özer Atik” le yorumladığımız “Olmadı” isimli şarkı… O şarkı Türkiye İkincisi olmuştu.

İrem Ezgimen:  “Kargo” ile yolları nasıl kesişti?

Koray Candemir:  90’lı yıllarda Ortaköy’de cover çalınan çok daha eğlenceli muhteşem barlar vardı. Serkan Çeliköz ’ün ekibi  “Mr. No” isimli grubuyla bir barda çalıyorduı. Biz de yan barda “Vega”dan Tuğrul Akyüz ’le bilgisayardan :) “The Cure, Depeche Mode” falan çalıyorduk. :) Bizi dinlemişler, Kargo’yu da tekrar topluyorlarmış, bir tek solist kalmış. Mehmet, Serkan, Burak bana gelip solistliği teklif etti, öyle başladık provalara…:)

İrem Ezgimen: İlk solo albümünüz  “ Sade”  2001 yılında çıktı. 10 şarkınız ve “ Seni Sevmesem” Enstrümental versiyonu bulunuyordu…

Koray Candemir:  Tabii tabii.. Erdem Sökmen ve İsmail Soydaş o kadar iyi çalmışlardı ki… Enstrümantel versiyonunu bile koymak zorunda kaldık :)

İrem Ezgimen:  O albümde çok fazla hit şarkı vardı ama benim en çok sevdiğim şarkı “ Sade” şarkısı olmuştu.

Koray Candemir:  “Sade” yi sahnede çalmaya başlayacağız yakında…

İrem Ezgimen: Peki “Kargo” ile solo albümden sonra da çalışmaya devam ettiniz; bu sadece ufak bir ara mıydı yoksa gerçekten o zaman ayrılmış mıydı yollarınız?

Koray Candemir:  Belirsizdi… Hiçbir şey konuşmadan “Abi; böyle bir durduralım…” falan olduk. Herkes farklı fikirlerdeydi… Öyle araya iki, üç sene girdi sonra tekrar “Selim Öztürk” falan geldi, yeniden toparlandık. Mehmet olmadan dört kişi tekrar toplanmıştı.

İrem Ezgimen: “Kargo” grubu ile birçok keyifli konser ve iş yaptıktan sonra yollarınızı ayırdınız bununla ilgili birçok rivayet var fakat gerçek nedir?

Koray Candemir:  O kadar çok tekrar ediyordu ki her şey, inanılmaz bir kısır döngüye girmiştik ve müzik yapamıyorduk. Orijinal bir şeyler çıkarmak konusunda zorluk yaşıyorduk. Kargo’nun yorgunluk dönemi gibiydi… Hatta başka kayıtlar da yaptık ama olmadı. Ben müzikal nedenlerle böyle bir karar aldım.


İrem Ezgimen:
Uzun zaman “Seattle”da yaşadınız ve orada müzik yaptınız. “Seattle”da yaşamak müzikal yaşantınıza neler kattı?

Koray Candemir:  Öncelikle gitar çalmaya geri döndüm. :) Benim için müzikal olarak en büyük fark oydu. Çünkü MaSKott albümünde de bütün gitarları ben çaldım. Oradayken ben bayağı bildiğin teenage zamanlarıma geri döndüm,  evde gitar çalıyorum, çalışıyorum falan… Bir de buraya çok uzak olduğumuz için aklımızı temizledik. Sektörün ‘şarkı yapalım’, ‘hit bulalım’ gibi streslerinden uzak kaldık. Hep kendimiz için bir şeyler yaptık, içimizden nasıl geliyorsa o şekilde müzik yaptık. Bu sebeple MaSKott’la yaptığımız “Tuval” albümü bizim için çok önemlidir.

İrem Ezgimen: “MaSKott”un albümü benim için bir uzun yol albümüydü…  En baştan en sona kadar tüm şarkıları dinleyebilirdim.

Koray Candemir: Eee tamam müthişmiş.. :) O albümde Seattle’ın havası da var, hafif depresiflik de var içinde ama çok uğraştık çünkü orada kaydettik. Çok iyi bir stüdyoda çalıştık, orada Amerikalı produktörlerle çalıştık, birçok arkadaşımızdan yardım aldık. Albümde Amerikalı müzisyen arkadaşlarımız da çaldı. İnanılmaz bir deneyimdi… O kadar senenin üstüne orada öyle bir şey yapmak çok iyi geldi.

İrem Ezgimen:  “Seattle”da Serkan Çeliköz’le beraber  “Zor Bu İşler” şarkınıza klip çektiniz. Bu şarkının klibinde oradaki arkadaşlarınızın oynadığı doğru mu?

Koray Candemir: Evet doğru.. Evde parti yaptık. 60/ 70 kişi falan geldi. Evimiz üç katlıydı, alt katta geniş bir alan vardı. Kenarda stüdyo falan.. Oraya set kurduk. Üst katta parti yapılıyor herkes eğleniyor, aşağıda çekim yapıyorduk. Özellikle Simla Vural Üner ’in büyük emeği vardır. Yukarıda evin kapısından girdiğinde herkesin söyleyeceği bölümleri ellerine veriyorlar. Bizim içeride bulunan Türk arkadaşlarımız yardımcı oluyorlar, sonra ikişer ikişer aşağı iniyorlardı. O cümleleri  kaydediyorduk aşağıda.. İnanılmaz eğlenceliydi… O gün Seattle’da çevremizde kim varsa yanımızdaydı…

İrem Ezgimen:  “Maskott” projenizin devamı söz konusu olacak mı?

Koray Candemir:  Serkan’la her zaman müzik yaparım ya… :) Belli olmaz, şu anda bir şey söyleyemem de ama dediğim gibi Serkan’la her zaman müzik yaparım. Bizim aramızda senelerin kimyası var… Oturup çalıştığımız zaman da yaparız yani…

İrem Ezgimen: Düşünmeden karşında düşüncelerini okuyor artık değil mi?

Koray Candemir: Evet, evet öyle durumlar var… :)

İrem Ezgimen: Şimdi ikinci solo albümünüz “Yarım Kalan”la beraber hayranlarınıza yeniden “merhaba” dediniz.  Albümde 11 şarkı yer almakta, bu albümün başlangıç hikayesini bize biraz anlatır mısınız?

Koray Candemir:  Amerika’daki son dönemimizde Serkan’la beraber yaşarken; “MaSKott”la İngilizce şarkılar yapıp, grup olarak orada yaşatma fikrinden çok uzaklaşmış ve çok yorulmuştuk. Tabii orada yaşamak da kolay değil. Orada sıfırdan kendine bir hayat kurup, ailen, arkadaşların hayatın, her şey burada, çocukluğundan beri yaşadıkların burada ve sen orada sıfırdan başlıyorsun. “MaSKott”u durdurma kararını aldıktan sonra ben dönmeye karar verdim. Serkan da orada aranjörlük ve prodüktörlük bağlantıları olduğu için orada kalma kararını verdi. Sonra solo albüme dönük şarkılar yapmaya başladım.

İrem Ezgimen: Aslında “Sade” albümün çıktıktan sonra “Solo olarak devam etmeyi düşünüyorum.” yorumun vardı senin…

Koray Candemir:   Tabii, tabii… Ateş ve Su albümünde bulunan bir iki şarkı var onlar benim ikinci albümüm içindi mesela… Bu albümde de “Bu Şehirde” şarkısı da ilk solo albüm dönemindendir. Oradayken planlar yaptım kiminle çalışacağım, neler yapacağım, her şeyine kadar detaylıca düşündüm. “Müzisyenler için nasıl bir çalışma yaparım, nasıl bir grup kurmalıyım?” Okay Aynur ’un ekipte olması zaten kafamda hep vardı. O farklı bir adam davulcu olmasının dışında, şarkı söyler, kayıt yapar, piyano çalar, gitar falan… Her şey olduğu için onda, enteresan bir adamdır. Dört senedir çalıyoruz onunla ve birbirimizi çok iyi tanırız ve benim ilk solo albümümün de 10 şarkının yedi ya da sekiz tanesinin davullarını Okay çalmıştır.

DSC_5221İrem Ezgimen: Albümün ilk klip çalışması “ Esin İris”in sözlerini yazdığı “Kalan Giden Benim”, Harun Tekin’den “Kar” şarkısını aldın. Özellikle “Kar” neden bu kadar sevildi?

Koray Candemir:  Bilmem ki.. :)  Harun’un şarkıları genelde öyledir J Bu albümde herkesten destek aldım. Melis Danışmend ’ten söz aldım, Esin’den söz aldım, Harun’dan aldım, Korhan Futacı da saksafon çaldı.

İrem Ezgimen: İlk klip “Kalan Giden Benim” şarkısına, ikinci klip de “Ruhum Ayakta” şarkısına geldi. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında “beş, altı tane klip çekmeyi düşünüyorum” dedin. Gerçekten bu kadar çok klip çekecek misiniz?

Koray Candemir:  Bu senenin sonuna kadar bayağı video çekmek istiyorum. Bazıları normal klip prodüksiyonu gibi olacak, bazılarında da benim olmadığım klipler olacak.

, İrem Ezgimen: Özdemir Asaf ’tan “Yakın” ve Aşık Veysel ’den “Keklik İdim Vurdular” şarkılarını albüme koyma fikri nereden geldi?

Koray Candemir:  Hep sevdiğim şairlerden birinin şiirini albüme koymak vardı kafamda. “Yakın” şiirini de yazmıştım bir kenara, bana hep şarkı sözü gibi gelmişti. Bir gün Harun’la oturuyorduk, “Aklında bir şey var mı?” diye sordu. “Var!” dedim ve şiiri gösterdim, çaldım. O akşam şarkının iskeletini çıkardık ve hemen demosunu kaydettik.

“Keklik İdim Vurdular”ı Serkan’ın zamanında da çalıyorduk zaten sahnede, akustik bir şeyler çalarken çıkmıştı. Ben o türküyü çok seviyordum. O haliyle muhafaza edip albüme taşımak istedim.

İrem Ezgimen: Akustik bir şeyler düşünüyordunuz?

Koray Candemir:   Akustik düşünüyorduk sonra vazgeçtik. Sahnedeki bu enerji benim için iyi… Televizyon programlarında güzel oluyor, yine de o projeyi zamanı gelince yaparız ama şu anda değil…

İrem Ezgimen: Yeni ekibinizle sahnede “Koray Candemir”den öte “Koray Candemir ve ailesi” gibi harika bir enerji var bu uyumu nasıl sağladınız? ( Mini Aile :) )

Koray Candemir:  Aile gibiyiz zaten :) Mesela ilk albümde çok güzel bir grup kurmuştum ama bu enerjiyi yakalayamamıştım. Bu albümde öyle bir şey yaptık. Okay davul çaldığı için olayın temeli gibi… Cem Şahin ve Cemre Kabaş ’ın ben birkaç ay takip ederek, her şeyi planlı programlı yaptım. Cemre’yi üç ay izledim. Herkese sordum, soruşturdum. Cem’i zaten “Roxy Müzik Günleri” yarışmasında jüri olduğum dönemde kendi grubu “Neva” ile izlemiştim. Orada onu izlediğimde onun çok iyi bir gitarist olduğuna karar vermiştim ve bir araya geldiğimizde de şükürler olsun ki herkes süper karakterli çıktı.

İrem Ezgimen: Peki Cemre aynı zamanda “Radiolux” grubuyla her Perşembe Hayal Kahvesinde ve solo projesinin çalışmaları devam ediyor, Cem’in “Neva”da hala çalması ve Okay’ın da başka projelerde yer alması sizin için zorluk yaratıyor mu? Cemre’nin solo projesi başladığında ya da konserler denk geldiğinde ne yapacaksınız?

Koray Candemir:  Bilmem :) Cemre solo albüm yapsa da “ben sana çalacağım” diyor zaten… :) Okay’ın daha önceden söz verdiği işler olduğunda “Şafak” gelip çalıyor. Şafak da harika bir adam ve iyi bir davulcudur.  Fakat birçok iş kesişirse ben kendi işimi başka tarihe erteliyorum. Çünkü grup olarak çalmak istiyorum. “Kim olursa olsun çalsın ben de orada çalayım” gibi düşüncem yok. Benim için onlarla çalmak ve onlarla eğlenmek daha önemli…

İrem Ezgimen:  Kendi yazdığınız şarkı sözlerinin ilham kaynağı nedir?

Koray Candemir:  İçinde bulunduğum ortam, yaşadığım bir ilişki ya da çevremde bir arkadaşımın yaşadığı bir ilişki, onların hikayesi…  Her şey etkileyebiliyor beni, çok değişken ama genel olarak kendilerini belli ediyorlar..

İrem Ezgimen: Şarkılarınızı albüm için seçerken nasıl eleyebiliyorsunuz?

Koray Candemir:  Bu albüme şarkıları seçerken Burak da çok yardım etti. Kendime ait bir standartım oluyor, onun altında kalanları eliyoruz.

İrem Ezgimen: Aynı zamanda “Gece”nin ilk albümünün prodüktörlüğünü yaptığını biliyorum. Prodüktörlüğe devam etmeyi düşünüyor musun?

Koray Candemir:  “Gece” grubu ile tam bir “abi, kardeş” durumu söz konusu, onların projesi beni çok heyecanlandırmıştı. Onlar da bana gelip albüm prodüktörlüğünü teklif edince ben de kabul etmiştim. Tekrar yapmam için aynı heyecanı hissetmem lazım… Ağır iş prodüktörlük, her şeyi organize edersin. Hele ki; bir grubun prodüktörlüğünü yapıyorsan;hem psikolojik olarak, hem iş olarak,hem kafa olarak hem de bir müzisyen olarak stüdyo içerisinde çok yorulacağın iş. Çünkü her şeyi dengede tutmak zorunda olduğun için…

İrem Ezgimen: Yurtdışında müzisyen olarak yaşamak ve sadece bu işten geçinebilmek gibi bir imkan var mı?

Koray Candemir:  Buradaki müzik sektörü, orası ile kıyaslandığı zaman ufak tabii ama orada da çok fazla grup ve şarkıcı var. Orada da var olmak  zor… O kadar kolay bir iş değil. Şükürler olsun ben 20 yaşından beri hem istediğim işi yapıp, hem de o işten hayatımı kazanıyorum.

İrem Ezgimen: Bunu sormamın sebebi hem Seattle’da müzik yaptın hem de Türkiye’de zaten bilindik bir yerdesin, yani çok tanınıyorsun, biliniyorsun, çok seviliyorsun… Hani Türkiye’nin dışında yurt dışında kalsaydın ya da sadece müzik yapmak için kalır mıydın?

Koray Candemir:  İşte, denedik, denedik ama kalamadık :) Belki 20’li yaşlarda gitseydik farklı olurdu. Düşünsene burada bir kariyerin var ve Türkçe müzik yapmak başka bir şey, İngilizce müzik yapmak başka bir şey… Orada var olmak için İngilizce müzik yapmak zorundasın çünkü Türkçe müzik yaptığında var olmazsın. İngilizce müzik yaptığın zamanda başlarda kendini farklı hissediyorsun. Türkçe müzik yapmaya devam edeceğim ama hayallerim arasında İngilizce müzik yapıp aynı zamanda hem burada hem de orada müzik yapma hayalim var.

İrem Ezgimen: Türkiye’de müziğin gidişatı ile ilgili fikirleriniz nedir ve sizce sorun olan konuları nasıl düzeltebiliriz?

Koray Candemir:  Müzik sektörünün içinde devrim yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hem meslek birlikleri anlamında hem de telif hakları anlamında. Yasalar var ama onların uygulanması gerekiyor. Sağlıklı bir şekilde uygulanırsa herkes var olabilir ve böylelikle alan da açılmış olur.  Şu an ki duruma bakarsak “No name” bir grubun ya da kişinin çıkıp bir şeyler yapması inanılmaz zor… İşin kötüsü şu an etrafta çok da iyi gruplar var fakat kimsenin haberi yok. İnterneti hepimiz “kullanıyoruz” diyoruz ama Türkiye’de belli başlı sosyal medya siteleri dışında veya merak edilen haberlere bakmak dışında internet çok da araştırma aracı olarak kullanılmıyor.

İrem Ezgimen: Yeni çıkacak isim ve gruplara tavsiyeleriniz nelerdir?

Koray Candemir:   İnandıkları işi yapsınlar! Zevk aldıkları ve sevdikleri müziği yapsınlar, dirayetli ve sabırlı olsunlar. Özellikle sabretmeyi bilsinler.

İrem Ezgimen: Müzik dışında yıllar önce Ferzan Özpetek’in “Cahil Periler” filminde oynadığınızı biliyorum. Oyunculuk veya reklam filmi teklifleri geliyor mu, bunlara bakışınız nedir?

Koray Candemir:   Senaryosunu beğendiğim bir sinema filminde oynamak çok isterim ama son 10 yıldır Türkiye’de ciddi bir dizi tüketimi olduğu için dizi ve dizi oyuncuları sektörü kaplamış durumda ve millet hem para kazanmak için, hem biraz popülerlik için bu işi yapıyor. Ya da mesleğini yapmak için oynayanlar da var. Fakat ben oyuncu olmadığım için bir dizide oynamam demek, oyunculuk kariyeri yapmam demek, o ayrı bir kariyer. Öyle bir şey de kafamda olmadığı için, yani “2 sene ya da 3 sene bir dizide oynamak” demek benim için zaten “oyuncu olmak” demek. O zaman da zaten oyuncu olmak isterdim.

DSC_5170

 

Bu keyifli sohbetin artık sonuna geldik. Aradan geçen 10 yıl sonrasın da oturup bu keyifli sohbeti gerçekleştirmek beni inanılmaz mutlu etti. Aranızda daha önce Koray Candemir ‘i canlı performans dinlemeyenler varsa kesinlikle bir cuma akşamı Beyoğlu Hayal Kahvesi sahnesinde izleyin. ( Sonra benim gibi her hafta gitmek isteyeceksiniz.Kapıdan kovsalar bacadan giriyorum :D )

Her konserde mini ailenizin bir üyesi gibi hissettirdiğiniz için; öncelikle sevgili Koray Candemir’ e ve mini ailesine ve tabii ki; bu keyifli sohbetin gerçekleşmesine imkan sağlayan  Bilge Öztürk ve Aslıhan Avcı’ya çok teşekkür ederim.

IMG_20140410_011316

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!, 2014)

Röportaj: Nükleer Başlıklı Kız

Nukleer-Baslikli-Kiz-Gonullu-Kole-300x300Nükleer Başlıklı Kız’ın hikayesine en başından başlamak istiyorum.
Sizlerle aslında 2005 – 2006 yıllarında ben Radyo Klas’ta İrem’le Rock programını yaptığım dönemde tanışmıştık. O dönem de program içerisinde albümsüz gruplara da yer veriyordum ve sizlerden biri bana ulaşıp ilk albümünüz içerisinde de yer alan “Zor “ şarkınızı yollamıştınız. O dönemde aldığım en başarılı demo kayıt sizden gelmişti ve hala aklımın bir köşesinde aynı zamanda da arşivim de yer almaktadır.

NBK: A a acaba kim göndermişti çok merak ettim ama süpermiş, iyi ki göndermiş :))

İrem Ezgimen: Bizlere “Nükleer Başlıklı Kız” ı tanıtır mısınız?

NBK: Bizim hikayemiz 2005’in son aylarında başladı. Üniversite yıllarında kurulduk.. İlk başladığımızda 5 kişiydik daha sonra eleman değişiklikleri falan derken en son 2009’da Tansel girdi devreye ve  2 kişi olarak devam ettik gruba.. Hiç zaman kaybetmeden albüm için besteleri tamamlamak için işe koyulduk.. Tabi ondan önce yaşanan 4 yıl içerisinde, yarışmalarda kazanılan bir 1.’lik oldu, birinde de dereceye girdik.. Yani  şu anda 2 albüm yapmış 2 kişilik bir grup olarak hayatına devam eden bir grup Nükleer Başlıklı Kız..

İrem Ezgimen: İlk albümün hazırlık dönemini ve çıkışını anlatır mısınız?

NBK: 2. albümümüzde de olduğu gibi ilk albümde de her şeyi kendimiz üstlendiğimiz için tabii sancılı ve uzun bir donem geçirdik ama şanslıyız ki her zaman albüm yapım süreçlerinde yanımızda olan iyi müzik prodüktörleriyle çalışıyoruz mesela 1. albümde Volkan Başaran vardı, 2.  albümde de Volkan Yırtıcı hep yanımızda oldu.
Albümün bitmesi 2 seneye yakin bir zaman aldı yani aslında 2009’un başında Tansel’le albüm için işe koyulduk ama 2010’un son aylarında albümü çıkarabildik.. Tabii piyasaya çıkışı başka bir sancılı dönem, artik eskisi gibi müzik şirketleri yok. Öyle büyük yatırımlar yaparak yeni isimlerin önünü açma riskine giremiyorlar, o yüzden birazcık armut piş ağzıma düş olayları var. En sonunda “Gişe Organizasyon” ve Favela Records”la anlaştık. Ayni sancılı süreçleri 2. albümümüz “ Gönüllü Köle” de de yaşadık ama en sonunda “hiç olmaz, bizimle ilgilenmezler!” diye baktığımız piyasanın en büyük yapım şirketlerinden biri olan DMC ile anlaştık. İlk görüşmeden itibaren olumlu yaklaşmışlardı, çok şaşırmıştık ve daha sonrasın da arayıp bu albümü basmak istediklerini söylediler ve albüm  DMC ‘den çıktı. Bizim için çok büyük mutluluk ve şans tabi..

İrem Ezgimen: Bu sorum açıkcası biraz şahsi olacak ama yinede merak ediyorum :D İlk albümünüz de bulunan “ Eğer İstersen” şarkısı ile tanışmam biraz ilginç oldu… Fakat o şarkının benim hayatımda önemli bir yeri ve güzel bir hikayesi var. Sizden bu şarkının gerçek hikayesini öğrenebilir miyiz?

( Meğerse şarkının gerçek hikayesi, klibinde gerçek hikayesi çıktı!.. )

NBK:  Aslında şarkinin hikayesini klipte de anlatmaya çalıştık ama ne kadar başarılı olduk bilemiyorum. Hikaye şöyle; Birbirini çok seven iki samimi arkadaş; erkek çok çapkın sürekli başka kızlarla, ama kız çaktırmamaya çalışsa da aslında yakın arkadaşı olan bu erkeğe aşık ama bir türlü itiraf edemiyor ve erkeğin çapkınlıklarını izliyor ve bir yandan acı çekiyor.  Erkek her ayrıldığı kızdan sonra gelip bizim kıza dert yanıyor ve bizim kız da hep bunu dostça teselli etmek zorunda kalıyor ama sonunda kız isyan ediyor “bir de donup geriye baksan da yanında hep kim vardı bir görsen, hem senin bu geçici acıların hem de bu benim bilmece gibi yıllardır yaşadığım acılar bitse” diyor. :))

İrem Ezgimen: İlk albümde de çok güzel şarkılarınız vardı ikinci albümde de aynı şekilde çok keyifli ve güzel  sözler ve müzikalite de nelere dikkat ediyorsunuz?

NBK: Çok teşekkür ederiz:) Samimiyete, yeniliğe, sounda dikkat etmeye çalışıyoruz..

İrem Ezgimen: Albümlerinize koyacağınız şarkıları nasıl belirliyorsunuz?

NBK: Yani aslında albüme koyacağımız şarkılar kendilerini belirliyor gibi bir durum oluyor, çok stratejik düşünmüyoruz, gerçekten kendimiz bile dinlerken sıkıldığımız bir şarkı varsa onu zaten koymanın bir anlamı yok. Yani koyacaklarımızdan çok koymayacaklarımızı belirlemek daha kolay:))

İrem Ezgimen: İlk albüm ve ikinci albüme baktığımız da ilk albüm bu albüme göre sanki biraz daha sert bu sound’a geri dönecek misiniz yoksa ikinci albümde ki gibi mi gidecek her şey?

NBK: Vallahi aslında bizim için önemli olan şey kendini tekrar etmemek, yaptığının üzerine birşey daha ekleyebilmek ya da değiştirebilmek. O yüzden 3. albümün soundu konusunda ne desek yalan olur.. NBK’nın dokusunu kaybetmeden dubstep de yapabiliriz , tamamen akustik bir albüm de yapabiliriz… Müzik bu kadar uçsuz ve özgür olduktan sonra ve yapılan iş bize göre kaliteli olduktan sonra herşey olur :)

İrem Ezgimen: Bu albüm de kimlerle çalıştınız?

NBK: Müzik prodüktörlüğünü ve mixlerini Volkan Yırtıcı yaptı. Mastering Çağlar Türkmen yapti. Davulları yine ilk albümümüzde de bizimle çalışan Kuzey Yılmaz çaldi. 8 şarkının bas gitarlarını Koray Ergunay, 2 şarkının bas gitarlarını Eray Kılınç çaldı. Yaylılar Alper Kömürcü yaylı grubu tarafından çalındı. Albüm DMC ‘den çıktı.

İrem Ezgimen: İkinci albümünüz “Gönüllü Köle” de bulunan şarkıların hepsi birbirinden güzel hani şahsen “bu şarkıyı da atlayıp diğer şarkıya geçeyim” durumu olmadan keyifle dinlene bilen bir albüm olmuş. Albümün çıkış şarkısı “ Ağlayan Kalbim” düet bir şarkı bunun oluşumunu anlatır mısınız? Tuna Velibaşoğlu ile çalışma şansını nasıl yakaladınız?

NBK: Tansel bu şarkının temasını bulmuştu ve sürekli bunu çalıyordu, ben de önce bu şarkıya vokal melodisi bulmuştum ama sözleri bir türlu yazamamıştım. O sıralarda da Neşet Ertaş vefat etmişti ve ben çok üzülmüştüm. Onunla ilgili bir belgesel izliyorduk TV’de ve ben Neşet Ertaş ‘ın küçükken yaşadığı bir aşk hikayesinden çok etkilendim, çok masum bir hikayeydi.. Sonra bu aşk hikayesinden yola çıkarak, 2 kişinin birbirine cevap verdiği bir söz yazmak istedim… sonra düşündüm “Neşet Ertaş nasıl böyle içten söz yazıyor, nasıl bu kadar samimi ifade edebiliyor kendini” diye çok etkilenerek, aynı onun yaptığı gibi kendimi bıraktım ve bir süre onun gibi düşünmeye çalıştım, sonrasında daha önce hiç yazmadığım kadar akıcı bir şekilde bu şarkının sözlerini patır patır döküldüm:) Tabii benimki biraz daha yeni jenerasyon samimiyetiyle oldu ama yine de yazdığımda çok mutlu oldum:)  (Bunu da ilk defa sana anlattim haberin olsun:))
Tuna olayı da şu şekilde oldu; şarkıyı zaten düet olarak yaptık, Tuna’da bizim çok yakın bir arkadasımız,  o kadar yakınızda bu şarkının kimyasına en çok yakışabilecek seslerden biri varken başkasını aramaya gerek yok, direk Tuna’ya sorduk o da sağolsun kabul etti. :)

İrem Ezgimen: İlk klibinizi kim çekti? Kimlerle çalıştınız?

NBK: İlk klibimiz çok genç bir yönetmen tarafından çekildi. Burcu Erdoğan.. Hatta ilk yaptığı büyük iş bizimkiydi ama çok güvendik ona, güvenimizi boşa çıkarmadı. Hatta onlarla “Pişman Değilim” in klibini de çektik, bu aralar bitirmek üzereler:)

İrem Ezgimen: İkinci klip albümün İstanbul lansman konserinde ki ilk dinlediğimiz şarkıya “Pişman Değilim” e geldi ne zaman çıkıcak?

NBK: Nisan başında diyelim:)

İrem Ezgimen: Ankara’da yaşamanın ve müzikal açıdan zorluklar neler?

NBK: Ankara’da yaşamanın bir zorluğu yok hatta İstanbul’dan daha rahat:) Sadece gezilebilecek yerler kısıtlı… O yüzden aynı çember içinde dönüp duruyorsunuz, bir süre sonra hareket etmeseniz bile oluyor. :)) Müzikal açıdan zorluğu ise aslında sadece konser etkinlikleri ve o etkinlikleri yapabileceğiniz yerler çok az… O yüzden hep aynı yerlere, aynı insanları izlemeye gitmek zorunda kalıyorsunuz.Son birkaç senedir performance hall’lerin artışı ve bar programları kadar albümlü grupların, sanatçıların konserleri de artmaya başlamasıyla büyük bir hareketlilik geldi :) Ama artik biz İstanbul’da olduğumuz için bu tarz sıkıntılarımız kalmadı.

İrem Ezgimen: İstanbul konserleri ne zaman?

NBK: Henüz net bir tarih yok, netleştikçe Facebook, Twitter ve web sitemizden duyuruyoruz.

İrem Ezgimen: Sosyal Medya ile aranız nasıl?

NBK: Elimizden geldiğince samimi olmaya çalışıyoruz kendisiyle… Zaman zaman sinir bozucu olabiliyor ama genelde seviyoruz kendisini:)

İrem Ezgimen: Dijital kayıtlar ekliyorsunuz bunun devamlılığı olacak mı? (Akustik Videolar)

NBK: Tabii olacak.. Hatta bu aralar DigiHead ile yaptığımız akustik performans videolarini paylaşmaya başladik.. İlk 2’sini youtube’da izleyebilirsiniz.. Gizli saklı 3-4 tane daha var, onları da zaman içerisinde çıkarıcaz meydana:)

İrem Ezgimen: Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

NBK: Samimiyetin icin cok tesekkur ederiz:)

İrem Ezgimen: Asıl ben sizlere ve sevgili Turhan Ulgur’a çok teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim en yakın İstanbul konserinde görüşmek üzere :)

Röportaj: “Control+Z”

profil-1

Control+Z  yepyeni bir grup… Hem kendilerini hemde albümlerini hep beraber tanıyalım.

İrem: Control+Z kimdir? Kendinizi bize tanıtır mısınız?

Buğra: Üniversite yıllarında Edirne’de tanıştık. Resmi olarak tanışmadan önce bile birbirimizi bilirdik çünkü aynı barlara takılır farklı gruplarda çalardık. Daha sonra bir yarışma vesilesi ile bir araya geldik. Ardından birkaç tane daha yarışmaya katıldık ve çeşitli dereceler elde ettik. Yarışmalarda başarılı olmak bu bağları kuvvetlendiriyor. Çünkü sizinle aynı amaç için uğraş veren yoldaşlarınız var. O günden bugüne aynı kadro ile devam ediyoruz.

Gökhan: Aslında Control+Z’ nin bir araya gelme amacı da biraz farklılık taşıyor. Buğra’nın da dediği gibi birbirimize tanıyıp farklı gruplarda çalmamıza rağmen bir araya gelip Control+Z’yi oluşturma sebebimiz cover yerine tamamen beste üretmek ve beste çalmak fikriydi. Bunun uzun yıllar zorluğunu çektik diyebilirim.

İrem:Albümden önce neler yapıyordunuz?

Buğra:Cornershopismindecover yaptığım bir grubum vardı. O vesileyle çok değerli müzisyenlerle beraber çalışma fırsatım oldu. Bir yandan da okulum devam ediyordu.

Gökhan: Üniversitenin ilk yılları olduğu için okul dışında çok alternatifiniz olmuyor. Mihraç’la birkaç cover projesinde birlikte çalıyorduk.

Başar: Çeşitli gruplar, sanatçılar, senfoni ve oda orkestralarıyla çalıştım. Aynı zamanda bir yandan konservatuvarı okuduğum için derslerime yoğunlaşıyordum.

Mihraç: Gökhan’la ev arkadaşı olduğumuz için onunla farklı gruplar denedik. Ben bir yandan İstanbul’da devam eden cover projelerinde çalıyordum. Edirne’den git gel zor olsa da söz konusu müzik olunca fedakârlıklar kaçınılmaz oluyor.

İrem:Albüm yapma kararını nasıl verdiniz?

Buğra: Albüm yapmak biraz da ortalığı toparlamak demekti. O kadar çok şey birikiyor ki, bu duyguları en samimi şekilde kaydedip dinleyiciye sunmak ve anlattığımız duyguya ortak olduklarını görmek, belki de bizi müziğe bağlayan en önemli unsur. Yani geç kaldığımızı düşünsek de ilk adımı atmak için “Sadece Dinle”yi çıkarmak bizim için önemliydi.

Gökhan: En baştada dediğim gibi biz bir yola girmeye karar verip sonu bizi albüme götürmedi. Z’yi ilk kurduğumuzdaki amacımız buydu diyebilirim. Sonuçta herkes grup kurarken sonunda albümü düşler ama bizim direk hedefimiz buydu. Biraz planladığımız tarihten geç çıktı onu da nazar boncuğu olarak görüyoruz.

İrem:Albümde kimlerle çalıştınız?

Mihraç: Albümü SAE stüdyolarında Özkan Oral önderliğinde kaydettik. Albümde Cihan Erkene, Gökçe Dayanç, İdil Ağaoğlu, Çağrı Nar, Onur Nar, Serhan Güneysu, Yılmaz Şenyaylar gibi değerli müzisyenlerle çalıştık. Kapak tasarımı Can Köseoğlu, fotoğraflarıysa Akın Bağcılar çekti. Emre Turhal ve Ümit Kış’ta desteklerini esirgemediler.

İrem:Albümün hikâyesini anlatır mısınız?

Gökhan: Bu soruyu kime sorsanız sanırım kimse çok kolay bir süreç anlatmayacaktır. Bizde aşağı yukarı aynı süreçlerden geçtik. Tabiri caizse başımıza gelmeyen kalmadı diyebilirim. Belki de bu zorlukları aştığımız için bu kadar kıymetli. Örneğin ilk klibimizi yayınlayana kadar öncesinde 3 klip daha çekmiştik. 6 şarkı yayınlamaya karar vermeden öncesinde 4 şarkı yayınlayacaktık. Sonrasında daha uzun bir albüm fikri çıktığında 10 şarkı için stüdyoya girmiştik. Nihayetinde çıkan 6 şarkı oldu. Şartlar ve durumlar devamlı değiştiği için bizde artık ayak uydurmak zorunda kalabiliyoruz.

İrem:Albüm kartonetinin arkasındaki hikâye nasıl ortaya çıktı?

Gökhan: Buğra’nın yazdığı sözler bizim için çok değerli ve tabi hissettirdikleri de. Kafamda uzun zamandır böyle bir hikâye oluşturma isteği vardı. Açıkçası bunu yazarken albüme koyarız diye düşünmemiştim. Sonrasında çocuklarda okuduğunda koyma kararı aldık. İpucu vermek istemiyorum ama orada belki de 3. albümde bile ortaya çıkacak dipnotlar var. O yüzden hoşça kal yağmur adam, bonie ve clyde’ın yanında tüm cesaretin ve özgürlüğünle sözü benim için çok şey ifade ediyor.

İrem:Edirne’den sonra İstanbul’da müzik yapmanın zorluklarını anlatır mısınız?

Buğra: Eskiye oranla şu sıralar zor değil aslında. Artık aynı evde kalıyoruz ve alt katımızda stüdyomuz var. Sürekli faaliyet halindeyiz. Müzik biriktiriyoruz.

Mihraç: İstanbul, Edirne’ye oranla çok daha büyük bir piyasa ve köşe başlarını tutmuş çok fazla grup ve müzisyen var. Bunların arasında bizde varız demek tabi ki zor. Ama sonuçta bir hevesle yola çıkmadığımız için bunu zamanla başarabileceğimizi düşünüyorum.

İrem:İstanbul sizi zorluyor mu? Hayatınızda neler değişti?

Buğra: İstanbul bizi yoruyor…

Gökhan: Başta ulaşım olmak üzere İstanbul’un zorluklarını yaşıyoruz. Birde herkesin bir ikinci işi olduğu için kalan zamanlarda müzik yapmak bunun en zor kısmı olsa gerek. Onun dışında şuan için çokta fazla değişiklik yok sadece biraz daha yoğun yaşıyoruz.

İrem:Control+Z ‘nin Edirne’de çok ciddi bir kitlesi var onları nasıl ayakta tutabiliyorsunuz?

Buğra: Sağolsunlar oraya gittiğimizde misafir değil de daha çok ev sahibi gibi hissettiriyorlar. Genel olarak bizi dinleyenleri hayran ya da kitle diye adlandırmak yanlış olur. Onları biz dost olarak görüyoruz. Konser öncesi ya da sonrası kontak kurmayı seven bir grubuz. Sohbet ederken onların duyguları, enerjileri anında bize geçiyor.

Başar: Edirne bizim diğer evimiz. Orada tanışıp zaman geçirdiğimiz o kadar çok arkadaşımız var ki, Conrtrol+Z’nin oluşumu ve ilerlemesinde onların çok payı vardır.

İrem:Sosyal Medya ile aranız nasıl?

Başar: Bireysel olarak çok aktif olmasak da Control+Z adına aktif olmaya, yeterli kadar bilgi vermeye çalışıyoruz. Günümüzde konserler dışında diğer tüm etkileşimler artık sosyal medyadan geçiyor.

İrem:Radyo ve televizyon ile aranız nasıl?

Başar: Mümkün olduğu kadar tüm gelen talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Şuan için fena gitmiyor diyebiliriz. Tabii görsel basın çok etkili mümkün olduğu kadar fazla kitleye ulaşmak istiyoruz.

İrem:İstanbul beklentinizi karşıladı mı?

Gökhan: Beklentilerimiz hiçbir zaman maksimum seviyede olmadı fakat tabi ki gelecekle ilgili çok güzel planlarımız var. Sadece Dinle bizim için bir adımdı. Beklentilerimizin gerçekleşmesi açısından ikinci albüme çok güveniyoruz aslında onu yayınlamak içinde sabırsızlanıyoruz.

İrem: Web sitenizi ve hayranlarınızın sosyal medyada Control+Z’yi takip edebilecekleri adresleri öğrenebilir miyiz?

Mihraç: Bize controlzband.com web sitemizden ulaşabilirler. Onun dışında Facebook.com/controlzband, Twitter.com/controlzband ve Insgtagram.com/controlzbandadreslerinden ulaşabilirler.

İrem:Yeni gruplardansınız albüm yapacak diğer arkadaşlar için tavsiyeleriniz nedir?

Buğra: Samimi olarak şunları söyleyebilirim; Her şey hak ettiği gibi gidiyor hayatta, ne eksik ne fazla, her şey hakettiği gibi… Müzik de öyle. Gerçekten çok emek verdiysen, samimiysen ve güveniyorsan ortaya çıkarttığın eserlerin enerjisi de karşıya o denli geçiyor. Ve en önemlisi; acele etmek, bir an önce çıkmasını istemek, o işin düzgün yapılmaması demektir. Konfüçyüs’ün çok güzel bir sözü var. ”Durmadığın sürece ne kadar yavaş gittiğin önemli değildir”.

Röportaj:
İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)

Aydilge “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana”

IMG_20140203_203753

Bir sanatçı, farklı bir ruh, arkadaşlıktan dostluğa…

Aydilge ‘yi ilk video klibi “Yalnız Değilsin” sayesinde tanımıştım. Şarkı o dönemde hissettiklerim konusunda yalnız olmadığımı benim gibi hisseden ve düşünen başka birilerinin de varlığını bana yeniden hatırlatmış kendimi iyi hissetmemi sağlamıştı. Yıllar geçiyor o güzel şarkılar, güzel video klipler yapmaya devam ediyordu.

Bir gün kendi grubumun provasında eski gitaristim (Onada ayrıca teşekkür ederim.) Sevgili Ümit Eren Oğuz ( Şuan da “Hayat Meyal” grubunun gitaristi ve onlarında yakında albümleri çıkıcak.) “İrem Aydilge’yi sever misin? Eğer seviyorsan sahnede bir iki şarkısını söylemek ister misin?” dedi. “Tabii ki severim özellikle ‘Yalnız Değilsin’ şarkısını söylesek ne güzel olur…” dedim. Bir anda playlistimize dört tane “Aydilge” şarkısı eklendi tüm ekip özellikle ” Sorma” coverına bayıldık. Hatta o kadar güzel olmuştu ki bizim yaptığımızı beğenmedik ve şarkıyı geri çektik. Gitaristler şarkıları çalarken çok eğleniyor özellikle gitar sololara bayılıyorlardı.

Aradan bir kaç zaman sonra sevgili Tolga Akyıldız’ın düzenlediği “Açık Sahne” etkinliğin sayesinde kendisi ile yüzyüze tanışma fırsatı yakaladım. Sakin ve güler yüzlü tavrı hemen kendisi ile röportaj yapma isteğimi tetikledi ve bir anda ” Müsait bir gününde röportaj yapabilir miyiz?” diye ağzımdan hemen sözcükler dökülü verdi. Allah’tan o kadar naif ve tatlı ki “Tabii ki..” ne zaman istersen dedi.

Bu güzel günden bir süre sonra, benim için hayat ” Sorma ne haldeyim, sorma kederdeyim…” kıvamına gelmişti. Facebook iletimde bunu durumu anlatan bir kaç cümle yazdım ve bir anda dert ortağım oldu. Röportajdan öte onunla muhabbet sohbet edip, dostum olmasını istiyordum. Kadıköy sahnede ki konserine gittik ilk defa canlı performans olarak ekibini ve kendisini izliyordum. Sahnedeki o pozitif enerjisi ve güler yüzü herkes görmeli…

Bu konserin ardından yurtiçi ve yurtdışı bir çok konserler verdi ve sonunda sıra İstanbul’a gelmişti konsere zaten gidecektim ama konserden bir hafta önce bir hatırlatmada bulundu ve sonra da “sahnede beraber bir şarkı söyleyelim mi?” dediğinde inanılmaz mutlu olmuştum. (O konserde 90’lar da çok izlenen ve sevilen dizilerden ” Süper Baba” filminin soundtrack şarkısı ” Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısını beraber söyledik. )

Keyifli bir o kadar da eğlenceli geçen konserin ardından hemen artık röportajı yapmak istiyordum. Hemen sonraki haftasonu buluştuk. (Açıkcası röportajdan öte bu kadar hassas ve duyarlı biri ile karşılıklı sohbet etmek istiyordum.:)) Canım üniversite’den sınıf arkadaşım Çilem Ergül’de her zaman olduğu gibi yanımdaydı yolda bana “Soruların nerde ne soracaksın?” dedi “Soru filan yok!” dedim “İrem saçmalama röportaja gidiyorsun sorular olmazsa ne yazacaksın?” dedi bende “Hayır ben muhabbet etmeye gidiyorum. Aydilge çok farklı biri arkadaşım olmasını istiyorum” dedim. Suratıma bir bakışı vardı anlatamam… Hatta “Bütün akşam o kadar konuştuk neyi nasıl toparlayıp yazacaksın çok merak ediyorum”  diyip durdu. O güne kadar benim için hassas, naif, hemen kırılabilecek gibi olan kişi bir anda aslında ne kadar güçlü, kendi ile yüzleşmiş, egodan çoook uzaklarda, duyarlı biri vardı karşımda…

Bir çoğumuzun (bende dahil) ne kadar üzgün ya da mutsuz olsak da hep güçlü görünme isteğinin aslında ne kadar saçma olduğunu anladım. Dedim ki ” Üzgün olduğum zaman, hep iyi gözükmeye çalışırım bir şeyleri insanlardan saklarım.” Aydilge’nin cevabı o kadar güzeldi ki; “Duygularını özgür bırak. Derinde paletsiz, tüpsüz, korkusuz çırılçıplak yüzebilmek için… Teninle deniz arasına, ruhunla aşk arasına hiçbir şey koymadan…Kahramanca  hissetmek asıl marifet bunca robotlaşmış insan arasında… Acıdan, hüzünden kaçmadan her duyguyu kucaklayabilecek kadar cesur olabilmek… Hayatın her mevsimini kucaklayabilmek… Tek boyutlu değil, üç boyutlu yaşayabilmek… ” dedi. Bir anda gerçekten ne kadar haklı olduğunu anladım. ( “Bunu biraz düşünün!” derim ;) )

Kendisi ile o kadar barışık ki, yeri geliyor kendini çekinmeden eleştiriyor yeri geliyor, ortak piyasayı paylaştığı insanları açık sözlülükle eleştiriyordu. ( Amacım ortalığı karıştırmak olmadığı için kişi ya da grup adı söylemeyeceğim sadece samimiyetini anlatmak için bu kadar detay yazdım.) Yazmış olduğu dört tane güzel kitaptan (Kalemimin Ucundaki Düşler (1998), “Bulimia Sokağı (2002)”,“Altın Aşk Vuruşu (2004)”,“Aşk Notası (2011) ) ve bu kitaplarda bahsettiği kişilerin kimliklerine bürünmenin ona keyif verdiğinden konuştuk. Şarkı bestelerken ve söz yazarken büründüğü ruh haline biraz dokunduk… Dokuz Sekiz firmasından ve Ahmet Çelenk’le çalışmaktan ne kadar mutlu olduğu ve onlarla çalışmanın ona verdiği keyiften konuştuk. Yurtdışında ve yurt içinde  gerçekleştirdiği konserlerinde dinleyicinin katılımının çok güzel olduğunu ve  yüksek olduğu için İstanbul’a geldiğinde çok keyifli ve kendisine yaşattığı mutluluğu paylaştı. Fakat İstanbul ‘da bulunan ve artık bir avuç kalan konser mekanlarında konserlerinin bilet fiyatlarının öğrenciler için çok yüksek olduğundan ve zaten azıcık kalan bu mekanlarda da bilet fiyatlarının yüksek olması dinleyicinin konsere gitme isteğini azalttığını düşünüyor. Şahsen ben de bu konuda kendisi ile aynı fikirdeyim. Bir avuç mekan kaldı her öğrencinin konserlere gidebilmesi gerektiği kanısındayım. Öğrencinin bütçesi bellidir hele bir de İstanbul gibi büyük bir kente başka bir şehirden geliyorsanız. Konsere gitmek sizin için çok büyük bir lüks haline gelir. O yüzden konser biletleri konusunda kesinlikle indirim sağlanması gerektiği fikrindeyim.

Mutluluk kavramı üzerinde düşünüyormuş bu aralar. İnsanların acı çekmekten korktukları için hayatı gerçek anlamda yaşamaktan kaçtıklarını söylüyor. “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana” diyor. “Acıyı, sıkıntıyı göze alırsak, gerçek anlamda yaşarız kana kana… Gerekirse de kanaya kanaya. Ama mutlaka hakiki doyumlarla. Hem birazcık kandan bir şeycik olmaz,içinde hakikat varsa…”

Yeni bir projeleri var bununla ilgili ben kopyasını veriyorum ama ne olduğunu söylemeyeceğim sizler Aydilge’nin facebook’ta bulunan; www.facebook.com/aydilge sayfasından ya da twitter’da @AydilgeSarp sayfasından detaylarını alabilirsiniz.. Konser tarihleri 14 Şubat Public Cafe&Bar Çorlu; 15 Şubat Volume Alsancak İzmir ve 22 Şubat BKM Mutfak Sahne İstanbul sahnelerinde olacak.

Aydilge’ye o güzel ruhunu bizlerle paylaştığı için, harika cesareti için, güzel şarkıları ve güler yüzü için teşekkür ederim. Nice keyifli sohbetlerimiz olsun…

Sevgili editörümüz Olcay Tanberken ben size ve takipçilerimize kısacık zamanda tanıyabildiğim kadarıyla “Aydilge” yi anlattım sende artık röportaj yaparsın. J Herkese sevgilerle…

Koray Candemir’in ikinci solo albümü “Yarım Kalan”

4r0duna

Herkese merhaba ;

Bu hafta benimde çocukluğumdan beri sesine hayran olduğum bir isimden Koray Candemir‘den bahsedeceğim. Hepimiz Koray Candemir’i Kargo ile tanıdık. (Benim biraz çocukluk dönemine denk geliyor :) Hatta 18 yaşımı ilk doldurduğum sene ilk bar konserine giriş sebebimdir.:)) ) Şairin elinde, Boğaziçi, Renklerin İçinde, Sürgün, Yıllar Sonra, Son Defa, Yüzleşme ve daha bir çok şarkı onun sesiyle hayat buldu. 8z21z9

“Kargo grubu dağıldı, dağılacak.” söylentilerinin ortalıkta dolaştığı bir dönemde Koray Candemir “SADE” isimli albümünü çıkardı. Bu albümden de bir çok hit şarkı çıktı. Eskisi Gibi Olmaz, Nefesini Tut,İçini Dök, Aşk ve Sade bu albümün en bilinen şarkıları arasında yerini aldı. Kargo - Ateş ve Su

Bu solo albümün ardından Kargo ile önce ” Best Of Kargo” “Ateş ve Su” daha sonra da “Yıldızların Altında” albümleri çıktı. Bu albümlerin sonrasında Koray Candemir ve Serkan Çeliköz gruptan ayrıldılar ve uzun süre Seattle’da yaşadılar.att945e

Seattle da kaldıkları süre boyunca orada da müzik çalışmalarına devam ettiler.Seattle’da “Maskott” adına bir grup kurup “Tuval” isiminde bir albüm yaptılar. Türkiye ve yurt dışında bir çok yerde konserler verdiler.

veee şimdi…koraycandemir2

Koray Candemir ikinci solo albümü “Yarım Kalan” la herkese yeniden “Merhaba” demeye hazırlanıyor. Geçtiğimiz hafta Cuma (26.04.2013) günü, Beyoğlu Hayal Kahvesin de yapılan konserde geçmişten günümüze bir çok Koray Candemir imzası taşıyan şarkıyı ve yeni solo albümünün hem çıkış, hem de ilk klip çalışması olan “Kalan Giden Benim” isimli şarkı ile yeniden dinleyicileri ile buluşan Koray Candemir, konsere gelen herkese çok keyifli dakikalar yaşattı. Kalan Giden Benim, Boğaziçi, Aşk, Şairin Elinde,Renklerin içinde, Eskisi gibi Olmaz ve daha bir çok şarkıya sahnesinde yer veren Candemir; bir ara herkese sürpriz yaptı ve Harun Tekin‘i sahneye davet etti. Harun Tekin’le beraber Aşık Veysel‘e ait olan “Keklik idimVurdular” ı söylediler.(Bu şarkı albüm içinde de yer alıyor.) Bu şarkının ardından Harun Tekin “Oyunbozan” şarkısını solo olarak söyledi ve konser yeni albümün çıkış şarkısı “Kalan Giden Benim” le son buldu.

Koray Candemir’in yeni albümü “Yarım Kalan” da 11 yeni şarkı yer alıyor. Albüm 7 Mayıs 2013 tarihinde çıkacak. Lansmanı da 14.05.2013 tarihinde İKSV salonda yapılacak. Albümü merakla bekliyorum. Ne kaldı şunun şurasında iki güncük :)

“Yarım Kalan” albümünün çıkış şarkısı ve klibini aşağıda izleyebilirsiniz. İyi seyirler ;)

İrem EZGİMEN – Dikkat Müzik!

Mehmet Turgut- Gürcan Ersoy – Redd Shutter Speed Tour Final gecesi

Herkese selam;

14084_592415650770790_2129331881_n

Uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyordu biliyorum ama sizleri unutmadım :) En son Redd konserinden sonra önce Balıkesir Üniversitesi’ne “1. Radyo İletişim Günleri” kapsamında Cenk Alptekin, Ayşe Matay ve beni misafir ettiler. Söyleşimiz bizim için ve orada bulunan tüm dinleyiciler için çok keyifli geçti.

aydilge

Balıkesir’ in ardından bir de İzmir turu yaptım ve İstanbul’a geri geldim. İyi ki durumu biraz uzatmamışım çünkü İstanbul yine zamana karşı yarıştığı için organizasyonlar tüm hızıyla devam ediyordu. Geldiğim gün Aydilge ‘nin albüm lansmanı vardı fakat son dakika haberimin olması sebebi ile ben katılamadım. Aldığım haberlere göre  “Yalnızlıkta Yaptım” albümü lansmanı çok keyifli geçmiş. Albümünün tamamını dinledim, biraz eğlenceli biraz melankolik ama tam tadında bir albüm olmuş.902322_10151597516406093_344264173_o

Gelelim konumuz “Mehmet TurgutGürcan ErsoyRedd Shutter Speed Tour Final” gecesine…

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bu konser turu başladığı zaman ilk aklımdan geçen “çok doğru bir ekip, bir araya gelmiş.” oldu. “Shutter Speed Tour” ilk olarak 21 Şubat’ta Çanakkale’de başladı. Ardından 22 Şubat’ta Edirne, 28 Şubat’ta Isparta, 01 Mart’ta Antalya ve 02.Mart’ta Eskişehir’de gerçekleşti.

20. Nisan 2013 cumartesi gecesi Garaj İstanbul ‘da gerçekleşen final gecesine kadar “Shutter Speed Tour” konserinin fotoğraflarını (ne kadar “ben ne zaman çektim bunları? Hatırlamıyorum” dese de :) ) ünlü fotoğrafçı Mehmet Turgut çekti. Tüm fotoğraflar çok güzeldi ellerine sağlık ama benim aklımda özellikle bir abstrack klavye fotoğrafı kaldı ki; harika bir fotoğraftı…

20.Nisan gecesi Garaj İstanbul final gecesi hazırlıkları aynı günün sabah saat 03:00 civarında başlamış ve 17:00’de hazırlıklar sona ermişti. Sevgili Cenk Kırmacı sağolsun mekan hazırlandıktan sonra saat 18:00 civarı beni mekana kabul etti. Kapıda kırmızı bir halı ve halının başlangıcının sağ yanında kocaman bir backdrop vardı. İçeri girdiğim de ilk beni karşılayan Gürcan Ersoy’un fotoğrafı oldu. Gürcan’ın fotoğrafının yanında da Redd fotoğrafı vardı. Kafamı şöyle bir tavana doğru kaldırınca Mehmet Turgut’un abstract fotoğrafları “merhaba” dediler…

23937_10151609910136171_356662900_n

Garaj İstanbul duvarında turnede çekilmiş bir çok fotoğraf yerini almıştı. Shutter Speed Finali  saat: 19:00’da sergi ve kokteylle başladı. Saat: 22:15 civarında Müjde Uzman‘ın sunumu ile Mehmet Turgut, Gürcan Ersoy ve Doğan Duru sahnedeki yerini aldı. “Shutter Speed Tour” kapsamında gittikleri şehirlerde yaşanılan keyifli anılarını dinleyenleri ile paylaştılar. Konser anılarını anlatırken bile hala kahkahalar içinde oldukları için ne kadar eğlendiklerini anlamak mümkündü. :) ( Hala aklıma geldikçe “falan filannnnn” diyip gülüyorum. :)) )

71396_10151609914721171_161892261_n

Bu keyifli sunumun ardından Gürcan Ersoy sahnedeki yerini aldı ve gece tüm hızıyla devam ediyordu. Gürcan ‘ın “Ben ve benim gibi çocukların hakkında” albümünden “Dans Et Benimle” şarkısı ile sahnedeydi. O gece sahnede albümündeki bir çok şarkıya yer verirken; bir Moğollar şarkısı olan “Issızlığın Ortasında” şarkısının coverını da o gece “ilk kez” seslendirdi. Aynı zamanda gitar çalmaya ilk adımı olan mandolin’ini eline aldı ve “Losing My Religion” ı söylerken bir de baktık ki Erdem Yener sahnede bu keyifli düetin ardından Barış Manço ‘nun “Can Bedenden Çıkmayınca” ve Nilüfer’in ” Yeniden Sev” şarkılarının coverları ile her zaman olduğu gibi Gürcan Ersoy ve grubunun tadı damakta bırakan canlı performansı seyirci üzerinde güzel bir etki bıraktı.431898_10151609914901171_1118294671_n

IMG_9359Gürcan Ersoy’un ardından Garaj İstanbul sahnesine Mehmet Turgut’un sunumu ile Redd sahnedeki yerini aldı. Redd son albümleri ” Hayat Kaçık Bir Uykudur” albümünden ve eski albümlerinden bir çok şarkıyı kocamannn bir koro ile beraber söylediler. ” Ellerini Kaldır” şarkısını söylerken tüm Garaj İstanbul seyircisinin elleri havadaydı.936843_10151609910916171_648924138_n

Tüm Redd şarkıları grupla beraber söyleyip, dans ederek hep beraber eğlendik. Konserin sonunda Redd ekibine teşekkür etmekle kalmadı ve tüm ekibi sahneye alıp Gürcan Ersoy ve Mehmet Turgut’ta dahil olmak üzere hep beraber “Falan Filan” şarkısını söylediler ve bu harika gece “Falan Filannnnnnnn” diyerek son buldu.67575_10151609918721171_899384120_n

Bu keyifli organizasyonun gerçekleşmesini sağlayan “Manage Works” ekibi başta olmak üzere Garaj İstanbul, Redd ve Gürcan Ersoy’un ve çalışan tüm ekiplerine aynı zamanda da Mehmet Turgut’a teşekkür ederiz. Ellerinize sağlık hepimiz için çok keyifli gece oldu. 540713_10151609919356171_588957196_n

Bu geceye ait detay bilgiler için Güneş Turaç‘a aynı zamanda  kullandığım fotoğraflar için”im photo“ya teşekkür ederim. :)

Manage Works tarafindan yayinlanan fotoğrafların tamamı için: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.10151609909471171.1073741825.653881170&type=1

Yakında yeni yazımla tekrar buralardayım.

İrem Ezgimen (Dikkat Müzik! )

Kuma ile keyifli bir sohbet…

Herkese merhaba;

Sizlerede söz verdiğim gibi geçtiğimiz hafta gerçekleştirdikleri stüdyo provasının ardından yorgun bir halde yakaladığım “Kuma” grubu ile yaptığımız sohbet artık İrem’le Rock’ta :)

geveze-kuma-album

Kuma nasıl kuruldu?

Geveze: Rol’u bundan 5 sene önce Foça’da seyrettim ve onların takipçisi oldum. Her sene düzenli olarak Rol’u orda seyretmeye,kışında burda dinlemeye başladım. Benim kafamda bir albüm projesi vardı. Bir ara Hakan’a biraz anlattım endişeli bir şekilde ve Hakan “Olur.” dedi. Beraber yapalım dedi. Bende çok heyecanlandım ve ardından “Sertan’da olur mu acaba?” diye telefonda konuştuk ve öyle başladık.

Biz Geveze’yi Radyo’dan, Yelken’den ve daha bir çok yerden biliyoruz ama müzik ne zaman başladı onun hayatında?

Geveze: Aslında radyoculuktan önce ben barlarda şarkıcılık yapıyordum.İkinci ve üçüncü sınıf barlarda uzun süre şarkıcılık yaptım. Tabii şarkıcı olduğumdan değil o dönemde paraya ihtiyacım olduğundan. O dönemde bir şekilde para kazanmak gerekiyordu. Aslında hakkikaten “Rol” nezaket edip beni kendi aralarına dahil ettiler yoksa yani öyle dinlenilebilir bir ses değilim yani ( :) ) Bak şimdi konserlerde Hakan’ın biraz yanlar beyazladı son konserlerden sonra sürekli boyuyor yanı :D gencecik çocuktu yaşlandı yemin ediyorum şu “Kuma” hikayesi çıktığından beri beş yaş daha yaşlandı. Bak Sertan’ın da saçları vardı sinir sıkıntıdan da Sertan saçları döktü yani o noktadayız :)))

Bay J ile daha önce yapmış olduğunuz bir çok proje vardı. Zeliha Sunal ile devam ediyorsunuz, en son Olimpia konseriniz vardı.. 3 farklı projeniz var.

Geveze:3  farklı proje ve hepsi başka başka işler… Zeliha Sunal ile yaptığımız  “Neşeli Maşrapa” hem de “Geveze ve Zeliha Sunal’la  Siz Söylüyorsunuz, Biz Çalıyoruz.”   hakikaten büyük iki  proje yapıyoruz ama “Fazla mesai” ve “Kuma” benim evim gibi öyle söyleyebilirim. Bunlar benim için bir proje değil çünkü hakikatten eğleniyoruz. “Fazla Mesai” içinde “Kuma” içinde aynı şekilde onlar bizim için eğlence…

Şimdi ki sorumu Sertan’a yöneltmek istiyorum. Sen hem Ogün Sanlısoy ‘la çalışıyorsun, hem “Rol” grubu ile sahnedesin hem de “Kuma” da çalıyorsun. Zamanın nasıl yetmesini sağlıyorsunuz? Aynı zamanda da diğer ekip arkadaşların kimlerle çalışıyor?

Sertan: Bazen zaman yetmiyor ama bir çözüm ve alternatif bulabiliyoruz. Benim yerime başka bir arkadaşım gidebiliyor. Bu şekilde oluyor…

Peki diğer grup üyeleri de başkaları ile çalışıyor mu?

Hakan: Uğur’da bir çok kişi ile çalışıyor. Bir tek ben “Rol” ve “Kuma” gruplarının demirbaşıyım.

Sertan: ama Hakan’da radyo programı yapıyor kendince…

Hakan: Evet benimde hobi olarak yürüttüğüm internet radyom var.

Peki şarkı sözlerinin çoğunluğunu Hakan yazmış. Şarkıların sözlerine bakınca bir yandan yalnızlıktan yakınan bir yandan da aslında bir bıkmışlık olan durumda var. :) Biraz tutarsızlık var bunu neye borçluyuz?

Hakan: eee yaştan kaynaklanıyor… :)) Yani bir sürü şey yaşıyorum yazarken şarkıları ve yaşadığım şeylerden esinlenerek birşeyler yazıyorum. Onun içinde bıkmışlıkta var, aşkta var, sevgide var, nefrette var, hepsi var…

Bir andan çok duygusal bir ruh haline burunurken başka bir şarkıda da “adam bıkmış hayatından ya gitsin çevresindekiler” dememe sebep oldu.

Hakan: Bende genel olarak var o… Ruhumun yüzlerce parçaya bölünmüşlüğü var bende ve bu yüzden ne çıkacağı hiç belli olmuyor şarkı yazarken. hangi ruh haline denk gelirse o çıkıyor.

Son klibiniz “Yalnızım yine” şarkısına çekildi. Ben klibi izlediğimde çok şaşırdım çünkü öyle bir klip beklemiyordum. Grubun tamamını bol bol göründüğü bir klip bekliyordum. Neden öyle bir formatta çekmek istediniz?

Geveze: Bizim klibimiz diye söylemiyorum ama ben çok seviyorum o klibi… Bence son yıllarda seyrettiğim en güzel klip çok samimi söylüyorum bunu… Bence yalnızlığı en iyi anlatılatabilecek şey kuma içilmiş resimler çünkü bir anda yok oluyor, siliniyor. Renk tonu olarakta toprak rengi, pastel renk yalnızlığı çok güzel anlatan renk… Resimlerin kuma çizilmiş olmasın da böyle bir gönderme de var. Ben yine aynı şeyi söylüyorum bence son zamanlarda çekilmiş yalnızlığı en iyi anlatan klip olduğunu düşünüyorum.

Ben sizin ilk klibiniz olan “Bahane” şarkısını çok eğlenceli ve güzel buldum. Bu şarkınızın klibi için ne söylemek istersiniz?

Geveze: Bence o kliple ilgili Hakan’ın yorumu tektir ve bence üzerine her hangi bir yorum söylenemez. Hakan’ın bu şarkı ile ilgili yorumu ” Bol kızlı klip” oldu.

“Rol” aktif halde konser veriyor ve Kuma’nın da böyle bir düşüncesi var mı?

Geveze: Var. Temelde var.

Hakan: Düşünüyoruz tabii ki neden olmasın? Fakat Geveze’nin de radyo programı olduğu için sabah erkenden onun saatlerinin de uygun olması gerekiyor. Çünkü saat 05:00 te uyanan bir adam olduğu için…

Geveze: Biz bazen Hakan’la twitter’da denk geliyoruz. Hakan saat 06:15 yada 06:20 civarında tweet atmış oluyor bende “Günaydın” diye tweet atıyorum ondan “günaydın” diye cevap geliyor. Biliyorum ki ben uyuyorken o gece boyunca uyanık oluyor ve hayata devam ediyor ama benim öyle bir şansım yok. Gece en azından 12:00 – 01:00 bilemedin en geç 02:00 gibi uyumam gerekiryor ama yine de aktif olarak bir yerlerde çalmak niyetindeyiz.

Geveze bir radyo programcısı olarak “Kuma” albümünü eleştirse ne derdi?

Geveze: Açıkcası benim bu albümle ilgili her hangi bir eleştirim yok. Ben Hakan’ın şarkılarını çok beğeniyorum. Bu albüm için çok güzel şarkılar yazdı.

Hakan: Eleştirilebilecek tek şey belki çok hızlı yaptık. Açıkcası hızlı olmasına rağmen bizim içimize sindi. Albümü kırk gün gibi bir sürede yaptık prodüktörümü Alp ERSÖNMEZ‘e kalsa iki yılda biterdi (:D ) o yüzden tek eleştirile bilecek yanı belki prodüktör açısından o olabilir. onun haricinde çok güzel bir albüm…

Geveze: Eleştirebileceğim yanı şu olabilir. Tanıtım o kadar kötü yapıldı ki; müzik piyasasında olan hiç kimsenin haberi olmadı. Gerçekten çok üzücü, hakikatten bu böyle ciddi bir emek sarf etti ama plak şirketi bunu çok fazla tanıtmadı. Benim çok sevdiğim arkadaşlarım var müzik sektörünün içinde zaman zaman muhabbet ederken dinletiyorum “Abi süper şarkı yeni mi çıktı? Bunu çalalım” diyen insanlar var. Tabii albüm çıkalı sekiz ay olmuş…

Geçtiğimiz günler de facebook hesabında “Yalnızım Yine” klibini paylaşmışsın. Paylaşımının üzerine de ” Bugün bir radyo progracısı arkadaşımla görüştüm. Ben radyo programcısı olduğum için şarkımın çalınamadığını söyledi.” demişsin.

İki ay evvel bir radyo istasyonun yöneticisi bir arkadaşıma “oğlum niye çalmıyorsunuz? Şarkı da çok güzel sizin kalem bir şarkı neden çalmıyorsunuz? Daha vasat şarkıları çalarken” dedim. Cevabı ” Çok problem oluyor sende radyo programcısısın sunan arkadaş ne diyecek? Geveze’nin şarkısını çalıyoruz diyince başka bir radyo’ya gönderme olacak. O yüzden yayın yönetmenimiz istemedi,çalmıyoruz.” dedi. Bu sebep yüzünden şarkımızın veto gördüğü ve bunu benimde bildiğim dört, beş tane radyo var ama bunlarında dışında da yoğun olarak çaldığını bildiğim radyolarda var.

Problem aslında şu; bu masanın etrafında bulunan herkes hayatının bir ayını bu işe adadı. Hakikatten stüdyo’da yatıp, stüdyo’da kalktık. Bazı geceler 02:00 – 03:00 ‘e kadar çalışıldı. Bu iş için çok ciddi bir emek harcandı ve bu sadece kişi emeği değil, stüdyodaki insanlar emek harcadı, biz emek harcadık, albümün öncesinde bunların provaları oldu v.s ciddi bir emek harcandı ve insan istiyor ki bu emek dinleyiciye ulaşsın. Bizim “bu albüm çıktı hepimiz milyonlar kazanacağız” gibi bir beklentimiz yok. Sadece istenilen şey; bu şarkıların insanlara ulaşmasıydı. Bu da ancak radyolarda çalarak oluyor ve bazı radyoların haksız bir şekilde bunu çalmaması da bana dokundu ne yalan söyleyeyim. Açıkcası bana ” bu kadar ucuz mu bu işler” diye düşündürdü ama hakikatten bu kadar ucuzmuş.

Bu konuda kesinlikle sana hak veriyorum. Bir şekilde para sarfediliyor, emek sarfediliyor ve ortada söz yazarının, bestecinin ve yorumcunun duyguları var. Hadi parayı, pulu geçtim duygularınızı aktarma amacı ile çıkılan bu yolda bu şekilde sorunların çıkmış  olması çok üzücü…  Radyo programcısı olarak mikrofonun arkasındasın ve şimdi sahnedesin nasıl bir his?

Geveze: Aslında öncede sahnedeydim. Sahnede olmak çok tehlikeli bir his… Eskiden Roma komutanlar, savaş kazanıp Roma’ya geri döndükleri zaman bir tane savaş arabası ile girerlermiş. Savaş arabasının üzerine romalı komutan olurmuş, arkasında da diz çökmüş bir köle olurmuş. Arkasındaki köle sürekli “insansın, sen insansın”  bunu hatırlatırmış yani sen yarı tanrı değilsin. Sahneye çıkmak yarı tanrılık gibi bir şey; arada insan olduğunu hatırlamak lazım. İnsan kendini sahnede çok iyi hissediyor, hiç bırakmak istemiyor. Ağır bağımlılık yapan bir şey… Dünya’da bir insanın yaşayabileceği en büyük keyif, birileri seni alkışladığı zaman kendini çok iyi hissediyorsun.

Radyoda böyle birşey yok, radyoda olan da sahnede yok. Radyo’da çok rahatsın istediğin her şeyi söyleyebiliyorsun, hayal ettiriyorsun. İkisi birbirinden taban tabana farklı şeyler…

Aslında baktığımız da bir çok televizyon programı da yaptınız ama mikrofon’un arkasında saklı kalmak ya da sahnede olmak bunlardan hangisi daha önemli artık sende?

Geveze: İkisi de aynı derecede önemli aslında ve ikisininde birbirinden bence çok fazla farkı yok. Birinde görsel olarak alıyorsun, alkış alıyorsun diğerinde ise; bir gün sokakta yürüyorsun ve adamın biri gelip sana ” Ben her sabah seni dinliyorum, çok beğeniyorum. Günüm sizin sayenizde güzel geçiyor.” ya da birini görüyorsun ve diyor ki “Ben sizi 10 yaşımdan beri dinliyorum.” bunu söyleyen de kocaman bir kız..

Sertan: Valla Geveze’yi bende yıllar önce radyo programını dinliyordum öyle tanıdım. 15 senesi var rahat…

Hakan: Bende ortaokulda NR1 tv döneminden biliyorum seni…

“Rol” ve “Kuma” dinleyicisi arasındaki fark nedir?

Hakan: “Rol” bar programları haftalık programlar yapıyor ve genel olarak, cover ağırlıklı ve eğlenceye yönelik. Aslında Kuma’da da çok farklı değil ama Kuma’nın yüzü Geveze olduğu için iş değişiyor, gelen kitle değişiyor.

Albümün prodüktörü Alp Ersönmez ile nasıl çalışmaya başladınız?

Hakan: Alp’le tanışmamız  Babajım İstanbul Studios‘ ta kaydetmeye karar verdikten sonra oranın sahibi Alp Turaç ‘la kafamızdaki isimleri konuşurken “size Alp Ersönmez olur. Ben Alp’î bir arayayım” dedi. Alp Ersönmez’de kabul etti sağolsun. İyi ki tanışmışız, çok büyük adam ve ç0k büyük prodüktör.

Aynı zamanda bizimle  Çağrı Sertel‘de çalıyor. Klavye’de bize destek oluyor. Ondan da çok şey öğreniyoruz. Sürekli provalarda hocamız gibi kendisi..

İkinci albüm için düşünceniz ne zaman?

Hakan: Bu albüm bitsin bir miladını doldursun ondan sonra hep beraber karar vereceğiz.

Geveze’nin tabiri ile “karaladığını” biliyoruz ama senin neden albümde şarkı sözlerin yok?

Hakan: Tamamlamıyor. :)

Geveze: Evet. :)) Şimdi ben diyordum aynı cümleyi… Biz bir akşam Hakan’ların evine gittik ben şarkıları dinleticem. 15 şarkı dinlettim ama bir şarkı çıkmaz aslında çıkar :) bir tane şarkı bitmişti birininde sözleri eksikti. Eksik şarkılar ama bir tanesi var herkesin içine de sinmişti ama sözlerini tamamlamam gerekiyor. İnşallah ikinci albüme..

Benim sorularım bu kadar hepinize çok teşekkür ederim.

Kuma: Biz teşekkür ederiz.

582140_10151322223131430_2061645539_n (1)

Kuma’ya bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim ama unutmamam gereken önemli bir isim de sevgili Aylin hanım; Kuma ile beni buluşturduğu ve bu keyifli sohbeti sağladığı için çok teşekkür ederim.

İrem’le Rock Devam Ediyor…

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)

Yeni hafta ve Redd!

Herkese merhaba;

Geçtiğimiz hafta bir takım hastalık nedeniyle yazamadığım için hepinizden özür dilerim. Emin olun bu hafta telafisini yapacağım. Bu hafta sizlere yazacağım aslında o kadar çok şey var ki; KUMA röportajı (çarşamba günü), yeni çıkan albümler, gidilen etkinlikler (cuma günü)  ama öncesinde 16.03.2013 ‘te Garaj İstanbul ‘da gerçekleşen Redd konserinden bahsetmek istiyorum.20130317_013241

Saat 22:30 civarı Garaj İstanbul‘un kapısına gittiğimizde büyük bir kitle kapının önünde kuyruk oluşturmuş içeri girmek için bekliyordu. Biz de biraz dışarıda bekledikten sonra kapıdan içeri girdik ve onlarında kendi web sayfasında yazdığı gibi “Redd”i canlı izliyorsanız sahnede göreceğiniz hiçbir şeye şaşırmayın.” gerçekten de onları canlı izliyorsanız olan hiç bir şeye şaşırmayın.

İlk albümden, son albüme kadar tüm sevilen Redd şarkılarına yer vermeye çalışmışlar. Konserin hazırlıkları reddseyirdefteri.com‘da Güneş Turaç‘ın bloğun da yazılana göre; bir ay öncesinden başlamış ve Garaj İstanbul sahnesi Redd ‘in bu özel konseri için biraz daha genişletilmişti. Sahne ışıkları, içerideki sound her şey çok güzel düşünülmüş ve belli ki çok emek verilmişti. Garaj İstanbul ve Redd ekibinin ortak çalışmasının sonucu hepimize büyülü bir gece olarak ortaya çıktı.

(Tüm ekibin ellerine sağlık.)20130317_013217

Beni en çok etkileyen Redd’in sahnedeki özgürlüğü ve harika soundu oldu. Bu zamana kadar Türkiye’de bu kadar rahat,özgürce şarkılarını ve yine özgürce düşündüğünü söyleyebilen rock grubuna çok nadir rastladım. Genel olarak bir çoğu seyirciye şarkısını söyler, eğlenir, eğlendirir ve sahneden inerler. Redd için böyle bir yorum yapmak haksızlıktan da öteye geçer. Onlar düşüncelerini aktarma konusunda geldiğin de bir çok grup gibi geride durup saklamadılar ve söylemek istediklerini  açık bir dille söylediler.

Gecede yapılan ufak yoklamanın sonuncunda gerçekten çok şaşırdım çünkü, benim dışımda müzik haberi yazan kişi sayısı çok azdı. Ben de bu konuda iddialı biri değilim sadece içimden geçenleri ve beğendiğim işleri yazıyorum. O yüzden aslında “müzik yazarıyım” demek bana doğru gelmiyor. Ben sadece müzik haberi ve gezip gördüklerimi yazıyorum. Redd ’in yaptığı işe gerçekten çok saygı duydum bu konserle beni ve benim gibi düşünen bir çok kişiyi kendilerine daha çok bağladıklarını düşünüyorum.Fakat böyle önemli grupların konserlerinde “müzik yazarlarını” görememek gerçekten çok üzücü. Duygularını ve düşüncelerini aktarmakta çekinmeyen ve bununla beraber insanlara hissettikleri gibi davranabilmeleri ve düşüncelerini söyleyebilmeleri konusunda yönlendiren bir grubun konserinde neden olmazlar?  Yurt dışından bir grup gelse herkes akın akın konsere giderken ya da röportaj yapmak için koştururken o akşam neredeydiler? Elinizdeki değerlerin kıymetini bilmezseniz,  biz hiç bir yere ilerleyemeyiz. Popüler kültürle boğulduğumuz şu dönemlerde her yaz ve kış, bir çok mekanda aynı şarkıcıların, şarkılarının çalındığı ve “müzik” diye insanlara sunulduğu böyle bir dönem de bu konseri kaçırmamış olmak benim için bir şanstı.

Sizi bilemem ama bana okul yıllarında anlatılan şey; “Sanatçı örnek olur, halkı yönlendirir, dinleyicisine bir şeyler katar, bilgilendirir, geliştirir.” denirdi. Müzisyenler kötü bir şey yaptığında “siz halka örnek oluyorsunuz.” diyenler iyi işler olduğu zaman genelde ortalıkta olmuyor bunu o akşam daha da çok anladım.

Redd’ e ve tüm ekibine harika performansı için, aynı zamanda da Garaj İstanbul’ a da bize böyle güzel bir gecede ev sahipliği yaptığı için teşekkürler…

IMG_20130317_014209

Redd – Beni Sevdi Benden Çok

İrem’le Rock Devam Ediyor…

İrem EZGİMEN (DikkatMüzik!)

Erdem Yener İstanbul Bronx konseri, yeniler, yeniler…

Herkese merhabalar;

Bu hafta sağlık sorunları yüzünden “Dışarıda neler oluyor?” diye pek bakamadım ama  28.02.2013’te Ghetto sahnesinde “Jehan Barbur” vardı. 01 Mart 2013 Roxy sahnesinde “Yüksek Sadakat” vardı.

Size aslında bol bol Jehan Barbur, Birsen Tezer ve tabii ki Bülent Ortaçgil şarkılarından ve konserlerinden bahsetmek isterim çünkü benim için çok farklı hatta  fazlasıyla büyülü demek daha doğru olacak.  Fakat yazının ana konusuna geri dönmem lazım yoksa bu konuda yazdıkça yazmak istiyorum :)erdemyener

Erder Yener’i büyük bir çoğunluk belki bir Gsm firmasının reklamlarından tanıyorsunuz ama benim kendisini tanımam sevgili Tanju Eren’in “Tanju Eren 40” albümü sayesinde oldu. Erdem Yener; Tanju Eren‘in “Tanju Eren 40 ” albümünde ” Aşk Yok Aslında” şarkısını seslendirdi. ( Bu arada o albümde tadından yenmez kıvamındadır. Albümde Tanju Eren şarkılarını; Koray Candemir, Aslı, Harun Tekin, Teoman, Nev, Aylin Aslım, Erdem Yener, Kenan Vural, Gamze Amus seslerinden dinleyebilirsiniz.) Ben ilk kez Erdem Yener’i o albümde dinledim. (Erdem’le bizi tanıştıran kişide sevgili Tanju Eren’dir. Onada çok teşekkürler…) Aradan bir süre sonra bir gıda firmasının kek reklamında ekranlarda gördük ve çok zaman geçmeden de Gsm operatörü ve diziler de görmeye başladık. O aslında oyunculuğunun dışında bir müzisyen ve aslında yaptığı müzikle anılmak onun için çok önemli…

Erdem Yener’in ilk albümü “Kirli” 2008 yılında çıktı. Albümün çıkış şarkısı “Belki” olmuştu. “Belki” şarkısını hala dinlemeyen varsa aranızda şimdi okumayı filan bırakın da açıp o şarkının sözlerini detaylıca bir dinleyin. (Nasılsa buradayım kaçmıyorum “Belki” link’i hemen aşağıda ;) )

Albümün ardından Erdem Yener’i ayda bir sefer  Beyoğlu Hayal Kahvesi sahnesinde izleme şansımız oldu. O süreç içerisinde reklam çekimleri, dizi çekimleri ve konserler derken bir ara Erdem Yener kayıplara karıştı. Bu kayboluşun ve sessizliğin ardından bir sürpriz bekliyordum ve tam tahmin ettiğim gibi oldu “Rüyalar Kızı” single çalışması ile geri geldi. İyi ki de geldi… ( “Rüyalar Kızı” klibini izlemek isteyenler sayfanın aşağısına bakınız . ;) )

Erdem Yener’in “Rüyalar Kızı” single çalışmasının ardından ilk İstanbul konserini 02.03.2013 tarihinde İstanbul Bronx sahnesinde verdi. Bir gece öncesinde de İzmir izleyicisi ile buluşan Erdem Yener daha İstanbul’a adım atmaz kendisini sahnede buldu. Konsere “Rüyalar Kızı” ile başladı “Kirli” albümünün tüm şarkılarını dinledik, arada Incubus, Muse coverları da söyledi. Benim için en önemli iki sürpriz oldu birincisi “Aşk Yok Aslında” şarkısını ilk defa orada canlı dinledim, ikincisi de yeni yapmış olduğu bestesini ilk kez sahnede bizlere çaldı. 

Erdem Yener’i sahnede izlemeyenler varsa aranızda şöyle anlatabilirim; esprili, güler yüzlü, doğal hatta o kadar doğal ki “sıkıldınız mı? sıkıldıysanız söyleyin bende yanınıza gelirim” diyecek kadar rahat ve güvenli izlemenizi tavsiye ederim. Erdem için “on parmağında, on marifet bir adam”  demek mümkün diye düşünüyorum. Tv, müzik, cast, reklam her yerde… (Bir sinemada görmedim. Var da benim mi haberim yok acaba? :) ) Dinlemeyen varsa gidip bu adamı dinleyin! ;)

Bu hafta size nelerden bahsetsem diye düşünürken; Aylin Aslım ve  Teoman‘ın yeni düetleri “İki Zavallı Kuş“, Nilüfer‘in “12 Düet” albümünden sonra “13 Düet” albümü, Mor ve Ötesi ‘nin “Güneşi Beklerken” albümü, Gripin‘in “Aşk Nerden Nereye” şarkısı ve Badem‘in “Badem ve Konukları” albümünde hem Vega, hem de Feridun Düzağaç’la yapmış olduğu düetler aklıma ilk gelenler oldu.aylin-aslim-teoman-iki-zavalli-kus-2013-7609

Aylin Aslım ve Teoman düeti ile başlamak istiyorum. 14 Şubat günü bir çoğumuza sürpriz olan düet Teoman severler açısından müjdeli haber gibi geldi. Teoman cephesinde albüm hazırlığı var mı, yok mu bilemem ama yakında konserleri başlasın yine çıktığı mekanlar dolup taşar. “İki Zavallı Kuş” düeti  bence güzel olmuş. Keyifli şarkı bakalım bunun ardından bizi ne bekliyor???nilufer-13duet

Nilüfer’ den beklediğim ” Nilüfer 13 Düet” albümü yakın zaman önce piyasaya çıktı. Albümde çalan gruplar ve şarkılar gerçekten çok eğlenceli olmuş. Özellikle; GECE, MODEL, Çilekeş, Emre Aydın, Pinhani, Vega ve Mor ve Ötesi yorumlarını çok beğendim. Keyifli bir arşiv albümü tadında… MorveOtesi

Mor ve Ötesi’de yakın zamanda “Güneşi Beklerken” isimli albümünü piyasaya çıkardı. Albümün lansmanı İstanbul Ghetto’da yapıldı. Bu albüm öyle kolay kolay tüketilip, bir kenara bırakılacak bir albüm değil. Şunu kabul ederim ki; Mor ve Ötesi’nin hiç bir albümü öyle değil ama bu albüm biraz dinleyip sonra kendinizi dinlendirdikten sonra yine dinlediğinizde bile farklı bir duygu bulabiliyorsunuz. ( Şarap misali, günler geçtikçe dahada anlamlı ve güzel… ;) ) “Albümde dikkatimi çeken şarkılar” diyemeyeceğim çünkü ben bu albümü çok beğendim ve hiç bir şarkıyı ayırmak istemiyorum. Mor ve Ötesi şuan Amerika turnesinde İstanbul’a döndükleri zaman ilk konserde orada olacağım haberlerimi bekleyin. :)Gripin-Yalnızlığın-Çaresini-Bulmuşlar-Şarkı-Sözleri-Dinle-300x219

Geçtiğimiz akşam bir radyo kanalında Gripin’in “Aşk Nerden Nereye” şarkısına denk geldim. Açıkcası “Yalnızlığın çaresini bulmuşlar” şarkısı gibi değil, bir önceki albümde bulunan “Beş” şarkısı gibi hafızalara kazınacak bir şarkı… İkinci klip kesin buna çekilir benden söylemesi.87968697406641528

Son haberim Badem’den; “Badem ve Konukları” albümü çok güzel olmuş. Özellikle Vega ile yorumladıkları “Uyan”, Feridun Düzağaç’la söyledikleri “Aşkın e hali”, tabii ki İlhan Şeşen’le ” Geceyedir Küsmelerim” ve Özlem Tekin’le “Kalpsiz” zaten hepsi birbirinden güzel şarkılar ve onların hepsini de bu albümde farklı yorumlamaları ile bizlere sunmuş olmaları gerçekten güzel olmuş. Dinlenilmesi gereken albümlerden…

Artık sesimi kesiyor, ortalıktan kayboluyorum. Bir günlük gecikme için hepinizden özür dilerim…

Herkese iyi haftalar.

ERDEM YENER – Rüyalar Kızı

İrem’le Rock Devam Ediyor…

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)

Gold’n Rock ve Roxy Live Saturday

Herkese merhaba :)

Öncelikle hepinize iyi haftalar. Bu hafta size keyifli etkinliklerden, aynı zamanda da güzel bir mekandan bahsedeceğim.

539715_471859506210841_1982859029_n

Mekanımız “Roxy CLUB Istanbul” bu aralar sevgili editörümüz Olcay Tanberken’ le beraber uğrak yerimiz oldu. Roxy CLUB Istanbul’ u bilenler bilir çok eski bir mekandır. Bu güzel mekan, benim çocukluk dönemimden beri var. Yanlış bilmiyorsam 19 yıldır ayakta duran bir mekan… (Sizde biliyorsunuz ki; böyle mekanların bu kadar uzun yıl ayakta kalabilmesi zor ama bunu başarmış bir mekan…) Bu önemli mekan; bu zamana kadar bir çok önemli konsere ve partiye yer verdi.

Yakın zamanda Roxy CLUB Istanbul’ da yapılan etkinlikler arasında “Friday Rocks” kapsamında Vega, Manga, Yüksek Sadakat, Badem Roxy sahnesinde oldular. Aynı zamanda her ay Tuborg‘un sponsorluğunda “Gold’n Rock” yapılmakta ve yine Tuborg sponsorluğunda “Roxy Live Saturdays” etkinlikleri yapılmakta.   Hem arkadaşlarınızla, hem de yalnız başınıza dışarı çıktığınızda da gidebileceğiniz, güzel ve keyifli müzik dinleyip, rahatça eğlenebileceğiniz bir yer…

Gelelim Roxy CLUB Istabul’da ki son iki haftadır gerçekleşen ve bizimde eşik ettiğimiz partilere…

IMG_5993

Öncelikle Turborg ‘un sponsorluğunda gerçekleşen “Gold’n Rock” den bahsetmek istiyorum. Roxy ve Tuborg Gold imzasını taşıyan etkinlikte daha önce Dj’lik deneyimi olmayan ve yakın arkadaş olan ünlü isimler Gold’N Rock etkinliklerinde DJ setin başına geçip performans sergiliyor. Gold’n Rock geçtiğimiz iki ayda çok önemli dört isimle geride kalmıştı. Aranızda daha önce Gold’n Rock sahnesinde kimlerin olduğunu merak edenler varsa; Harun TekinKoray Candemir ve Mehmet GünsürNejat İşler Dj setinin başında yer aldılar. Şahsen ben gidemedim ama bu ünlü dört isminde neler dinlediğini ve o akşam neler çaldıklarını ben çok merak ediyorum. (Ayrıca kapıda kolumuza basılan “Roxy People” damgasını da çok sevdik belirtmek isterim. :) )

IMG_0209

Geçtiğimiz hafta (16.02.2013) mekana Hayko Cepkin ve Aylin Aslım‘ın Dj performansları için saat= 23:00 civarı gittik. Kapıda, içeri girmeye çalışan uzun bir kuyruk vardı. İçeri girdik  Hayko Cepkin ve Aylin Aslım’ın öncesinde bizi performanslara ısıtan bir Dj performans dinledik hep beraber eğlendik. Zaman ilerledi ve Hayko Cepkin’le Aylin Aslım Dj setinin başına geçtiler. Özellikle Hayko Cepkin’in güler yüzü ve inanılmaz pozitif bir enerjisi var. Gerçekten kendisine hayran bıraktı. Gece boyunca hem Aylin Aslım ve Hayko Cepkin Dj setinin başında keyif verici bir performans sergilediler, onları izlemeye gelenlerin yeri geldi makyaj çantasını, yeri geldi telefon kılıflarını, albümlerini, bıkmadan usanmadan imzaladılar. Herkese “yetişmeye çalıştılar” demiyorum, çünkü “YETİŞTİLER.”  Onları seven ve o gece orada olan herkesle beraber eğlenip, dinleyicilerinin de kaliteli müziklerle kulakların paslarını temizlediler. Şahsi olarak ikisini de tanımasam da o akşam gördüğüm ikilinin enerjilerine ve güler yüzlerine hayran kaldım. Umarım yeniden onları izleme şansımız olur. Gelemeyenler bir sonraki Hayko Cepkin- Aylin Aslım Dj performansı olursa onu “sakın kaçırmayın” derim.

IMG_5903

Gelelim bu haftaya bu hafta (23.02.2013) “Roxy Live Saturday” vardı. Sevgili Olcay’la hem muhabbet, hem de “doğru düzgün bir şeyler dinleyelim” diye çıktığımız yolculukta kendimizi Roxy’de bulduk. Roxy’nin Dj’i bizi geçmişe götürdü, günümüze getirdi ve bir çok güzel şarkı ile bizim sohbetimize eşlik etti. ( Olcay’ı da kendime benzetmeye başladım. Yakında burdaki yazıların adı “Olcay’la Rock” olursa şaşırmayın! :) ) Tam biz sohbete daldığımız sırada bir anda canlı müzik olduğunu fark ettim. Herkes sahneye bakıyordu biz öyle bir dalmışız ki konuşmaya sanki Dj çalmaya devam ediyor gibi geldi. Sahnede bulunan grubun adının “Fake” olduğunu  ve daha önceden de Roxy sahnesinde çaldıklarını öğrendim. Gruba dikkatli bakınca, davulcuyu daha önceden tanıdığımı fark ettim. Radyo Klas’ta yapmış olduğum “İrem’le Rock” programına konuk olan Yakup‘ un(Yakup Trana) davulcusu Çağdaş Yapıcılar‘dı. Grup ağırlıklı olarak “Depeche Mode” şarkıları söyledi ve gerçekten dinlenilmesi gereken bir grup olduğunu düşünüyorum. Amy Winehouse, R.E.MMaroon 5 gibi bir çok ismin şarkılarını söyledi ve söylettiler. Biz Olcay Tanberken’le çok beğendik ve çok eğlendik. Tavsiye ederiz ;)

IMG_8331

IMG_8297

Bu haftanın da sonuna geldik aslında ama; yakın zamanda kapatılacağı haberini aldığım bir mekanın bende yaratmış olduğu üzüntü nedeniyle bir kaç bir şey eklemek istiyorum. Rock müzik etkinliği yapan çok az mekan kaldı. Bu etkinliklere gidip orada olan insanları ve onların nasıl eğlendiklerini gördükçe daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu anladım. Gün geçtikçe Taksim civarındaki bir çok mekan kapanıyor, canlı müzik yapan mekanlar gün geçtikçe azalıyor. Bir şekilde müzik sadece popüler kültürün etkisine bırakılıyor. ( Şunu da belirtmeliyim ki; bende “sadece rock müzik dinler ve her şeyi bilirim” kesinlikle demiyorum. Ben bir müzisyen ve radyo programcısı olarak elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum ve bununla beraber de; sevdiklerime yoğunlaşıyorum.) Benim düşüncem şu ki; olan, bitenin farkında olalım! Benden bu haftalık bu kadar haftaya yeniden görüşürüz. ;)

Fotograflar için; ManageWorks ve Kerim Aslan‘a teşekkür ederim.

IMG_5999

İrem’le Rock devam ediyor.

İrem Ezgimen (DikkatMüzik!)