Röportaj: Gülden Mutlu

guldenmutlu_1Gülden Mutlu’yu ilk önce Emre Aydın ile olan düeti “Soğuk Odalar”, arkasından da yine söz ve müziği kendisine ait olan “Unutamam Dedin” ile tanıdık. 9 şarkıdan oluşan ilk albümü “Sen Yokken Olanlar”, Mutlu’nun kendine has yorumu ve dokunaklı sözleriyle bir başucu albümü olarak müzikmarketlerdeki yerini aldı.

2 aydır listelerden inmeyen ve ilk duyduğumuz andan itibaren içimize işleyen “Yatsın Yanıma”nın dışında, “Geçemedim”, “Boşver Beni”, “Değiştim” ve “Yarım” şarkılarına bitmemek, arka arkaya dinlememek elde değil. Hikayesine şahit olduğu kişilerin yaşadıkları hisleri şarkılarıyla dile getiren Gülden Mutlu, dokunmadan sevmeye razı gelenlerin, olacaklara hazır kendini zamana teslim etmişlerin ve ikinci bir şansın varlığına inanları anlatıyor. Şarkılarındaki samimiyetin yaşanmışlıklarından geçtiğine inanıyor. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albümün düzenlemeleri Haluk Kurosman, Hüseyin Çebişçi, Efe Demiryoğuran, Cihangir Aslan ve Caney Güneysu’ya ait.

Son olarak Cemil Demirbakan’ın da yeni maxi single’ında iki şarkının söz ve müziğini yazan Gülden Mutlu’nun adını bundan sonra daha sık duyacağımıza hiç şüphemiz yok..Biz de ilk albümünü bahane edip kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

***

Müziği kendi hayatının merkezine almaya karar verdiğin ilk anı hatırlıyor musun?
 – Çok iyi hatırlıyorum, Ortaokul 2.sınıfa gidiyordum. Evde sürekli şarkılar söyleyen bir kız çocuğuydum ve başka hiçbir hayalim yoktu.. Ben ailenin hep şarkılar söyleyen küçük kız çocuğuydum. Annemin çok büyük bir plak koleksiyonu vardı, sürekli bana şarkılar seçer dinletirdi. Ancak bir yönlendirmeleri ya da zorlamaları da olmadı, büyüyünce ne olacaksın dediklerinde “Sanatçı olacağım” derdim, bu fikrim hiç değişmedi. Ders aralarında da hocalarım ve arkadaşlarım “Haydi Gülden bir şarkı söyle” derlerdi. Okul dönemim oldukça başarılı geçti esasında ama müzikten başka bir alanı hiç düşünmedim açıkçası. Üniversiteyi iyi bir dereceyle kazandım, büyüklerimizin tabiriyle bir altın bileziğin olsun, müziği yine yaparsın dendi ama ben reddettim. Çünkü o zamana kadar da yazdığım şarkılar var, bir yandan da piyano dersleri alıyorum falan. Tekirdağ’da büyüdüm, çocukluğumda korolara giderdim, musiki gruplarına katılırdım. Bunların herhalde artısı ve yönlendirmesi oldu diye düşünüyorum. Annem o zaman Türk Müziği oku, önce kendi müziğini öğren dedi ve Ege Üniversitesi Konservatuarı’na girdim. Üniversite sınavından itibaren gelecekle ilgili hep bir hayalim vardı.

Şarkı söylemenin dışında şarkı üretmek ve kendi şarkılarını yorumlamak da başlı başına bir mutluluk olmalı. Bunca zaman nerelerdeydin diye soran oldu mu?
– Ekstra olarak sahneye çıkıyorduk, konserler veriyorduk, piyano ve keman çalıyordum falan..Böyle aktiviteler sürüyordu ama kafamda hep bir albüm fikri vardı ve bir gün insanlara kendi yazdığım şarkılarla ulaşma fikrini kafamda koruyordum. 2012 yılında dinleyici ile buluştuğumda hafiften geç mi kaldım diye düşünmedim de değil, ama Türk müzik piyasasında bir yere gelebilmek yabancı piyasaya göre biraz daha geç olabiliyor, bunun da farkındaydım.

Doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmak için bekledim. Şarkılar birikti, yorumum biraz daha olgunlaştı, bu arada evlendim, çocuk sahibi oldum ve artık hazırım dedim kendime. Herşeyi yaşamıştım bu döneme kadar, öğrencilik hayatım, evlilik hayatım, sonra evlat sahibi olma mutluluğu ..Eş olmayı ve anne olmayı dolu dolu yaşadım ve artık kariyerimi bölmek zorunda olmadığım anda hazır olduğumu hissettim. Şarkılarımı demo yaptım ve evime Londra’ya döndüm. İşin bu kısmını biraz biliyorsun aslında, Emre (Aydın) ile ortak bir arkadaşımız Emre’ye şarkılarımı dinletiyor ve onlar da “Soğuk Odalar”ı çok beğeniyorlar. Bir şekilde irtibata geçtiler benimle ve bir düet fikri oluştu. Benim için güzel bir başlangıçtı, bir süre sonra da “Unutamam Dedin” single’ını yayınladık.

Son dönemde bir “single” modasıdır gidiyor. Başkaları gibi biraz daha albümsüz yola devam etmeyi aklından geçirdin mi?
– Doğrusu başlı başına bir albümün insana sanatçı kimliği kazandırdığına inanıyorum. Elbette single da çok güzel bir başlangıç, ticari anlamda nabız yoklama adına güzel bir fikir ve bazen bir albüm yapıyorsun ve sadece 1-2 şarkısı dinlenip çalınıyor ve koca bir albüme verilen emek boşa gidebiliyor. Bu yüzden içime tam sinen şarkılarla olgunlaşmış bir albüm olsun istedim. Tabii bir albümü ortaya çıkarmak hiç kolay değil, sadece şarkı yazmakla bitmiyor. Düzenlemeler, fotoğraflar, PR çalışmaları, vs. hepsi bir emek..

– Toplumun gözünde de birisini sanatçı olarak görmenin yolu başlı başına bir albüm sahibi olmuş olmasıyla da alakalı biraz, değil mi?
– Kesinlikle öyle. Bir “profil” oluşturduğu kesin. Single yapmaya da devam edebilirdim ama nereye kadar? Böyle yapıp çok da başarılı olmuş isimler yok mu, elbette var, bu bir istek, bir tercih, bir strateji olabilir. Ama ben besteci de olduğum için üzerinde en titizlendiğim 9 bestemi biraraya getirip bir paket olarak dinleyiciye sunmak istedim. Elimde ilk önce duyurmak istediğim şarkılar vardı, en çok beklettiğim şarkıları önce bir derleyeyim dinleyiciye sunayım istedim, çünkü bu inanılmaz bir geri dönüş verecek ve nerede durduğum konusunda bir fikir verecek bana. O kadar uzun seneler bunu hayal ediyor ve çalışıp bir şey ortaya koyuyorsun ki, o ışıklı kapıya geldiğinde aslında ticari düşünmeyi de bırakıyorsun. 10 Aralık’ta albümden ilk şarkım yayınlandı, klip dönmeye başladı. Albüm daha insanların eline ulaşmadan ben yeni albümün kayıtlarına başladım.

guldenmutlu_3– Albümdeki bu 9 şarkı da yakın tarihli mi peki?
– “Değiştim” adlı şarkımı 2001’de yazmıştım. Biraz da bu yüzden hafif 90’lara kaçan bir koku, bir tat alabilirsiniz belki bu ilk albümden. Düzenlemeler elbette batı enstrümanlarıyla biraz modernize edildi ve dinleyiciye öyle sunuldu.

Sesindeki hafif nağmeli yorumun seni diğerlerinden ayıran bir farklılık olduğu görüşüne katılıyor musun?
– Zaten ait olmadığım bir yapıda gözükmek ve onu taşıyormuş gibi yapmak bence doğru değil, ben Türk Müziği okudum ve bu topraklardanım, bu yüzden şarkılarımda o duyguyu da vermeyi istemem kadar doğal bir şey olamaz, bu duyguyu dinleyiciye aktarabiliyorsam ben bundan ancak mutluluk duyarım.
“Soğuk Odalar”dan sonra benden yine benzer bir yorumda şarkı beklendiğini biliyordum ama benim devamında yapacağım en başından beri belliydi. “Unutamam Dedin” o yüzden biraz şaşırttı dinleyiciyi ama güzel tepkiler aldım. Ve ilk albümüm için beni heyecanlandırdı..

Bazen koca bir şarkıda tek bir nağme, tek bir yeri etkiler ve o şarkıya aşık olmanızı sağlar, senin de bazı şarkılarında bunu hissedebiliyorum.
– Bir şarkı vardır, onda biraz nağmeli çıkar sesin ve insanlar yanlış anlarlar ya hani, “olmaz” derler çoğu zaman ama gerçekten hissederek söylüyorsan bence gayet de “olur”. Kendi kimliğini taşıyorsan ve şarkıyı öyle yorumluyorsan gerçek dinleyiciye ulaşabilirsin bence.

– “Yatsın Yanıma” neden bu kadar çok işledi içimize?
– Üzülüyorum ben kendi yazdıklarıma. O şarkıdaki istek benim için çok masumane ve insancıl. Herkesin istemekte hakkı olabileceği bir cümleydi. Evliyim, çocuğum var çok mutlu bir hayatım var Allah’a çok şükür, ben ne yazayım peki? Mutluluğumdan, hayat sevgimden insanlara ne? Bu onları ancak bir yere kadar ilgilendirir. Ama hayatıma giren, tanıdığım pek çok insanın birer öyküsü var. Vapurda gidiyorsun, o an arkanda birilerinin bir konuşmasına tanık oluyorsun ve onların acısını paylaşıyorsun çünkü senin de ciğerlerinden birşey kopup gidiyor. Hepsinden bir parça buluyorsun, buluyoruz kendimizde.

– Albümün adına nasıl karar verdin?
“Sen Yokken Olanlar” koydum çünkü şarkılar bir bitiş, bir kaybediş ve tüm bu evrede olanlardan bahsediyor. Elbette şarkıların konu sıralaması açısından bir sırası yok ancak bir bütün olarak değerlendirirsek bu anlamda bir konsept albüm olduğunu söyleyebiliriz. Şarkılara çok fazla cinsiyet bağlamak da istemedim çünkü toplumda herkesin yaşayacağı duygular bunlar, bir cinsiyete ait olması gerekmiyor. Biraz üzgün, yara almış, kendini toparlamaya çalışan bir erkek ya da kadın, özlediğini ifade edemeyen bir insan, sevdiğini söyleyemeyen bir insan, hakettiğini alamamış insan, bu tür duygulara taraf oldum biraz aslında bu albümde..
Şarkılarımın hiçbirini nakaratı için yazmadım, hepsi bir hikayenin başından sonuna bir parçası, insanlara geçmesini çok istedim anlatmak istediklerimin. Bu doğru bir strateji de olmayabilir ama şöyle düşündüm, bu 9 şarkıdan en çok sadece 2’si ya da 3’ü sevilse bile ve ben de o zaman derim ki “Bu 7’si de size hediyem olsun”.

– Bazen albüm hakkında en ufak bir fikrin bile olmasa da, dinlemeyi sevdiğin biri yeni bir şey yaptığında gözün kapalı alırsın..
– Bu çok doğru. Çok büyük fan kitleniz olmayabilir ama birileri sizin yorumunuzu yeni şarkılarınızı merak edecek ve bir sonraki şarkısınızı bekleyeceklerse, bu çok keyifli bir şey olacak ve sanatçıya ilham verecektir. Geçen akşam Seda adlı bir arkadaşımla bir yerde oturuyorduk, Youtube’dan birşey dinliyorduk ve dedim ki “Seda bu kadının bizim onu dinlediğimizden haberi yok, ama şu an üçüncü dördüncü defa aynı şarkıyı hayranlıkla dinliyoruz, bu ne kadar güzel bir his ki o kadın onu bilmese de bu çok kıymetli birşey”.

– Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda bir şarkı yazıyorsun ve o şarkı dünyanın başka bir coğrafyasında başka bir zamanda duyulabiliyor, dinlenebiliyor. Şarkıların bu yolculuğu mucizevi bir şeymiş gibi geliyor bana..
Çok güçlü bir şey. Bazen de söyleyemediğin bir şey yüzünden sevdiğin insana bir şarkı hediye ediyorsun ya, bu da harika bir ifade, bir araç şekli.

– Yurtdışında da tecrübelerin var, müzik piyasasının işleyişi bakımından Türk müzik piyasasını yabancı piyasaya göre nasıl değerlendiriyorsun? Telifler, müzisyenlerin yasal hakları, vs. bu konular hala tam olarak eser sahiplerini mutlu etmekten uzak bir konumda gibi sanki ülkemizde..
Şu dönemde MESAM, MÜYAP vs. gibi sanatçı ve eser haklarını koruyan kuruluşlar sanıyorum birleşme aşamasındalar, gelişmeleri ben de merakla takip ediyorum ve müzik haklarında birşeylerin olması gerektiği gibi düzene girmesi konusunda umutlu olmak istiyorum. Besteci ya da yorumcuysan sana yasal olarak telif ödüyorlar ama, ilk albümleri ve ilk şarkıları biraz yatırım olarak görmek lazım. Elbette şarkılar dinleyici nazarında hakettiği yeri bulursa yasal karşılığını almak ve bunun hakkını aramak kadar doğal bir şey olamaz ama bunun hesabını daha bu aşamada yapmak doğru değil. Evet ortada bir takım karışık mevzular var anladığım kadarıyla çünkü geçmişte çok önemli işler yapmış olan ve artık geçimini bu yolla sağlayan çok değerli müzisyenlerimiz de var.

– Bir müzisyen sence şarkı yazarlığı ve yorumculuğu dışında şarkısını nasıl daha çok popüler yapabilirim fikri üzerine kafa yormalı mıdır?
– Eğer istediğin duyguyu istediğin cümlelerle ifade edip inandığın gibi yorumluyorsan ve gece yarısı birileri yatağında seni dinleyip iç çekiyorsa ya da senin şarkılarınla seviniyorsa popüler olmuşsundur zaten. Bazen bir kişi bin kişilik duygu taşır. Bu yüzden en büyük anahtar samimiyettir. Şarkının da benim inandığım popülerliğin de en büyük hazinesidir o..

– Herşeyini buna yatıranlar da yok değil bu pisayada, değil mi?
– Olmaz mı? Evini satan, arabasını satan çok örnek var..O kadar gönül işi ki bu, onun karşısına dikilip “bak bunu yapma” da diyemiyorsun, önüne geçilemez bir his çünkü, onu paylaşmak istiyor insanlarla. Ama işte müzik piyasası ne yazık ki çok da sırtını dayayabileceğin bir duvar değilmiş gibi geliyor bana.

guldenmutlu_2– Eskiden çok iyi işler yapıp 6-7 yıl ara verip yeniden bir çıkış arayanlar da var, o şarkı iyi ya da kötü olsun farketmiyor çünkü yeni bir nesil, yeni bir kuşak var karşında artık. Bu kuşak için yeni bir sanatçısın ve kendini yeniden anlatmak zorundasın gibi sanki..Genç nesli ve orta yaşa yaklaşmış kuşağı yakalamak bu anlamda en doğrusu diye düşünüyorum.
– Zaten artık eskisi gibi de değil. Daha az şarkı, daha az şarkıcı vardı. Şimdi artık herkese ulaşmak daha kolay, bir sosyal medya gerçeği var. Albüm satış oranları düştü çünkü her şarkıya internetten ulaşılabilir oldu, herşey elimizin altında. Bu yüzden eskiden daha çok konserler vardı, bir gazino kültürü vardı, insanlar yoğun bir şekilde sevdikleri sanatçının peşinden gidebiliyordu. Hala da çok büyük fan kitleleri olan sanatçılar yok değil.Eski de olsan yeni de olsan kalıcı olmak istiyorsan hergün doğacak insanları da hesaba katarak kendini anlatman gereken binlerce insanın varlığını unutmamak ve buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

– Örnek aldığın ya da beğendiğin sanatçılar var mı sayabileceğin?
– 90’lı yıllar bence çok özeldi.Özelliklle Kayahan’ın, Nilüfer ve Sezen Aksu’nun hayatımdaki yeri ayrıdır. Yıldız Tilbe’nin Delikanlım ile çıktığı dönemler, Jale, Aşkın Nur Yengi ve o yıllarda hayatımıza şarkılarıyla kazınan bir çok isimler çıktığında ben hemen kulağımı radyoya dayardım, bayılırdım dinlemeye. Ama birini örnek aldım dersem yalan söylemiş olurum. Ama bugüne kadar çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, şarkılarımı insanlarla paylaştığım güne kadar mutlaka her dinlediğimden aldığım birşey, bir ders vardır, böyle düşünüyorum. Biz onları dinleyerek büyümüşüzdür, vakit geçirmişizdir. Yine de hiçbir zaman birine benzemek gibi bir niyetim ya da derdim tabii ki olmadı. Birinin aslı varken kimse kopyasıyla da ilgilenmez zaten.

– İlk şarkını ekranda gördüğün ilk anda, o anda neler hissettiğini hatırlıyor musun?
– Tabii ki çok duygulandım, işin manevi, duygusal boyutu çok önemli benim için. “Allahım bir yola çıkıyorum, beni nolur utandırma” demiştim içimden. Üniversite sınavına girmek gibi birşey de değil çünkü bu, doğduğundan beri belki bunu hayal ediyorsun ve çat diye ekranda gördüğünde çok farklı bir duygu. Dokunduğunda ağlarsın.. Hele ki popülaritesini geç, satışını geç, yaptığın iş takdir ediliyorsa bundan daha güzel bir ödül olamaz.. Unutamam Dedin çıkmıştı bana Tweet atmışlardı, yeni albüm ne zaman diye? O yüzden arayı fazla açmamak lazım sanırım.

– Kalıcı olacağına inanıyor musun?
– Amacım kalıcı birşeyler ortaya çıkarabilmek, insanlara ulaşabilmek, dertlerine ya da sevinçlerine şarkılarımla ortak olmak. Kendi çizgimden asla çıkmadan, bu işe devam etmek istiyorum. Bu piyasa çok enteresan gerçekten, adamı rezil de eder vezir de eder. Sen yaptığın işe inanıyorsan ve kalbini veriyorsan, niyetini bozmuyorsanız ait olduğun yerde kalıcı oluyorsun zaten.

– Müzik için Londra-İstanbul arası mekik dokuyorsun diyebilir miyiz, zor olmuyor mu?
– Evet. Benim Türkiye’de olduğum günler planlı programlıdır hep. Gece ve gündüzü çalışarak dolduruyorum, sonra Londra’ya evime dönüyorum, eşimin çocuğumun yanında oluyorum. Çalışmalarımı hem orada hem burada yürütebilmek adına ne zaman nerede olmam gerekiyorsa orada oluyorum.

– Radyolar günümüzde birer müzik kutusuna döndü esasında, 90’larda olduğu gibi şarkı patlatmaktan ziyade hemen hepsi servis edilen şarkıları döndürüyorlar listelerinde. Bu anlamda radyoların gücünü nasıl değerlendiriyorsun?
– Radyoların gücünü önemsiyorum. İnsanlar günlük koşturmaca içinde televizyon izleyemeyebiliyorlar, ama radyo insanlara daha kolay ulaşıyor. Ama elbette reytinglerini yüksek tutmak için elbette daha çok tanınan isim ve şarkılara yer vermelerini anlayabiliyorum, ama arada yeni çıkanlara, no-name’lere de yer vererek gençlere de fırsat verebilirler tabii, tanınan iyi isimler dışında çok iyi işler yapanlar da yok değil.. Tabii her zaman da radyocunun elinde olan birşey değil istediğini çalması, sistemin içinde onlar da kısıtlanıyor.

guldenmutlu– Peki 90’lı yılları niye hala bitiremedik? Hala ısrarla o şarkıları dinliyor, çalıyor ve özlüyoruz..
Değişen bir kuşak var ama yeni kuşak da bu dönemde yazılan şarkıların çoğunda aradığı, duymak istediği sözleri bulamıyor. Bu yüzden 90’ların bazı şarkıları hala çok özel kalabiliyor çünkü sözler de müzikler de özenle ve duyguyla yazılmış..

– Bu keyifli sohbet için teşekkürler!
– Ben teşekkür ederim. Bütün DikkatMüzik! takipçilerine sevgiler..

Röportaj: Olcay Tanberken
(DikkatMüzik!, Ocak 2015)

Emre Aydın “Eylül Geldi Sonra” diyor

emreaydinnAfili Yalnızlık, Git, Hoşcakal, Son Defa, Beni Biraz Böyle Hatırla, Soğuk Odalar, Bu Yağmurlar gibi bir çok şarkısıyla gönüllere giren Emre Aydın, 4. solo albümü “Eylül Geldi Sonra” ile yine adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Türkçe Rock Müziğin güçlü ismi Emre Aydın, yeni albümünün stüdyo kayıtlarını İsveç’te tamamladı. Düzenlemelerde Mustafa Ceceli ve Mats Valentin ile çalışan Emre Aydın, 10 şarkılık albümde 8 şarkının da söz ve müziğini kendisi yaptı. Müzisyen, Sezen Aksu’nun Belalım ve Nazan Öncel’in Geceler Kara Tren şarkılarını da yorumladı.

2008 yılında MTV Avrupa Müzik Ödüllerinde (EMA)nde Türkiyenin En İyi Sanatçısı seçilen, ardından Liverpool’da yapılan finalde 21 ülkenin birincisini geride bırakarak Avrupa’nın En İyi Sanatçısı ödülüne layık görülen Emre Aydın’ın yeni albümü “Eylül Geldi Sonra”, sanatçının kurduğu 565 Müzik Yapım ve DMC işbirliği ile müzik raflarındaki yerini aldı.

Anne Bu Çalan Ne? (14 Nisan 2013)

burcugunes (2)Yaza henüz girmesek de sıcaklar pek fena bastırmaya başladı yavaştan, ama bundan elbette ki şikayet etme hakkımız yok. Şimdilik, en azından! Gelelim geçtiğimiz haftadan müzik notlarımıza..

burcuguness27 Nisan Pazar günü Bostancı Gösteri Merkezi’nde yeni albümü “Gül Kokusu”nun ilk konseri ile karşımıza çıkan Burcu Güneş, hem çok etkileyici lazer efektli gösterisi ile hem de baştan sona kusursuz canlı performansı ile sahnede oldukça başarılıydı. Gül kokusunun bizi karşıladığı salonda yeni şarkılarının dışında tüm sevilen eski şarkılarından da söyleyen sanatçının sahne konukları Eflatun, Behzat Gerçeker, David Şaboy ve Hüseyin Karadayı oldu, konsere gelenler arasında ise söz yazarı Deniz Erten ve Murat Güneş de vardı. Doğrusu onu sahnede ilk kez izleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu ülkede sahneye çıkıp da CD kalitesinde dinleyebileceğiniz yalnızca 3-4 sesten biri kesinlikle Burcu Güneş. Albüm şarkılarından Eflatun imzalı “Sen Kaybı”na bayıldım, tıpkı “Bir Lokma Sevda” gibi. İkisi de çok sevilecektir, eminim. “Unutma Beni Çiçekleri” de keza, öyle. Burcu Güneş sahnede “Geçer“i öyle şahane yorumladı ki nefesimi zor tuttum. Çok zor bir şarkıdır biliyorsunuz ve Sezen şarkılarına yapılan herhangi bir cover yorum aynı etkiyi veremeyebiliyor çoğu zaman ama bu kez olmuş, gerçekten başarılmış. Albümde de yer alan bu yorumun mutlaka önümüzdeki kliplerden biri olmasını diliyorum, daha çok kişiye ulaşmalı. Geçtiğimiz yıldan bu yana en çok çalınanlar arasında yer alan “Oflaya Oflaya” ve “Çıkmaz Sokaklar” düetleri ile kendini ve müziği yenilemesi, hemen arkasından da oldukça doyurucu bir albüm ile karşımıza çıkması beni çok sevindirdi, çünkü iyi sesler iyi şarkılarla daha da parlıyor. (Bu arada vokalistlerden Dilan Çıtak’ın, arada söylediği “Düşünme Hiç” performansına bayıldığımı belirtmeliyim, caz tınıları her notada hissedilen genç şarkıcının farklı bir şarkı söyleme biçimi var. Yakında ilk albümünü yayınlayacakmış zaten, ben başarılı olacağına inanıyorum).

ferhatgoceryarabbimFerhat Göçer‘in geçtiğimiz hafta -itiraf edelim ki- birçoğumuzu şaşırtan yeni şarkısı “Yarabbim”, son derece batılı tarzı ve müziği ile adeta kuzey ülkelerinden birinden fırlamış gibi duruyor. Müzikmarketlerde göremeyeceğimiz ve yalnızca dijital platformlardan indirilebilecek bir ‘tekli’ bu. Müzikalitesi yüksek bir iş olarak karşımıza çıkan şarkının söz ve müziği Altan Çetin‘e, düzenlemesi ise Ozan Doğulu‘ya ait. Bir reklam filminde seslendirdiği “Memleketim” yorumu sosyal medyada çok eleştirilen Göçer, bu şarkıyla ivmeyi tersine çevirebilecek mi göreceğiz. Burada Altan Çetin’e özel bir teşekkür de etmemiz gerekiyor, çünkü Türk popunun yüzünü böyle batıya dönen şarkılara her geçen gün daha çok ihtiyacımız var.

4. stüdyo albümü “ZümrüdüAnka”yı geçtiğimiz haftalarda piyasaya çıkaran Aylin Aslım, dün akşam İKSV Salon’da albüm lansman konseri için sahnedeydi. Sıkı bir ekibi olan Aslım’ı en son Açık Sahne & Popçu Dükkanı etkinliğinde Ghetto’da izlemiştim, bu kez tümüyle eski-yeni parçaları ile sahnedeydi ve canlı performansı ile yine alkış almayı haketti. Teoman düeti “İki Zavallı Kuş” ile albüm çıkışını yapan müzisyenin Sezen Aksu cover’ı “Hasret”in yeni düzenlemesi ve yorumu da çok etkileyici.  Prodüktörlüğünü Sarp Özdemiroğlu‘nun yaptığı albümde ayrıca Cem Adrian da “Af” şarkısında Aslım’a eşlik ediyor.

Ve geliyoruz Cuma gecemizi adeta “neşelendiren” “Türkiye Müzik Ödülleri”ne:) Kral Tv Müzik Ödülleri isminin değişikliğini pek olumlu bulmadığımı daha önce sosyal medyada dile getirmiştim, sonuçta “özel” bir yayın kuruluşu olan bir medya organının bütün ülkeyi temsilen böyle bir ismi kullanmasını pek doğru bulmuyorum. Ancak bu, önceki gün verilen ödüller arasında yılın düetinin “Soğuk Odalar” (Emre Aydın & Gülden Mutlu), yılın teklisinin “Beni Biraz Böyle Hatırla” (Emre Aydın) ve yılın şarkısının “Türkan”a (Demet Akalın) verilmesine sevinmeme engel değil. Tıpkı en iyi kadın şarkıcı ödülünün Göksel‘e gitmesi gibi. Mustafa Ceceli’ye en iyi erkek şarkıcı ödülünü vermek üzere sahneye çıkan Kayahan‘ın Mustafa Kemal Atatürk’ü andığı anlar bence gecenin en anlamlı dakikalarıydı. Nilüfer ve Sertab Erener‘in de sahne aldığı törende bu yıl da son yıllarda olduğu gibi ne yazık ki sunucu yoktu; oysa bu tür ödül törenleri sunucusuz olmuyor, heyecan vermiyor. Ses düzeni ve organizasyon konusuna değinmiyorum bile, onca teknolojiye ve güce rağmen bunu bu ülkede bir türlü beceremediğimiz çok açık..

muratbozvazgecmemYeniler arasında birkaç gündür kulağımızda olan Murat Boz şarkısı “Vazgeçmem”, iddialı bir “pop” şarkısı olarak bu yaz çokça çalınıp tüketilecekler arasında öne çıkmayı hakediyor. İlk kez 3 gün önce dağıtılan Kral Müzik Ödülleri gecesinde açılış şarkısı olarak karşımıza çıkan eserin sözü Deniz Erten‘e, bestesi Osman Çetin‘e, aranjesi ise Mustafa Ceceli‘ye ait. Şarkının video klibininin yönetmeni ise Nihat Odabaşı. Yayınlanan teklide 2. versiyonu daha çok sevdiğimi söylemeliyim..

Müziksiz kalmayın..

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

“13 Düet”e az kaldı!

nilufer-82010 yılının en çok satan ilk 3 albümünden biri olan “12 Düet”in ardından Nilüfer, ilk projedekinden farklı gruplar ile birlikte hazırladığı ikinci rock albümü için gün sayıyor.  İstanbul Marşandiz Stüdyoları’nda kayıtları tamamlanan albümün mastering çalışmaları sürerken albümde yer alan şarkıcı ve grupların hangi Nilüfer klasiklerini yorumladığı açıklandı. “13 Düet” adını taşıyan albüm, Ocak ayı sonunda piyasaya çıkıyor. Nilüfer heyecan duyduğu 2. rock projesi için:  “İlk albüm çok sevildi, ilgi gördü. Bu ilgi mutluluğumuzu, motivasyonumuzu katladı. Biz de coştuk, ikincisini yapalım dedik” diye konuştu.

İşte “13 Düet” albümünde yer alacak isim ve şarkılar:
Nilüfer & Gripin – Hatıralar Hayal Oldu
Nilüfer & Gece – Başıma Gelenler
Nilüfer & Emre Aydın – Son Perde
Nilüfer & Bulutsuzluk Özlemi – Her Yerde Kar Var
Nilüfer & Feridun Düzağaç – Kavak Yelleri
Nilüfer & Kargo – Yaşamak Ne Güzel Şey
Nilüfer & Mor Ve Ötesi – Dokun Bana
Nilüfer & Vega – Ta Uzak Yollardan
Nilüfer & Model – Şov Yapma
Nilüfer & Manga – Eğrisi Doğrusu
Nilüfer & Zakkum – Agora Meyhanesi
Nilüfer & Çilekeş – Değişir Dünya
Nilüfer & Pinhani – Dünya Dönüyor

Gülden Mutlu: “Unutamam Dedin”

Gülden-Mutlu-Unutamam-DedinEmre Aydın’ın geçtiğimiz yaz başında piyasaya sürdüğü ve uzun süre listelerde kalan şarkısı “Soğuk Odalar”ın yazarı ve aynı zamanda şarkıda Aydın’a da eşlik eden Gülden Mutlu, kendi kanatlarıyla uçmaya hazır. İlk solo albümü öncesinde “Unutamam Dedin” adlı teklisiyle müzikseverlere seslenen genç müzisyenin şarkısı 565 Müzik Yapım ve DMC işbirliği ile yayınlandı. Dijital platformlarda hızla yükselişini sürdüren tekli, CD olarak da müzikmarketlerde yerini aldı. Şrkının video klibinin yönetmenliğini ise Emre Aydın yaptı. Söz ve müziği Gülden Mutlu’ya ait şarkının düzenlemesinde ise Mustafa Ceceli’nin imzası var. Prodüktörlüğünü ve yapımcılığını üstlendiği albüm hakkında Emre Aydın: “Gülden Mutlu çok yetenekli bir isim. ‘Soğuk Odalar’ şarkısını duyar duymaz Gülden’le birlikte bir iş yapmak istedim. ‘Soğuk Odalar’ın gördüğü ilgi benim bu düşüncemde haksız olmadığımı kanıtladı. Şimdi sıra, Gülden Mutlu’da. Eminim ‘Unutamam Dedin’ şarkısı da en az ‘Soğuk Odalar’ kadar beğenilecek” dedi.

Gülden Mutlu’dan ilk solo albüm

Emre Aydın’ın yaz boyunca müzik listelerinin tepesinden ve radyo playlistlerinden inmeyen şarkısı “Soğuk Odalar”ın yaratıcısı Gülden Mutlu, ilk solo albümüne hazırlandığı şu günlerde albümün bir nevi habercisi sayılan şarkısı “Unutamam Dedin”i görücüye çıkardı. Radyocu ve blogger’ların davet edildiği şarkı lansmanında projesinden bahseden genç müzisyen, söz ve müziği kendisine ait şarkılarıyla çıkış yapacağı albümü için oldukça heyecanlıydı. Çalışmalarına Londra’da devam eden ve albüm hazırlıkları için Türkiye’ye gelen Mutlu, büyük ilgi gören “Soğuk Odalar” şarkısında Emre Aydın ile düet de yapmıştı.

DikkatMüzik!’in de davetli olduğu lansman Emre Aydın’ın yapım şirketi 565 ‘de gerçekleşirken, çıkış şarkısı “Unutamam Dedin”in dinleyenlerce çok olumlu tepkiler aldığını ve kulağa kolay yerleşen duygusal bir şarkı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Prodüktörlüğünü Emre Aydın’ın yaptığı şarkının düzenlemesi ise Mustafa Ceceli‘ye ait. Şarkı, önümüzdeki günlerde 565 Yapim ve DMC ortakligi ile hem dijital platformlarda hem de müzikmarketlerde yerini alacak. DikkatMüzik! olarak Gülden Mutlu’ya başarılar diliyor ve yolunun açık olmasını temenni ediyoruz.

Emre Aydın’dan ikinci video

“Soğuk Odalar” şarkısı ile uzun bir süre listelerin tepesine kurulan ve dijital müzik platformlarında en çok dinlenenlerden biri olmayı başaran Emre Aydın, bu şarkının da içinde yeraldığı teklisi “Beni Biraz Böyle Hatırla”ya adını veren şarkısını kliplendirdi. Sözleri kendisine, müziği ise Nikos Papadopoulos’a ait olan şarkının video prodüksiyonunu 565 Yapım üstlenirken klip yönetmenliğini Emre Aydın kendisi üstlendi. Başarılı rockçı, şu günlerde aynı zamanda “Orhan Gencebay İle Bir Ömür” albümünde de sanatçının “Bir Teselli Ver” şarkısı ile gündemde.

Emre Aydın’ın yeni şarkıları rekora koşuyor

Emre Aydın, bir süredir sevenlerinin merakla beklediği 2 yeni şarkısını görücüye çıkardı. Radyolarda ve dijital platformlarda bugünden itibaren yayınlanmaya başlayan şarkılar 26 Mart’ta “Beni Biraz Böyle Hatırla” adını taşıyan tekli olarak müzikmarketlerde yerini alacak. Emre Aydın’ın yepyeni şarkıları dijital yayına girdikten itibaren sadece 2 saat içinde 20.620 kere dinlenerek yeni bir rekora imza atmaya hazırlanıyor.

Başarılı müzisyenin bir süre önce kurduğu yapım şirketi 565 Yapım ve DMC işbirliği ile yayınlanan prodüksiyonda orijinali Yunan bestesi olan ve albümle aynı adı taşıyan “Beni Biraz Böyle Hatırla”nın sözleri Emre Aydın’a, çıkış parçası “Soğuk Odalar”ın ise söz ve müziği Gülden Mutlu‘ya ait. Çok yakında video klibi ile ekranlarda olacak olan şarkıda Emre Aydın’a Gülden Mutlu da eşlik ediyor. Düzenlemelerde Selim Öztürk ve Mustafa Ceceli imzası bulunurken, video klip yönetmeni ise Serdar Ferit. 

Şarkıları dinlemek/indirmek için:
http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Beni_Biraz_Boyle_Hatirla-263860

Emre Aydın “Beni Biraz Böyle Hatırla” diyecek >>
http://dikkatmuzik.com/2012/03/08/emre-aydin-beni-biraz-boyle-hatirla-diyecek/

Emre Aydın “Beni Biraz Böyle Hatırla” diyecek

Dün akşam Blogger’s Base’de blogger ve müzik yazarları için düzenlenen özel bir etkinlikte Emre Aydın‘ın yeni şarkılarını dinleme fırsat bulduk. Yeni albümü için DMC ile anlaşan başarılı müzisyen çok yakında 2 yeni şarkıdan oluşan bir tekli ile dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. 2006’da “Afili Yalnızlık” ve 2010’da “Kağıt Evler” adlı albümlerinden çıkan çok sayıda hit şarkının ardından “Beni Biraz Böyle Hatırla” adlı bu ara çalışmasındaki her 2 şarkının da Emre Aydın’ın müzikalitesinden ödün vermeyen çalışmalar olduğunu söyleyebilirim. Tekli ile aynı adı taşıyan şarkı dışında özellikle “Soğuk Odalar” şarkısında yine bol gözyaşı dökeceğimize -en azından kendi adıma- garanti verebilirim, çünkü bu şarkının gerçek bir radyo hiti olarak yakında bol bol kulaklarımızda olacağına eminim. Genç müzisyen ayrıca, 565 Yapım adını verdiği yeni bir prodüksiyon şirketi de kurdu ve bu şirketten müzik çalışmalarının yanı sıra film ve video klip çalışmaları da geleceği müjdesi geldi. Soğuk Odalar şarkısında Emre Aydın’a taptaze bir kadın vokal, Gülden Mutlu da eşlik ediyor ve Emre Aydın teklisinin hemen ardından bu yepyeni sesin ilk albümü de 565 Yapım’ın ilk müzik prodüksiyonlarından biri olacak.

26 Mart’ta piyasaya çıkacak olan “Beni Biraz Böyle Hatırla” teklisindeki 2 şarkının düzenlemelerinde Mustafa Ceceli ve Selim Öztürk ile çalışan sanatçı single sonrası ara vermeden hemen album çalışmalarına başlayacak. Emre Aydın’ın her çalışmasında kendini aşan müzisyenliği ve hiç bozmadığı duruşuna her 2 yeni şarkısıyla da dinleyicinin bir kez daha hayran kalacağını söyleyebilirim.

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Emre Aydın konserleri tam gaz

Türkçe rock müziğin başarılı sesi Emre Aydın yeni albümünün hazırlıklarına devam ederken bir yandan da hız kesmeden konser vermeyi sürdürüyor. Aydın, önümüzdeki günlerde İstanbul dışında İzmir, Antalya ve Ankarada sahne alacak.

İlk ve ikinci albümünden çıkan birçok hit şarkıyla adından sıkça söz ettiren başarılı müzisyen yeni albüm çalışmalarının ön hazırlıklarını sürdürürken sahneden ve hayranlarından da uzak kalamıyor. İstanbul içi ve dışında arka arkaya konser veren genç sanatçı, Şubat ve Mart aylarında da farklı şehirlerde hayranlarıyla buluşacak. Şarkılarıyla olduğu kadar sahne performansıyla da izleyicileri müziğe doyuran Emre Aydın 4 Şubat Cumartesi İstanbul Jolly Joker Balans, 10 Şubat Cuma İzmir Ooze Venue, 18 Şubat Cumartesi Antalya Vavien Club, 2 Mart Cuma Ankara Jolly Joker Balans ve 10 Mart Cumartesi de Yalova Cadde Club’da sahne alacak.

Halk Atiye dedi!

Kral Tv’nin düzenlediği “Türkiye’yi 2012 yılında Eurovisionda kim temsil etmeli?” anketinden halk oylamasında en çok oy alan isim Atiye oldu. İnternet üzerinden yapılan ankette Eurovision sahnesine Atiye’den sonra en çok yakıştırılan diğer isimler ise Hande Yener ve Murat Boz.

Adayların oy kullananlar tarafından belirlendiği Eurovision anketinde, ilk etapta katılımcılardan Eurovisionda görmek istedikleri isimleri seçmeleri istendi. 1 hafta boyunca devam eden oylama sonucunda 5 sanatçı belirlendi. Belirlenen sanatçılar, Kral Grubu Bilgi İşlem Merkezİnde tasnif edilen yapılanmayla halk oylamasına sokuldu. Aynı IP’den tekrarlanan oyların silindi, teknolojik olarak yapılabilecek müdahaleler elendi.

50 bin kişinin katıldığı araştırma neticesinde elde edilen sonuçlarda, son yılların sesi, müziği ve fiziğiyle büyük ilgi gören genç yıldızı Atiye birinci seçildi. Atiyeyi Murat Boz ve Hande Yener takip ediyor. İşte halkın Eurovision sahnesinde Türkiyeyi temsil ederken izlemek istediği sanatçılar ve oy yüzdeleri:

Atiye : % 31
Murat Boz : % 28
Hande Yener : % 27
Emre Aydın : % 8
Sagopa Kajmer : % 6

İnternet üzerinden düzenlenen anketin sonuçları, farklı mecralarda da oylamaya tabi tutuldu. Sanat dünyasından ünlü isimlerin Eurovision sahnesinde görmek istedikleri isimlere verdikleri oylar şöyle:
Atiye : % 24
Hande Yener : % 21
Murat Boz : % 4
Emre Aydın : % 00
Sagopa Kajmer : % 4
İsim Vermeyen : % 47

“Bir Teselli Ver”e Emre Aydın cover’ı

Rock müziğin başarılı sesi Emre Aydın, Orhan Gencebay şarkılarından oluşacak Saygı Albümü için stüdyoya girdi. Genç sanatçı albümde Orhan Gencebay’ın sevilen klasiklerinden Bir Teselli Ver’i coverlayacak.  Böyle bir albümde en sevdiği Orhan Gencebay şarkılarından birini seslendirerek yer almanın kendisini çok mutlu ettiğini belirten Emre Aydı,n sevenleriyle 25 Kasım’da İzmir Ouze Venue, 9 Aralık’ta İstanbul Jolly Joker ve 24 Aralık’ta da Ankara Jolly Joker sahnesinde buluşmaya hazırlanıyor.

16 sanatçıdan “İzmir Marşı”

Türkiye’de özel radyolar en son Van Depremi’nde iyi bir dayanışma ve yardımlaşma örneği sergilerken, Cumhuriyet’in 88. yılını kutladığımız geçtiğimiz hafta Süper FM özel bir projeye imza attı. Türk pop ve rock müziğinin 16 sanatçısı “İzmir Marşı” için bu projede buluşurken müzik tarihimizde benzerine az rastladığımız bir dayanışma örneği sergilediler. İzmir Marşı’nı Cumhuriyet’in 88. yılında yeniden yorumlayan 16 isim şöyle:  Fettah Can, Model, Tan, Emre Aydın, Gökhan Türkmen, Giripin, Yonca Lodi, Nev, Zara, Özgün, Berkay, Seksendört, Levent Dörter, Kolpa, Gece Yolcuları ve Mustafa Ceceli.

İşte o video:

“Çok ses, tek yürek” oldular!

(RADİKAL) Van’da meydana gelen deprem sonrası müzisyenler en iyi yaptıkları şeyi, ürettikleri müziği arkalarına alarak Van’a destek için KüçükÇiftlik Park’ta bir araya geldi. ‘VAN İÇİN ROCK’ konseri, Demir Demirkan, Emre Aydın, Feridun Düzağaç, Kurban, Model, Duman, Mor ve Ötesi, Moğollar, Mor ve Ötesi, Ogün Sanlısoy, Redd, Şebnem Ferah ve Yüksek Sadakat’in de dahil olduğu 40 sanatçının ücretsiz olarak katılımıyla, 30 Ekim 2011 Pazar günü saat 11.00 – 00.00 saatleri arasında Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşti. Konserin açılışını Hayko Cepkin, kapanışını Şebnem Ferah yaptı.

Konser 12 saat boyunca sürdü. Tüm gün boyunca DreamTV‘den canlı olarak yayınlanan konserde toplam 40 grup/isim sahne aldı, 584 gönüllü çalıştı. 20 TL’den toplam 14 bin adet bilet satıldı, 10 bin kişi konseri izledi. Rock severler yardım konseri için bir gece önceden alan önünde bekledi. Medya, televizyon ve müzik dünyasının ünlü isimleri; Okan Bayülgen, Banu Güven, Erdem Yener, Ferman Akgül (Manga), Kaan Sezgin(Sezyum), Metin Uca ve Yekta Kopan tarafından ROCK yazıp 2868’e SMS atılarak bağış toplama çağrısında bulunuldu. Gün boyunca 20 bin’e yakın SMS gönderildi. Konserden 500 bin TL’lik yardım toplandı. Konserin tüm geliri, Van’da bir ilköğretim okulu yaptırmak için kullanılmak üzere TÜRK KIZILAY’ına aktarıldı.

Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşen konsere sanatçılar dahil katılımcılar, Van’a göndermek istedikleri malzemeleri getirdiler. Alanda toplanan tüm malzemeler Şişli Belediyesi ekipleri tarafından Van’a ulaştırılmak üzere ayrıştırılıp paketlendi. Gün boyunca 4 TIR dolusu yardım toplandı. 4 TIR Van’a yardımları ulaştırmak için yola çıktı.

 

KONSERDEN KISA KISA

• Etkinlikte 40 grup/isim, toplam 280 müzisyen sahne aldı.
• İlk 24 saatte 6.000 bilet satıldı.
• 3. günün sonunda 12.500 bilet tükendi.
• Tüm gün boyunca Dream TV ve Joy Türk konseri canlı olarak yayınlarken, konser günü reklam gelirlerinin tamamı Kızılay’a bağışlandı.
• Alana konser veren sanatçılar dahil, tüm ekipler bilet alarak girdi.
• Konserde 584 kişi gönüllü çalıştı.
• Kısıtlı zaman olduğu için sahne alamayan yüzlerce müzisyen ve sanatçı konser günü Küçükçiftlik Park’ta bulunarak desteklerini gösterdi.
• Konser sırasında katılımcıların getirdikleri yardım malzemeleri toplanarak 4 TIR dolusu yardım Van’a gönderilmek üzere hazırlandı.(radikal.com.tr)