Daha Dinleyeceklerimiz Var!

Herkese Merhaba!

“Önümüzdeki sene kesin yapacağım” dediğiniz hedeflerin programına başladık mı? Peki, spor ve diyetlere başlamaya karar verildi mi? Tamam, o zaman yeni senenin ilk günlerindeyiz demektir. Siz hedeflerinizi gerçekleştirmeye başlamışken ben de bir yandan yabancı müzik adına merak ettiğiniz her şeyi burada yazmaya devam edeceğim.

Yeni yıl hepimiz için sağlık, mutluluk ve müzikle dolu güzel bir yıl getirsin!

Biraz Eskilere Dönelim.. Evanescence’ten Yeni Albüm İpuçları

Evet evet ergenliğimizin isyankarlığının simgesi, dolaplarımızı siyah giysilerle doldurtan ve bize gotik dedirten; efsane Bring Me To Life klibiyle ha düştü ha düşecek diye izlediğimiz; unutulmaz Evanescence’ten bahsedeceğim.

Evanescence 2021’de yeni albümleriyle yine kendilerinden bahsettirecekler. Şu ana kadar albümden 4 ayrı parçayı single olarak paylaştılar. Aslında The Bitter Truth albümünden bir ön gösterim yaptılar da diyebiliriz. Grup, son olarak bu ay “Yeah Right” isimli parçasını yayınladı. Parça Amy Lee ve grubun davulcusu William Hunt tarafından yazılmış. Elektronik tonların da ağırlıkta olduğu parçayı dinlediğinizde hemen sizi etkisi altına alıyor.

Yeah Right dışında; “Use My Voice”, “The Game Is Over”, “Wasted On You” albümden yayınlanan diğer parçalar.

Yayınlanan şarkılar heavy- metal ağırlıklı olunca çoğu parçanın birbirini biraz andırmasını bekliyordum açıkçası ama yayınlanan bu dört parça birbirinden oldukça farklı. Durum böyle olunca albümü de oldukça merak ediyor insan. Evanescence dinleyiciyi parça parça heyecanlandırmayı hedeflediyse bence kesinlikle başarmış.

Önden yayınlanan parçalara bakarsak The Bitter Truth oldukça karanlık ve metal ağırlıklı olacağa benziyor.

Albüm 12 parçadan oluşacak ve 26 Mart 2021 tarihinde yayınlacak. Evanescence hayranlarını ve benim gibi rock-metal karışımı sevenleri böyle alalım!

Coldplay’ten Yeni Single “Flags”

21 Aralık’ta bütün müzisyenler aşka gelip yeni videolar, parçalar yayınladı, onlardan biri de Coldplay’di. 2019 yılında yayınladığı Everyday Life albümüne ek olarak “Flags” isimli bonus parçayı single olarak dinleyicileriyle paylaştı. Flags yine Coldplay’in klasikleşmiş çizgisinde olan bir parça.

“Flags” şarkı sözlerinde kendimiz olmanın güzelliğinden bahsediyor. Birazcık içe dönük, hayali ve kendi potansiyelimizi sorgulatan türden sözleri var. Ben Flags’i gayet beğendim. Keyifli, sakin ve güzel bir parça olmuş.

Eklemeden geçemeyeceğim; Coldplay bu Ağustos ayında Eveyday Life albümünü Ürdün’den canlı yayınlamıştı. Harika bir atmosferde çekilmişti ve hepimiz hayranlıkla izlemiştik. Bence bu yıla damga vuran videolardan biriydi. İşte o efsane session;

Ed Sheeran “Afterglow” ile Geri Döndü!

Ed Sheeran da 21 Aralık’ta hayranlarına sürpriz yapıp Christmas hediyesi verenlerden. Geçtiğimiz Eylül ayında baba olduğu için bir süredir ortalarda değildi. Şimdi ise bir single ile geri döndü.

Afterglow’u geçen sene yazmış ve parçayı çok sevdiğini belirterek “Umarım siz de beğenirsiniz, şimdilik ben babalar diyarına geri dönüyorum!” diyerek paylaşmış. Sheeran yine meşhur gitarı ve vokalleriyle akustik bir parça ile hayranlarını sevindirmiş görünüyor. O zaman iyi dinlemeler!

2020’ye Dair Dinlemeniz Gereken En İyi 5 Albüm:

Everyday Life – Coldplay

Folklore – Taylor Swift

Women In Music Pt. III – HAIM

Fetch The Bolt Cutters – Fiona Apple

Chromatica – Lady Gaga

Bu Aralar Ne Dinliyorum?

Michael Kiwanuka  “Love & Hate”

Jessie Ware “Selfish Love”

Shania Twain “Man! I Feel Like A Woman!”

RENT (Original Broadway Cast Recording) “Seasons of Love”

Melis Ateş / Dikkat Müzik!

İçinden Geldiği Gibi Söyle!

Herkese Merhaba!

2020’nin son haftasına giriyoruz. Bu hafta, 25 Aralık’tan itibaren, dünyanın dört bir yanında Noel kutlamaları başlıyor ve yaklaşık iki hafta sürüyor. Sosyal medyamız Michael Bublé, Mariah Carey, Frank Sinatra, Dean Martin ve Wham!’in klasikleşmiş Christmas temalı parçalarıyla dolup taşarken azıcık da olsa 2020’nin karamsarlığından kurtuluyoruz. O zaman biraz kafamızı dağıtmak adına kulaklarımızı takalım yeni yıl ruhuna girip biraz uzaklaşalım. Bugünkü yazımda gözlerden kaçan biraz daha farklı tarzlarda birkaç albüm inceledim.

Miley Cyrus “Plastic Hearts” İle Rock Star Olarak Mı Dönüyor?

Miley Cyrus son yıllarda özel hayatıyla çok gündeme geldi ve hatta bu yüzden müzik çalışmalarının da biraz geri planda kalmasına neden oldu. Son albümüyle bu sefer karşımıza farklı bir havayla çıkıyor. Plastic Hearts albümü biraz pop ama çoğunlukla rock ağırlıklı diyebileceğimiz bir tarzda olmuş. Bunu özellikle belirtmemin sebebi Miley Cyrus’un müzik kariyerinde neredeyse her tarzda albüm yapmış olması. Ben rock tarzını Miley Cyrus’a yakıştırıyorum açıkçası. Hem asi karakterine ve tarzına çok uyuyor hem de ses rengi ile çok uyumlu. Bu çizgiden devam etse ne de güzel olur.

Şarkı sözlerinde tuttuğunu koparan ve “kim ne derse desin ben buyum” diyen Miley Cyrus’u görüyoruz. Duygusal ilişkilerin ardından toparlanıp güçlenen pes etmedim diye bağıran albümler bu senenin son çeyreğinde epey karşımıza çıktı.

Albümde klasik rockın imzasını Joan Jett & The Blackhearts, Billy Idol ve Stevie Nicks düetlerini gördüğümüzde anlıyoruz. Bunlara ek olarak bir de Blondie’den Heart of Glass ve The Cranberries’in Zombie parçalarının Cyrus’un konserlerinden canlı kaydedilmiş coverları bulunuyor ki ikisi de bence gayet başarılı olmuş ve kayıt kalitesi oldukça iyi.

Prisoner parçasında ise Dua Lipa eşlik etmiş Miley Cyrus’a. Rock esintileri taşıyan hareketli ve güzel bir şarkı tavsiye ederim.

Bu arada bu albümde özel olarak söylemem gereken bir parça var o da Stevie Nicks ile yaptığı Edge of Midnight düeti. Bu parça Stevie Nicks’in Edge of Seventeen parçası ile Cyrus’un albümdeki Midnight Sky parçasının birleştirilmesi ile ortaya çıkmış.

Benim gibi özellikle rock tarzını seven biriyseniz bu albüm hem 80’ler rock havası taşıyor hem de son dönem rock tarzını çok başarılı harmanlamış, bence özgün ve güzel bir tarz olmuş. İyi dinlemeler!

Albümde öne çıkan parçalar: Midnight Sky, Prisoners (feat. Dua Lipa), Heart of Glass.

Ólafur Arnalds “some kind of peace” ile İç Dünyanıza Bir Yolculuk..

Ólafur Arnalds’u bilen bilir kendisi multi-enstrümantalist bir müzisyen. Müzik hayatına bir metal grubunda davulcu olarak başlamış şimdilerde ise Royal Albert Hall’de sahne alan bir piyanist. Aynı zamanda çeşitli film ve dizilere hazırladığı besteleri de var.

Ólafur Arnalds albüm için tüm dünyada yayınlanan online bir ön tanıtım partisi yapmış ve herkes aynı anda dinlemiş. Bundaki asıl amaç insanların pandemi döneminde yalnız olmadıklarını hissetmesi ve bu albümün insanları bir araya getirmesi için bir sebep olmasını istemesiymiş. Yani albümün ismi gibi “bir tür barış”.

Albümden biraz bahsetmek gerekirse; elektronik müzik, klasik yaylılar ve piyanonun harika harmonisini içeren bir albüm yapmış. Albümde İngiliz müzisyen Bonobo, JFDR ve Alman şarkıcı-söz yazarı Josin birer parça ile kendisine eşlik etmiş.

Arnalds’ın bu albümdeki kişiler sadece müzisyen değil, aynı zamanda onun özel hayatına dahil olan dostları. Arnalds onlardan “hayatımın büyük bir bölümünde benimle beraberlerdi ve bu albüme ilham kaynağı oldular” diyerek bahsediyor.

Enstrümantal albümleri seviyorsanız ruhunuzu dinlendirecek bir albüm olmuş, mutlaka dinlemelisiniz!

Albümde öne çıkan parçalar; Loom (feat. Bonobo), Back to the Sky (feat. JFDR).

21 Aralık’ta JFDR ile birlikte albümden küçük bir session yayınladı, şöyle bırakıyorum.

Fiona Apple “Fetch the Bolt Cutters” ‘da Nasıl Hissediyorsa Öyle Söylüyor!

Fiona Apple’ı çoğumuz aslında hit olan parçası Criminal ‘dan biliyoruz ve kimimiz de Across the Universe yorumundan ismine aşina. Şimdilerde ise beşinci solo albümüyle karşımıza çıkıyor. Albümün ismi oldukça tuhaf;  “Cıvata Kesiciyi Getirin”! Apple, ilham kaynağını NPR’a verdiği röportajda, Netflix’te izlediği The Fall dizisinden Gillian Anderson’ın canlandırdığı bir karakterin repliğinden geldiğini söylüyor. İzlerken albümün isminin bu olması gerektiğine karar vermiş. Asıl demek istediği ise “kendinizi serbest bırakın, zincirlerinizden kurtulun!”

Albümde 13 parça yer alıyor. Albümün kesinlikle çok farklı ve kendine has bir tarzı olduğunu söylemem gerek. Fiona Apple albümü Venice Beach’teki evinde kaydetmiş. Piyano ve perküsyonun ağırlıklı olduğu albümde buna ek olarak sürprizler de var. Oldukça spontane şekilde konuşmalar, nefes alışverişi, tıkırtıları, el çırpmaları, köpek sesleri gibi sesleri de enstrümana dönüştürmüş. Dedim ya oldukça farklı bir albüm!

Şarkı sözlerini dikkatli dinlediğimizde Fiona Apple, toplumsal çatlaklara ve yozlaşmaya dikkat çekerek özgür, feminist ve aktivist yanını ön plana çıkarıyor. Albümü dinlerken “bu müzik bana ait, nasıl hissediyorsam özgürce söylüyorum” hissini uyandırıyor.

Albümden ilk videosu “Shameika” oldukça eğlenceli olmuş. Hem orijinal halini hem de videonun yapılış sürecini paylaşmışlar. İzlemek isterseniz diye hemen şuraya bırakıyorum.

Görünen o ki, Fiona Apple kendine has deneysel tarzıyla müzik dünyasında tüm formların dışına çıkarak bir devrim yaratmış. Bunu yaparken farkında mıydı bilemem ama birileri farketmiş olacak ki kendisi En İyi Alternatif Müzik Albümü dalında Grammy ödülüne aday ilan edildi!

Umarım kazanır, keyifli dinlemeler!

Albümde öne çıkan parçalar:  I Want You To Love Me, Under The Table, Fetch The Bolt Cutters.

Bu Aralar Ne Dinliyorum?

Seal “Kiss from a Rose”

Cher “If I Could Turn Back Time”

Tasmin Archer “Sleeping Satellite”

Salt-N-Pepa “Shoop”

The Cast of Netflix’s Film The Prom “Tonight Belongs To You”

Melis Ateş / Dikkat Müzik!