Ozan Doğulu feat. Gülden Mutlu & Bahadır Tatlıöz: “Uzun Lafın Kısası” kliplendi!

CZzmgY3WYAA9q0h.jpg-largeOzan Doğulu’nun Gülden Mutlu & Bahadır Tatlıöz’le birlikte yeraldığıve DGL & DMC etiketiyle yayınlanan “Uzun Lafın Kısası” isimli single çalışmasının video klibi yayınlandı.

Yönetmenliğini Bahadır Tatlıöz’ün yaptığı klip 5 saatte çekildi. Klip teması olarak OZ Club adında bir gece kulübü konsepti oluşturuldu.

Doğulu ise, gece kulübü patronunu canlandırıyor. Çekimleri keyifli bir ortamda gerçekleşen klipte izleyenleri aynı zamanda bir de sürpriz bekliyor.

Şarkı aynı zamanda itunes’da da satışa çıktı: https://itun.es/tr/6s4jab

Anne Bu Çalan Ne? (25.06.2015)

İklim değişikliği, küresel ısınma, ya da başka ne derseniz deyin, birşeylerin ters gittiği apaçık ortada. Temmuz’a çok az bir zaman kala henüz daha yaz havasına tam anlamıyla girememiş olmamız, elbette en çok ruh halimizi de etkiliyor olsa da yine ve yeniden dünyanın gerçeklerinden kaçışı -daha önce de olduğu gibi- müzikte arıyoruz, heyhat! Her yıl olduğu gibi bu yazı da müjdelemek uğruna “peşisıra” epeyce yeni şarkı karşımıza çıkıveriyor ama nedendir bilinmez, doğa gibi onlardan da bir türlü bu müjdeyi alamıyor gibiyiz. Yoksa bizi yine -en azından üzmesi de sevmesi de garanti olan- eski şarkılar mı avutacak bir süre daha? Şu yaz bir gelsin ve bütün eteklerdeki taşlar dökülsün hele bir ara, sonra yine görüşürüz! İyisi mi, bir süredir neler dinlemiş ve dinlemekteyiz, onlara göz atalım..
Doğruya doğru; Gülşen‘i son yılların en başarılı söz ve bestecilerinden biri sayan ve yaptığı çoğu çalışmayı beğeniyle takip eden biri olarak bu yazın ilk “hit” adaylarından biri olarak karşımıza çıkan şarkısı Bangır Bangır‘ı tekdüze, son derece sıkıcı ve eski hit şarkılarını aratır nitelikte bulduğumu söylemeliyim. Albümün geri kalanında elbette güzel Gülşen şarkıları da var ve eminim önümüzdeki birkaç ay daha sıkça duyacağız (“Dan Dan” ve “Ellerinden Öper” mesela), ancak albümün tamamına tek seferde baktığımızda karşımızda pek de “yeni” bir Gülşen göremiyor, hatta kendini fazlasıyla tekrarlamış olduğundan ötürü üzülüyoruz.

niluferNilüfer‘in uzun bir süredir beklenen yeni albümü nihayet piyasada. Doğrusu Nilüfer gibi büyük sesler hemen her sene albüm yapmadığı için olsa gerek, son zamanlarda hemen gözüm kapalı, koşa koşa gidip aldığım albümlerin başında geldi bu albüm. “Kendi Cennetim” adını verdiği albümünde yıldız isimlerle çalışan sanatçının bu kez en büyük kozları Sezen Aksu ve Nazan Öncel‘den aldığı şarkılar. Sezen Aksu’nun “Hadi Kızlar”ı da Nazan Öncel’in “Nokta”sı da, ilk kez bu isimlerden aldığı şarkıları hakkını vererek söyleyen ve dinleyiciyi de tastamam memnun eden bir Nilüfer sunuyor bize. Yine bir başka yıldız isim Şehrazat, yazdığı şarkı sözleriyle her zaman favorilerimden olan Sibel Algan, ve Adnan Ergil, Hakan Sancaklı, Gövher Hasanzade, Mustafa Ceceli, Ozan Bayraşa, Erdem Yörük, Volga Tamöz, İskender Paydaş, Onur Baştürk, Sinan Ceceli ve Medar Neşet Kırşehirli gibi isimler hem tanıdığımız (ve güvendiğimiz), hem de genç yeteneklerden oluşan gerçekten güçlü bir kadro. “Derli toplu” bu albümü baştan sona dinlediğinizde zaten bunu anlıyorsunuz..”Seninim”, “Nokta” ve “Bu Tarafa”, ilk dinlediğimde beni hemen saran şarkılar oldu ve gerisi de eminim kısa zamanda kalbinize girecektir.

Sezen Aksu’dan bu yaz şarkı alan tek isim Nilüfer değildi elbette. Demet Akalın da, DMC etiketli yeni albümü ”Pırlanta”da Aslızen, Ayla Çelik, Berkay, Cansu, İrfan Özata, Nezih Üçler, Sinan Akçıl ve Soner Sarıkabadayı dışında Sezen Aksu’dan da bir şarkı almış. Albümün çıkış şarkısı ise şu sıralar radyolarda sıkça duyduğumuz Sinan Akçıl imzalı ”Ders Olsun”.

Nazanoncel

Yine tıpkı Nilüfer gibi yeni albümünü heyecanla beklediğimiz Nazan Öncel de bu yazı es geçmiyor ve yeni teklisi ”Aşkitom” ile karşımıza çıkıyor. Söz ve müziği Nazan Öncel’e ait olan şarkının aranjör koltuğunda İskender Paydaş oturuyor. Deniz Akel yönetmenliğinde çekilen video klibi de tıpkı şarkı gibi oldukça renkli ve eğlenceli. Klipte Öncel’e Gonca Vuslateri, Berke Üzrek gibi isimler eşlik etmiş. Şarkısı için müzisyen: ”Aşkitom uzun zamandır herkesin diline dolanmış bir sıfattı, ben de şarkıya adını vererek bu sıfatı unutulmaz kılayım dedim. Emeği geçen herkese bin teşekkür eder, Aşkitom’la neşeniz eksiksiz olsun isterim’ şeklinde konuşmuş.

KISA KISA:

gulden mutlu* Gülden Mutlu‘nun yeni videosu, albümün ikinci gözde şarkısı Gülşen Aybaba yönetmenliğinde “Gel de Yak”a çekilmiş, çok da iyi olmuş.

* Geçtiğimiz Salı gecesi Harbiye Açıkhava’da yazın ilk konserini veren Ajda Pekkan cephesinde ise Can Tanrıyar imzalı “Yakarım Canını” şarkısı konuşuluyor. Kimisi sevmiş, kimisi beğenmemiş, kimisi de “Süperstar’dır ne söylese yeridir” diyor:) Son yıllarda hemen her yaz yeni bir şarkı çıkarmayı seven Pekkan’ın bence bunlar içinde en başarılısının Tarkan düeti “Yakar Geçerim” olduğuna ise bence kimsenin şüphesi yok.

* Hem oyuncu hem de yorumcu olarak son derece başarılı bir isim olan Zuhal Olcay‘ın, hafızalardan silinmeyen 9 şarkıyı yeniden yorumladığı “Başucu Şarkıları 3” albümü de bu yılın es geçilmemesi olanlarından bana göre. İlhan Şeşen’den “Ağlıyor İstanbul”, Cem Karaca’dan “Sevda Kuşun Kanadında”, Ahmet Kaya’dan “Yalan da Olsa”, ve yepyeni versiyonuyla sözleri Leyla Tuna’ya, bestesi Onna Tunç’a ait “İyisin” şarkıları yer alıyor.

**

Müzikle kalın..

Olcay Tanberken (DikkatMüzik)

Röportaj: Gülden Mutlu

guldenmutlu_1Gülden Mutlu’yu ilk önce Emre Aydın ile olan düeti “Soğuk Odalar”, arkasından da yine söz ve müziği kendisine ait olan “Unutamam Dedin” ile tanıdık. 9 şarkıdan oluşan ilk albümü “Sen Yokken Olanlar”, Mutlu’nun kendine has yorumu ve dokunaklı sözleriyle bir başucu albümü olarak müzikmarketlerdeki yerini aldı.

2 aydır listelerden inmeyen ve ilk duyduğumuz andan itibaren içimize işleyen “Yatsın Yanıma”nın dışında, “Geçemedim”, “Boşver Beni”, “Değiştim” ve “Yarım” şarkılarına bitmemek, arka arkaya dinlememek elde değil. Hikayesine şahit olduğu kişilerin yaşadıkları hisleri şarkılarıyla dile getiren Gülden Mutlu, dokunmadan sevmeye razı gelenlerin, olacaklara hazır kendini zamana teslim etmişlerin ve ikinci bir şansın varlığına inanları anlatıyor. Şarkılarındaki samimiyetin yaşanmışlıklarından geçtiğine inanıyor. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albümün düzenlemeleri Haluk Kurosman, Hüseyin Çebişçi, Efe Demiryoğuran, Cihangir Aslan ve Caney Güneysu’ya ait.

Son olarak Cemil Demirbakan’ın da yeni maxi single’ında iki şarkının söz ve müziğini yazan Gülden Mutlu’nun adını bundan sonra daha sık duyacağımıza hiç şüphemiz yok..Biz de ilk albümünü bahane edip kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

***

Müziği kendi hayatının merkezine almaya karar verdiğin ilk anı hatırlıyor musun?
 – Çok iyi hatırlıyorum, Ortaokul 2.sınıfa gidiyordum. Evde sürekli şarkılar söyleyen bir kız çocuğuydum ve başka hiçbir hayalim yoktu.. Ben ailenin hep şarkılar söyleyen küçük kız çocuğuydum. Annemin çok büyük bir plak koleksiyonu vardı, sürekli bana şarkılar seçer dinletirdi. Ancak bir yönlendirmeleri ya da zorlamaları da olmadı, büyüyünce ne olacaksın dediklerinde “Sanatçı olacağım” derdim, bu fikrim hiç değişmedi. Ders aralarında da hocalarım ve arkadaşlarım “Haydi Gülden bir şarkı söyle” derlerdi. Okul dönemim oldukça başarılı geçti esasında ama müzikten başka bir alanı hiç düşünmedim açıkçası. Üniversiteyi iyi bir dereceyle kazandım, büyüklerimizin tabiriyle bir altın bileziğin olsun, müziği yine yaparsın dendi ama ben reddettim. Çünkü o zamana kadar da yazdığım şarkılar var, bir yandan da piyano dersleri alıyorum falan. Tekirdağ’da büyüdüm, çocukluğumda korolara giderdim, musiki gruplarına katılırdım. Bunların herhalde artısı ve yönlendirmesi oldu diye düşünüyorum. Annem o zaman Türk Müziği oku, önce kendi müziğini öğren dedi ve Ege Üniversitesi Konservatuarı’na girdim. Üniversite sınavından itibaren gelecekle ilgili hep bir hayalim vardı.

Şarkı söylemenin dışında şarkı üretmek ve kendi şarkılarını yorumlamak da başlı başına bir mutluluk olmalı. Bunca zaman nerelerdeydin diye soran oldu mu?
– Ekstra olarak sahneye çıkıyorduk, konserler veriyorduk, piyano ve keman çalıyordum falan..Böyle aktiviteler sürüyordu ama kafamda hep bir albüm fikri vardı ve bir gün insanlara kendi yazdığım şarkılarla ulaşma fikrini kafamda koruyordum. 2012 yılında dinleyici ile buluştuğumda hafiften geç mi kaldım diye düşünmedim de değil, ama Türk müzik piyasasında bir yere gelebilmek yabancı piyasaya göre biraz daha geç olabiliyor, bunun da farkındaydım.

Doğru zamanda, doğru insanlarla buluşmak için bekledim. Şarkılar birikti, yorumum biraz daha olgunlaştı, bu arada evlendim, çocuk sahibi oldum ve artık hazırım dedim kendime. Herşeyi yaşamıştım bu döneme kadar, öğrencilik hayatım, evlilik hayatım, sonra evlat sahibi olma mutluluğu ..Eş olmayı ve anne olmayı dolu dolu yaşadım ve artık kariyerimi bölmek zorunda olmadığım anda hazır olduğumu hissettim. Şarkılarımı demo yaptım ve evime Londra’ya döndüm. İşin bu kısmını biraz biliyorsun aslında, Emre (Aydın) ile ortak bir arkadaşımız Emre’ye şarkılarımı dinletiyor ve onlar da “Soğuk Odalar”ı çok beğeniyorlar. Bir şekilde irtibata geçtiler benimle ve bir düet fikri oluştu. Benim için güzel bir başlangıçtı, bir süre sonra da “Unutamam Dedin” single’ını yayınladık.

Son dönemde bir “single” modasıdır gidiyor. Başkaları gibi biraz daha albümsüz yola devam etmeyi aklından geçirdin mi?
– Doğrusu başlı başına bir albümün insana sanatçı kimliği kazandırdığına inanıyorum. Elbette single da çok güzel bir başlangıç, ticari anlamda nabız yoklama adına güzel bir fikir ve bazen bir albüm yapıyorsun ve sadece 1-2 şarkısı dinlenip çalınıyor ve koca bir albüme verilen emek boşa gidebiliyor. Bu yüzden içime tam sinen şarkılarla olgunlaşmış bir albüm olsun istedim. Tabii bir albümü ortaya çıkarmak hiç kolay değil, sadece şarkı yazmakla bitmiyor. Düzenlemeler, fotoğraflar, PR çalışmaları, vs. hepsi bir emek..

– Toplumun gözünde de birisini sanatçı olarak görmenin yolu başlı başına bir albüm sahibi olmuş olmasıyla da alakalı biraz, değil mi?
– Kesinlikle öyle. Bir “profil” oluşturduğu kesin. Single yapmaya da devam edebilirdim ama nereye kadar? Böyle yapıp çok da başarılı olmuş isimler yok mu, elbette var, bu bir istek, bir tercih, bir strateji olabilir. Ama ben besteci de olduğum için üzerinde en titizlendiğim 9 bestemi biraraya getirip bir paket olarak dinleyiciye sunmak istedim. Elimde ilk önce duyurmak istediğim şarkılar vardı, en çok beklettiğim şarkıları önce bir derleyeyim dinleyiciye sunayım istedim, çünkü bu inanılmaz bir geri dönüş verecek ve nerede durduğum konusunda bir fikir verecek bana. O kadar uzun seneler bunu hayal ediyor ve çalışıp bir şey ortaya koyuyorsun ki, o ışıklı kapıya geldiğinde aslında ticari düşünmeyi de bırakıyorsun. 10 Aralık’ta albümden ilk şarkım yayınlandı, klip dönmeye başladı. Albüm daha insanların eline ulaşmadan ben yeni albümün kayıtlarına başladım.

guldenmutlu_3– Albümdeki bu 9 şarkı da yakın tarihli mi peki?
– “Değiştim” adlı şarkımı 2001’de yazmıştım. Biraz da bu yüzden hafif 90’lara kaçan bir koku, bir tat alabilirsiniz belki bu ilk albümden. Düzenlemeler elbette batı enstrümanlarıyla biraz modernize edildi ve dinleyiciye öyle sunuldu.

Sesindeki hafif nağmeli yorumun seni diğerlerinden ayıran bir farklılık olduğu görüşüne katılıyor musun?
– Zaten ait olmadığım bir yapıda gözükmek ve onu taşıyormuş gibi yapmak bence doğru değil, ben Türk Müziği okudum ve bu topraklardanım, bu yüzden şarkılarımda o duyguyu da vermeyi istemem kadar doğal bir şey olamaz, bu duyguyu dinleyiciye aktarabiliyorsam ben bundan ancak mutluluk duyarım.
“Soğuk Odalar”dan sonra benden yine benzer bir yorumda şarkı beklendiğini biliyordum ama benim devamında yapacağım en başından beri belliydi. “Unutamam Dedin” o yüzden biraz şaşırttı dinleyiciyi ama güzel tepkiler aldım. Ve ilk albümüm için beni heyecanlandırdı..

Bazen koca bir şarkıda tek bir nağme, tek bir yeri etkiler ve o şarkıya aşık olmanızı sağlar, senin de bazı şarkılarında bunu hissedebiliyorum.
– Bir şarkı vardır, onda biraz nağmeli çıkar sesin ve insanlar yanlış anlarlar ya hani, “olmaz” derler çoğu zaman ama gerçekten hissederek söylüyorsan bence gayet de “olur”. Kendi kimliğini taşıyorsan ve şarkıyı öyle yorumluyorsan gerçek dinleyiciye ulaşabilirsin bence.

– “Yatsın Yanıma” neden bu kadar çok işledi içimize?
– Üzülüyorum ben kendi yazdıklarıma. O şarkıdaki istek benim için çok masumane ve insancıl. Herkesin istemekte hakkı olabileceği bir cümleydi. Evliyim, çocuğum var çok mutlu bir hayatım var Allah’a çok şükür, ben ne yazayım peki? Mutluluğumdan, hayat sevgimden insanlara ne? Bu onları ancak bir yere kadar ilgilendirir. Ama hayatıma giren, tanıdığım pek çok insanın birer öyküsü var. Vapurda gidiyorsun, o an arkanda birilerinin bir konuşmasına tanık oluyorsun ve onların acısını paylaşıyorsun çünkü senin de ciğerlerinden birşey kopup gidiyor. Hepsinden bir parça buluyorsun, buluyoruz kendimizde.

– Albümün adına nasıl karar verdin?
“Sen Yokken Olanlar” koydum çünkü şarkılar bir bitiş, bir kaybediş ve tüm bu evrede olanlardan bahsediyor. Elbette şarkıların konu sıralaması açısından bir sırası yok ancak bir bütün olarak değerlendirirsek bu anlamda bir konsept albüm olduğunu söyleyebiliriz. Şarkılara çok fazla cinsiyet bağlamak da istemedim çünkü toplumda herkesin yaşayacağı duygular bunlar, bir cinsiyete ait olması gerekmiyor. Biraz üzgün, yara almış, kendini toparlamaya çalışan bir erkek ya da kadın, özlediğini ifade edemeyen bir insan, sevdiğini söyleyemeyen bir insan, hakettiğini alamamış insan, bu tür duygulara taraf oldum biraz aslında bu albümde..
Şarkılarımın hiçbirini nakaratı için yazmadım, hepsi bir hikayenin başından sonuna bir parçası, insanlara geçmesini çok istedim anlatmak istediklerimin. Bu doğru bir strateji de olmayabilir ama şöyle düşündüm, bu 9 şarkıdan en çok sadece 2’si ya da 3’ü sevilse bile ve ben de o zaman derim ki “Bu 7’si de size hediyem olsun”.

– Bazen albüm hakkında en ufak bir fikrin bile olmasa da, dinlemeyi sevdiğin biri yeni bir şey yaptığında gözün kapalı alırsın..
– Bu çok doğru. Çok büyük fan kitleniz olmayabilir ama birileri sizin yorumunuzu yeni şarkılarınızı merak edecek ve bir sonraki şarkısınızı bekleyeceklerse, bu çok keyifli bir şey olacak ve sanatçıya ilham verecektir. Geçen akşam Seda adlı bir arkadaşımla bir yerde oturuyorduk, Youtube’dan birşey dinliyorduk ve dedim ki “Seda bu kadının bizim onu dinlediğimizden haberi yok, ama şu an üçüncü dördüncü defa aynı şarkıyı hayranlıkla dinliyoruz, bu ne kadar güzel bir his ki o kadın onu bilmese de bu çok kıymetli birşey”.

– Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda bir şarkı yazıyorsun ve o şarkı dünyanın başka bir coğrafyasında başka bir zamanda duyulabiliyor, dinlenebiliyor. Şarkıların bu yolculuğu mucizevi bir şeymiş gibi geliyor bana..
Çok güçlü bir şey. Bazen de söyleyemediğin bir şey yüzünden sevdiğin insana bir şarkı hediye ediyorsun ya, bu da harika bir ifade, bir araç şekli.

– Yurtdışında da tecrübelerin var, müzik piyasasının işleyişi bakımından Türk müzik piyasasını yabancı piyasaya göre nasıl değerlendiriyorsun? Telifler, müzisyenlerin yasal hakları, vs. bu konular hala tam olarak eser sahiplerini mutlu etmekten uzak bir konumda gibi sanki ülkemizde..
Şu dönemde MESAM, MÜYAP vs. gibi sanatçı ve eser haklarını koruyan kuruluşlar sanıyorum birleşme aşamasındalar, gelişmeleri ben de merakla takip ediyorum ve müzik haklarında birşeylerin olması gerektiği gibi düzene girmesi konusunda umutlu olmak istiyorum. Besteci ya da yorumcuysan sana yasal olarak telif ödüyorlar ama, ilk albümleri ve ilk şarkıları biraz yatırım olarak görmek lazım. Elbette şarkılar dinleyici nazarında hakettiği yeri bulursa yasal karşılığını almak ve bunun hakkını aramak kadar doğal bir şey olamaz ama bunun hesabını daha bu aşamada yapmak doğru değil. Evet ortada bir takım karışık mevzular var anladığım kadarıyla çünkü geçmişte çok önemli işler yapmış olan ve artık geçimini bu yolla sağlayan çok değerli müzisyenlerimiz de var.

– Bir müzisyen sence şarkı yazarlığı ve yorumculuğu dışında şarkısını nasıl daha çok popüler yapabilirim fikri üzerine kafa yormalı mıdır?
– Eğer istediğin duyguyu istediğin cümlelerle ifade edip inandığın gibi yorumluyorsan ve gece yarısı birileri yatağında seni dinleyip iç çekiyorsa ya da senin şarkılarınla seviniyorsa popüler olmuşsundur zaten. Bazen bir kişi bin kişilik duygu taşır. Bu yüzden en büyük anahtar samimiyettir. Şarkının da benim inandığım popülerliğin de en büyük hazinesidir o..

– Herşeyini buna yatıranlar da yok değil bu pisayada, değil mi?
– Olmaz mı? Evini satan, arabasını satan çok örnek var..O kadar gönül işi ki bu, onun karşısına dikilip “bak bunu yapma” da diyemiyorsun, önüne geçilemez bir his çünkü, onu paylaşmak istiyor insanlarla. Ama işte müzik piyasası ne yazık ki çok da sırtını dayayabileceğin bir duvar değilmiş gibi geliyor bana.

guldenmutlu_2– Eskiden çok iyi işler yapıp 6-7 yıl ara verip yeniden bir çıkış arayanlar da var, o şarkı iyi ya da kötü olsun farketmiyor çünkü yeni bir nesil, yeni bir kuşak var karşında artık. Bu kuşak için yeni bir sanatçısın ve kendini yeniden anlatmak zorundasın gibi sanki..Genç nesli ve orta yaşa yaklaşmış kuşağı yakalamak bu anlamda en doğrusu diye düşünüyorum.
– Zaten artık eskisi gibi de değil. Daha az şarkı, daha az şarkıcı vardı. Şimdi artık herkese ulaşmak daha kolay, bir sosyal medya gerçeği var. Albüm satış oranları düştü çünkü her şarkıya internetten ulaşılabilir oldu, herşey elimizin altında. Bu yüzden eskiden daha çok konserler vardı, bir gazino kültürü vardı, insanlar yoğun bir şekilde sevdikleri sanatçının peşinden gidebiliyordu. Hala da çok büyük fan kitleleri olan sanatçılar yok değil.Eski de olsan yeni de olsan kalıcı olmak istiyorsan hergün doğacak insanları da hesaba katarak kendini anlatman gereken binlerce insanın varlığını unutmamak ve buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

– Örnek aldığın ya da beğendiğin sanatçılar var mı sayabileceğin?
– 90’lı yıllar bence çok özeldi.Özelliklle Kayahan’ın, Nilüfer ve Sezen Aksu’nun hayatımdaki yeri ayrıdır. Yıldız Tilbe’nin Delikanlım ile çıktığı dönemler, Jale, Aşkın Nur Yengi ve o yıllarda hayatımıza şarkılarıyla kazınan bir çok isimler çıktığında ben hemen kulağımı radyoya dayardım, bayılırdım dinlemeye. Ama birini örnek aldım dersem yalan söylemiş olurum. Ama bugüne kadar çok açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, şarkılarımı insanlarla paylaştığım güne kadar mutlaka her dinlediğimden aldığım birşey, bir ders vardır, böyle düşünüyorum. Biz onları dinleyerek büyümüşüzdür, vakit geçirmişizdir. Yine de hiçbir zaman birine benzemek gibi bir niyetim ya da derdim tabii ki olmadı. Birinin aslı varken kimse kopyasıyla da ilgilenmez zaten.

– İlk şarkını ekranda gördüğün ilk anda, o anda neler hissettiğini hatırlıyor musun?
– Tabii ki çok duygulandım, işin manevi, duygusal boyutu çok önemli benim için. “Allahım bir yola çıkıyorum, beni nolur utandırma” demiştim içimden. Üniversite sınavına girmek gibi birşey de değil çünkü bu, doğduğundan beri belki bunu hayal ediyorsun ve çat diye ekranda gördüğünde çok farklı bir duygu. Dokunduğunda ağlarsın.. Hele ki popülaritesini geç, satışını geç, yaptığın iş takdir ediliyorsa bundan daha güzel bir ödül olamaz.. Unutamam Dedin çıkmıştı bana Tweet atmışlardı, yeni albüm ne zaman diye? O yüzden arayı fazla açmamak lazım sanırım.

– Kalıcı olacağına inanıyor musun?
– Amacım kalıcı birşeyler ortaya çıkarabilmek, insanlara ulaşabilmek, dertlerine ya da sevinçlerine şarkılarımla ortak olmak. Kendi çizgimden asla çıkmadan, bu işe devam etmek istiyorum. Bu piyasa çok enteresan gerçekten, adamı rezil de eder vezir de eder. Sen yaptığın işe inanıyorsan ve kalbini veriyorsan, niyetini bozmuyorsanız ait olduğun yerde kalıcı oluyorsun zaten.

– Müzik için Londra-İstanbul arası mekik dokuyorsun diyebilir miyiz, zor olmuyor mu?
– Evet. Benim Türkiye’de olduğum günler planlı programlıdır hep. Gece ve gündüzü çalışarak dolduruyorum, sonra Londra’ya evime dönüyorum, eşimin çocuğumun yanında oluyorum. Çalışmalarımı hem orada hem burada yürütebilmek adına ne zaman nerede olmam gerekiyorsa orada oluyorum.

– Radyolar günümüzde birer müzik kutusuna döndü esasında, 90’larda olduğu gibi şarkı patlatmaktan ziyade hemen hepsi servis edilen şarkıları döndürüyorlar listelerinde. Bu anlamda radyoların gücünü nasıl değerlendiriyorsun?
– Radyoların gücünü önemsiyorum. İnsanlar günlük koşturmaca içinde televizyon izleyemeyebiliyorlar, ama radyo insanlara daha kolay ulaşıyor. Ama elbette reytinglerini yüksek tutmak için elbette daha çok tanınan isim ve şarkılara yer vermelerini anlayabiliyorum, ama arada yeni çıkanlara, no-name’lere de yer vererek gençlere de fırsat verebilirler tabii, tanınan iyi isimler dışında çok iyi işler yapanlar da yok değil.. Tabii her zaman da radyocunun elinde olan birşey değil istediğini çalması, sistemin içinde onlar da kısıtlanıyor.

guldenmutlu– Peki 90’lı yılları niye hala bitiremedik? Hala ısrarla o şarkıları dinliyor, çalıyor ve özlüyoruz..
Değişen bir kuşak var ama yeni kuşak da bu dönemde yazılan şarkıların çoğunda aradığı, duymak istediği sözleri bulamıyor. Bu yüzden 90’ların bazı şarkıları hala çok özel kalabiliyor çünkü sözler de müzikler de özenle ve duyguyla yazılmış..

– Bu keyifli sohbet için teşekkürler!
– Ben teşekkür ederim. Bütün DikkatMüzik! takipçilerine sevgiler..

Röportaj: Olcay Tanberken
(DikkatMüzik!, Ocak 2015)

Anne Bu Çalan Ne? (21 Kasım 2014)

karisikkasetBiri kentte sonbahar mı dedi? Geldi, geçti, bitti bile. Yılın bu çok özel zamanlarının hüzünle karışık mutluluk tablosunu fazla yaşayamadan kışa artık resmi olarak adım attığımız şu günlerde müzik dünyasında neler olup neler bitiyor? Yoğun iş tempom ve seyahatlerim yüzünden yazmaya bir süredir ara vermek zorunda kaldığım için özürlerimi sunuyor ve bir kez daha “Anne Bu Çalan Ne?” diye soruyorum:

174953 Esin İris “Yine Mavi”

Geçtiğimiz ay ilk solo albümünü yayınlayan Esin İris, müzik çevrelerinde başarılı sahnesi ve “iyi müzisyen” kimliği ile tabir edeceğimiz şekilde tanınan bir isim. “Bu Gece” adını taşıyan parçasıyla dinleyici karşısında çıkışını gerçekleştiren Esin İris ile geçtiğimiz aylarda Tolga Akyıldız moderatörlüğündeki geleneksel müzik bloggerları buluşmamızda tanışmış ancak albümü “Yine Mavi” çıktıktan hemen sonra verdiği lansman konserine fazla mesailerle geçen yoğun programım yüzünden katılamamıştım. Oldukça büyük ilgi gören bu konseriyle genç müzisyen, yoğun istek üzerine 2 hafta kadar önce yeniden Jolly Joker sahnesindeydi ve bu kez tüm şartlarımı zorlayıp özellikle orada olmak istedim ve başardım! İyi ki de oradaydım diyebilirim, zira İris’in son derece başarılı bulduğum canlı performansına ve sahne üzerindeki sonsuz enerjisine tanıklık etmek için epey bir geç kalacaktım. Hem kendi şarkılarından hem de yerli-yabancı seçtiği tutku dolu şarkılardan oluşan zengin bir repertuar ile sevenlerinin karşısına çıkan müzisyenin albümünü ise ayrıca çok beğendim. Yakın zamanda adını daha çok duyacağımızdan ve kalıcı olacağına olan inancımdan bahsetmeye gerek bile görmüyorum..

“Karışık Kaset” vizyonda

Geçtiğimiz Salı akşamı, Uygar Şirin‘in aynı adlı romanından beyazperdeye aktarılan “Karışık Kaset”in gala gecesine davetliydim. Şirin’in, romanını yazmadan evvel özellikle görüşmek istediği isimlerden biriydim, müzik tutkumun hikayesini ve DJ’lik anılarımı dinlemek istemişti. Kitap yayınlanıp da imzalı olarak elime ulaştığında doğal olarak oldukça heyecanlıydım. Şirin’in yarattığı karakterler öyle sıcak ve gerçekçiydi ki, içinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Elbette pek çok filmde olduğu gibi bu filmde de kitaptaki her ayrıntı resmedilememiş, sayfaların sizi o içinize çeken tarafı 90 dakikaya sığdırılamamıştı belki ama, bu kez işin içine sinema büyüsü de eklenmiş ve şarkılar da fonda işitsel duyularımızı harekete geçirmeye yetmişti. Sarp Apak ve Özge Özpirinççi‘nin başrollerini paylaştığı filmin yönetmeni Tunç Şahin. 1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor. 1990, 2000 ve 2010 olmak üzere kendisine üç durak seçen öykü, peşinden dönemin müziklerini de sürüklemiş. Çocuk oyuncu Ulaşcan Kutlu‘nun Sarp Apak’a oranla daha başarılı oynadığını söylemeden geçmiyor ve Kasımda Aşk Başkadır diyenlerin tam da bu mevsimde mutlaka sevebileceği türden, sıcak bir yapım olan bu filmi listenize almanızı öneriyoruz. Son olarak ise rahatsızlığı yüzünden bu geceye katılamayan Maria Rita Epik‘in filmde geçen 1979 tarihli “Seviyorum” şarkısını bilahare sevdiğimi özellikle vurgulamak istiyorum:)

“Bazı Şeyler” kliplendi

Sanatçı Nazan Öncel bu yaz Tarkan‘la olan düeti Hadi O Zaman ile malumunuz epeyce kulaklarımızda kaldı. Sonbaharın da etkisiyle albümünün ikinci video klibi bu kez daha yavaş tempolu bir şarkıya geldi: Albümle aynı adı taşıyan “Bazı Şeyler”.  Akşit Togay ve Mabel Matiz’in yönetmenliğinde çekilen ve Mabel Matiz’in aynı zamanda misafir oyuncu da olduğu klipte dış çekimler Kadıköy, Haydarpaşa Tren İstasyonu, Gülhane Parkı gibi yerlerde yapılırken, bir metafor olan siyah tül ve mendili gerçeklik duygusunu yakalamak adına 1 günlük emekle Belgrad Ormanları da videoda geçen mekanlardan biri olmuş. Klip boyunca gökyüzünde oradan oraya savrulan siyah tül ve mendil, ayrılıkları, ölümleri, aşk acısını, anlatırken fotoğraflarla da yokluğunu hissettiğimiz, aradığımız, özlediğimiz, kimbilir kimleri temsil ediyor..

İskender Paydaş, çıkışının üstünden süre geçse de “Zamansız Şarkılar-II” albümünün konserlerine nihayet başladı ve ilk konserini 17 Kasım’da Jolly Joker’de verdi. Oldukça kalabalık bir kitle karşısında sahneye çıkan ünlü müzisyene İrem Derici, Mustafa Ceceli , Murat Dalkılıç, Sibel Tüzün, Ozan Ünlü ve Pelin Yılmaz gibi sanatçı ve müzisyen dostları eşlik etti. Doğrusu Paydaş’ın her konseri gibi bu konseri de oldukça keyifliydi..

Gülden Mutlu’nun ilk albümüne çok az kaldı

guldenmutlu2Haftanın belki de en güzel sürprizi önce “Soğuk Odalar”, ardından “Unutamam Dedin” şarkılarıyla dikkat çeken ve kısa sürede hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinen müzisyen Gülden Mutlu‘nun Aralık ayında Pasaj Müzik’ten çıkaracağı ilk solo albümü “Sen Yokken Olanlar”ın habercisi “Yatsın Yanıma” oldu. Söz ve müziği her zamanki gibi Mutlu’ya ait olan şarkının uzun bir süre dilimizden de kulağımızdan da kolay kolay çıkamayacağı çok açık. Çok yetenekli bulduğum bir müzisyenin ilk albümünü sabırsızlıkla bekleyenlerden biri olarak heyecanımın katlanarak arttığını belirtmeliyim.

Yazımı “Yatsın Yanıma”nın sözleriyle tamamlamak istiyorum:
Delirdim hasretinden,
Sığamadım, evler değiştirdim,
Diz çöküp Tanrı’dan seni dilendim.
Ağlama dediler de,
Gözümde yaş mı kaldı güzelim?
Ben, sen sen diye, tükendim.
Yatsın yanıma,
Sarılmasın dönsün uyusun,
Bir gece kalsın benimle,
Kırk yılım onun olsun.

Gülden Mutlu – Yatsın Yanıma (Pasaj Müzik)

Herkese yılın bu son aylarında sağlıklı ve güzel günler dilerim. Müziksiz kalmayın!

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!), Kasım 2014

Anne Bu Çalan Ne? (14 Nisan 2013)

burcugunes (2)Yaza henüz girmesek de sıcaklar pek fena bastırmaya başladı yavaştan, ama bundan elbette ki şikayet etme hakkımız yok. Şimdilik, en azından! Gelelim geçtiğimiz haftadan müzik notlarımıza..

burcuguness27 Nisan Pazar günü Bostancı Gösteri Merkezi’nde yeni albümü “Gül Kokusu”nun ilk konseri ile karşımıza çıkan Burcu Güneş, hem çok etkileyici lazer efektli gösterisi ile hem de baştan sona kusursuz canlı performansı ile sahnede oldukça başarılıydı. Gül kokusunun bizi karşıladığı salonda yeni şarkılarının dışında tüm sevilen eski şarkılarından da söyleyen sanatçının sahne konukları Eflatun, Behzat Gerçeker, David Şaboy ve Hüseyin Karadayı oldu, konsere gelenler arasında ise söz yazarı Deniz Erten ve Murat Güneş de vardı. Doğrusu onu sahnede ilk kez izleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu ülkede sahneye çıkıp da CD kalitesinde dinleyebileceğiniz yalnızca 3-4 sesten biri kesinlikle Burcu Güneş. Albüm şarkılarından Eflatun imzalı “Sen Kaybı”na bayıldım, tıpkı “Bir Lokma Sevda” gibi. İkisi de çok sevilecektir, eminim. “Unutma Beni Çiçekleri” de keza, öyle. Burcu Güneş sahnede “Geçer“i öyle şahane yorumladı ki nefesimi zor tuttum. Çok zor bir şarkıdır biliyorsunuz ve Sezen şarkılarına yapılan herhangi bir cover yorum aynı etkiyi veremeyebiliyor çoğu zaman ama bu kez olmuş, gerçekten başarılmış. Albümde de yer alan bu yorumun mutlaka önümüzdeki kliplerden biri olmasını diliyorum, daha çok kişiye ulaşmalı. Geçtiğimiz yıldan bu yana en çok çalınanlar arasında yer alan “Oflaya Oflaya” ve “Çıkmaz Sokaklar” düetleri ile kendini ve müziği yenilemesi, hemen arkasından da oldukça doyurucu bir albüm ile karşımıza çıkması beni çok sevindirdi, çünkü iyi sesler iyi şarkılarla daha da parlıyor. (Bu arada vokalistlerden Dilan Çıtak’ın, arada söylediği “Düşünme Hiç” performansına bayıldığımı belirtmeliyim, caz tınıları her notada hissedilen genç şarkıcının farklı bir şarkı söyleme biçimi var. Yakında ilk albümünü yayınlayacakmış zaten, ben başarılı olacağına inanıyorum).

ferhatgoceryarabbimFerhat Göçer‘in geçtiğimiz hafta -itiraf edelim ki- birçoğumuzu şaşırtan yeni şarkısı “Yarabbim”, son derece batılı tarzı ve müziği ile adeta kuzey ülkelerinden birinden fırlamış gibi duruyor. Müzikmarketlerde göremeyeceğimiz ve yalnızca dijital platformlardan indirilebilecek bir ‘tekli’ bu. Müzikalitesi yüksek bir iş olarak karşımıza çıkan şarkının söz ve müziği Altan Çetin‘e, düzenlemesi ise Ozan Doğulu‘ya ait. Bir reklam filminde seslendirdiği “Memleketim” yorumu sosyal medyada çok eleştirilen Göçer, bu şarkıyla ivmeyi tersine çevirebilecek mi göreceğiz. Burada Altan Çetin’e özel bir teşekkür de etmemiz gerekiyor, çünkü Türk popunun yüzünü böyle batıya dönen şarkılara her geçen gün daha çok ihtiyacımız var.

4. stüdyo albümü “ZümrüdüAnka”yı geçtiğimiz haftalarda piyasaya çıkaran Aylin Aslım, dün akşam İKSV Salon’da albüm lansman konseri için sahnedeydi. Sıkı bir ekibi olan Aslım’ı en son Açık Sahne & Popçu Dükkanı etkinliğinde Ghetto’da izlemiştim, bu kez tümüyle eski-yeni parçaları ile sahnedeydi ve canlı performansı ile yine alkış almayı haketti. Teoman düeti “İki Zavallı Kuş” ile albüm çıkışını yapan müzisyenin Sezen Aksu cover’ı “Hasret”in yeni düzenlemesi ve yorumu da çok etkileyici.  Prodüktörlüğünü Sarp Özdemiroğlu‘nun yaptığı albümde ayrıca Cem Adrian da “Af” şarkısında Aslım’a eşlik ediyor.

Ve geliyoruz Cuma gecemizi adeta “neşelendiren” “Türkiye Müzik Ödülleri”ne:) Kral Tv Müzik Ödülleri isminin değişikliğini pek olumlu bulmadığımı daha önce sosyal medyada dile getirmiştim, sonuçta “özel” bir yayın kuruluşu olan bir medya organının bütün ülkeyi temsilen böyle bir ismi kullanmasını pek doğru bulmuyorum. Ancak bu, önceki gün verilen ödüller arasında yılın düetinin “Soğuk Odalar” (Emre Aydın & Gülden Mutlu), yılın teklisinin “Beni Biraz Böyle Hatırla” (Emre Aydın) ve yılın şarkısının “Türkan”a (Demet Akalın) verilmesine sevinmeme engel değil. Tıpkı en iyi kadın şarkıcı ödülünün Göksel‘e gitmesi gibi. Mustafa Ceceli’ye en iyi erkek şarkıcı ödülünü vermek üzere sahneye çıkan Kayahan‘ın Mustafa Kemal Atatürk’ü andığı anlar bence gecenin en anlamlı dakikalarıydı. Nilüfer ve Sertab Erener‘in de sahne aldığı törende bu yıl da son yıllarda olduğu gibi ne yazık ki sunucu yoktu; oysa bu tür ödül törenleri sunucusuz olmuyor, heyecan vermiyor. Ses düzeni ve organizasyon konusuna değinmiyorum bile, onca teknolojiye ve güce rağmen bunu bu ülkede bir türlü beceremediğimiz çok açık..

muratbozvazgecmemYeniler arasında birkaç gündür kulağımızda olan Murat Boz şarkısı “Vazgeçmem”, iddialı bir “pop” şarkısı olarak bu yaz çokça çalınıp tüketilecekler arasında öne çıkmayı hakediyor. İlk kez 3 gün önce dağıtılan Kral Müzik Ödülleri gecesinde açılış şarkısı olarak karşımıza çıkan eserin sözü Deniz Erten‘e, bestesi Osman Çetin‘e, aranjesi ise Mustafa Ceceli‘ye ait. Şarkının video klibininin yönetmeni ise Nihat Odabaşı. Yayınlanan teklide 2. versiyonu daha çok sevdiğimi söylemeliyim..

Müziksiz kalmayın..

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Gülden Mutlu: “Unutamam Dedin”

Gülden-Mutlu-Unutamam-DedinEmre Aydın’ın geçtiğimiz yaz başında piyasaya sürdüğü ve uzun süre listelerde kalan şarkısı “Soğuk Odalar”ın yazarı ve aynı zamanda şarkıda Aydın’a da eşlik eden Gülden Mutlu, kendi kanatlarıyla uçmaya hazır. İlk solo albümü öncesinde “Unutamam Dedin” adlı teklisiyle müzikseverlere seslenen genç müzisyenin şarkısı 565 Müzik Yapım ve DMC işbirliği ile yayınlandı. Dijital platformlarda hızla yükselişini sürdüren tekli, CD olarak da müzikmarketlerde yerini aldı. Şrkının video klibinin yönetmenliğini ise Emre Aydın yaptı. Söz ve müziği Gülden Mutlu’ya ait şarkının düzenlemesinde ise Mustafa Ceceli’nin imzası var. Prodüktörlüğünü ve yapımcılığını üstlendiği albüm hakkında Emre Aydın: “Gülden Mutlu çok yetenekli bir isim. ‘Soğuk Odalar’ şarkısını duyar duymaz Gülden’le birlikte bir iş yapmak istedim. ‘Soğuk Odalar’ın gördüğü ilgi benim bu düşüncemde haksız olmadığımı kanıtladı. Şimdi sıra, Gülden Mutlu’da. Eminim ‘Unutamam Dedin’ şarkısı da en az ‘Soğuk Odalar’ kadar beğenilecek” dedi.

Gülden Mutlu’dan ilk solo albüm

Emre Aydın’ın yaz boyunca müzik listelerinin tepesinden ve radyo playlistlerinden inmeyen şarkısı “Soğuk Odalar”ın yaratıcısı Gülden Mutlu, ilk solo albümüne hazırlandığı şu günlerde albümün bir nevi habercisi sayılan şarkısı “Unutamam Dedin”i görücüye çıkardı. Radyocu ve blogger’ların davet edildiği şarkı lansmanında projesinden bahseden genç müzisyen, söz ve müziği kendisine ait şarkılarıyla çıkış yapacağı albümü için oldukça heyecanlıydı. Çalışmalarına Londra’da devam eden ve albüm hazırlıkları için Türkiye’ye gelen Mutlu, büyük ilgi gören “Soğuk Odalar” şarkısında Emre Aydın ile düet de yapmıştı.

DikkatMüzik!’in de davetli olduğu lansman Emre Aydın’ın yapım şirketi 565 ‘de gerçekleşirken, çıkış şarkısı “Unutamam Dedin”in dinleyenlerce çok olumlu tepkiler aldığını ve kulağa kolay yerleşen duygusal bir şarkı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Prodüktörlüğünü Emre Aydın’ın yaptığı şarkının düzenlemesi ise Mustafa Ceceli‘ye ait. Şarkı, önümüzdeki günlerde 565 Yapim ve DMC ortakligi ile hem dijital platformlarda hem de müzikmarketlerde yerini alacak. DikkatMüzik! olarak Gülden Mutlu’ya başarılar diliyor ve yolunun açık olmasını temenni ediyoruz.

Emre Aydın’ın yeni şarkıları rekora koşuyor

Emre Aydın, bir süredir sevenlerinin merakla beklediği 2 yeni şarkısını görücüye çıkardı. Radyolarda ve dijital platformlarda bugünden itibaren yayınlanmaya başlayan şarkılar 26 Mart’ta “Beni Biraz Böyle Hatırla” adını taşıyan tekli olarak müzikmarketlerde yerini alacak. Emre Aydın’ın yepyeni şarkıları dijital yayına girdikten itibaren sadece 2 saat içinde 20.620 kere dinlenerek yeni bir rekora imza atmaya hazırlanıyor.

Başarılı müzisyenin bir süre önce kurduğu yapım şirketi 565 Yapım ve DMC işbirliği ile yayınlanan prodüksiyonda orijinali Yunan bestesi olan ve albümle aynı adı taşıyan “Beni Biraz Böyle Hatırla”nın sözleri Emre Aydın’a, çıkış parçası “Soğuk Odalar”ın ise söz ve müziği Gülden Mutlu‘ya ait. Çok yakında video klibi ile ekranlarda olacak olan şarkıda Emre Aydın’a Gülden Mutlu da eşlik ediyor. Düzenlemelerde Selim Öztürk ve Mustafa Ceceli imzası bulunurken, video klip yönetmeni ise Serdar Ferit. 

Şarkıları dinlemek/indirmek için:
http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Beni_Biraz_Boyle_Hatirla-263860

Emre Aydın “Beni Biraz Böyle Hatırla” diyecek >>
http://dikkatmuzik.com/2012/03/08/emre-aydin-beni-biraz-boyle-hatirla-diyecek/