Yine Yeni Yeniden!

Yine uzun bir aranın ardından “Dikkat Müzik!” sayfalarına geri döndüm. Neler oldu, neler bitti kısmını çok uzatmadan hepinizin bildiği gibi hepimiz artık “evdeyiz!” ve tüm dünya gibi bizlerde zor zamanlar geçiriyoruz. Herkes yaşadığı zorlukların farkında olduğu için, sizlere yeniden aynı şeyleri düşündürüp, okutmaya niyetli değilim sadece yaşadığımız bu dönemi unutmamalıyız.

Yeniden yazmaya karar verirken “Neler olsun?” diye düşününce sadece müzik olmasını istemedim. Bu sefer hem müzik, hem de tiyatro, dans, sahne arkası, set arkası, diziler, oyuncular ve yolculuklar aklınıza gelen her şey olmasına karar verdim.

Eskiden bol bol konserlere, sergilere partilere bir araya gelirdik ama artık madem evdeyiz bari buralarda birbirimizle olalım. Madem hayat bizi biraz zorluyor ona hep birlikte direnelim ve hep birlikte bu zorlu süreci geçirelim. Birbirimize güç olalım.

Öncelikle; Zorlu Performans Sanatları Genel Müdürü Murat Abbas, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş’nin Genel Müdürü olduğu haberini aldım. Kendisinin böyle önemli bir göreve getirilmesi açıkçası beni çok mutlu etti çünkü bu zamana kadar Zorlu Performans Sanatları içerisinde yapılan tüm etkinlikleri, organizasyonları gördüğümüzde İstanbul için güzel bir soluk olacağına inanıyorum. Kendisinin başarılarının devamını diliyorum.

Geri dönmesinden çok mutlu olduğum bir grupla başlayacağım.

“GREN”

“GREN” ilk albümlerini 11 yıl önce kendi isimleriyle çıkarmış ve bu albümden “Sen” isimli şarkısına klip çekmişti. Kendi isimlerini taşıyan bu albümün prodüktörlüğü Tarkan Gözübüyük tarafından yapılmıştı.

11 yıl sonra Ferment Records etiketiyle yeni albümleri “Mevsimsiz İklimleri” piyasaya çıkaran grubun bu albümünde prodüktörlük ve aranjörlük görevini Görkem Karabudak üstlenmiş. Albümde 9 şarkı yer alıyor. Onları yeniden müzik piyasasında görmek çok güzel…

Gren’i tanımayanlar için;

Vokal – Gitar – Klavye: Nedim Zakuto

Gitar: Hakan Şeremetoğlu

Davul: Can Karamustafaoğlu 

 

“Onur Özdemir”

Namı diğer “Onurr” ama benim için “Sakin” grubunun solisti Onur Özdemir…

Sakin’i bilenler bilir 1999 yılında Ankara’da kurulan grup 2008’de Rakun Müzik etiketiyle “Hayat” adında 11 şarkılık bir albüm çıkarmıştı ve bul albümden “Denek Hayatım, Edepsiz Komedya” gibi şarkılarla müzik piyasasında kendinden çok söz ettirmişti.

Onur Özdemir’i biz sakinle tanıdıktan bir süre sonra (2015’te) “Onurr” olarak pop tarzında bir şarkı ile karşımıza çıktı. (Tabii bu sürece kadar bir çok müzisyene bestelerini, şarkı sözlerini verdi.) Bir süre sonra bol bol single ve keyifli bir albümle yoluna devam etti.

Bu arada ben ve benim gibi “Sakin” severler hem eski albümleri dinledi hem de internette bulunan eskiden konulmuş ama albüme konulmamış Sakin şarkılarını dinlemeye devam etti. Sesimizi duyan Onur bu konuyu da bizler için çözümledi ve albümde yer verilmemiş olan Sakin şarkılarını “Hayata” adıyla dijital platformda bir araya getirdi. (İyi ki de getirdi!)

Albüm favorilerim en başta tabii ki “Eksik Şarkı” ve ” İlk yara” ama işin aslı bu albüm özel her şarkısı da farklı bir güzellikte. “Hayat” bizler için güzel oldu ama bazı kitlelerin olumsuz yorumlarına maruz bıraktı. Onur bizler seni seviyoruz. Yüreğin hangi şarkıyı nasıl söylemeni istiyorsa öyle söyle!..

İyi ki “Hayata” albümünü bizlerle paylaştın!

Can Bonomo

2019 “Ruhum Bela” albümünün ardından bir sene sonra Avrupa Müzik etiketiyle “Yine Karşılaşırsak” isimli yeni teklisiyle dinleyicisiyle buluştu. Keyifli hatta bence nefis bir şarkı olmuş. Kesinlikle kulak verin bu şarkıya… Hepimizin hayatına dokunan cinsten sözler, muhteşem bir kış melankolisi… Şarkıyı açın, elinize bir bardak kahvenizi alıp, gökyüzüne bakın.

“Hiç bir şey olmamış gibi sussak. O bile yeter, o bile yeter, o bile yeter…”

 

İrem Ezgimen / Dikkat Müzik

Bu Hafta ” D-Blok D-7″

IMG_1619-2

Herkese yeniden “Merhaba” :)

Bu hafta size keyifli bir oyundan bahsedeceğim. Oyunun adı ” D- Blok D:7″ adı ilginç gelebilir ama şunu söylemeliyim ki; oyunun adını kendi evinizin adresi ile değiştirdiğinizde bir anda sahnedeki oyuncular yerine; siz sahnedesiniz gibi hissediyorsunuz…

Bu keyifli oyuna iki arkadaşımla beraber gittik ve ikisinin de oyun sonunda yorumu aynı oldu. “Sanki bizim evin içerisine bir kamera koymuşlar ve  bizleri izleyip, yazmışlar …” Oyunun yazarı ve yönetmeni; Yelda BASKIN. Oyuncular; Elif Ürse (Leyla) , Ayşe Demirel (Şükran), Cem Sürgit (Emek)IMG_1663-2

“D-Blok D:7” nin  hikayesi; konservatuvar’ın oyunculuk bölümünü bitiren bir kadının okul süresince hayalleri ve okulun ardından iş bulmak için çabasını, onun işsiz ve karamsar erkek kardeşi ve iki çocuğunu babasız büyüten ve dimdik ayakta duran anne… Bu orta sınıf çekirdek ailemiz gündelik yaşamlarında birbirlerine karşı müdehalelerine odaklanarak “başka türlü bir dünyanın ne şekilde mümkün olabileceği” sorusunu mercek altına alıyor.IMG_1648

Oyuncuların sahne performanslarına hayran kalacağınıza emin olabilirsiniz. Hepimizin hayatının artık ortasında bulunan televizyonun insanlar üzerindeki etkisinden, bir oyuncunun acımasız yönetmenlerin ellerinde bir rol almak ve kendini gösterebilmek için yaşadıkları, iş arayan ama sevmediği işi yapmamak için çırpınan bir gencin yaşadıkları ve bununla beraber her birinin kendi sorunlarına rağmen aynı ev içerisinde birbirlerine tutunarak yaşamaya çalışmalarını anlatan bu oyun aslında hepimizin evinde yaşananların kısa bir özeti gibi.. Zaman zaman hüzünleneceğiniz, zaman zamanda gülümseyeceğiniz bu oyunun hele bir de son sahnesi var ki… Hadi sürpriz olsun bu da :)10258861_1596911230520442_1471109587902445842_o

Oyunu 25 Şubat’ta Çıplak Ayaklar Kumpanyası sahnesinde izlemeniz mümkün bence kaçırmayın ve kendinize dışarıdan bakın.

İrem Ezgimen

 

 

“Örümcek Kadının Öpücüğü” Röportaj: Utku Oğuz Güneş

a_örümcek ADEM MOLİNA ESASHerkese Selam :)

Geçtiğimiz hafta izlemiş olduğum “ Örümcek Kadının Öpücüğü” oyununun yönetmeni benim konservatuar yıllarından çok çok sevdiğim bir arkadaşım Utku Oğuz Güneş… Sizler için kendisinin ne kadar yoğun olduğunu bilmeme rağmen bir röportaj rica ettim. Sağolsun, o da beni kırmayarak röportaj isteğimi kabul etti. Hem kendisini sizlere tanıttım, hem de bu zamana kadar neler yaptını, hangi oyunları yönettiğini ve yönettiği oyunların ve oyuncuların başarısı üzerine biraz ile sohbet ettik.

Hadi başlayalım o zaman :)463936.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Ben seni gayet iyi tanıyorum ama tanımayanlar için öncelikle Oğuz Utku Güneş’i tanıyabilir miyiz?

Senle okuldan arkadaş ve o dönem bir türlü ezberleyemediğim tek kişilik oyun denemelerimde bana ezber tuttuğun için sana teşekkür borçlu olan :) , kimsenin kıymetini bilmediği şarkıları senle birlikte iştahla dinlemiş olan kişiyim. :)

( O kadar mütevazi ki; kendini anlatmaktansa oyun ve oyuncularla alakalı sorulara geçmek istediği için bu kadar kısa yanıt alabildim :) )

Üniversiteyi bitirdikten sonra tiyatro sahnesinde oyunculuğa devam ederken, yönetmenliğe başlaman nasıl gelişti?

Okuldan sonra oyun sahnelemek isterken “niçin o kadar yıl sadece oyunculuk yaptım?” diye sormak gerek bana…:) Oyun sahnelemem 2010 yılında, Sidikli Kasabası Müzikali ile başladı.zd

Sidikli Kasabası Müzikali’ni sahneye taşıma fikri nasıl gelişti? Oyunu ne kadar süre boyunca sahnelediniz?

Çoğunluğu İstanbul Üniversitesi Müzikal Tiyatro Bölümü’nde eğitimine devam etmekte olan, ekiple hiç değilse bir kez “Genç Günler Festivali”nde oynayabilmek umuduyla yola çıktık.Gösterimimizi yaptıktan sonra anladık ki; bu işi öylece kaderine bırakamazdık.Seyircilerin bu oyunu görmesi gerekiyordu… Sonraki bir yıl boyunca İstanbul Devlet Tiyatrosu ile görüşmelerim oldu.

Devlet Tiyatrosu tarihinde ilk kez kurum sanatçıları haricindeki bir ekibi ve projesini bünyesine dahil edeceği için ince elenip sık dokunan bir çok değerlendirme yapılarak repertuvara alındı.Devlet Tiyatrosu’nun prodüksiyon olarak layığınca sahnelememi sağladığı Sidikli Kasabası Müzikali iki sezonda 130’u aşkın gösterimle binlerce seyirciye ulaşabildi.

Sidikli Kasabası Müzikali ve Örümcek Kadının Öpücüğü bir çok ödüle layık görüldü. Bu ödüllerden bahseder misin?

 En başta seyircinin oyuna gelmesi ve diğer seyircileri de kendi istekleriyle oyuna yönlendirmesi ödül. Bunun yanısıra ekip arkadaşlarımı,oyuncuları ve beni şevklendiren adaylıklar ve ödüller bir çok katagoride her iki oyunda da söz konusu.adiller

Geçtiğimiz sezon “Adiller” oyununun yönetmenliğini yaptınız bu yılda “Örümcek Kadının Öpücüğü” ile hem sahnedesiniz,hem oyunun uyarlamasını siz yaptınız hem de oyunun yönetmenliğini yapıyorsunuz. Bizlere öncelikle geçen sezon “Adiller” oyunundan bahserder misin?

Adiller; Albert Camus’nün Doğrular olarak da bilinen oyunu; beş rus devrimcinin zorba bir yönetime karşı verdiği mücadelede yaşadıkları konu ediliyor.1900’lerin başında yaşanan gerçek bir hikayeden esinlenme. İnandıkları uğruna ölümü bile göze alan insanların devrim ekseninde daha iyi bir dünya ümitlerini, duydukları aşkı, yüzleşmelerini, fedakarlıklarını gözler önüne seriyor ve olayı her iki taraf açısından da tartışıyor.”Adaletsizlik Ayırıyor”.Benim TiyatroHâL ile yollarımın kesişmesini sağlayan oyun da bu. Hem Örümcek’in hem de Adiller’in birbirleriyle bağlantıları var.Sidikli ile üçünün de. Hatta şimdi çalıştığım Hizmetçiler oyunuyla dört. Oyunların arasında metin müsaade ediyorsa birbirine bağlanan ilmikler atmayı seviyorum. Takipte olan seyirci için ufak sürprizler.Ama soru bu değildi değil mi? :) :)10929728_811792975555280_5870178627020268437_o

Neden o kadar çok oyun varken “Örümcek Kadının Öpücüğü” sahnede?

Yaklaşık 17 senedir aklımda olacağına sahnede olsun dedim. Adiller’de rol alan Çağdaş Tekin ve Göktay Tosun ile tekrar birlikte çalışmak istiyordum, böylece Molina ve Valentin’li  Örümcek Kadının Öpücüğü aklımdaki projelerin en üst sırasına yerleşti.Peşisıra biraraya geldiğimiz Melina Özprodomos ,Ayşegül Bahtiyaroğlu ,Destan Batmaz ,Ayşe Ayter ,yaratıcı ekip ve TiyatroHâL sayesinde oyun kendine özgü kimyasını buldu. Hala çözülememiş meseleleri tartışan , insanlık onurunun işlendiği  düş dolu bir hikaye ile okuyucuların kalplerine işlemiş bir eser.Daha önce hiç izlenmemiş bir haliyle, oyun içinde oyun tekniği ile uyarlamaya ve eserin evrenini hasar vermeden genişletmeye çalıştım.

Oyunun ana karakterleri Valentine ( Çağdaş Tekin) ve Molina (Göktay Tosun) oyunu izlerken bizi oyunun içine çekiyorlar ve ikisininde harika performansı kendilerine hayran bıraktırıyor. Tüm ekibin birlik ve bütünlüğü söz konusu biz izleyiciyi bu kadar oyunun içine dahil edebilmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Ekip içinde hepimiz aynı amaca hizmet ediyoruz.Seyirciye tiyatroyu tercih ettikleri için yanılmadıklarını göstermek, izledikleri oyundan dönüşmüş olarak ayrılmaları ve duygularında zihinlerinde bir kat daha çıkabilmek için. Benim için tiyatro, tiyatrodan önce bir ritüel , etten kemikten insanların aynı mekana bir serüveni göstermek ve görmek için biraraya geldikleri. Tiyatro bu insan olma şenliğinin kurallarını belirliyor. Ve düşünen , bilmeye acıkan , bilmediği hayatlara temas etmek isteyen insanları birarada tutuyor.

İnsanoğlunu yıldırma konsunda dört nala koşan bir çağ yaşıyoruz.  İnsanların sabahtan akşama çalışıp hakettiklerine ulaşamadıkları, günün büyük kısmını trafikte geçirdikleri, tv ve internetin koşullamaları ve oyalayıcığı ile çevrelenmiş bir hayat. Eğer seyirci onca yorgunluk ve yılgınlığa rağmen evinden çıkıp günler öncesinden ayırttığı bilet ile akşamın bir saati  tiyatroya gelmeyi seçiyorsa bu çabaya değmesi lazım.Çalışırken bunu göz önünde bulundururum çünkü ben de bir seyirciyim.

Oyunda Müdür Lewgoy ‘un seslendirmesinde  Selçuk Yöntem’in sesini duyuyoruz bu teklifi kendisine götürme fikri nerden çıktı?

Oyunun sinemasal üslubunu oyunculuğu ve konuşması ile bütünleyecek bir ses olmalıydı. Oyunda Molina ve Valentin’in hayranlık duydukları filmlerden ve oyunculardan referanslar, alıntılar var. Biz de kendi sinema ve tiyatromuzdan referans bir usta olan Selçuk Yöntem’e Lewgoy rolünü sesinizle üstlenir misiniz diye sorduk. Oyunda işittiğin üzere kabul ederek Müdür Lewgoy yorumuyla Örümcek Kadının Öpücüğü evrenine çok büyük bir katkı sağladı.

Şahsen ben oyuna ve ekibinize bayıldım. izleyiciden size gelen reaksiyonlardan bahseder misiniz?

Hani umduklarını duymayı umarsın ya, çalışırken seni motive eden şeylerden biridir. Umut ettiğimiz şeyleri duyduk.Şimdi oyun için şu dendi bu dendi denmez değil mi.

Peki yönettiğiniz oyunların Sidikli Kasabası olsun, Adiller olsun ya da  Örümcek Kadının Öpücüğü… Bu kadar başarılı ve kapalı gişe olmasını neye borçlusun?

Başarılı bulunduğunda oyuncuların sadakatine ve hünerlerine , gişe kapanıyorsa seyirciye borçluyum.

Hem bir oyuncusunuz, hem de yönetmen ama birini seçme şansınız olsa hangisi ile yolunuza devam ederdin? Neden?

Bunlardan sadece birini seçmek zorunda kalmak şanssızlık olurdu. İkisi birbirlerine kattıklarıyla bir bütünler.Belki yönetmenlik daha ağır basıyor, bir rolü değil tüm bir hikayeyi kendi göz filtremle anlatmaya çalışmak…

Bu zamana kadar unutamadığın bir sahne anın var mı?

Bir çocuk oyununda kafama düşerek beni kanatan avizeyi tekrar anlatmayayım.Galiba orada travma oldu aklıma başka bişey gelmiyor.

Oynamaktan en çok keyif aldığın oyun hangisiydi ve neden?

Sidikli Kasabası Müzikal’inde bir turnede Memur Barrel’i oynamam gerekmişti.Rolün sahibinin oynamasını tercih ederim tabii, ama benim için keyifliydi. Örümcek Kadının Öpücüğü’nde Gabriel’i oynamaktan ve Ağzı Çiçekli Adam’ın Adam’ı tabii, bunu biliyorsun.Yıl 1998…20150126_003604

Dizi ve sinema filmlerinde oynama fikrine nasıl bakıyorsun?

Güzel fikir. Yapmalıyım. Elinde bir sinema filmi var mı? :)

Gelecekte ki idealin nedir?

En büyük idealim huzur ve güven duymak yaşadığımız hayata, fakat serüven dalgalı rüzgarlı. Eğer istikrarlı yolculuk yapabilirsem seyircinin aklında oynamaya devam eden oyunlar sahneleyebilmek idealim.

Peki “Örümcek Kadının Öpücüğü” oyununu Şubat ayında hangi günler izleyebiliriz?

30-31 Ocak TiyatroHâL (Mecidiyeköy)

1 Şubat Yunus Emre Kültür Merkezi (Bakırköy)

13-14 / 20-21 Şubat TiyatroHâL (Mecidiyeköy)

TiyatroHâL Rez: 0538 458 73 01 ve mybilet.com

Sosyal Medya aracılığı ile nasıl ulaşabiliriz?

Facebookhttps://www.facebook.com/orumcekadin?fref=ts

Twitter: @orumcekkadin

Öncelikle keyifli sohbetiniz için teşekkür ederim. Peki sizin “İrem’le Her Biişi” takipçilerine sizin söylemek istediğin bişey var mı?

Dinleyicilerin ve okuyucuların senin takibinde oldukları sürece her şeyin yoluna gireceğini tınlayan sesinden ve kendini adayan cömertliğinden hayatlarına çok şey katacaklar. Bir de senin bir sürprizin olacak, beklediklerine değecek. Tamam susuyorum. :)

Örümcek Kadının Öpücüğü Teaser

https://www.youtube.com/watch?v=79dSHrrfL5E&feature=youtu.be