Bu Çarşamba: %100 Açık Sahne

Tolga Akyıldız‘ın ev sahipliğinde gerçekleşen ve müdavimlerinin “bir gecelik festival” olarak nitelendirdiği  “%100 Açık Sahne”, 21 Mart Çarşamba akşamı 16. kez  sahne alıyor. IF Performans Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek gecede alternatif ve rock müziğin yıldızları sahne alacak. Bu tek gecelik festivalde pek çok grup ve isim de özel sahneleriyle yer alacak.

Bugüne dek 150’yi aşkın müzisyeni ağırlayan ve müzik sektörüne pek çok yeni isim kazandıran organizasyonda bu kez sahneye; Gripin, Kalben, Hey Douglas, Can Gox, Ayben, Gülşah Erol, Hedonutopia, Emre Akbay ve Merve Çalkan çıkacak. Etkinlik biletleri mekânın gişesinden, Leman Kültür Beşiktaş’tan veya Biletix’ten alınabilir.

Ünlüler ve yeniler aynı sahnede: “Tolga Akyıldız’la % 100 Açık Sahne”

aciksahne8 Nisan Cuma Günü; müzik sektörünün önde gelen isimlerinden Gazeteci Tolga Akyıldız, garajistanbul’da gerçekleştireceği “%100 Açık Sahne” etkinliğinde 10’uncu kez ünlü isimleri ağırlıyor.

%100 Açık Sahne’de bu kez ‘zamansız kadın’ Ayşegül Aldinç; eskimeyen şarkıların sahibi Yaşar; mor ve ötesi’nden Harun Tekin; Koray Candemir; solo çalışmasıyla maNga’dan Ferman Akgül, Model’in solisti Fatma Turgut; besteleriyle ses getiren Bora Duran; dizi müziklerinin aranan isimlerinden Pera; Sezen Aksu cover’ları ve son albümü büyük ilgi gören Ceylan Ertem; Güvenç Dağüstün; Gece gibi isimler yer alıyor.

Alternatif sahnelerin başarılı isimleri Son Feci Bisiklet, Can Güngör, Cihan Mürtezaoğlu, Keti ve You May Kiss The Bride’ın %100 Açık Sahne’ye özel performansları ise merakla bekleniyor.

%100 Açık Sahne’yi yeni isimlere ve geceye katılımlarıyla onlara görünürlük sağlayan ünlü grup ve müzisyenlere açan Tolga Akyıldız konuklarına yine unutulmaz bir müzik gecesi yaşatacak. ‘Müzik sadece eğlence aracı değildir’ diyen %100 Açık Sahne; müziğin birleştirici gücünü vurgulayacak.

#yüzdeyüzaçıksahne #müzikbirleştirir

Bir misyon etkinliği: %100 Açık Sahne 18 Aralık’ta!

aciksahne18 Aralık Cuma Günü; müzik sektörünün önde gelen isimlerinden Gazeteci Tolga Akyıldız, garajistanbul’da gerçekleştireceği “%100 Açık Sahne” etkinliğinde 8. kez ünlü isimleri ağırlıyor.

%100 Açık Sahne’de bu kez pop müziğin şahsına münhasır ismi Gökhan Türkmen; pop rock’ın hit fabrikası Gece Yolcuları; Ocak ayında yeni albümünü çıkartacak Redd, Türkçe rap’in yükselen yıldızı Sansar Salvo; Pentagram’ın efsane solistlerinden Murat İlkan ve Ogün Sanlısoy; Şebnem Ferah’ın sevilen gitaristi Metin Türkcan; Teoman’ın kemancı prensesi Melisa Uzunarslan; şarkıları yıllardır dillerden düşmeyen Pamela ve Kargo; reggae’nin ustası Sattas; şarkılarıyla da ses getiren ünlü içmimar Derin Sarıyerve Oğuz Kaplangı; uzun bir aradan sonra %100 Açık Sahne’de buluşan Whisky gibi önemli isimler yer alıyor.

%100 Açık Sahne’de ayrıca; son dönemde “Dünyayı Kurtaran Şarkı” ile yakından tanıdığımız Çiğdem Erken’le birlikte şarkı söyleyecek iki ünlü oyuncu Özge Borak ve Sevinç Erbulak’ın performansları da merakla beklenenler arasında.

Gecenin heyecanla karşılanan bir diğer özel performansında komedyen ve Uykusuz Dergisi yazar/çizeri Alpay Erdemstand up gösterisiyle %100 Açık Sahne’de bir ilke imza atmaya hazırlanıyor.

%100 Açık Sahne‘yi yeni isimlere ve geceye katılımlarıyla onlara görünürlük sağlayan ünlü grup ve müzisyenlere açan Tolga Akyıldız konuklarına yine unutulmaz bir müzik gecesi yaşatacak.

Neyse; Nuri Harun Ateş; Aslı DemirerSelin Sümbültepe ve Kuytu’nun %100 Açık Sahne’ye özel performanslarını izlemek ve yeni yıla birlikte merhaba demek için garajistanbul’da buluşalım.

#yüzdeyüzaçıksahne #müzikbirleştirir

Teşekkürlerimizle..

edfzgbgRadyo Boğaziçi’nin her yıl dağıttığı ve müzik ödülleri arasında saygıdeğer bir yeri olan Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde bu yıl 3. kez “En iyi Müzik Blogu/Sitesi” kategorisinde aday gösterilen Dikkat Müzik dinleyici oylarıyla bu ödülün sahibi oldu.

IMG_1450Yaklaşık 5 yıldır yayında olan bu bloga ilk günden itibaren inanan müzik severlerin yanısıra oylarıyla destek veren tüm takipçilerimize teşekkürü bir borç biliriz. Son 2 yıldır yazdığı cici köşesiyle ve yaptığı çok özel röportajlarla Dikkat Müzik’in önemli bir ayağı olan radyocu ve müzisiyen dostum İrem Ezgimen‘e, bu projeye başlangıcından itibaren inanan sevgili dostum Ömer Enis Şen‘e, müzik bloglarına her zaman desteğini esirgemeyen ve bizi “Fikir Takımı” adı altında belli aralıklarla biraraya getirerek sektörün önemli temsilcileriyle buluşturan sevgili Tolga Akyıldız‘a, Dikkat Müzik’i önemseyen sektör temsilcilerine, müzik şirketlerine, ve başından bugüne dek bu sitede röportajlarıyla yer alan tüm sanatçı ve müzisyenlere sonsuz teşekkürlerimizi sunarız..

“Kulağa Hoş gelen Blog” sloganıyla başladığımız ve Ağustos ayında 6. yılına girmeye hazırlanan “Dikkat Müzik!”, sizlerden aldığı güç ve sevgiyle yoluna devam edecektir.

Olcay Tanberken
dikkatmuzik@gmail.com

Tolga Akyıldız’la %100 Açık Sahne

ACIK_SAHNE afis%100 Açık Sahne, yeni bir konserle bu Cuma yine pek çok müzisyeni ağırlıyor. Müzik sektörünün önde gelen isimlerinden gazeteci yazar Tolga Akyıldız, 23 Ocak’ta garajistanbul’da gerçekleştireceği “Tolga Akyıldız’la %100 Açık Sahne” etkinliğinde ünlü isimleri sahnesinde ağırlamaya hazırlanıyor. Tolga Akyıldız sahnesini bir kez daha genç gruplara ve geceye katılımlarıyla onlara görünürlük sağlayacak olan ünlü grup ve müzisyenlere açıyor. Açık Sahne’de daha önce Hayko Cepkin, Koray Candemir, Melis Danişmend, Aylin Aslım, Can Bonomo, Keremcem, Redd, Erdem Yener, Kargo, Ogün Sanlısoy, maNga, Harun Tekin, Gripin, Kolpa, Aydilge, Özge Fışkın, Bora Duran, Tuna Kiremitçi, İrem Derici, Esin İris, Ayça Varlıer, Sattas, Rashit, Ege Çubukçu, Multitap, Bedük gibi birçok önemli ismi ağırlayan Tolga Akyıldız; bir markaya dönüşen % 100 Açık Sahne etkinliğini garajistanbul’da sürdürüyor.

23 Ocak’ta garajistanbul’da sahne alacak isimler: Model, Can Bonomo, Peyk, Esin iris, Kalben, Motto, Yüksek Sadakat, Aydilge, Can Gox, DörtXDört, Dolunay Obruk, Sapan ve Sevinç Yurdem.

 

Anne Bu Çalan Ne? (21 Kasım 2014)

karisikkasetBiri kentte sonbahar mı dedi? Geldi, geçti, bitti bile. Yılın bu çok özel zamanlarının hüzünle karışık mutluluk tablosunu fazla yaşayamadan kışa artık resmi olarak adım attığımız şu günlerde müzik dünyasında neler olup neler bitiyor? Yoğun iş tempom ve seyahatlerim yüzünden yazmaya bir süredir ara vermek zorunda kaldığım için özürlerimi sunuyor ve bir kez daha “Anne Bu Çalan Ne?” diye soruyorum:

174953 Esin İris “Yine Mavi”

Geçtiğimiz ay ilk solo albümünü yayınlayan Esin İris, müzik çevrelerinde başarılı sahnesi ve “iyi müzisyen” kimliği ile tabir edeceğimiz şekilde tanınan bir isim. “Bu Gece” adını taşıyan parçasıyla dinleyici karşısında çıkışını gerçekleştiren Esin İris ile geçtiğimiz aylarda Tolga Akyıldız moderatörlüğündeki geleneksel müzik bloggerları buluşmamızda tanışmış ancak albümü “Yine Mavi” çıktıktan hemen sonra verdiği lansman konserine fazla mesailerle geçen yoğun programım yüzünden katılamamıştım. Oldukça büyük ilgi gören bu konseriyle genç müzisyen, yoğun istek üzerine 2 hafta kadar önce yeniden Jolly Joker sahnesindeydi ve bu kez tüm şartlarımı zorlayıp özellikle orada olmak istedim ve başardım! İyi ki de oradaydım diyebilirim, zira İris’in son derece başarılı bulduğum canlı performansına ve sahne üzerindeki sonsuz enerjisine tanıklık etmek için epey bir geç kalacaktım. Hem kendi şarkılarından hem de yerli-yabancı seçtiği tutku dolu şarkılardan oluşan zengin bir repertuar ile sevenlerinin karşısına çıkan müzisyenin albümünü ise ayrıca çok beğendim. Yakın zamanda adını daha çok duyacağımızdan ve kalıcı olacağına olan inancımdan bahsetmeye gerek bile görmüyorum..

“Karışık Kaset” vizyonda

Geçtiğimiz Salı akşamı, Uygar Şirin‘in aynı adlı romanından beyazperdeye aktarılan “Karışık Kaset”in gala gecesine davetliydim. Şirin’in, romanını yazmadan evvel özellikle görüşmek istediği isimlerden biriydim, müzik tutkumun hikayesini ve DJ’lik anılarımı dinlemek istemişti. Kitap yayınlanıp da imzalı olarak elime ulaştığında doğal olarak oldukça heyecanlıydım. Şirin’in yarattığı karakterler öyle sıcak ve gerçekçiydi ki, içinden şarkılar geçen bir aşk hikayesi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Elbette pek çok filmde olduğu gibi bu filmde de kitaptaki her ayrıntı resmedilememiş, sayfaların sizi o içinize çeken tarafı 90 dakikaya sığdırılamamıştı belki ama, bu kez işin içine sinema büyüsü de eklenmiş ve şarkılar da fonda işitsel duyularımızı harekete geçirmeye yetmişti. Sarp Apak ve Özge Özpirinççi‘nin başrollerini paylaştığı filmin yönetmeni Tunç Şahin. 1990’lı yıllardan itibaren tanışan Ulaş ve İrem’in arkadaşlık ve aşk hikayesini konu alan film 20 seneyi aşkındır tanışmalarına rağmen beraber olmayı beceremeyen bir çiftin öyküsünü, her dönemin müziğini kendisine fon alarak anlatıyor. 1990, 2000 ve 2010 olmak üzere kendisine üç durak seçen öykü, peşinden dönemin müziklerini de sürüklemiş. Çocuk oyuncu Ulaşcan Kutlu‘nun Sarp Apak’a oranla daha başarılı oynadığını söylemeden geçmiyor ve Kasımda Aşk Başkadır diyenlerin tam da bu mevsimde mutlaka sevebileceği türden, sıcak bir yapım olan bu filmi listenize almanızı öneriyoruz. Son olarak ise rahatsızlığı yüzünden bu geceye katılamayan Maria Rita Epik‘in filmde geçen 1979 tarihli “Seviyorum” şarkısını bilahare sevdiğimi özellikle vurgulamak istiyorum:)

“Bazı Şeyler” kliplendi

Sanatçı Nazan Öncel bu yaz Tarkan‘la olan düeti Hadi O Zaman ile malumunuz epeyce kulaklarımızda kaldı. Sonbaharın da etkisiyle albümünün ikinci video klibi bu kez daha yavaş tempolu bir şarkıya geldi: Albümle aynı adı taşıyan “Bazı Şeyler”.  Akşit Togay ve Mabel Matiz’in yönetmenliğinde çekilen ve Mabel Matiz’in aynı zamanda misafir oyuncu da olduğu klipte dış çekimler Kadıköy, Haydarpaşa Tren İstasyonu, Gülhane Parkı gibi yerlerde yapılırken, bir metafor olan siyah tül ve mendili gerçeklik duygusunu yakalamak adına 1 günlük emekle Belgrad Ormanları da videoda geçen mekanlardan biri olmuş. Klip boyunca gökyüzünde oradan oraya savrulan siyah tül ve mendil, ayrılıkları, ölümleri, aşk acısını, anlatırken fotoğraflarla da yokluğunu hissettiğimiz, aradığımız, özlediğimiz, kimbilir kimleri temsil ediyor..

İskender Paydaş, çıkışının üstünden süre geçse de “Zamansız Şarkılar-II” albümünün konserlerine nihayet başladı ve ilk konserini 17 Kasım’da Jolly Joker’de verdi. Oldukça kalabalık bir kitle karşısında sahneye çıkan ünlü müzisyene İrem Derici, Mustafa Ceceli , Murat Dalkılıç, Sibel Tüzün, Ozan Ünlü ve Pelin Yılmaz gibi sanatçı ve müzisyen dostları eşlik etti. Doğrusu Paydaş’ın her konseri gibi bu konseri de oldukça keyifliydi..

Gülden Mutlu’nun ilk albümüne çok az kaldı

guldenmutlu2Haftanın belki de en güzel sürprizi önce “Soğuk Odalar”, ardından “Unutamam Dedin” şarkılarıyla dikkat çeken ve kısa sürede hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinen müzisyen Gülden Mutlu‘nun Aralık ayında Pasaj Müzik’ten çıkaracağı ilk solo albümü “Sen Yokken Olanlar”ın habercisi “Yatsın Yanıma” oldu. Söz ve müziği her zamanki gibi Mutlu’ya ait olan şarkının uzun bir süre dilimizden de kulağımızdan da kolay kolay çıkamayacağı çok açık. Çok yetenekli bulduğum bir müzisyenin ilk albümünü sabırsızlıkla bekleyenlerden biri olarak heyecanımın katlanarak arttığını belirtmeliyim.

Yazımı “Yatsın Yanıma”nın sözleriyle tamamlamak istiyorum:
Delirdim hasretinden,
Sığamadım, evler değiştirdim,
Diz çöküp Tanrı’dan seni dilendim.
Ağlama dediler de,
Gözümde yaş mı kaldı güzelim?
Ben, sen sen diye, tükendim.
Yatsın yanıma,
Sarılmasın dönsün uyusun,
Bir gece kalsın benimle,
Kırk yılım onun olsun.

Gülden Mutlu – Yatsın Yanıma (Pasaj Müzik)

Herkese yılın bu son aylarında sağlıklı ve güzel günler dilerim. Müziksiz kalmayın!

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!), Kasım 2014

“Müzik Blogları Fikir Takımı” buluşmaları devam ediyor

muzikbloglariTolga Akyıldız öncülüğünde bir araya gelen ve düzenli aralıklarla buluşmalarını sürdüren Müzik Blogları Fikir Takımı‘na üye blog sahipleri, bu yılın ilk buluşmasını geçtiğimiz günlerde Şişhane’de Safi Meyhane’de yaptı.

Mor ve Ötesi’nin başarılı solisti Harun Tekin’in konuk olduğu gecede blogger dostları grupla ve müzik dünyasıyla ilgili merak ettiklerini müzisyenle paylaşırken Yeni Rakı eşliğinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Moderatörlüğünü Tolga Akyıldız’ın üstlendiği ve Türkiye’nin önde gelen müzik bloglarını biraraya getiren Müzik Blogları Fikir Takımı, bu yıl da yerli ve yabancı müzik piyasasıyla ilgili konuları çeşitli aralıklarla ele almayı ve tartışmayı sürpriz konuklar eşliğinde sürdürecek.

Aydilge “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana”

IMG_20140203_203753

Bir sanatçı, farklı bir ruh, arkadaşlıktan dostluğa…

Aydilge ‘yi ilk video klibi “Yalnız Değilsin” sayesinde tanımıştım. Şarkı o dönemde hissettiklerim konusunda yalnız olmadığımı benim gibi hisseden ve düşünen başka birilerinin de varlığını bana yeniden hatırlatmış kendimi iyi hissetmemi sağlamıştı. Yıllar geçiyor o güzel şarkılar, güzel video klipler yapmaya devam ediyordu.

Bir gün kendi grubumun provasında eski gitaristim (Onada ayrıca teşekkür ederim.) Sevgili Ümit Eren Oğuz ( Şuan da “Hayat Meyal” grubunun gitaristi ve onlarında yakında albümleri çıkıcak.) “İrem Aydilge’yi sever misin? Eğer seviyorsan sahnede bir iki şarkısını söylemek ister misin?” dedi. “Tabii ki severim özellikle ‘Yalnız Değilsin’ şarkısını söylesek ne güzel olur…” dedim. Bir anda playlistimize dört tane “Aydilge” şarkısı eklendi tüm ekip özellikle ” Sorma” coverına bayıldık. Hatta o kadar güzel olmuştu ki bizim yaptığımızı beğenmedik ve şarkıyı geri çektik. Gitaristler şarkıları çalarken çok eğleniyor özellikle gitar sololara bayılıyorlardı.

Aradan bir kaç zaman sonra sevgili Tolga Akyıldız’ın düzenlediği “Açık Sahne” etkinliğin sayesinde kendisi ile yüzyüze tanışma fırsatı yakaladım. Sakin ve güler yüzlü tavrı hemen kendisi ile röportaj yapma isteğimi tetikledi ve bir anda ” Müsait bir gününde röportaj yapabilir miyiz?” diye ağzımdan hemen sözcükler dökülü verdi. Allah’tan o kadar naif ve tatlı ki “Tabii ki..” ne zaman istersen dedi.

Bu güzel günden bir süre sonra, benim için hayat ” Sorma ne haldeyim, sorma kederdeyim…” kıvamına gelmişti. Facebook iletimde bunu durumu anlatan bir kaç cümle yazdım ve bir anda dert ortağım oldu. Röportajdan öte onunla muhabbet sohbet edip, dostum olmasını istiyordum. Kadıköy sahnede ki konserine gittik ilk defa canlı performans olarak ekibini ve kendisini izliyordum. Sahnedeki o pozitif enerjisi ve güler yüzü herkes görmeli…

Bu konserin ardından yurtiçi ve yurtdışı bir çok konserler verdi ve sonunda sıra İstanbul’a gelmişti konsere zaten gidecektim ama konserden bir hafta önce bir hatırlatmada bulundu ve sonra da “sahnede beraber bir şarkı söyleyelim mi?” dediğinde inanılmaz mutlu olmuştum. (O konserde 90’lar da çok izlenen ve sevilen dizilerden ” Süper Baba” filminin soundtrack şarkısı ” Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısını beraber söyledik. )

Keyifli bir o kadar da eğlenceli geçen konserin ardından hemen artık röportajı yapmak istiyordum. Hemen sonraki haftasonu buluştuk. (Açıkcası röportajdan öte bu kadar hassas ve duyarlı biri ile karşılıklı sohbet etmek istiyordum.:)) Canım üniversite’den sınıf arkadaşım Çilem Ergül’de her zaman olduğu gibi yanımdaydı yolda bana “Soruların nerde ne soracaksın?” dedi “Soru filan yok!” dedim “İrem saçmalama röportaja gidiyorsun sorular olmazsa ne yazacaksın?” dedi bende “Hayır ben muhabbet etmeye gidiyorum. Aydilge çok farklı biri arkadaşım olmasını istiyorum” dedim. Suratıma bir bakışı vardı anlatamam… Hatta “Bütün akşam o kadar konuştuk neyi nasıl toparlayıp yazacaksın çok merak ediyorum”  diyip durdu. O güne kadar benim için hassas, naif, hemen kırılabilecek gibi olan kişi bir anda aslında ne kadar güçlü, kendi ile yüzleşmiş, egodan çoook uzaklarda, duyarlı biri vardı karşımda…

Bir çoğumuzun (bende dahil) ne kadar üzgün ya da mutsuz olsak da hep güçlü görünme isteğinin aslında ne kadar saçma olduğunu anladım. Dedim ki ” Üzgün olduğum zaman, hep iyi gözükmeye çalışırım bir şeyleri insanlardan saklarım.” Aydilge’nin cevabı o kadar güzeldi ki; “Duygularını özgür bırak. Derinde paletsiz, tüpsüz, korkusuz çırılçıplak yüzebilmek için… Teninle deniz arasına, ruhunla aşk arasına hiçbir şey koymadan…Kahramanca  hissetmek asıl marifet bunca robotlaşmış insan arasında… Acıdan, hüzünden kaçmadan her duyguyu kucaklayabilecek kadar cesur olabilmek… Hayatın her mevsimini kucaklayabilmek… Tek boyutlu değil, üç boyutlu yaşayabilmek… ” dedi. Bir anda gerçekten ne kadar haklı olduğunu anladım. ( “Bunu biraz düşünün!” derim ;) )

Kendisi ile o kadar barışık ki, yeri geliyor kendini çekinmeden eleştiriyor yeri geliyor, ortak piyasayı paylaştığı insanları açık sözlülükle eleştiriyordu. ( Amacım ortalığı karıştırmak olmadığı için kişi ya da grup adı söylemeyeceğim sadece samimiyetini anlatmak için bu kadar detay yazdım.) Yazmış olduğu dört tane güzel kitaptan (Kalemimin Ucundaki Düşler (1998), “Bulimia Sokağı (2002)”,“Altın Aşk Vuruşu (2004)”,“Aşk Notası (2011) ) ve bu kitaplarda bahsettiği kişilerin kimliklerine bürünmenin ona keyif verdiğinden konuştuk. Şarkı bestelerken ve söz yazarken büründüğü ruh haline biraz dokunduk… Dokuz Sekiz firmasından ve Ahmet Çelenk’le çalışmaktan ne kadar mutlu olduğu ve onlarla çalışmanın ona verdiği keyiften konuştuk. Yurtdışında ve yurt içinde  gerçekleştirdiği konserlerinde dinleyicinin katılımının çok güzel olduğunu ve  yüksek olduğu için İstanbul’a geldiğinde çok keyifli ve kendisine yaşattığı mutluluğu paylaştı. Fakat İstanbul ‘da bulunan ve artık bir avuç kalan konser mekanlarında konserlerinin bilet fiyatlarının öğrenciler için çok yüksek olduğundan ve zaten azıcık kalan bu mekanlarda da bilet fiyatlarının yüksek olması dinleyicinin konsere gitme isteğini azalttığını düşünüyor. Şahsen ben de bu konuda kendisi ile aynı fikirdeyim. Bir avuç mekan kaldı her öğrencinin konserlere gidebilmesi gerektiği kanısındayım. Öğrencinin bütçesi bellidir hele bir de İstanbul gibi büyük bir kente başka bir şehirden geliyorsanız. Konsere gitmek sizin için çok büyük bir lüks haline gelir. O yüzden konser biletleri konusunda kesinlikle indirim sağlanması gerektiği fikrindeyim.

Mutluluk kavramı üzerinde düşünüyormuş bu aralar. İnsanların acı çekmekten korktukları için hayatı gerçek anlamda yaşamaktan kaçtıklarını söylüyor. “Acı cömerttir aslında. Geçici, ucuz hazlardan çok daha fazlasını öğretir anlayana” diyor. “Acıyı, sıkıntıyı göze alırsak, gerçek anlamda yaşarız kana kana… Gerekirse de kanaya kanaya. Ama mutlaka hakiki doyumlarla. Hem birazcık kandan bir şeycik olmaz,içinde hakikat varsa…”

Yeni bir projeleri var bununla ilgili ben kopyasını veriyorum ama ne olduğunu söylemeyeceğim sizler Aydilge’nin facebook’ta bulunan; www.facebook.com/aydilge sayfasından ya da twitter’da @AydilgeSarp sayfasından detaylarını alabilirsiniz.. Konser tarihleri 14 Şubat Public Cafe&Bar Çorlu; 15 Şubat Volume Alsancak İzmir ve 22 Şubat BKM Mutfak Sahne İstanbul sahnelerinde olacak.

Aydilge’ye o güzel ruhunu bizlerle paylaştığı için, harika cesareti için, güzel şarkıları ve güler yüzü için teşekkür ederim. Nice keyifli sohbetlerimiz olsun…

Sevgili editörümüz Olcay Tanberken ben size ve takipçilerimize kısacık zamanda tanıyabildiğim kadarıyla “Aydilge” yi anlattım sende artık röportaj yaparsın. J Herkese sevgilerle…

Festival tadında bir gece: “Açık Sahne”

aciksahneMüzik sektörünün önde gelen isimlerinden gazeteci Tolga Akyıldız, bir markaya dönüşen Popvirüs partilerinin ardından şimdi de Açık Sahne’sinde konuklarını ağırlıyor. Mart ayında Hayko Cepkin, Aylin Aslım, Ogün Sanlısoy, Kargo, Redd, Koray Candemir, Erdem Yener, Aydilge ve Melis Danışmend gibi isimlerin sahne alarak Eskici, Kung Fu, Biz, Frapan gibi genç gruplara destek verdiği muhteşem gecenin ardından, Akyıldız sahnesini bir kez daha genç gruplara ve geceye katılımlarıyla onlara görünürlük sağlayacak olan ünlü grup ve müzisyenlere açıyor.

Zaman zaman Özge Tığlı ve Tolga Akyıldız’ın “Popçu Dükkanı”nda DJ kabinine geçeceği gece eğlence ve bol bol canlı müzik vaat ediyor; tabii sürprizlere de hazırlıklı olmak lazım. Ceza, Multitap, Can Bonomo, Keremcem, Bedük, Ayça Varlıer, Mavi, Sattas, Ayşe Saran, Ete Kurttekin, Özge Fışkın, Bora Duran, Cem Özkan, Rashit, Ege Çubukçu, Genç Osman , Mert Tünay gibi birçok ünlü müzisyen Neslihan Engin, Papyon, Korkuluk ve Son Feci Bisiklet’in sahnesini desteklemek üzere Açık Sahne’nin yakınlarında olacak.

Siz de 10 Mayıs gecesi Ghetto’da olun, AÇIK SAHNE’yi başkalarından dinlemeyin.

Tolga Akyıldız ile Açık Sahne

10 Mayıs Cuma 21.45

Kapı açılış: 20:30 Fiyat: 30 TL

http://www.biletix.com/etkinlik/PGT75/ISTANBUL/tr

Anne Bu Çalan Ne? (20 Mart 2013)

ozleme_tekin_kargalarGeçtiğimiz haftaki müzik mesaim 3 ayrı konser ve yeni çıkan albümleri dinlemekle geçerken bir akşam hiç üşenmedim uzun zamandır ertelediğim arşiv düzenlemesi işime de giriştim (burada şaşırma tepkinizi duymak için kulak kabartıyorum: “yalaan??!). Bunu yaparken pek tabii ki korktuğum başıma geldi ve her “bu kez başaracağım” diye başladığım girişimim “aa bu da varmış”,”şu şarkı nasıldı yaa” gibisinden düşünce balonlarıyla beni şarkıdan şarkıya, öteden beriye ve tabii yıllardan yıllara sürükledi ve arşiv düzenleme çabalarım yine bir başka bahara kaldı:)

Önce birkaç albüm ve yeni şarkıyla başlamak istiyorum. Rock müziğimizin en iyilerinden Özlem Tekin, 7. stüdyo albümü “Kargalar”ı geçtiğimiz hafta piyasaya çıkardı. Albümle aynı adı taşıyan çıkış parçası kadar albümün geri kalanı da oldukça sert gibi duruyor, Özlem Tekin’in güçlü vokali ile “işte bu, gerçek o!” diyenleri sonuna kadar tatmin edecek bir albüm yapmış Özlem Tekin. “Kıyamet” ve “Sebepsiz Savaş”a birer extra yıldız koydum. “Öz” albümünün unutulmazları arasında yer alan “Tarlalar”ı da bu albümde yeniden yorumladığını ekleyelim. Twitter sayfasında “albümümüz çok sert bulunmuş, radyolar çalmayız demişler. Youtube’la idare ediverin” diyen Özlem Tekin’i sevenleri ve müzikten anlayanlar elbette yalnız bırakmayacaktır, neyi ne amaçla çaldıkları konusunda hep bir soru işareti ve muamma içeren günümüzün “format” radyoları varsın Özlem Tekin çalmasın, kendileri kaybeder.

hadiseGeçen yaz yayınladığı “Biz Burdayız” adlı teklisiyle son albümünden biraz daha farklı bir rotaya giren ve eller havaya modundan -şimdilik- yavaş yavaş çıkarak daha kaliteli işlere imza attığına inanmaya başladığımız Hadise‘nin yepyeni şarkısı “Visal”i radyo rotasyonunda duymaya başladık. Sözleri İsra Gülümser‘e, bestesi Tolga Görsev‘e ait olan şarkının akustik ve dans versiyonlarını da başarılı bulduğumu söylemeliyim. Zaten bu kıza ne olduysa “Düm Tek Tek”ten sonra olmuş, Avrupa’da son derece başarılı olduğu tarzından çok fazla ödün vererek farklı müzikal kalıplara sokulmuştu. Son çalışmaları ile bence yeniden umut veriyor Hadise..

RaShit‘in -bence prodüksiyon ve sound olarak da kariyerlerinin en iyisi sayabileceğim- “İnsan Neslinin Sonu” albümü ile Hüsnü Arkan‘ın “Yalnız Değiliz” albümleri yeni çıkanlar arasında gerçekten tavsiye edebileceklerim arasında. Bunlara ek olarak yeni rock gruplarından Kung-Fu ile Eskici‘yi de sound olarak başarılı bulduğumu söylemeliyim, doğrusu pek çok grup ve yeni isim çıkıyor ve her birine yetişmek neredeyse imkansız ama bu ikisini muhakkak dinlemenizi ve enerjilerini yakalamanızı öneririm.

mavi2Gelelim geçtiğimiz hafta katıldığım 3 güzel etkinliğe. Çarşamba gecesi Sakman Kulüp‘te daha önce de izleme fırsatı bulduğum ve akustik performansıyla oldukça başarılı bulduğum Mavi‘nin konseri vardı. Her defasında belirttiğim gibi duru sesi ve kendine özgü yorumu ile dikkat çeken Mavi’nin şarkılarını seviyorum. İlk albümündeki “Düş” ve “30” şarkılarıyla tanımıştım ilk. Sonrasında geçen yaz “Kaptan” adlı bir tekli yayınladı ve yılın sonlarına doğru ikinci albümünü yayınladı. “Kaptan” dışında “Bilirim”, sözü Mavi’ye müziği ise Sanne Putseys‘e ait olan “Yine Aynı Hikaye” ve  çok yakında albümün ikinci videosu olarak izleyeceğimiz Özdemir Erdoğan‘dan bir cover olan “Aç Kapıyı Gir İçeri” şarkılarını içeren EP niteliğindeki albümü seveceksiniz. Sakman’da o gece kendi şarkılarının dışında Sezen Aksu‘dan Ajda Pekkan‘a, Kayahan‘dan Zuhal Olcay‘a, Ortaçgil şarkılarından yorumunu çok beğendiğim “Dilek Taşı”na kadar popüler müziğimizin derin ve duygulu sularından çok özel şarkılar ile bir gezinti sundu bizlere Mavi. Üstelik ona eşik eden de çok yetenekli sahne arkadaşları var, sahnede gerçekten tam bir uyum içinde çalıyorlar. Bir yerlerde yakalarsanız kesinlikle kaçırmayın, magazinsel ya da sansasyonel bir kişiliği hiç olmadı ve sevdiği işi yaptığını sahnedeyken gözlerinden okuyabildiğiniz bu tatlı sesi sakın ıskalamayın derim.

candemirdanismendCuma günü geldiğinde ise müzik yazarı Tolga Akyıldız‘ın  -daha önce aklıma nasıl gelmez diye ismini fena halde kıskandığım:)- “Popçu Dükkanı” aktivitesi için İrem Ezgimen ile soluğu Ghetto‘da aldık. Tolga’ya DJ kabininde eşlik eden ve her zamanki gibi bütün enerjisiyle ışık saçan DJ Özge Tığlı 80’ler ve 90’lar Türkçe Pop seçkileri ile ortamı ısındırdıktan sonra bu geceye özel “Açık Sahne” konsepti başladı ve alternatif/rock dünyasından pek çok isim teker teker sahne almaya başladılar. Müzik dünyasına yeni merhaba diyen (ya da ilk albümlerini henüz çıkarmış demek daha doğru) Kung-Fu, Frapan, Eskici, Can Gox gibi isim ve gruplar enerjik sahneleri ile dikkat çekerken Hayko Cepkin, Redd‘in Doğan Duru‘su, Aydilge, Koray Candemir & Melis Danışmend, Erdem Yener ve Aylin Aslım gibi yıldızlar da Ghetto ortamını epey şenlendirdiler. Burada şenlik sözcüğü çok doğru bir tanımlama esasen çünkü gece tam anlamıyla mini bir müzik festivali havasında geçti. Önümüzdeki aylarda bu aktivitenin bir devamını beklemek şart ve farz oldu sanırsam çünkü o gece orada görmeyi istediğimiz, gelmesi beklenen ama çeşitli sebeplerle katılamayan pek çok müzisyeni daha Açık Sahne konsepti ile birarada izlemek oldukça keyifli olacağa benziyor:) O gece yalnızca sahnede değil salonda da epey müzisyen ve isim biraradaydı; Gökçe, Salt, Jale, Zeliha & Nazmi Sunal, Hakan Eren, Ömer Erişmen, Hakan Küfündür, Tunca Tutkun, Emre Duymaz, Nagihan Ataç, Gülçin Kocakır ve daha pek çok basın ve müzik dostu da bu gece bu keyifli partide biraraya geldi (Böyle geceler de olmasa?). Az daha unutuyordum, İrem’le Ghetto öncesinde Küçük Bronx‘ta demlendiğimizi ve enerjik sahneleri ile dikkat çeken Dekadans grubunu izlediğimizi -ve hatta Canlı Karaoke kısmında da çok eğlendiğimizi eklemek istiyorum. Çocukların sahnesi çok iyiydi, haftasonu eğlenceniz için iyi bir seçenek olabilir..


Cumartesi gelip çattığında uzun zamandır takvivimde -gelsin artık şu gün- diye bana gün saydıran Sezen Aksu & Fahir Atakoğlu & Ara Dinkjian konseri için bu kez Lütfi Kırdar‘daydık ve Figen Aslan ile beraber Sezen şarkılarını öncekilerden farklı olarak ilk kez piyano ve ud eşliğinde izlemenin bir başka keyfini yaşadık. Sezen, -geceye özel ağırlıklı olarak yavaş tempolulardan seçtiği- sevilen parçalarının dışında bestesi Ara Dinkjian’a ait olan Ahmet Kaya şarkısı “Ağladıkça”yı söylemekle kalmadı, “Sarı Gelin”‘in Ermenice & Türkçe yorumu ile de sürpriz yaptı. Bu gece için oradan oraya koşturan sevgili Gülçin Kocakır‘dan bu konserin Avea‘nın Sıradışı Müzik ‘te bu sezonki son konser olduğunu öğrendim, umarım seneye yine devam eder bu konserler serisi. Bundan önce de Michael Nyman Band ve Mostar Sevdah Reunion‘ı izleme fırsatı bulmuştum, Avea’ya bu isimleri ülkemize getirdiği için tebriklerimi iletiyorum.

Sezen Aksu Fahir Atakoglu Ara Dinkjian

Son olarak bu haftayı Pinhani‘nin “Canlı Yayın” adlı performans albümleriyle kapatmak istiyorum. İlk albümü takip eden 7 yılda bir çok konser veren başarılı grup, bu defa samimi bir ortamda, küçük bir apartman dairesinin salonunda yaklaşık 30 seyirciye bir konser vermiş ve bunu bir albümle arşivlerimize katıyorlar. Üstelik içinde kendi repertuarlarından şarkılar dışında “Bir Damla Gözlerimde”, “Bir Varmışım Bir Yokmuşum” gibi söz ya da müzikleriyle katkıda bulundıkları şarkıları, “Şairin Elinde” gibi sevdikleri başka şarkıları da söylemişler. Çıkış parçaları ise Neşet Ertaş‘a bir saygı niteliğinde: “Gönül Dağı”. Çok çok başarılı bir cover olmuş! Pinhani’nin bu çalışması bana müzik tarihimizde önemli bir yeri olan şu 80’lerin en güzel müzik olaylarından Çekirdek pinhaniSanat Evi gecelerinin elden ele dolaşan ve nadir bulunan kaset-kayıtlarını hatırlattı (Bilmeyenler için olayı kısaca özetlersek; Bülent Ortaçgil ve Fikret Kızılok tarafından 80’lerin başında Bostancı’da kurulan  Çekirdek Sanat Evi’nde hem bu iki usta hem de Ezginin Günlüğü ve Yeni Türkü gibi daha birçok solist ve grup dinletiler sunmuş ve bu kayıtlar kaset olarak o gece orada bulunan dinleyicilere dağıtılmış. Ben tabii bu kasetlerden birine -o yıllarda İstanbul’da olmadığımdan-90’ların ikinci yarısında üniversite yıllarımdaki rutin bir sahaf gezintimde rastlamış ve bu da neymiş diye bir heyecanla atlayıp olaya yıllar sonra bu şekilde vakıf olmuştum:). Diyeceğim odur ki, Pinhani’nin “Canlı Yayın” adını verdiği bu akustik performans kayıt albümü de bir şekilde biz arşivcilerin muhakkak bir köşede sakladığı Çekirdek Sanat Evi kayıtları gibi çok değerli ve çok özel bir değer taşıyor, tıpkı Sıla‘nın bir otel sahnesinin kayıtlarından derlediği “Joker” albümü gibi bu tür küçük mekanlardaki canlı kayıt albümlerinin saklanabilir ve her akla geldiğinde özenle saklandığı yerden çıkarılıp tereddüt bile etmeden dinlenebilir tarafları her zaman olmuştur.

Sertab‘ın bu haftasonu yayınlanacak yeni albümü “Sade”nin çıkış parçası “İyileşiyorum”u çok heyecanlı bulduğumu ve bu hafta DikkatMüzik!te 2 ayrı röportaj okuyacağınız müjdesini de son not olarak ekliyor, izninizle hepinizi selamlayarak kaçıyorum..

Ne diyorduk? Anne Bu Çalan Ne? Evet, işte o!:)

Müziksiz kalmayın…

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

Avea Müzik Bloggerları Fikir Takımı-7.Buluşma: “Türk Rock Müzik Tarihi”

Avea’nın Türk müzik sektörüne yön veren isimleri müzik bloggerları ile biraraya getirdiği “Tea & Talk” buluşmalarından daha önce DikkatMüzik!‘te bahsetmiştik. İşte o buluşmaların 7.cisi geçtiğimiz günlerde “Türk Rock Müzik Tarihi” başlığıyla Blogger’s Base‘de gerçekleşti. Tolga Akyıldız moderatörlüğünde sektörün en önemli isimlerinin katıldığı buluşmanın konukları müzik araştırmacısı, yazar ve radyo programcısı Güven Erkin Erkal, Blue Jean Dergisi yayın yönetmeni Çağlan Tekil ve birçok albümün prodüktörlüğünü yapan Pentagram üyesi Tarkan Gözübüyük oldu.

Türkiye’de rock müziğin yeniden yükselişe geçtiği 80’li yılların sonundan itibaren ilk Türkçe sözlü rock yapan grubun Bulutsuzluk Özlemi olduğunun vurgulandığı buluşmada Erkin Koray, Moğollar, Cem Karaca ve Barış Manço gibi geçmişin kült isimlerinden beslenen yeni dönem Türkçe rock’ta kimlerin nasıl bir yerde durduğu, “Türkçe rock” diye birşeyden söz edilip edilemediği konularına değinilirken 90’lı yıllardan bu yana geniş kitlelerce sevilmiş önemli temsilcilerinin Teoman, Şebnem Ferah, Kargo, Özlem Tekin, Mor ve Ötesi, maNga, Kurban ve Nekropsi gibi isim/grupların altı çizildi. Anadolu Pop/Rock denen oluşumdan ancak ve sadece yararlanmayı bilen ve yeni bir müzik anlayışına sahip olmayıp bu türü sadece “devam ettiren” isim/gruplar eleştiri konusu olurken, sohbetin farklı bakış açılarıyla sürmesi 2000’li yılların gruplarını daha çok değerlendirmeyi bir başka buluşmaya bıraktı. Tea&Talk buluşmalarında muhakkak değinilen “Müzik yazarlığı” konusu da bu buluşmada yine gündem maddelerinden biriydi.

Bloggerlar olarak Türk Rock Müzik Tarihi başlıklı toplantının devamının mutlaka gelmesi gerektiği konusunda ortak bir görüşe sahip olmakla beraber, yeni sezondan önceki bu son “Avea Müzik Bloggerları Fikir Takımı” toplantısının çok verimli geçtiğini söyleyebiliriz.

Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)

DikkatMüzik!, bu ayki Esquire’da

DikkatMüzik!, Esquire dergisi Şubat sayısına Olcay Tanberken‘in Can Bonomo ve Eurovision Şarkı Yarışması‘na katılımına ilişkin bir değerlendirme yazısı ile konuk oldu. Tolga Akyıldız‘ın müzik sayfalarında tanıtılan blogumuz, yakında yeni sürprizler ile sizlerle..